“SDG, Suriye’nin devlet güvenlik kurumlarına dahil edilecek.
Tüm Suriyelilerin siyasi temsil hakkı garanti altına alınacak. Dini ve etnik köken farkı gözetmeksizin anayasal eşitlik sağlanacak.
Kürt toplumu, Suriye devletinin resmi bir parçası olarak tanınacak ve vatandaşlık hakları güvence altına alınacak.
Suriye topraklarının tamamında çatışmalar durdurulacak.
Rojava’daki (Kuzeydoğu Suriye) tüm sivil ve askeri kurumlar, devlet yönetimi altında birleştirilecek. Sınır kapıları, havaalanları ve petrol sahaları devlet kontrolüne geçecek.
Suriyeli mültecilerin evlerine dönüşü sağlanacak ve güvenlikleri devlet tarafından garanti altına alınacak.
Şam yönetimi, savaşın yıkıcı etkileriyle mücadelede ve ülkenin toprak bütünlüğünü tehdit eden unsurlara karşı harekete geçecek.
Suriye devletinin, Esed rejiminin kalıntıları ve ülkenin güvenliği ile birliğini tehdit eden tüm unsurlara karşı mücadelesine destek verilmesi, bölünme çağrıları, nefret söylemi ve Suriye toplumunun tüm bileşenleri arasında fitne yayma girişimlerinin reddedilmesi
Bölünme çağrıları ve toplumda kaos yaratmaya yönelik girişimler reddedilecek.
Uygulama komisyonları, anlaşmanın yıl sonuna kadar tamamen hayata geçirilmesi için çalışacak.”
WASHINGTON POST’TAN ‘İÇ SAVAŞ’ UYARISI: ŞARA ZOR DURUMDA
Öte yandan, Washington Post, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara’nın, yabancı savaşçılar ve radikal grupların baskısıyla zor bir siyasi dönemece girebileceğini, Şara’yı iktidara getiren bu grupların, onun “ABD, Türkiye ve Batı ülkeleriyle işbirliği yapması ve şeriat hukukunu uygulamaması nedeniyle” karşıt bir tutum sergileyebileceğini öne sürdü.
ANKA’nın aktardığına göre ABD merkezli Washington Post gazetesinin dün yayınlanan bir haberinde, “Suriye’nin yeniden iç savaşa sürüklenebileceği” ileri sürüldü.
Haberde, “Suriye’nin geçici Cumhurbaşkanı Ahmed el-Şara, iktidara gelmesinde önemli rol oynayan Beşar Esad karşıtı yabancı İslamcı grupların varlığıyla ciddi bir siyasi sınavla karşı karşıya” denildi.
Geçmişte Beşar Esad’ı devirerek, Şara’yı iktidara getiren muhaliflerin, şimdi Şara’nın siyasi varlığını tehdit edebileceğine değinildi.
‘İSLAMCI GRUPLAR, ŞARA’YA SIKINTI ÇIKARABİLİR’
Haberde, Heyat Tahrir el-Şam (HTŞ) liderliğindeki birçok grubun, IŞİD ve diğer radikal fraksiyonlarla bağlantılı olduğu, bu grupların, Şara’ya “sıkıntı çıkardığı” öne sürüldü.
Haberde yer alan bilgilerde, bu gruplardan bazılarının, mart ayında Suriye kıyısındaki Alevilere yönelik katliamlara karıştığı ve Suriye yerel medyasına dayandırılarak, en az bin 300 kişiyi öldürdüğüne yer verildi. Ayrıca, Suriye’deki Hristiyan ve Dürzi toplulukların da iktidar değişiminden bu yana kanlı mezhepsel şiddetle karşı karşıya kaldığı bildirildi.
Washington Post, en radikal yabancı İslamcıların artık öfkelerini Şara’ya yönelttiğini iddia ederken; bunun nedeni olarak da Şara’nın şeriat hukukunu uygulamaması olarak gösterildi.
‘MİLİTANLAR, ŞARA’YI ŞERİAT HUKUKUNU UYGULAMAMAKLA SUÇLUYOR’
Haberde, şu ifadelere yer verildi:
“Bu militanlar, Avrupa ve Orta Asya gibi bölgelerden gelerek, Beşar Esad yönetiminin devrilmesine katkı sağladı. Ancak şu anda, bazıları Savunma Bakanlığı’nda üst düzey görevlere atanmış olsa da bu yabancı militanların ülkede kalması hem iç istikrarı tehdit ediyor hem de uluslararası destek arayışlarını zora sokuyor.
ABD, Suriye’ye uygulanan yaptırımların hafifletilmesi için bu yabancı militanların ülkeden çıkarılmasını şart koşuyor. Ancak Şara, bu militanları yeni orduya entegre etmeye çalışıyor ve onları kamuoyundan uzak tutmaya çabalıyor. Bu durum, hem Batı hükümetlerinin endişelerini artırırıken hem de militanlar arasında hoşnutsuzluğa yol açıyor. Bazı sert çizgideki militanlar, Şara’yı şeriat hukukunu uygulamamakla ve Batılı güçlerle işbirliği yapmakla suçluyor.”
Bu grupların, Şara ve hükümeti hedef almasının bir diğer gerekçesinin, Şara’nın, ABD ve Türkiye ile işbirliği yaparak, Suriye’deki radikal gruplara karşı adımlar atması olduğu iddia edildi.
ABD Başkanı Donald Trump, Şara ile geçen ay başında bir araya gelerek, çoğu Esad döneminde uygulanmaya başlanan yaptırımların kaldırıldığını açıklamıştı. Şara da bu adıma ilişkin, “Bu, halkın acılarını hafifleten, onların yeniden doğuşuna katkıda bulunan ve bölgedeki istikrarın temellerini atan tarihi ve cesur bir karardır” demişti.
RUBIO’DA SURİYE’DEKİ İSTİKRARSIZLIĞA DİKKAT ÇEKTİ
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’ya göre, Suriye hala aşırılık yanlısı faaliyetlerin yoğun olduğu bir merkez konumunda ve her an istikrarsızlaşabilir. Rubio, geçtiğimiz hafta yaptığı açıklamada, ülkenin “IŞİD ve diğerleri dahil olmak üzere cihatçı grupların oyun alanına” dönüştüğünü öne sürdü ve Suriye’nin “haftalar içinde çökme ve tam ölçekli bir iç savaşa sürüklenme” ihtimaline dikkati çekti.