Bolu 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, Bolu Sosyal Bilimler Lisesi’nin spor salonunda özel olarak oluşturulan salonda görülen duruşmaya, tutuklu ve tutuksuz sanıklar, yangında yaralananlar ile hayatını kaybedenlerin yakınları ve taraf avukatları katıldı. Salonun içi ve çevresinde kolluk kuvvetlerince geniş güvenlik önlemi alındı, yerleşke etrafındaki cadde ve sokaklar trafiğe kapatıldı.
DHA’nın haberine göre; Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile kayıt altına alınan duruşmada, otel müdürü tutuklu sanık Zeki Yılmaz’ın savunma yaptı. Yılmaz, savunmasına ölenlere başsağlığı dileyerek başladı. Bu sırada yangında ailesinden 8 kişiyi kaybeden avukat Yüksel Gültekin, sanığa tepki gösterdi. Yılmaz’ın avukatı, “Savunmasına müdahale etmeyin” şeklinde cevap verince salonda gerginlik çıktı. Mağdur ve yakınlarını kaybedenler ayağa kalkıp, bağırarak sanık avukatının üzerine yürümesi ile salonda gerginlik arttı. Bu sırada mahkeme başkanı, “Savunmalarını alacağım” diyerek iki tarafı sakinleştirmeye çalıştı. Polis ekipleri de sanık avukatının çevresinde etten duvar örerek tedbir aldı.
‘KIRIK KOLTUĞUNU BİLE DEĞİŞTİREMEYEN ADAMDAN MÜDÜR MÜ OLUR’
Savunmasına devam eden Zeki Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Resepsiyon, güvenlik, restoranla ilgili işlere bakarım, başka işlere de bakarım. Müdür olsam da resepsiyonda işlere bakan, odası bile olmayan, bordroda resepsiyon görevlisi olarak geçen biriyim. Grand Kartal Otel, aile otelidir. Emir Aras sezonda tüm çalışanların sayısını ve yapılacakların talimatını verir. Yapılacaklarla ilgili alınacak şeylerle ilgili ne gerekiyorsa patronlar karar verir. Otelin yönetim kadrosunda hiç bulunmadım. Otelde yapılan işlerden, alt kiracıya verilecek, iş yerinde lobide değişecek koltukla ilgili bile bana bilgi vermezler. Kırık koltuğum vardı, değiştiremedim. Kırık koltuğunu bile değiştiremeyen adamdan müdür mü olur? Benim otel müdürü sıfatı altında buna bile karar verme yetkim yoktu. Kültür ve Turizm Bakanlığı ekipleri denetime geldi, onlara refakat ettim. Birkaç eksiklikler belirlendi. Aynı gün itfaiye denetimi yaptı. Raporun geri çekildiğini bile savcılıkta öğrendim.
‘YANGIN SIRASINDA GENEL ALARM SİSTEMİ ÇALMADI’
6 aydır cezaevindeyim. Her gün bu elim olayı düşündüğümde, otelde yangınla ilgili hiçbir şey yaptıramazdım. Kusurumun olmadığını düşünüyorum. Yangında 9’uncu katta, 9050 numaralı odamdaydım. Yangın sırasında genel alarm sistemi çalmadı. Yangın sırasında alarm duymadım. Tarihi hatırlamıyorum ama kısa zaman öncesine kadar yangın tatbikatı da yapılmadı. Denetimle ilgili benim bir sorumluluğum yok. Yangın alarm sistemi sezon başında resepsiyonda çaldı. Kendiliğinden çaldı, teknik elemanı çağırdım. Kontrol yapıldı, odalar gezildi. Sorun olmadığı söylendi. Halit Ergül’ün kızları hafta sonu ve sömestr tatilinde gelirlerdi. Bizim başımızda Emir Aras vardı.
‘ALARMA BASTIM AMA ÇALMADI’
Yangın anlarını da anlatan Yılmaz, “Apar topar 4’üncü kata indim. Beni aradılar, paldır küldür indim. 5 kat merdivenden aşağı indim. O sırada elektrik vardı. Dumandan mutfak tarafına gidemedim. Izgaraların olduğu tarafta kapı vardı, onu da açamadım. Resepsiyon katına da çıkamadım. 3’üncü kata indim. Alarma da bastım ama çalmadı” dedi.
Mahkeme heyeti, “olası kastla öldürme” ile “olası kastla kasten yaralama” suçundan yargılanan sanık Yılmaz’a “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçlamalarına yönelik ek savunma hakkı verdi.
‘ÇOCUKLARIMI KİM KURTARDI BİLMİYORUM’
Duruşma, şirketin yönetim kurulu üyesi tutuklu sanık Ceyda Hacıbekiroğlu’nun savunmasının alınmasıyla devam etti.
Olay gecesini anlatan Ceyda Hacıbekiroğlu, “Olay gecesi ben de oradaydım. En yakın arkadaşımı da kaybettim. 6’ncı katta kalıyordum seslere uyandım. Eğlence sesleri, diye düşündüm. Yardımcım kapıyı açarak duman kokusu hissedip beni uyandırdı. 03.30 gibi annemi aradım, o da 6’ncı katta kalıyordu. ‘Havlu ıslat kapının altına koy sakın çıkma’ dedi. Annemi tekrar aradım, camı açıp sundurmaya çıkıp kaçmamı söyledi. Duman fazla gelmeye başlamıştı. Camda çocuk kilidi vardı ve açılmıyordu. Tahta çekiçle ilk camı kırdım. Çift camlıydı, ikinci camı kıramadım. Küçük bir delik açtım ve camdan sundurmaya indiğimde bayılır gibi oldum” dedi.
Hacıbekiroğlu, savunmasını şöyle sürdürdü:
“Sundurmaya merdiven dayamışlardı. Oradan indim. Çocuklarımı kim kurtardı bilmiyorum. Anneme de çatıya çıkmasını söyledim, kurtulduğumu söyledim. Annemi de çıkartmışlar. O nasıl oldu bilmiyorum. Yüzümde ve elimde kesikler vardı. Kartal Otel’e geçtim. Elime peçete alıp bastırmaya çalıştım. Benimle aynı katta kalan arkadaşlarım vardı. Onlar da çıkmıştı, otelde oturuyorlardı. Topallayan bir çocuk gördüm, koluna girdim. ‘Annemi istiyorum’, dedi. Kayak öğretmenleri çocuğu Kartal Otel’e getirdiler. İtfaiyeyi aradım ve bana yolda olduklarını söylediler. Atlayanlar vardı. Bir tanesinde merdiven vardı. Diğer 2 itfaiyede merdiven yoktu. 3 araç gelmişti az olduğunu düşünerek tekrar itfaiyeyi aradım. Sonrasında annem beni arayarak Kartal Otel’e yangının sıçrama ihtimaline karşılık diğer otele geçtik. İtfaiyeyi gördüm ve yangının arka tarafta yoğun olduğunu ve oraya müdahale etmeleri gerektiğini söyledim. Arka tarafa araçlar giremedi. Tuz gerekiyordu. Ben de ellerimle tuz attım. Arka tarafta branda açıldığını ve bir kişinin atladığını gördüm” ifadelerini kullandı.
‘OTELDE PATRON BABAMDIR’
Otelde patronun babası Halit Ergül olduğunu ifade eden sanık Hacıbekiroğlu, “Yangının garaja sıçrayacağı ve patlama olabileceği söylendi. Kayak hocası garajın boşaltılması gerektiğini söyledi ve babam da aracını garajın önüne park etmiş ve onun da aracını çekmesi gerekiyordu. Ben çocuklarımla sömestr tatili yapmak için gitmiştim otele. Böyle bir trajedinin yaşanması beni derinden üzdü. Şirkette 5 kişi bulundurma zorunluluğu vardı biz yönetime alındık. Bizim sorumluluğumuz ve yetkimiz olmamasına rağmen babam bizi yönetim kuruluna aldı. Otelde patron babamdır. Benim imza ve talimat verme yetkim de yoktur” diye konuştu.