1. Haberler
  2. Gündem
  3. Murat Çalık’ın annesi hastane bahçesinden Adalet Bakanı Tunç’a seslendi

Murat Çalık’ın annesi hastane bahçesinden Adalet Bakanı Tunç’a seslendi

İki kez kanser tedavisi gören ve cezaevinde sağlık durumu ağırlaşan Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık'ın annesi Gülümser Çalık, hastane bahçesinden Adalet Bakanı Yılmaz Tunç'a seslendi.

featured

Mehmet Murat Çalık’ın ailesi, yaşanan sağlık sorunları karşısında seslerini duyurmak için kamuoyuna ve yetkililere çağrıda bulunuyor. Tutuklu bulunduğu süreçte rahatsızlanan ve hastaneye kaldırılan Çalık’ın, Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yapılan tetkiklerinde lenfoma nüksü şüphesi belirlendi. Yapılan kemik iliği biyopsisinde ise değerlerin kritik eşik olan “4-5” düzeyinde olduğu belirtildi. Ancak hastanenin raporuna rağmen Adli Tıp Kurumu (ATK), tüm tetkiklerin yeniden yapılmasını isteyerek Çalık’ın İzmir Şehir Hastanesi’ne sevk edilmesine karar verdi.

Çalık’ın hastane bahçesinde bekleyen annesi Gülümser Çalık, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a seslenerek, “Adalet Bakanı’na yalvarıyorum, vicdan diyorum, insaf diyorum. Bu oğlumu bir an önce inceleyip cezasını kesip eve göndersinler. Çocukları var, günah. Ben bir anne olarak çok üzgünüm. Çok üzgünüm, çok üzgünüm. Feryat ediyorum, başka da bir şey demiyorum.” diye konuştu.

Gülümser Çalık, yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Durumla ilgili şaşkınım. Birdenbire görüş günümüzde alıp götürdüler onu. Üzgünüm, şaşkınım. Neden yani? Daha önce yattığı hastanede olan işlemleri tekrar burada yapmanın bir anlamı yok ki. Oğluma sadece acı veriyorlar. İstemiyorum. Oğlum günden güne zayıflıyor. Bu da bir anne olarak bana dokunuyor. Yani ben ne yapacağımı da şaşırmışım. Adalet Bakanı’na yalvarıyorum, vicdan diyorum, insaf diyorum. Bu oğlumu bir an önce inceleyip cezasını kesip eve göndersinler. Çocukları var, günah. Ben bir anne olarak çok üzgünüm. Çok üzgünüm, çok üzgünüm. Feryat ediyorum, başka da bir şey demiyorum. Görmem engellendi. Göremeyeceğim onu daha. Bir ümit, buralarda bekliyordum, görüyordum onu. Şimdi görme de yok, göremeyeceğim. Görüş günüm de yok. Ne zaman göreceğim de belli değil. Tabii ki bir anne olarak bu beni çok üzüyor. Bugün 11’inci kata çıktım ama görme imkanımın olmadığını söylediler. Yani bu da beni çok fazla üzdü ve indim o hastanenin bahçesine. Feryadımı duysunlar. Nöbet tutmaya devam edeceğim ve bu hastane bahçesinden hiç gitmeye niyetim yok. Burada kalmayı düşünüyorum, çıkana kadar… Çıkana kadar buradayım. Onların da anneleri var, evleri var, aileleri var. Bak, gelinim rahatsızlandı, gelemedi. 12 yaşında bir torunum var. O da babasını istiyor yanında. Onların da çocukları var. İnsaf diyorum, vicdan diyorum, feryadımı duyun diyorum.”

‘O RAPOR NASIL DEĞİŞTİ?’

Çalık’ın ablası Sema Koçhan, hastanede detaylı tetkikler yapıldığını ve riskin ciddi boyutta olduğunun belirtildiğini hatırlatarak, ATK’nın raporunda değerlerin “3-4” olarak yazılmasına tepki gösterdi.

ANKA’dan Berfin Baysan’ın haberine göre Koçhan, şunları söyledi:

“Biz Murat Başkan’la birlikte 15 gün kadar Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeydik. Her gün bir tahlil ve tetkik yapıldı. Kemik iliği biyopsisi alındı ve orada çıkan raporda kemik iliği biyopsisinin 4-5 olduğu, zaten sınırın 6 olduğu söylendi. 4-5’te nüksetme riskinin çok yüksek olduğu belirtildi. Zaten onu da biliyorsunuzdur; boynundan da bir kitle alındı. O da doktorların ifadesiyle ‘başlangıç’mış. Yani ilerlemiş vakası farklı bir şeye evrilebilirdi. Hadi onu atlattık, kemik iliğinin sonucu da belliydi, raporda da yazıyordu. Fakat Adli Tıp’a giden raporda -sonradan bunu televizyonda, sosyal medyada gördüm- oradaki raporda değerin 3-4 olduğu yazıyor. Biz şok olduk, şaşırdık. Elimizde zaten hastanenin rapor bilgileri var. Neden bu 3-4 olarak yazıldı? Çünkü kardeşime orada herhangi bir muayene yapılmadı. Sadece Adli Tıp’a gitti, görsel olarak bakıldı. Tahlil, bir tetkik yapılmadı. Neye göre 3-4 yazıldı? Akıllara zarar. Ve biz de bunu soruyoruz. Neden bu tahlil burada değişti? Değeri değişti?

Ve ben bu sefer diyorum ki;  bizi tekrar şehir hastanesine yolladılar, biz Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde neden o zaman yattık? Oradaki profesörlerin, hocaların yazdığı raporu yok saydığınız yerde o hastaneyi de yok saymış oluyorsunuz. Biz tekrar kemik iliği biyopsisinin alınmasını asla istemiyoruz. Çünkü çok ağrılı bir işlem bu. Kendi de zaten biz yanına girdiğimizde, bize bir görüş ayarlanmıştı hastanede, ‘abla çok acıdı’ dedi o kemik iliğinin alındığı yer. Onu istemiyoruz. Ve artık sesimizin duyulmasını… Ben hâlâ ve ısrarla soruyorum: Bu Adli Tıp’ta bu rapor nasıl 3-4 olarak kayda geçti, merak ediyorum.

Biz bu sürece baştan beri ‘hasta’ diye değil, ‘hastalığı nükseder’ diye yaklaştık. Ve o aşamadayız. Hâlâ neyi araştırıyorlar, neyi soruşturuyorlar bilmiyoruz. Sadece vicdana sığınıyoruz. Vicdan diyoruz, merhamet diyoruz. Asla kötü bir şey söylemiyoruz. Diyoruz ki  ‘Allah’ım, sen dualarımızı kabul et.’ Allah’a sığınıyoruz. Başka sığınacak hiçbir şeyimiz kalmadı artık.”

AVUKATLARA SINIRLAMA

Aile üyeleri ayrıca, hastane odasına sadece iki avukatın girişine izin verilmesine de tepki gösterdi. Yeşim Koçhan, “Biz şu anda gerçekten çok aciz bir durumda kaldık, oradan oraya, oradan oraya sürüklenmekten… Allah’ın adaletine güveniyoruz, tıp doktorlarına da güveniyoruz. Adalet Bakanı’na merhamet diyorum. Onu doğru kararlar vermeye davet ediyorum. Çünkü kardeşimin İzmir Araştırma Hastanesi’nde çıkan ve 4-5 sınırında olan kemik iliğinden alınan tetkik değeri, Adli Tıp raporunda 3-4 olarak değiştirilmiş. Aklımız almıyor. Yani böyle bir şey nasıl yapılır? Bu hangi vicdana sığar? Herkesi merhamete davet ediyorum. Bu yaşadıklarımızı Yüce Rabb’im kimseye yaşatmasın diyorum. Çünkü bizler vicdanlı insanlarız, merhametli insanlarız, ahlaklı insanlarız. O yüzden kardeşimin bir an önce doğru şekilde, doğru kararla evine gelmesini istiyoruz. Kardeşim çok zayıfladı. Her tarafı morarmıştı, perişan bir vaziyetteydi. Ve 18 değil, 25 kilo… 25 kilo kaybetti benim kardeşim. Sağlığıyla beraber bir an önce evine dönmesini diliyorum Yüce Rabb’imden. Avukatlar da dediler ki, iki avukat sınırlaması getirmişler. İkiden fazla avukat da giremiyor yanına. Bu neyin kısıtlaması? Kardeşimin ne suçu var onu da bilmiyoruz. Bu neyin kısıtlaması? Biz kardeşimi görürsek ne yapabiliriz?  Allah’ın adaletine sığınıyorum” ifadelerini kullandı.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. 20 Temmuz 2025, 16:16

    (Bölüm 2)
    Bunu yaparak bir de eşi, çocukları ve annesi ve yakınları neden cezalandırılır?!
    Tüm bunlara ilaveten, o insan bir de ciddi ölüm riski taşıyan hastalıklar geçirmiş ise..
    Ve halihazırda 20 kadar kilio kaybetmiş ise…
    Neden tutuklu yargılanır ha, neden?!..
    Ey bu ülkenin hukuk devleti olduğunu söyleyenler, var mı bir cevabınız ha, var mı?!
    Bu soruları bir sade vatandaş olarak, hukuk adına, adil bir siyâset adına ve de en önemlisi, insanlık adına soruyorum.

  2. 20 Temmuz 2025, 16:11

    Bir insanın kaçması sözkonusu değilse..
    ilaveten de, karartacak delili yoksa…
    Ve de hakkında hazırlanmış bir iddianame dahi henüz yoksa…
    O insan neden tutuklu yargılanır acaba?!
    Hayatının her saniyesi bile kıymetli iken, neden özgürlüğünden aylarca edilir?
    Bunlar yetmezmiş gibi, yaşadığı Istanbul’da veya yakın çevresinde sanki cezaevi yokmuşçasına, neden İzmir Buca’daki bir cezaevinde hapsedilir?!
    Bunu yaparak bir de eşi çocukları, annesi(bölüm 1)

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!