Dışişleri Bakanlığı, Lahey Grubu tarafından 15-16 Temmuz’da Kolombiya’da düzenlenen toplantı sonucunda kaleme alınan 6 maddelik bildiriye Türkiye’nin imza atmamasına ilişkin açıklama yaptı.
Açıklamada, Türkiye’nin Filistin politikaları hakkında son günlerde dile getirilen iddiaların gerçeklerle asla bağdaşmadığı vurgulanarak, “Türkiye’nin Filistinlilere yönelik desteğini siyasi saiklerle karalamayı ve kamuoyunu yanlış yönlendirmeyi hedefleyen bu girişimleri reddediyoruz. Türkiye, Filistin konusunda hukuk ve adaletten yana, bağımsız bir politika izlemekte; İsrail’in Gazze’de işlediği soykırım suçları karşısında en güçlü tepkiyi vermektedir. İsrailli siyasetçilerin her fırsatta ülkemizi hedef alması, Türkiye’nin izlediği politikanın doğruluğunu kanıtlamaktadır.” ifadelerine yer verildi.
Dezenformasyon amaçlı iddiaların aksine, Bogota’da kabul edilen Ortak Bildiri’de kayıtlı önerilerin çok ötesinde kararların Türkiye tarafından alındığı ve uygulandığı aktarılan açıklamada, Türkiye’nin İsrail’le ticaretini Mayıs 2024’te tamamen kestiği belirtildi.
Açıklamada, Mayıs 2024’ten bu yana İsrail’le herhangi bir ihracat ve ithalat işlemi yapılmadığı ve bu karar uygulanırken Filistinli kardeşlerin mağdur olmaması için gereken tedbirlerin dikkatle uygulandığı savunuldu.
Türkiye’nin İsrail’e askeri amaçlı satışların engellenmesi amacıyla da her türlü önlemi aldığı ve uluslararası platformlarda öncü rol oynadığı kaydedilen açıklamada, Ankara’nın İsrail’e silah transferinin durdurulmasına yönelik olarak 52 ülkenin desteğiyle Birleşmiş Milletler (BM) nezdinde başlatılan girişime öncülük ettiği anımsatıldı.
Açıklamada, insani yardım gemisi Madleen’in durumunun da en başından itibaren yakından takip edildiği aktarılarak, İsrail’in, gemiye uluslararası sularda yaptığı hukuksuz müdahalenin uluslararası kamuoyunun gündemine taşındığı ve gemide bulunan vatandaşların serbest bırakılmasını teminen tüm girişimlerin yapıldığı ifade edildi.
Türkiye’nin, Gazze’deki Filistinlilerin yerlerinden edilmesini öngören tüm planlara karşı olduğunu her vesileyle sarih bir şekilde dile getirdiği vurgulanan açıklamada, bu çerçevede, Gazze’nin yeniden imarına ilişkin Arap Birliği-İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) planına desteğin açıklandığı ve Filistinlilerin sürgün edilmesini amaçlayan planlara karşı yürütülen her türlü çabaya da destek verildiği kaydedildi.
Açıklamada, dile getirilen asılsız iddiaların aksine, Türkiye’nin hukuki alanda da Filistin davasının en güçlü savunucularından biri olduğuna dikkat çekilerek, Uluslararası Adalet Divanı’nda (UAD) İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olan on üç ülkeden birinin de Türkiye olduğunu belirtildi.
Aynı zamanda, UAD’de devam eden iki ayrı istişari sürece de katkı sunulduğu ifade edilen açıklamada, İsrail tarafından öldürülen Türk-Amerikan vatandaşı Ayşenur Ezgi Eygi ve Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Dairesi (ICE) tarafından gözaltına alınıp ve 9 Mayıs’ta serbest bırakılan Rümeysa Öztürk ile ilgili konularda da gerekli hukuki, konsüler ve siyasi desteğin başından beri sağlandığı aktarıldı.
Açıklamada, “Türkiye, milletimizin vicdanında yer etmiş bu adalet mücadelesi karşısında hiçbir baskı ve karalama kampanyasının etkili olmasına izin vermeyecek; uluslararası hukuk ve insan hakları ilkelerinden ödün vermeden Filistin’in yanında olmaya devam edecektir.” ifadelerine yer verildi.
NE OLMUŞTU?
Ekonomi gazetesinden Zeynep Gürcanlı, “Türkiye neden eylem planına katılmadı?” başlıklı yazısıyla konuyu gündeme taşımış; Türkiye’nin Bogota’daki toplantıda 6 maddelik eylem planına imza atmadığını yazmıştı.
Kolombiya’nın başkenti Bogota’da 15-16 Temmuz’da İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına karşı çıkan 30 ülkenin temsilcileri bir araya geldi. Toplantıda İsrail’i kınayan bir bildiri kabul edildi. Toplantıya katılan 30 ülkeden 12’sinin eylem planına imzasını koyarken Türkiye’nin imza atmadığı öğrenildi. Eylem planının imzacıları arasında Bolivya, Kolombiya, Küba, Endonezya, Irak, Libya, Malezya, Nabimya, Nikaragua, Umman, Saint Vincent ve Grenadine ile Güney Afrika Cumhuriyeti yer aldı.