1. Haberler
  2. Analiz
  3. Uzaktan kumandalı ‘milliyetçilik’: MHP ve Ülkü Ocakları’nın ABD/BOP ve Barrack kontrolündeki işlevi

Uzaktan kumandalı ‘milliyetçilik’: MHP ve Ülkü Ocakları’nın ABD/BOP ve Barrack kontrolündeki işlevi

featured

Sefa Yürükel yazdı…

Bugün, Türkiye’de Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) ve Ülkü Ocaklarının tarihsel ve güncel rollerini Atatürk’ün milliyetçilik perspektifi üzerinden eleştirel bir üslupla incelenmesi gerekmektedir. MHP ve Ülkü Ocaklarının, ABD ve Büyük Ortadoğu Projesi (BOP) ile bağlantılı olarak uzaktan kumandalı bir “milliyetçilik” pratiği yürüttüğü ortadadır. Parti ve gençlik örgütlerinin Türkiye Cumhuriyeti karşıtı işlevleri, açılım süreçleri ve güncel siyasi konumları üzerinden analiz edilmesi ve öneri olarakta üyelerin dakika bile geçirmeden istifa edip T.C. ve Atatürk yanlısı milli güçlere katılması bugün en gerekli olan tavır olmalıdır.

Milliyetçilik, modern siyaset biliminin en tartışmalı ve çok yönlü kavramlarından biridir. 19. yüzyılda Avrupa’da ortaya çıkan ulus-devlet hareketleri, hem bağımsızlık hem de emperyal kontrol bağlamında incelenmiştir [Smith, 1991]. Türkiye’de Atatürk’ün milliyetçilik perspektifi, bağımsızlık ve halk egemenliğini merkezine koyarken, bazı siyasi hareketler bu çizgiden sapmıştır.

MHP ve Ülkü Ocakları, kuruluşlarından itibaren uzaktan kumandalı “milliyetçilik” örneği olarak değerlendirilebilir. Parti ve gençlik örgütlerinin Atatürk’ün milliyetçilik perspektifiyle alakasız olması,  partide ve oynadığı rolde Türkiye Cumhuriyeti karşıtı bir işlevin ortaya çıkmasına yol açmıştır. Konuya bilimsel bir yaklaşımla yaklaşırsak, MHP ve Ülkü Ocakları “ABD/BOP’un Türkiye kolu” gibi hareket etmektedir; kararları, dış talimatlara göre şekillenmekte ve milliyetçilik maskesi altında emperyal -Acenta- Aparat politikaların taşıyıcısı hâline gelmiştir.

ABD/BOP VE UZAKTAN KUMANDALI ‘MİLLİYETÇİLİK’

MHP, esasında bilimsel okarak konuya yaklaşırsak kuruluşundan itibaren bağımsız ve devrimci bir milliyetçi çizgi üretmemiş, anti-komünist bir eksende şekillenmiştir [Çandar, 2009]. Bu anti-komünist refleks, Soğuk Savaş döneminde ABD’nin Türkiye’deki ve bölgedeki stratejik çıkarlarıyla uyumlu bir biçimde kullanılmıştır. Bugün gelinen sonuçta ise Ülkü Ocakları ise gençliği, milliyetçilik maskesi altında iktidar ve BOP destekçisi bir araç hâline getirmiştir.

Güncel bir bakış açısıyla, MHP ve Ülkü Ocakları uzaktan kumandalı robotlar gibi hareket etmektedir. Lider kadroların stratejik kararları, aslında ABD veya BOP merkezlerinden gelen talimatların bire bir yansımasıdır. Milliyetçilik söylemi, ulusal bağımsızlık ve halk egemenliği yerine, emperyal projelerin yerel temsilciliği (acentası) için bir maske olarak kullanılmaktadır.

Günümüzde MHP’nin PKK ile yan yana gelmesi ve bazı açılım süreçlerine verdiği destek, bu stratejinin güncel bir göstergesidir. Bu durum, partinin kuruluşundan itibaren bağımsız bir milliyetçi çizgi üretmediğini, aksine Atatürk’ün milliyetçilik perspektifine karşı bir rol üstlendiğini göstermektedir.

ATATÜRK VE TÜRKİYE CUMHURİYETİ KARŞITLIĞI

Atatürk’ün milliyetçilik perspektifi, ulusal bağımsızlık, halk egemenliği ve çağdaşlaşma ilkeleri üzerine inşa edilmiştir [Ahmad, 1993]. Bu perspektife göre milliyetçilik, ülkenin bağımsızlığının korunması ve halkın egemenliğinin sağlanması için devrimci bir araçtır.

MHP ve Ülkü Ocaklarının pratiği ise tam tersine bir işlev görmüştür. Parti ve gençlik örgütleri geçmişteki gibi  Amerikancı anti- komünist çizginin bir devamı olarak , bugünde ABD/BOP eksenli politikaları destekleyerek, Türkiye Cumhuriyeti karşıtı bir rol üstlenmiş ve milliyetçiliği iktidarın ve emperyal merkezlerin aracı hâline getirmiştir. Güncel bir üslupla, MHP ve Ülkü Ocakları, “Atatürk’ün milliyetçiliğinin kostümünü giymiş, ama talimatla hareket eden kuklalar” olarak değerlendirilebilir.

Bu bağlamda, partinin ve örgütün üyeleri dakika bile geçirmeden istifa ederek milli güçlere katılmalıdır. Bu adım, yalnızca bireysel vicdan açısından değil, Türkiye’nin ulusal güvenliği ve bağımsızlık hedefleri açısından stratejik bir gereklilik olarak sunulmaktadır.

GENÇLİK ÜZERİNDEKİ ETKİLER

Ülkü Ocakları, gençliği bağımsız düşünceden uzaklaştırmış ve iktidar yanlısı bir yapı hâline getirmiştir. Bu durum, milliyetçilik maskesi altında otoriter bir gençlik ordusu yaratmıştır. Bilimsel bir bakışla olaya yaklaşırsak, gençler “her hareketleri planlanmış, kendi iradeleri yok” birer robot gibi partinin ve emperyal projelerin hizmetindedir.

Bu yapı, Atatürk’ün gençliğe hitabında çizdiği bağımsız ve özgür düşünce vizyonuyla doğrudan çelişmektedir.

TARİHSEL ÖRNEKLER VE AÇILIM SÜREÇLERİ

1980’li yıllardan itibaren MHP ve Ülkü Ocakları, siyasi sisteme yeniden eklemlenmiş ve “milliyetçilik” söylemi iktidar pazarlıklarının aracı hâline gelmiştir [Heper, 2013]. 2000’li yıllarda BOP’un Türkiye şubesi AKP ile kurulan “Cumhur İttifakı”, partinin kısmen bile olsa bağımsız politika üretme kapasitesini ciddi ölçüde sınırlamış ve sadece milliyetçilik söylemi iktidarın politikalarını meşrulaştıran bir araç hâline gelmiştir.

Açılım süreçlerinde MHP’nin pasif ve uyumlu tavrı, Atatürk’ün milliyetçilik perspektifine karşı açık bir karşıtlığı göstermektedir. Ülkü Ocaklarının gençlik üzerindeki etkisi de milliyetçilik özünden uzak, iktidar destekçiliği odaklı bir yapı sergilemiştir. PKK ile yan yana gelme ve bazı yerel politikalar, bu sapmanın güncel örnekleridir.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ VE UFUK AÇICI YAKLAŞIM

Atatürk’ün milliyetçilik perspektifine uygun bir dönüşüm için aşağıdaki öneriler sunulmaktadır:
1.İstifa ve Yeniden Katılım: MHP ve Ülkü Ocaklarının üyeleri, dakikalar içinde bu örgütlerden istifa ederek milli güçlere katılmalıdır.
2.Bağımsız Milliyetçilik Eğitimi: Gençler, Atatürk’ün devrimci ve bağımsızlıkçı milliyetçilik vizyonuna uygun olarak eğitilmelidir.
3.Ulusal Birlik ve Dayanışma: Milli-demokratik birleşik cephe çatısı altında tüm bağımsız milliyetçiler bir araya gelmeli ve ülkenin bağımsızlığını savunmalıdır.
4.Eleştirel Farkındalık: Parti ve örgütlerin geçmişteki hataları ve emperyal uyumları eleştirel bir şekilde analiz edilmeli ve geleceğe dair stratejiler bu farkındalıkla oluşturulmalıdır.

SONUÇ

Bugün, MHP ve Ülkü Ocakları, tarih boyunca Atatürk’ün milliyetçilik perspektifiyle alakasız bir çizgi izlemiş  ve 21. yüzyıl başlarından itibaren ABD/BOP eksenli bir yapı olmuş ve Türkiye Cumhuriyeti karşıtı işlevler üstlenmiştir. Gençliğin pasifleştirilmesi, ulusal çıkarların ikincil plana itilmesi ve PKK ile yan yana gelme gibi güncel uygulamalar, partinin tarihsel rolünü açık bir biçimde ortaya koymaktadır.

Çözüm, MHP ve Ümkü Ocakları üyelerin dakikalar bile geçirmeden istifa edip milli güçlere katılması ve bağımsız milliyetçilik anlayışını kabul etmeleridir. Bu kopma adımı, Atatürk’ün milliyetçilik perspektifine uygun bir dönüşüm için milliyetçi kesim için kritik bir stratejidir ve oynayacakları milli roller Türkiye’nin ulusal bağımsızlığı ile halk egemenliğini güçlendirecektir.

Kaynakça
•Ahmad, F. (1993). The Making of Modern Turkey. Routledge.
•Bora, T. (2018). Türk Siyasi Tarihi ve Milliyetçi Hareket. İletişim Yayınları.
•Çandar, C. (2009). Büyük Ortadoğu Projesi ve Türkiye. Doğan Kitap.
•Çetinsaya, G. (2010). Ülkücü Hareketin Tarihi. Ankara Üniversitesi Yayınları.
•Heper, M. (2013). Türkiye’de Siyasi Partiler ve İdeolojiler. Bilgi Üniversitesi Yayınları.
•Smith, A. D. (1991). National Identity. University of Nevada Press.
•Zürcher, E. J. (2004). Turkey: A Modern History. I.B. Tauris.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!