Ulaş Kaplan yazdı…
Alman dilbilimci ve tarihçi Heinrich Zimmer’ın önemli bir saptamasını, dostu Joseph Campbell şöyle aktarmıştı: “En iyi şeyler sözle anlatılamaz. Çünkü bunlar aklın sınırlarını, düşünceyi aşarlar. İkinci en iyi ise yanlış anlaşılır, çünkü bunlar anlatılamayan şeylere gönderme yapan fikirlerdir.” Zimmer’a göre üçüncü en iyi ise konuşması kolay olandır, günlük yaşantıda genelde konuşmakla yetindiğimizdir.
İnsanın varoluş serüveninin doğrudan anlatılamayan ama duyumsanan gizemini sanatçılar imgelerle, öykülerle, mecaz yoluyla ifade etmişler, aklın zaman ve uzam sınırlarını aşan bir gizem ile bağlantımızı canlı tutmamıza yardım etmişlerdir. Neşet Ertaş’ın Gönül Dağı’nda dile getirdiği “kalpten kalbe” giden, görülmeyen gizli yol gibi…
Bu gönül ve fikir önderlerinin bazıları toplumların en karanlık dönemlerinde ortaya çıkarak ışık kaynağı olmuş, çıkış yolunu göstermişlerdir. Nihat Genç de karanlığı aydınlatan bir kılavuzdu. Keskin içgörüsü ve söz sanatıyla en sıradan görünen olayın ardındaki olağanüstü insan derinliğini sezmiş ve aktarmıştı öykülerinde.
Yazı ve konuşmalarında, sözle anlatılamayanı anımsatmıştı bizlere defalarca: “Sahi nedir bu vatan sevgisi sebepsiz ağlatan… Anlat deseler anlatamadığın. İçin içine sığmaz tarifini yapamadığın. Dilin dönüp becerip söyleyemediğin. İçinize, coşkun, bitimsiz neşeyi koyan, neyse… Herhalde o’nun adıdır memleket sevgisi!” Tedavi sürecinde Gazi Üniversitesi Hastanesi’nde ziyarete gelen yüzlerce insan, 6 Temmuz Pazar günü Kocatepe Camii avlusunu dolduran binlerce insan bu sevgiyi Nihat Genç’in cesur yüreğiyle birlikte duyumsadı. Gölbaşı Mezarlığının toprağına karışan gözyaşlarında katıksız vatan sevgisi vardı.
25 yıl kadar önce Boston’da doktora öğrencisiyken kaldığım öğrenci yurdunda tanıdığım arkadaşım Tayvanlı Wei-Ta Fang, kendisini doğal hayatı korumaya adamış, kürsü sahibi bir profesör. Birlikte en son çalışmamız çevre duyarlığı ve ahlâk yargısı üzerineydi ve Motivation and Emotion adlı dergide geçen hafta yayımlandı. Wei-Ta bu makalenin duyurusunu sosyal medyada paylaşırken güzel bir sürpriz yaparak aynı zamanda Nihat Genç’i anlatmış. Kendisine daha önce hiç söz etmemiş olduğum halde, sosyal medya paylaşımlarımdan öğrendikten sonra araştırmış, Nihat Genç’e hayran kalmış ve kaybımızın büyüklüğünü ifade etmiş. Nihat Genç’in adalet anlayışı, vatanseverliği, dik duruşu ve Cumhuriyet fikri kendisine o kadar hitap etmiş ki Çince olarak “Cumhuriyeti Yaşatın” başlıklı bir yazı kaleme almış Facebook sayfasında. Nihat Genç’in duruşu ulusal olduğu kadar evrenseldi, çünkü insanlığın vicdanını yansıtıyordu.
Nihat Genç’in haykırışı “yok edin insanın insana kulluğunu” diyen Nazım’ın davetiydi. Nasıl ki Atatürk Türk devletinin bağımsızlığının ve varoluşunun simgesidir; Nihat Genç ve Veryansın TV de eğilmeden bükülmeden, biat etmeden gerçeği söylemenin, kabile ahlâkını aşarak gerçeğe bağlı kalmanın günümüzdeki simgesidir. Hukuk önünde herkesin eşit olduğu; insana, her türlü ayrıcalıktan bağımsız, insan olduğu için değer verildiği; Anadolu toprağında gerçek adalet ve özgürlüğün yeşerdiği; Cumhuriyet değerlerinin tam anlamıyla yaşama geçmeye başladığı günlere yaklaştığımızda mızrak çuvala sığmayacak. Anlatmaya sözlerin yetmediği, şimdilik yeterince kavranmayan gerçeklerin önemini hayat ortaya çıkaracaktır.