1. Haberler
  2. Analiz
  3. En uzun gün 29-30 Ağustos 1922

En uzun gün 29-30 Ağustos 1922

featured

Jale Ak Altunel yazdı…

Taarruzun beşinci günü genelde 4 saat süren Meydan Muharebesi olarak anlatılır ama Başkomutan Muharebesinden çok daha kritik gelişmelere sahne olmuş ve mücadele 36 saat sürmüştür. Başkomutan Muharebesi bugün yaşananların taçlanmasıdır. 

Bugünkü rotamız 45.5km’lik bir yol. Kütahya Zafertepe Çalköy’den, Uşak’a Düzlüce’ye geçiyoruz. 

30 Ağustos Zafer Bayramımızı Zafertepe’de kutlamak bambaşka bir ayrıcalıkmış 2023’te bunu yaşadığım için çok şanslı hissediyorum kendimi. Düzlüce’ye gidene kadar birçok şehitlik ziyaretinde bulunduk ve Yunan Ordusunun savaştan çok yaptıkları katliam yüzümüze tekrar tekrar tokat gibi çarptı. Yangın taburlarının yakıp yıkma faaliyetleri yanı sıra, ne kadar sivil varsa katletmeleri çoluk çocuk yaşlı demeden öldürmeleri, tecavüzleri, onları askerden ziyade birer bozguncu çetecisi, birer çapulcu durumuna düşürüyor. 

Askeri Tarih Belgeleri Dergisi’nden ve Osman Kutlu’nun Kurtuluş yolunda adım adım Büyük Taarruzdaki anlatımlarından okuduklarıma göre bugünün üç bölümde incelenmesi gerekiyor;

  • 29 Ağustos akşamından 30 Ağustos öğlene kadar

Süvari Kolordumuz 29 Ağustos akşamı aldığı emirle Murat Dağları kuzeyindeki Belova geçidine doğru hareket eder. O sırada Fahrettin Paşa ateşli bir nöbet geçiriyordur. Bu yüzden geceyi geçirmek üzere Altıntaş’ta kalır. Sabah biraz kendine gelir ve birliklerinin yanına gider. Süvari kolordusu Belova ormanlık geçidini tutmuştur, buradan geçmek isteyen düşman birliklerini esir ve imha etmektedir. Süvarilerimiz Belova Geçidi’nde, 23. Tümenimiz Aslıhanlar’da sabaha kadar savaşmışlardır. 2. Ordumuz da geceyi düşmanla temastan uzak geçirmiş ve nihayet bu sabah Çalköy Hamurköy hattına doğru yürüyüşe geçmiştir.

4. Kolordu 29 Ağustos günü Küçükköy-Kızılca hattına gelmiştir. Gün boyu yaptığı taarruzlar gece yarısına kadar sürmüş ve geceyi de bulunduklrı hatlarda geçirmişlerdir. 30 Ağustos sabahı gelen Başkomutanlık emriyle Hamurköy-Çalköy hattında saat 14.00’te taarruz etmek üzere hazırlıklara başladılar. (Fahri Belen Türk Kurtuluş Savaşı)

Trikopis’in 4-5-9-12 ve 13. Tümenleri çember içine girmiş çıkış yolu arıyordu. Kızıltaş Deresi’ne doğru gitmektense Türk Birliklerine taarruz edip yarıp geçmeyi düşündü. Önce 9. Tümeni ile 4. Kolordumuza bağlı 3. Kafkas ve 11. Tümenlerimize yüklendi. Geçemeyince bu kez 4. Tümeniyle Aslıhanlar bölgesindeki 23. Tümenimize taarruz etti. Hiç birinde başarı sağlayamayınca Çalköy-Allıören’e çekildi. 23. Tümenimize sabaha doğru son bir saldırı daha yaptı. Ama 23. Tümenin kahramanca direnişi karşısında çaresizce geri döndü. Çalköyü yakıp yıkarak Allıören’e kaçtı. 

Yani 30 Ağustos günü sanki her şey olmuş bitmiş gibi bir hava estirip bir de sırf aktivite olsun diye Dumlupınar’a yürüyüşler tertipleyen turistik Zafer Bayramcıları vardır ya hani, işte o turistik arkadaşlar bilmelidirler ki, 30 Ağustos’ta yaptığınız bu turistik yürüyüş,  Trikopis’in o günkü kaçma, geri çekilme rotasıdır. Yürünmesi gereken istikamet Çalköydür. 

Trikopis, birlik komutanlarının ve askerlerin teslim olma isteklerini şiddetle reddetmişti. Çekilme konusunda sorun yaşıyordu. Dumlupınar-Banaz istikametinde çekilme imkânı bulamamışlardı. Tek çare Kızıltaş Vadisiydi.23. Tümenimizin baskıları yüzünden toplanmaları gecikti ve öğleden önce çekilemedi. Buna karşılık 5. Ve 9. Tümen birliklerinin bir kısmıyla münferit gruplar sabah saatlerinde kaçmaya başlamışlardı. Bunların çoğu Fahrettin Paşa’nın komutasındaki süvarilerimiz tarafında kılıçtan geçirildi veya esir edildi. (Fahrettin Altay/ 10 yıl savaş ve sonrası)

Trikopis’in toparlanıp toparlanıp saldırıya geçmesi, Çalışlar bölgesindeki amansız mücadeleler, düşmanın Aslıhanlar-Arpagediği hattından atılması, 23. Tümenin uyumaya dinlenmeye fırsat bulamadan tekrar tekrar saldırıya uğraması, Plastiras müfrezesinin bölgeden atılması derken sabaha karşı (29’unu 30’una bağlayan gece) 04.00 sularında Trikopis 4. Tümeniyle ve sürekli gelen destek birlikleriyle büyük bir saldırı daha yaptı. Ama 23. Tümendeki askerlerimizin kahramanca direnişiyle büyük kayıplar verdirilerek engellendi. Artık bir saldırıya daha dermanı kalmayan düşman, çekildi.(İzzettin Çalışlar/İstiklal Harbi’nde Batı Cephesi)

BAŞKOMUTAN MUHAREBESİ

Pek çok kaynakta bu muharebenin sabah saatleri başladığı anlatılsa da bu durum teknik olarak mümkün değildi. Sabaha kadar savaşmış direniş göstermişti askerlerimiz. Zaten emir sabah 10.30’da verilmişti ve öğleden sonra 14.00’ü işaret ediyordu. Birlikler yerlerine ancak saat 17.00 suları gelebilmişler ve savaş 18.30’da başlamıştır. 

Atatürk, saat 14.00’te Zafertepe’ye (1181 rakımlı tepe) geldiğinde 4. Kolordunun 11. Tümeninin komuta yeri olarak yeni kurulmaktaydı. 61. Tümenin Akprim Tepe’de yaptığı çarpışmaları izledi ve 2. Orduya mesaj gönderdi. Daha ilerideki Allıören batısında da askerlerimiz olduğunu düşünüyordu. Ancak o bölgeyi göremediği için oranın boş kaldığını fark edemedi. Taarruz hazırlıkları uzadıkça sıkıntıdan yerinde duramıyordu. Daha fazla dayanamadı ve birliklerine özveriyle ilerlemeleri emrini gönderdi. Topçulara da mevzilerini gizleme ihtiyacı duymadan süratle ateşe başlamaları talimatını gönderdi. ‘Bu emirler onun hazırlıkların yapılmasını ne kadar sabırsızlıkla izlediğini gösterir.’ (Celal Erikan/Komutan Atatürk)

Doğudan baskılanarak süpürülmekte olan düşmanın önce güneyden Dumlupınar’a geçişi önlenmiş, kuzeyden de sıkıştırılınca savaşmak veya batıdaki dağlık vadiye kaçmak dışında yapabileceği bir şey kalmamıştır. Çalköy batısı ve Allıören Adatepe bölgesi yaklaşık 50 bin düşman askeriyle dolmuştur. 29 Ağustos akşamı 50 bine yakın düşman çembere girmişken, gece ve sabah yarısına yakını kaçmayı başarmış. Ama kaçanların çoğu Süvari kolordusu tarafından tutulan Belova Geçidinde esir veya imha edilmiştir. 

Düşman askeriyle kaynayan vadiye topçular bütün hınçlarıyla mermi yağdırıyordu. Nihayet saat 18.30’u gösterdiğinde Atatürk, süngü hücumuyla Adatepe’nin kısa zamanda ele geçirilmesi emrini gönderdi. Güneş ufuktan batmaya doğru giderken Yunan ‘Megali Ideası’ da batan güneşle birlikte yok oluyor, Türk’ün gerçek kurtuluş güneşi de doğmaya başlıyordu.

KAPLANGI DAĞI

Bugünü en uzun gün yapan ve en az Başkomutan Muharebesi kadar dehşetli çarpışmaların yaşandığı çok önemli bir yerdir Kaplangı dağı. 

29 Ağustos günü Çalışlar-Bakırcık Sırtları’nda akıllıca bir manevra ve şiddetli taarruzlarla düşman cephesini yarmaya muvaffak olan 1. Kolordu, kuzey istikametine gönderdiği 23. Tümenle, düşman birliklerinin birleşmelerine engel oldu. Büyük Taarruzun bu çok önemli olayının mimarları olan komutanlar, Atatürk’ün çok iyi tanıyıp güvendiği İzzettin Bey ve Ömer Halis Beylerdir. Kendi inisiyatiflerini kullanmışlardı bu kritik olayda. Bu yüzden her tür övgüye layıktırlar.

Franko ve Plastiras Kaplangı dağında yeni savunma hatları oluşturmak için çekildiler. Franko Kaplangı köylülerini silah zoruyla tepeye götürüp savunma mevzilerinin yapımında çalıştırmaya başladı. 30 Ağustos öğleden sonra Başkomutanın müdahalesiyle Kaplangı’ya doğru harekâtına devam eden 1. Kolordu, 23. Tümeni 4. Kolordu emrine bırakmış, cephenin en solundaki 6. Tümen de kendi emrine verilmişti. İzzettin Bey saat 14’te birliklerine taarruz emrini gönderdi. 6. Tümen Kaplangı dağının güneyindeki Yenice bölgesine, 14. Tümen Büyükoturak-İslamköy istikametine (Banaz geçidi) 15. Tümen Halaçlar-Hatipler-Düzlüce istikametine 57. Tümen (Reşat Albay’ın Tümeni) de Kaplangı Dağına taarruz edecektir.

Tam bu sırada işler tersine dönmeye başlar Plastiras Müfrezesi, bir Alay, iki top bataryası ve bir süvari bölüğü ile Düzlüce batısındaki tahkimatlı mevzilere yerleşmiş, büyük bir direnç sergilemektedir. Kaplangı’dan atılan düşman da toparlanarak ve takviye alarak karşı taarruza geçer. 57. Tümenin ele geçirdiği mevzileri alarak ilerlemeye başlar. Kaplangı Dağı savaşın merkezi ve Uşak istikametinde yapılacak takip harekâtının anahtarıdır. Daha önce uzun süre bölgede görev yapan İzzettin Bey bölgeyi çok iyi bilmektedir. Hemen tedbir almaya başlar. 14. Tümeni 57. Tümenin yardımına sevk eder. 2. Kolordudan bir tümen takviye ister. Nurettin Paşa, Kaplangı Dağı etrafından bir çevirme yapma konusunda fikrini sorar. İzzettin Bey her iki tarafın da sarp arazi olması sebebiyle bu çevirmenin en az iki gün alacağını söyler ve 2. Kolorduyu gerektiğinde emrine alarak, kullanabilme hakkını alır. İzzettin Bey askerlik hayatının bütün safhalarında Atatürk’ün yanında kurmay subayı olarak bulunmuş olmanın hakkını en iyi şekilde vermektedir. Burada da insiyatif almış ve gereğini yapmıştır. 

Kaplangı Dağında çarpışmalar gece boyunca hız kesmeden bütün şiddetiyle sürer ve mevziler savunma hatları defalarca taarruzlar ve karşı taarruzlarla el değiştirir. Ve sonunda gece 01.30’da Reşat Albay’ın çocukları yani 57. Tümen, Kaplangı Dağını bir daha kaybetmemek üzere ele geçirmeyi başarır.

Kaplangı yamaçları şehitlerimizle dolar. Büyük Taarruzun en büyük zayiatlarından biri burada verilir. Düşman sabah 05.00’e kadar aralıklarla karşı taarruzlarına devam etse de dağ üzerinde bir dağ daha olan Reşat Albay’ın çocukları, onlara geçit vermez. Ele geçirilen esirlerden alınan bilgilere göre 1. Kolordumuzun 3 Tümeninin karşısında yaklaşık 4 düşman Tümeni vardır. 57. Tümen bölgesinde ise yaklaşık 2 Tümene yakın düşman vardır. 

Eğer Uşak ve İzmir vatanın bir parçası olabilmişse bunu sağlayan başta 57. Tümenin kahramanları olmak üzere 1. Kolordudur. Ancak ne yazık ki ne yol üzerinde bir tabela vardır, ne de Kaplangı Muharebelerinden ders kitaplarında bahsedilir. Hatta o günleri anlatan pek çok kitapta bir cümleyle bahsedilip geçilir. Daha da acı olan şey hem 1. Kolordu, hem de 57. Tümen lağvedilmiş olup, bugünkü Türk Silahlı Kuvvetleri Teşkilatlanmasında yoktur.

Kaynak: Kurtuluşa doğru adım adım Büyük Taarruz

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!