1. Haberler
  2. Gündem
  3. Sahte e-imza skandalı davası: Depremde hayatını kaybeden gelininin diploması çalınan Nurgül Göksü Adalet Bakanı’na seslendi…

Sahte e-imza skandalı davası: Depremde hayatını kaybeden gelininin diploması çalınan Nurgül Göksü Adalet Bakanı’na seslendi…

"Sahte diploma" davasında, sanıkların 6 Şubat depremlerinde hayatını kaybeden 3 avukata ait hukuk fakültesi mezuniyet belgelerini de tahrif ettikleri belirlendi. Depremde hayatını kaybeden gelininin diploması çalınan Nurgül Göksu, "İddianameyi okursanız kendi aralarında birbirleriyle şakalaşıyorlar. 'Ya işte rahmetlinin de diplomasını kullanıyoruz' ama utanmazlar. Utanmazlar. Depremde 6 aylık bebeğiyle hayatını kaybeden bir annenin diplomasını kullanıyorsun sen. Bunu konuşurken, şakalaşırken hiç mi vicdanın sızlamadı senin? Hiç mi vicdanın sızlamadı" dedi. Göksü, "Buradan Adalet Bakanımıza bir kez daha sesleniyorum: Bu davalara sahip çıkılmasını istiyorum" diye konuştu.

featured

Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Erinç Sağkan, 15 hukuk fakültesi mezuniyet belgesinin “sahte diploma” davası sanıklarınca tahrif edildiğini, bunlardan 3’ünün 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş depremlerinde hayatını kaybeden avukatlara ait olduğunu ve bu kişilerin üniversite kayıtlarının sistemden silinip, yerine belge talep edenlerin kayıtlarının eklendiğini açıklamıştı.

Kahramanmaraş’ta yıkılan Ezgi Apartmanı’nda yaşamını yitiren Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu avukat Nesibe Kaya Zabun’un, Hatay’da yıkılan Firuz Mutlu Apartmanı’nda hayatını kaybeden aynı fakülte mezunu avukat Bestami Uğur Alkan’ın ve Malatya’daki Güner Sitesi’nde enkaz altında kalan İnönü Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu stajyer avukat Ali Mert İnce’nin mezuniyet belgelerinin de tahrif edildiği belirlendi.

Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde, kamu yöneticilerinin e-imzalarını kopyalayarak sahte diploma ve ehliyet düzenledikleri iddiasıyla sanıkların sanığın yargılanmasına devam etti. Duruşmayı, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da takip etti. Duruşma öncesi, Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ, Ezgi Apartmanı’nda yaşamını yitiren gelininin diploması çalınan Nurgül Göksu, aile avukatı Ahmet Çabukel ve Malatya Baro Başkanı Onur Demez konuya ilişkin açıklama yaptı.

‘6 ŞUBAT DEPREMİNİN YOL AÇTIĞI TRAJEDİLER NE YAZIK Kİ DEVAM EDİYOR’

Zafer Partisi Lideri Ümit Özdağ, “6 Şubat depreminin yol açtığı trajediler ne yazık ki devam ediyor. Kahramanmaraş’ta depremde iki avukat kardeşimiz Ahmet ve Nesibe Kaya Zabun ile 6 aylık bebekleri hayatlarını yitirdiler. Ahmet kardeşimizin annesi ve şimdi öğrendi ki avukat olan gelinin avukatlık diploması, hukuk diploması çalınmış ve bir başkası tarafından kullanılıyor. İçeride de bunda ilgili bir dava yürüyor” dedi.

‘HİÇ Mİ UTANMADINIZ BUNU YAPARKEN?’

Anka’nın haberine göre depremde hayatını kaybeden gelininin diploması çalınan Nurgül Göksu, şöyle konuştu:

“Üç yıldan bu yana Ezgi Apartmanı davasında bir mücadele veriyorum. Çocuklarımın adaleti için mücadele veriyorum. En son gelinim Nesibe Kaya Zabun’un Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi diplomasının çalındığını öğrendim. Benim gelinim enkaz altında kaldığı süresince 6 aylık torunum Asude kollarındaydı. Enkazdan çıkardığımızda ikisi yan yanaydı. Gelinimin diplomasını çalanlara hırsızlar diyorum. Bu annenin o enkazın altındaki çektiği acıları ızdırabı da mı hiç düşünmediniz? Hiç mi utanmadınız bunu yaparken? Oğlumun diplomasının da şu an ne durumda olduğunu bilmiyorum. Gelinimin diplomasını çalanların oğlumun da diplomasını çalmış olabileceğini düşünüyorum. Bu insanlar kendi kendi menfaatleri için bu diplomayı kullanmışlar.

‘ÖLEN BİR İNSANIN DİPLOMASININ ÇALINMASI BU KADAR BASİT OLMAMALI’

Ben bu davanın da Ezgi Apartmanı davası gibi peşine düşeceğim. Çünkü gelinimin diploma davası, gelinimden bana emanet kalan bir davadır. Bu davanın da sonuna kadar takipçisi olacağım. Mücadeleden hiçbir zaman vazgeçmedim; çünkü istediğim tek şey adalettir. Hem çocuklarımın ölümüne sebep olanların hem de gelinimin diplomasını çalanların en ağır cezayla yargılanmalarını ve ceza almalarını istiyorum. Buradan İçişleri Bakanımıza ve Adalet Bakanımıza sesleniyorum: Ölen bir insanın diplomasının çalınması bu kadar basit olmamalı.

‘ADALET BAKANI BU DAVALARA SAHİP ÇIKSIN’

Ben yarın hayatımı kaybetsem, Genel Başkanımız hayatını kaybetse ya da siz basın mensupları hayatınızı kaybetseniz, demek ki bu insanlar veri tabanından sızıp sizin de diplomanızı kullanacaklar. Buradan Adalet Bakanımıza bir kez daha sesleniyorum: Bu davalara sahip çıkılmasını istiyorum.

Bu davaların 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülmesini istemiyorum; ağır ceza mahkemesinde görülmesini talep ediyorum. Şu an gelinimin diplomasını kullanan kişi tutuksuz yargılanıyor — bu kişinin bir an önce tutuklanmasını ve gereken cezayı almasını istiyorum. Tüm Türkiye’den tek talebimiz şudur: Gündem çok yoğun, çok karışık ama siz bu davalara ve deprem davalarına sahip çıkarsanız, bu suçu işleyenler bir daha aynı şeyi yapamayacaklar. Bu davalara sahip çıkarsanız Ezgi Apartmanı davasında kolonları kesenler bir daha kolonları kesemeyecek. Türkiye’de bir daha kolonlar kesildiği için insanlar ölmeyecek.”

‘DOSYANIN AĞIR CEZA MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNİ İSTİYORUZ’

Aile avukatı Ahmet Çabukel, Ankara Adliyesi önünde yaptığı açıklamada, 6 Şubat depremi mağdurlarının da aralarında bulunduğu çok sayıda kişinin diploma bilgilerinin çalındığını; bazı kişilere para karşılığı sahte diploma verildiğini ve ehliyet sınav sonuçlarının değiştirildiğini söyledi.

Çabukel, sahte belgelerde “nitelikli resmi belge sahteciliği” ve “nitelikli dolandırıcılık suçlarının işlendiğini”, e-imzaların ve belgelerin sahte olarak TÜBİTAK ve üniversitelerde onaylatıldığını belirtti. İddianamenin Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilmesine itiraz ettiklerini, dosyanın ağır ceza mahkemesinde ve örgüt suçlamasıyla görülmesini talep ettiklerini açıkladı.

Avukat Çabukel, sahteciliğin Telegram grupları ve sosyal medya üzerinden organize edildiğini, diploma ve sınav sonucu değişiklikleri için kişilerin on binlerce, bazı vakalarda yüz binlerce lira ödediğini kaydetti. Ayrıca bazı üniversitelerin öğrenci işleri ve rektörlük çalışanlarının dosyada soruşturulabileceğini söyledi.

Çabukel, vatandaşları e-Devlet üzerinden diplomalarını kontrol etmeye çağırdı ve devlet kurumlarına bilişim güvenliği ve kişisel verilerin korunması konusunda önlem alınması çağrısında bulundu. Çabukel, “Şahısların en ağır cezalara çarptırılmasını talep ediyoruz. Bu bir Türkiye Cumhuriyeti güvenliğinin sorunudur. Dolayısıyla burada alınacak en ağır ceza bundan sonra böyle bir suçu işlemeye teşebbüs edeceklerin önünü kesecektir” dedi.

‘ŞAKALAŞIRKEN HİÇ Mİ VİCDANINIZ SIZLAMADI?’

“Hepimizin evladı var” diyen Nurgül Göksu, “Bir evlat kolay yetiştirilmiyor. Benim oğlum da gelinim de bin bir emekle kendi tırnaklarıyla kazıyaraktan hukuk fakültesine girdiler, mezun oldular. Diplomalarının çalınmasını kesinlikle kabul etmiyorum. Onlar dediğim gibi en ağır cezayı alıncaya kadar mücadele edeceğim. Ezgi Apartmanı’nda ettiğim gibi. Gelinimden emanet çünkü. İddianameyi okursanız kendi aralarında birbirleriyle şakalaşıyorlar. ‘Ya işte rahmetlinin de diplomasını kullanıyoruz’ ama utanmazlar. Utanmazlar. Depremde 6 aylık bebeğiyle hayatını kaybeden bir annenin diplomasını kullanıyorsun sen. Bunu konuşurken, şakalaşırken hiç mi vicdanın sızlamadı senin? Hiç mi vicdanın sızlamadı” diye sordu.

‘TAKİPÇİSİ OLACAĞIZ’

Malatya Baro Başkanı Onur Demez, depremde yaşamını yitiren avukat Ali Mert İnce ve diğer meslektaşları için davaya katılma talebinde bulunacaklarını açıkladı. Demez, “Baromuz olarak Ali Mert İnce’ye yönelik hukuksuzluklara karşı savunucusu olacağız. Onun hatırasına yapılan çirkin saldırının failleri gereken cezayı alana kadar sürecin takipçisi olacağız” dedi.

DURUŞMADA NELER OLDU?

Öte yandan, AA’nın aktardığına göre Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Ziya Kadiroğlu, Mıhyedin Yakışır, Yalçın Maraşlı, Gökay Celal Gülen, Taner Dağhan ile tutuksuz sanık Cengiz Akkılıç ve taraf avukatları katıldı.

Türkiye Barolar Birliği, Malatya Barosu ve bazı üniversiteler duruşmaya katılma talebinde bulundu.

Hakim, aynı suçtan 65 kişi hakkında hazırlanan iddianamenin, mevcut dava dosyasıyla birleştirme kararının kesinleşmediğini hatırlattı.

Duruşmada söz alan tutuksuz sanık Akkılıç, iddianamede üzerine atılı sürücü belgesi sınavında usulsüzlük yaptığına ilişkin suçlamayı kabul etmedi.

‘SINAV SONUCUNDA NOTUM NASIL DEĞİŞTİ BİLMİYORUM’

Akkılıç, “Buradaki kişilerle hiçbir alakam yoktur. Sürücü belgesi sınav sonucunda notum nasıl değişti bilmiyorum. Değiştirilmiş ise de haberim yoktur.” diye konuştu.

Sanıklardan Dağhan da diğer sanıkları tanımadığını, tutukluluğunun 9 aydan bu yana devam ettiğini, eşi ve 3 kızının zor durumda bulunduğunu ileri sürerek, tahliye talebinde bulundu.

‘DOKTORA EĞİTİMİMİ TAMAMLAMAK İSTİYORUM’

Tutuklu sanık Kadiroğlu da “Tüm aşamalarda samimi beyanlarda bulundum, delillerin toplanmasına yardımcı oldum, karartılacak delil yoktur. Okulumda tez aşamasındayım kaydımı yaptırmazsam atılacağım. Doktora eğitimimi tamamlamak istiyorum. Adli kontrol ve ev hapsi şartıyla tahliyemi talep ediyorum.” ifadelerini kullandı.

‘KENDİSİNİ MİT PERSONELİ OLARAK TANITTI’

Tutuklu sanık Yakışır da kendisini MİT personeli olarak tanıtan A.A. isimli kişinin 2021’de e-imza çıkartmasını talep ettiğini, kendisinin de teklifi kabul ettiğini, daha sonra bu e-imzalardan bazılarını sanık Kadiroğlu’na teslim ettiğini beyan etti.

Yakışır, uzun süredir tutuklu olduğunu belirterek tahliyesini istedi.

Tutuklu sanık Maraşlı da kuaför olduğunu, A.A. isimli şahsı kendisine müşteri getirdiği için tanıdığını, e-imzaları da bu kişinin talebi üzerine çıkarttığını iddia etti.

Tutuklu sanık Gülen ise 9 aydan beri işlemediği suçun cezasını çektiğini savundu, sağlık sorunları nedeniyle tahliye edilmesi gerektiğini söyledi.

BİR SONRAKİ CELSE 10 EKİM’DE

Söz alan tutuklu sanıkların avukatları da müvekkillerinin tutuklu kaldığı süre göz önünde bulundurarak tahliye talebinde bulundu.

Görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı ise tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamını isteyerek bir sonraki celseye kadar ilgili kurumlara yazılan müzekkerelerin cevabının beklenmesini talep etti.

Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, katılma taleplerinin reddine ve tutuklu sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmetti.

Duruşma 10 Ekim’e ertelendi.

İDDİANAMEDEN

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 134 sanık hakkında “ÖSYM Kanunu’na muhalefet”, “resmi belgede sahtecilik”, “bilişim sistemine girme” ve “verileri hukuka aykırı olarak ele geçirme” suçlarından 6 yıldan 45 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Öte yandan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, aynı suçlardan 65 kişi hakkında da iddianame hazırlayıp, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesine göndermişti.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!