Ankara’da 1954’te dünyaya gelen Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksekokulundan 1977’de mezun oldu.
“Dilde, Fikirde, İşde Birlik” adlı dergiyi çıkaran, uzun yıllar çeşitli kuruluşlarda basın müşaviri olarak çalışan Hablemitoğlu, Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsünde yüksek lisans ve doktora yaptı.
Orta Avrupa ve Balkanlar’daki Türk eserleri, Türk azınlıkları ve şehitliklerle ilgili çalışmalar yapan Hablemitoğlu, “Sovyet Rusya’da Ölüm Kampları”, “Türksüz Kırım: Yüz Binlerin Sürgünü”, “Çarlık Rusyası’nda Türk Kongreleri (1905-1917)”, “Şefika Gaspıralı ve Rusya’da Türk Kadın Hareketi (1893-1920)”, “Şeriatçı Terörün ve Batının Kıskacındaki Ülke: Türkiye”, “Milli Mücadelede Yeşil Ordu Cemiyeti”, “Gaspıralı İsmail”, “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası”, “Kırım’da Türk Soykırımı” ve “Köstebek” isimli kitapları yazdı.
‘TESEV VE TÜSİAD İLK KAPATILACAK KURULUŞLARDAN BİR TANESİ’
Alman vakıfları ile ilgili soruşturma yürüten dönemin Ankara DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel, 2002’de hazırladığı iddianamede, Hablemitoğlu’nun “Alman Vakıfları ve Bergama Dosyası” adlı kitabından alıntılara yer verdi.
Hablemitoğlu bu kitapta, Alman vakıflarının Türkiye’de yasal olmayan çalışmalar yaptığını, etnik ve mezhepsel ayrılıkları körüklediğini ve altın madeni karşıtlarını finanse ettiğini savunuyordu.
Hablemitoğlu, suikasttan 7 ay önce 2 Mayıs 2002 tarihinde Avrasya TV’ye verdiği röportajda Alman vakıflarına destek veren TÜSİAD, TESEV ve SODEV’e dikkat çekmişti. Hablemitoğlu, TÜSİAD ve TESEV’in kapatılması gerektiğini vurgulamıştı.
Ankara Üniversitesinde Atatürk ilkeleri ve devrim tarihi dersleri veren Necip Hablemitoğlu, Çankaya Portakal Çiçeği Sokağı’ndaki evinin önünde 18 Aralık 2002 akşamı uğradığı silahlı saldırı sonucu hayatını kaybetti.
O GÜNÜN GAZETE MANŞETLERİ
Cinayetin ardından gazetelerde “Derin suikast-devletin hassas olduğu konularda araştırmalarıyla tanınan Hablemitoğlu vurularak öldürüldü”, “Derin cinayet-DGM’deki Gülen davası ve Alman vakıflarıyla ilgili çalışmalarıyla tanınan ve ‘çok şey bilen’ Hablemitoğlu’nu Ankara’da vuranlar kaçtı”, “Başkentte kanlı pusu-İslamcı terör ve Fethullahçı yapılanmalara ilişkin çalışmalarıyla tanınan Hablemitoğlu öldürüldü” manşetleri vardı.
YILLAR ÖNCE FETÖ’YÜ ANLATMIŞTI
Hablemitoğlu, ölümünün ardından yayımlanan kitabı “Köstebek”in son bölümünde, çalışmasını sürdürürken telefonlarının dinlendiğinden, bilgisayarındaki elektronik posta ve dosyalarının kopyalandığından emin olduğunu belirterek, bu sebeple edindiği bir başka bilgisayarı internete girmeden kullandığını yazıyordu.
2003’te yayımlanan “Köstebek” adlı kitabında, yıllar sonra FETÖ olarak tanımlanacak örgüte ilişkin çarpıcı tespitler yapan Hablemitoğlu, “Fetullahçılar” olarak tanımladığı bu yapının devlette nasıl kadrolaştığını, özellikle Emniyet İstihbarat Dairesi Başkanlığını nasıl ele geçirdiklerini ve kendilerine karşı hareket edenleri nasıl pasivize ettiklerini anlattı.
Hablemitoğlu kitabında, “Fetullahçılar” için “Türkiye’nin yüz yüze olduğu en tehlikeli tehdit odağıdır” vurgusu yaparak, “Gülen cemaatinin silahlı örgüt halini almaya başladığı” tespitinde de bulunmuştu.

İLK SORUŞTURMADA DELİLLERE ULAŞILAMADI
Cinayetin ardından ilk soruşturma, dönemin Ankara DGM Savcısı Cengiz Köksal tarafından yürütüldü. İstanbul’da 5 kişiyi para için öldürmekten yargılanan bir sanık, 2003’teki bir duruşmada suikastı kendisinin gerçekleştirdiğini öne sürdü. İddia üzerine bazı kişilerin ifadesine başvuruldu, bazı yerler arandı ancak iddiayı doğrulayacak delillere ulaşılamadı.
Hablemitoğlu’nun çalışmaları nedeniyle başka ülkelerin gizli servislerince öldürüldüğü iddiaları ortaya atıldı ancak bununla ilgili de bir kanıta ulaşılamadı.
FETÖ’nün kumpası Ergenekon davasında ise Hablemitoğlu cinayetinin arkasında “Ergenekon terör örgütünün bulunduğu” iddia edildi. Ancak Ergenekon savcısının davaya müdahillik önerisi, Hablemitoğlu’nun eşi Şengül Hablemitoğlu tarafından kabul edilmedi.
SUİKASTTA FETÖ BAĞLANTISI
Üzerinden yıllar geçmesine rağmen faili meçhul kalan Hablemitoğlu dosyası, 15 Temmuz 2016’daki darbe girişiminden kısa süre önce yeniden raftan indirildi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, FETÖ’nün darbe girişiminden bir gün önce, 14 Temmuz 2016’da tamamladığı iddianamesinde, Hablemitoğlu suikastına da yer verdi.
Örgüt elebaşı Fetullah Gülen’in de arasında bulunduğu 73 kişi hakkında silahlı terör örgütü kurarak, anayasal düzeni ortadan kaldırmaya çalıştıkları gerekçesiyle dava açıldı, iddianamede Hablemitoğlu cinayeti ile FETÖ ilişkilendirildi.
Bu iddianamede, “Fetullahçılar bu suikastı Ergenekon’un işi gibi göstermek için de çok çabalamış, davada yalancı tanık kullanmışlardır. Hablemitoğlu’nun öldürülmesinde yalnızca cemaatin çıkarı bulunmaktadır.” tespitleri yer aldı.
Aynı dönemde, terör suçlarından sorumlu eski Ankara Cumhuriyet Başsavcıvekili Necip Cem İşçimen dosyayı raftan indirdi.
FETÖ BAĞLANTISIYLA İLGİLİ DAVA AÇILDI
Suikasta ilişkin detaylar yeniden incelendi, ulaşılan bilgiler, cinayetin FETÖ tarafından işlendiği şüphesini ortaya çıkardı. Hablemitoğlu suikastı soruşturması, cinayetten 20 yıl sonra, 11 Kasım 2022’de tamamlandı.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Terör Suçları Soruşturma Bürosu, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ile emekli Albay Levent Göktaş’ın da aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu 10 sanık hakkında yeniden dava açtı.
Sanıklardan FETÖ elebaşı Fetullah Gülen ve FETÖ firarisi Mustafa Özcan’ın yanı sıra, Enver Altaylı ve Aydın Köstem “tasarlayarak öldürmeye azmettirmek”, emekli albaylar Levent Göktaş ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu ile emekli binbaşı Fikret Emek “tasarlayarak öldürmek” suçundan “ağırlaştırılmış müebbet hapis” cezası istemiyle yargılanıyor.
Eski yüzbaşı Nuri Gökhan Bozkır ve FETÖ firarisi Serhat Ilıcak’ın “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım” suçundan 20 yıla kadar hapsi istenen davada, Göktaş’ın emir astsubayı Mehmet Narin’in de “suç örgütüne üyelik”ten 4 yıla kadar hapsi talep ediliyor.
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesince görülen davada sanıkların yargılanmasına 14 Şubat 2023’te başlandı. Mahkeme, 18 Mayıs 2023’teki duruşmada, davanın tutuklu sanıkları Göktaş, Altaylı, Bozkır, Mumcuoğlu, Köstem ve Emek’i “yurt dışına çıkış yasağı” adli kontrol tedbiriyle tahliye etti.
Adli kontrol tedbirlerine uymayan Bozkır hakkında 3 Temmuz 2023’te tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkartıldı. 2 Ocak 2024’te Ankara’da yakalanan Bozkır, sonraki gün çıkarıldığı mahkemece, adli kontrol tedbirlerine uymadığı gerekçesiyle tutuklandı.
Haziran 2025’te savcı, esas hakkındaki mütalaasını sunmak üzere dosyanın savcılığa gönderilmesini talep etti. Hablemitoğlu’nu takip eden 3 kişinin kimliğinin tespiti için Emniyet’e sorulması talebi reddedilmesine ailenin avukatı Ersan Barkın, tarihi sözlerle karara tepki gösterdi. Erdoğan’ın “Bu devlet, Hablemitoğlu suikastını örtbas eden devlettir.” sözlerini hatırlatan Barkın, “Türk devleti, görüntüleri açık seçik ortada olan 3 kişiyi bulma kudretinden yoksun bir devlet değildir.” dedi.
SUİKASTIN ‘SEBEBİ’
Savcı Zafer Ergün’ün mütalaada “Kamusal alandaki gücünü henüz tamamlamamış olan Fetullahçı Terör Örgütü ile açıktan uğraşan, onun illegal faaliyetlerini kamuoyu nezdinde açıklayan, örgütün bu faaliyetleri ile ilgili kitap hazırlığı içinde olan, örgütün lideri hakkında açılan kamu davasında önemli delilleri dönemin Devlet Güvenlik Mahkemelerine sunan Necip Hablemitoğlu’nun bu durumu, onu Fetullahçı Terör Örgütünün, sanıklar Mustafa Özcan, Enver Altaylı ve Aydın Köstem’in, bu kişiler ile birlikte hareket eden, legal alan dışına çıkan ve aynı tarihte maktul ile birlikte MİT Müsteşarlığı konusu için çalışmalar içerisine giren sanık Mustafa Levent Göktaş’ın hedefi haline getirmiş, onun, ölüme giden sürecini hazırlamıştır. Sanık Mustafa Levent Göktaş’ın olay tarihinde kendisi gibi MİT Müsteşarı olmak isteyen maktulü daha önceden hiç tanımadığı şeklindeki beyanı, sanığın olay tarihindeki statüsü, irtibatları, alınan ifadeler karşısında gerçeği yansıtmamaktadır.” ifadeleri yer aldı.
‘ABD İSTİHBARAT ÖRGÜTÜ CIA’
Öte yandan mütalaada sanık Aydın Köstem’de ele geçen dijital delillere ilişkin yapılan vurguda, Aydın Köstem tarafından yazıldığı anlaşılan, 34 madde halindeki üç sayfalık bir raporun
“ABD istihbarat örgütü CIA” şeklinde başladığı ifade edildi.
Rapor içerisinde, Aydın Köstem’in gözünden sanıklar Mustafa Özcan, Enver Altaylı, Mustafa Levent Göktaş ve Mustafa Levent Göktaş’a yakın kişiler arasında bir irtibat olduğunun belirtildiği ifade edildi.
İŞTE İSTENEN CEZALAR
Savcı Ergün, sanıklardan Enver Altaylı, Aydın Köstem, Levent Göktaş, Tarkan Mumcuoğlu, Fikret Emek, Nuri Gökhan Bozkır ve Aydın Köstem’in ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasını, Mehmet Narin’in ise örgüt üyeliğinden cezalandırılmasını talep etti.
Mütalaada savcı Ergün, yalancı tanıklık yaptıkları gerekçesiyle Ergün Poyraz, Mehmet Kaya Batı ve Ersan Aksoy hakkında da Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunulmasını talep etti.
Savcılık, 20 Ekim 2024’te ölen FETÖ elebaşı Fetullah Gülen hakkındaki davanın ise düşürülmesini istedi.
Temmuz ayında ise savcılık savcılık, esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.
Savcı Ergün, Enver Altaylı ve Aydın Köstem’in Levent Göktaş’ı azmettirerek cinayetin “Levent Göktaş suç örgütünce” işlendiğini ifade etti.
“Levent Göktaş suç örgütü”nün devamlılık niteliğinin bulunmadığı belirtilen mütalaada örgütün tek bir olay için bir araya gelmediği ifade edildi.
Fetullah Gülen, Mustafa Özcan, Enver Altaylı ve Aydın Köstem’in azmettirmesiyle hareket eden Levent Göktaş’ın, Nuri Gökhan Bozkır’a maktullü takip ettirdiği, olay yerine ilişkin keşif yaptırdığını belirten savcı Ergün, Hablemitoğlu’nun öldürme talimatın ve eyleminin ise Fikret Emek ve Ahmet Tarkan Mumcuoğlu’na verildiğini belirtti.
Olayın “para için işlenmiş bir cinayet” olduğu belirtilen iddianamenin aksine mütalaada suikastin “siyasi bir cinayet olduğu” belirtildi.
Eylül ayında ise mahkeme, “Hablemitoğlu’nu suikasttan hemen önce alışveriş yaptığı Ankara’daki bir mağazada takip ettiği ve suikasttan 4 gün önce Eskişehir’deki Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD) konferansında da bulunduğu” savunulan üç kişinin kimliklerinin tespiti için Emniyet Genel Müdürlüğüne müzekkere yazılması talebini reddetti.
SON DURUŞMA
Ankara 28. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya devam edildi. Davanın tek tutuklu sanığı Nuri Gökhan Bozkır ile başka bir davadan hükümlü Enver Altaylı bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.
Tutuksuz sanıklar Levent Göktaş, Fikret Emek, Ahmet Tarkan Mumcuoğlu, Aydın Köstem salonda hazır bulunurken Mehmet Narin ise duruşmaya katılmadı.
Mahkeme Başkanı, dosyaya gelen evrakı okuduktan sonra Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 2014’ten beri devam eden Gaffar Okkan suikastıyla ilgili soruşturma kapsamında iddianamenin ve Levent Göktaş’ın bu davadaki ifadelerinin istendiğini bildirdi.
Görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, mahkemeden, Nuri Gökhan Bozkır’ın tutukluluk halinin, diğer sanıkların da adli kontrol tedbirlerinin devamına karar verilmesini istedi.
Söz verilen sanık Nuri Gökhan Bozkır, dosyada aleyhine delil bulunmadığını öne sürerek, “Olaya ilişkin kamera görüntülerinde benim olmadığım bilirkişi raporu ile sabittir. Görüntülerdeki kişilerle de alakam yok. Kaçma şüphem yok. Buradaki hiçbir sanığın bu olaydan çıkar elde ettiğini göremezsiniz. Tahliyemi istemiyorum, yapmayacağınızı biliyorum kendimi küçük düşürmek istemiyorum.” dedi.
Diğer sanıklar da suçsuz olduklarını savunarak, mahkemeden adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasını talep etti.
Sanık avukatları, duruşma savcısının değiştiğini ve yeni gelen duruşma savcısının esas hakkında yeni bir mütalaa hazırlamasını, sanıklar hakkındaki adli kontrol şartlarının da kaldırılmasını talep etti.
Beyanların ardından ara kararını açıklayan mahkeme, sanıkların mevcut hallerinin devamına hükmederek, esas hakkında mütalaada değişiklik yapıp yapmayacağını bildirmek üzere dosyanın cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar verdi.
Duruşma, 30 Ocak 2026’ya ertelendi.
DAVANIN SAVCISI MESLEKTEN İSTİFA ETTİ
Suikastı davasının iddianamesini hazırlayan ve aynı zamanda duruşma savcısı olarak görev alan Cumhuriyet Savcısı Zafer Ergün HSK’nın son kararnamesi ile Ankara’dan Aksaray’a tayin edilmişti.
Savcı Zafer Ergün mesleğinden istifa etti. Ergün’ün istifa kararını HSK kararnamesinden önce aldığı öğrenildi. T24’ün aktardığına göre Ergün, istifasını Ankara Başsavcılığı’nın WhatsApp grubunda duyurdu.
‘GÖREVİMDEN KENDİ İSTEĞİMLE AYRILDIM’
Ergün, 9 Aralık’taki mesajında, “Yaklaşık 18 yıldan bu yana icra ettiğim Cumhuriyet Savcılığı görevinden bugün itibari ile kendi isteğimle ayrılmış bulunmaktayım. Görev süremin neredeyse yarısını geçirdiğim Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı bünyesinde çalışmanın büyük onurunu yaşadım. Çok değerli meslek büyüklerime ve birlikte görev yaptığım meslektaşlarıma en derin saygılarımı sunuyorum. İcra edeceğiniz her görevde başarılar diliyorum” ifadelerini kullandı.
