1. Haberler
  2. Analiz
  3. Türk milleti faiz lobilerine teslim

Türk milleti faiz lobilerine teslim

featured

Barış Tekin yazdı…

Kamu ve özel sektörün bir yıldaki faiz ödemesi yaklaşık 180 milyar dolar…

BDDK verilerine göre yılın ilk 11 ayında bankalar kredilerden toplam 4.75 trilyon lira (112,5 milyar dolar) tutarında faiz kazancı elde etti. Bu veriler eşliğinde bankaların 12 aylık faiz gelirinin yaklaşık 5,2 trilyon TL (122 milyar dolar) olması bekleniyor.

Bankaların yılın ilk 11 ayında Tüketici Kredilerinden elde ettiği faiz kazancı 650 milyar TL (15,3 milyar dolar) olurken; Kredi Kartlarından elde edilen 11 aylık faiz geliri ise 453 milyar TL (10,7 milyar dolar) oldu.

Faize dayalı, neoliberal dışa bağımlı ekonomik düzen Türk halkının alın terini ve emeklerini bankalara ve yabancı sermayeye heba etmiş durumda. Türk milleti, “yabancı sermaye” adı altındaki tefecilere faiz ödeyip yoksullaştırılırıp mülksüzleştirilirken “faiz lobileri” hızlı bir şekilde zengin ediliyor.

2025 yılının ilk 9 ayında şirketlere ait açıklanan bilançolara göre Türkiye’de en karlı 5 şirketten 4’ü banka. Ve bu tablo yalnızca bu yıla ait değil, uzun yıllardır bankalar faizden elde ettiği kazançlarıyla ülkenin en karlı şirketleri olmaya devam ediyor.

Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın 2025 kasım ayına ait paylaştığı Bütçe Giderlerinde ise devlet tarafından yapılan faiz harcamaları yılın ilk 11 ayında 1.95 trilyon lira (yaklaşık 50 milyar dolara denk geliyor) olarak açıklandı. Bu verilere göre kamunun 2525 yılına ait faiz harcaması yaklaşık 2.1 trilyon lira (54 milyar dolar) olacak.

Kriz dönemleri her zaman olduğu gibi gelir ve servet dağılımını bozup bir avuç zengini daha da zengin, yoksulu ise daha borçlu ve daha da yoksul hale getiriyor. Üretime ve yatırıma tahsis edilmeyen krediler, borç üzerinden para kazanarak zenginleşen tefecilere aktarılıyor. İktidar tarafından vadedilenin aksine, 2023 seçimlerinden hemen sonra yüzde 50’ye (dünyanın en yüksek faiz oranı) çıkarılan politika faizi nedeniyle sanayi ve üretim durma noktasına gelmiş durumda, işletmelerin finansman maliyetleri arttığı için işten çıkarmalar ve büyük istihdam kayıpları söz konusu. Küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin birçoğu ise iflas etme tehlikesiyle karşı karşıya. Bu nedenle ismen Türk gibi görünmesine rağmen geçtiğimiz yıllarda yabancı şirketler tarafından satın alınan birçok firma gibi yerli pazarın giderek artan şekilde yabancı sermayenin eline geçmesi sürpriz olmayacak.

Asgari ücrette açıklanan yüzde 27’lik artış oranı, enflasyon oranını olduğundan çok daha düşük açıkladığı için kamuoyu nezdinde güvenini yitiren TÜİK’in enflasyon oranının ve açlık sınırının bile altında kaldı. Öte yandan bankalardaki toplam mevduatın yüzde 79’u nüfusun yüzde 1’ine sahip, yani nüfusun yüzde 1’i bankalardaki birikimin yüzde 79’unu elinde tutuyor. Gelir ve servet dağılımındaki bu çarpıklık düzeltilmediği ve Türk halkının büyük kısmı borçluluk ilişkisinden kurtarılmadığı sürece ülke olarak dış borç-enflasyon-faiz sarmalından kurtulmamız mümkün değildir. Faiz-enflasyon sarmalından kurtulmak için döviz cinsi dış borçlanmanın azaltılması, yatırımların devlet tarafından planlandığı üretim ekonomisi, halkın üretime ortak edildiği kooperatif şirketlerin çoğalması ve özel sektörün elindeki tekelci şirket yapısına son verilip üretilen zenginliğin ülkenin tamamına dağıtılması şarttır.

KAYNAKÇA

– Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) : https://www.bddk.org.tr/BultenAylik

– Hazine ve Maliye Bakanlığı, 2025 Kasım Merkezi Yönetim Bütçe Gerçekleşmeleri : https://kmyd.hmb.gov.tr/detayli-tablolar

https://www.dunya.com/foto-galeri/ekonomi/bilanco-sampiyonu-belli-oldu-iste-2025in-ilk-yarisinda-en-cok-kar-eden-20-sirket-galeri-790678

https://www.ekonomim.com/kose-yazisi/bu-gelir-dagilimiyla-ne-talep-duser-ne-enflasyon/831719

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!