Yükseköğretim Kurulu (YÖK), üniversitelere gönderdiği yazıyla cuma namazı konusunda yeni bir hatırlatmada bulundu. 12 Ocak 2026 tarihli resmî yazıda, cuma namazının mesai saatlerine denk gelmesi durumunda üniversite personeline gerekli kolaylığın sağlanması gerektiği ifade edildi.
YÖK, 2016 yılında yayımlanan Başbakanlık Genelgesi ile daha önce gönderilen yazılarına atıf yaparak, din ve vicdan hürriyetinin Anayasa ile güvence altına alındığını vurguladı. Yazıda, cuma namazı saatinde izin talep eden personele, işlerin aksatılmaması ve gerekli tedbirlerin alınması şartıyla izin verilmesi gerektiği açıkça belirtildi.
Genelgede dikkat çeken bir diğer nokta ise din ve vicdan hürriyeti ile eğitim-öğretim hakkı arasındaki denge vurgusu oldu. YÖK, üniversitelerin akademik takvim, ders saatleri ve sınav programlarını belirlerken hem öğrencilerin hem de personelin dinî hassasiyetlerini gözetmekle yükümlü olduğunu ifade etti.
MESAİ SAATLERİNE DİNİ AYAR
Yazının sonunda, üniversitelerde cuma namazı vakitleriyle çakışabilecek nitelikteki mesai, ders, sınav ve uygulamaların yeniden değerlendirilmesi ve gerekli idari tedbirlerin alınması istendi.
YÖK Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar imzasıyla gönderilen yazıda şu ifadeler yer aldı:
“08.02.2016 tarihli ve 29587 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2016/1 sayılı Başbakanlık Cuma İzni Genelgesi’nde haftaya ve ilgili mevzuata göre çalışanların dinî inançlarını yerine getirebilmeleri amacıyla, cuma namazı saatinin mesai saatlerine denk gelmesi hâlinde kurum amirlerince gerekli kolaylığın sağlanması gerektiği düzenlenmiştir. Kurulumuz Başkanlığının üniversitelere gönderdiği 04.04.2018 tarihli ve E.26499 sayılı yazıda konuya ilişkin açıklamalar yapılmıştır.
Cuma namazı saatinin mesai saatlerine denk gelmesi hâlinde ilgili personelin görev yaptığı birimde işlerin aksatılmaması ve gerekli tedbirlerin alınması şartıyla, isteyen personele izin verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 24’üncü maddesi ile güvence altına alınan din ve vicdan hürriyeti, yalnızca bireyin inancını açıklama veya açıklamama serbestisini değil, bu inanç doğrultusunda davranma serbestisini de kapsamaktadır. Anayasa’nın 42’nci maddesinde güvence altına alınan eğitim ve öğretim hakkı ise, bireyin eğitim faaliyetlerine erişimini ve bu faaliyetlerden yararlanmasını kapsamaktadır. Bu çerçevede anayasal haklar kapsamında bulunan din ve vicdan hürriyeti ile eğitim ve öğretim hakkı arasında bir çatışma ortaya çıktığında, bu hakların dengelenerek kullanılmasının sağlanması gerekmektedir.
Yükseköğretim kurumlarının yıllık eğitim-öğretim programı ve akademik takvimin belirlenmesi ile ders saatleri ve sınavların takvimi üniversitelerce belirlenmekte olup, bu belirlemeler yapılırken öğrencilerin ve personelin din ve vicdan hürriyetinin gözetilmesi, eğitim ve öğretim faaliyetlerinin aksamamasına özen gösterilmesi gerekmektedir.
Bu itibarla; üniversitelerinizde görev yapan personelin cuma namazı saatinin mesai saatlerine denk gelmesi hâlinde, hizmetin aksatılmaması ve gerekli tedbirlerin alınması şartıyla, talep eden personele izin verilmesi; eğitim-öğretim faaliyetlerinin planlanmasında öğrencilerin ve personelin din ve vicdan hürriyetinin gözetilmesi hususunda gereğini rica ederim.”