Suriye devlet televizyonu “El-İhbariye”, Irak’ta yayın yapan Şems TV kanalının yayınlamadığı Şara’nın röportajından bazı kesitleri sosyal medya platformlarında paylaştı.
Suriye Enformasyon Bakanlığı, söz konusu TV kanalının Şara’nın röportajını “siyasi gerekçelerle” yayınlamadığını ve bu kararının profesyonel gazetecilik açısından bir gerekçesi olmadığını vurgulamış, Bakanlığının röportajı resmi platformları aracılığıyla yasal çerçeve içinde yayımlama hakkını saklı tuttuğu aktarmıştı.
Şara röportajında, tüm Suriye halkının eski rejimin kurbanı olduğunu ve Esad rejiminin düşmesinin Suriye Kürtlerinin maruz kaldığı zulme verilen ilk gerçek cevap olduğunu savundu.
“Kürtlerin cesaretine hayranım ve Suriye ordusunun bir bölümünün cesur Kürtlerden oluşmasını diliyorum.” diyen Şara, devrim boyunca, Suriye’nin kuzeybatısında kontrolleri dışında kalan bölgelerde olsalar bile, Kürtleri korumak için elinden gelen her şeyi yaptığını ifade etti.
‘KANDİL İLE AÇIK BİR BAĞLANTILARI VAR’
Şara, terör örgütü YPG/SDG mensuplarının çoğunluğunun Kandil’e, terör örgütü PKK’ya bağlı olduğunu ve emirleri Kandil’den aldığını söyledi.
YPG/SDG’nin birden fazla elebaşlı yapısına dikkati çeken Şara, şöyle devam etti:
“Ne derlerse desinler, Kandil ile açık bir bağlantıları var. Gerçek karar alma gücü, örgüt içindeki bir askeri ve güvenlik gücünde. Tüm düşünce askeri ve güvenlik konuları etrafında dönüyor. Suriye’deki Kürtleri korumak askeri bir oluşumla mı sağlanır? Sınır ötesindeki ve Türkiye ile 40-50 yıllık sorunları olan, dışarıdan gelen bir örgütle mi sağlanır? Suriye bu sorunu kendi topraklarında çözmenin maliyetini karşılayamaz.”
‘SURİYE’DEKİ KÜRTLERİN HİMAYESİ ONLARI PKK İLE İLİŞKİLENDİREREK SAĞLANAMAZ’
Şara, Kürtlerin korunmasının yeni Suriye ile entegre olmaktan geçtiğinin altını çizerek, “Suriye’deki Kürtlerin korunması, onları sınırların dışındaki bir sorunla; bazı komşu ülkelerimize yönelik saldırıları olan PKK’yla ilişkilendirerek, çocukları silahlandırarak, kadın ve erkekleri zorla askere alarak ve ardından Suriye devletiyle durumu tırmandırarak mı sağlanır? Kürtleri korumak, Suriye’deki yeni gerçeklikle entegre olmakta yatmaktadır.” diye konuştu.
Kürtleri parlamentoda, bakanlıklarda, güvenlik gibi devletin her kademesinde görmeyi arzu ettiğini aktaran Şara, şunları kaydetti:
“Eğer Suriye Devleti Kürtlere kendini kapatır ve ‘Suriye’de Kürtleri istemiyoruz. Kürtlerin yönetime katılmasını istemiyoruz.’ derse, o zaman başka seçenekler arama hakları olur. O halde, silahlı bir örgütün Halep’teki çoğunlukla Kürt yerleşim bölgelerinin ortasında tüneller ve çukurlar kazması bir çözüm olabilir mi? Biz Halep’in refahı ve gelişmesi için çabalıyoruz.”
MAZLUM ABDİ İLE GÖRÜŞMESİNİ ANLATTI
T24’ün aktardığına göre Şara, YPG/SDG elebaşı Mazlum Abdi ile görüşmesini şöyle aktardı:
“Malum olduğu üzere Halep şehri Suriye ekonomisinin yüzde 50’den fazlasına tekabül etmektedir. Halep, bölgenin hayat kaynağı olup Suriye ekonomisinin başlıca transit noktasıdır. Ekonomi ise istikrar ve sükunet ister.
‘TEK BİR DAMLA KAN AKITMANIZA GEREK YOK’
O sıralarda SDG örgütü ile anlaşmaya çalışıyorduk. İlk görüşmemiz belki de Şam’ı aldıktan yaklaşık bir buçuk ay sonra veya bundan daha erken bir vakitte oldu. Mazlum Abdi bey ile bir araya geldim. Hatırlıyorum, kendisine şöyle dedim; Mazlum bey, şayet Kürtler’in hakları için savaşıyorsanız tek bir damla kan akıtmanıza gerek yok. Çünkü Kürtler’in hakları anayasa ile güvence altına alınacaktır. Vatandaşlık hakkı, katılım hakkı, Suriye ordusunda Kürt subayların bulunması esas olacaktır. Kürtler devrim sürecine bizimle birlikte katıldılar ve onlarda bu devrimin parçası.
‘MAZLUM ABDİ ‘BUNLAR GÜZEL SÖZLER’ DEDİ’
Ancak SDG’nin Kürtleri temsil ettiği fikri bana sağlıklı gelmiyor. Kürt toplumunun içerisinde de farklı görüşler var ve SDG bakış açısı altında birleşmiş değiller. (Mazlum Abdi’ye), sana tek bir şey yeterli; hepimiz vatanı önceleyelim. Kanûni düzenlemeler yapalım. Herkesin hukukunu kanunlar korusun. 14 yıllık devrim süresince Kürtlere ait hangi hak ihlalleri varsa giderelim. Mesela zorunlu tehcir konusu, kayıtsız şartsız bu hak iade edilecek. Kürt toplumunun hakları pazarlık konusu olamaz. Vatandaşlık hakları, parlamentoya seçilme hakkı, siyasi pozisyonlarda görev alma gibi tüm haklar garanti altına alınacaktır. Tabi bunlar kontenjan şeklinde değil liyakat şartıyla olacaktır. (Mazlum Abdi) Bunlar güzel sözler dedi ve görüşmelerimizi geliştirerek 10 Mart mutabakatına ulaştık.”
‘MACRON BENDEN RİCA ETTİ’
Röportajında Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik operasyonlara da vurgu yapan Şara, şöyle konuştu:
“Eşrefiye ve Şeyh Maksud Mahalle sakinlerinin yüzde 90’ını tahliye ettikten sonra operasyona başladık. Milyonlarca dolar dökerek 16 yıldır kazdıkları tüneller SDG’lileri kurtaramadı. Hastaneleri bile askeri bir karargah şeklinde dizayn etmişlerdi.
Operasyon başarılı devam ederken Macron benden mahalledeki SDG’lilerin tahliye edilmesini rica etti. Ben de kabul ettim. Ama gönderdiğim otobüslere binmek yerine ateş ettiler.
‘AMERİKALILAR RİCACI OLDULAR’
Son safhaya yaklaştığımızda bu sefer Amerikalılar ricacı oldular. Onu da kabul ettik ama yine ayrılmak yerine bizlere kurşun sıktılar. Çünkü Kandil’den gelen net talimat onlara tahliye olmalarını değil her şartta ölmelerini emrediyordu.”