Aziz İhsan Aktaş’ın “çıkar amaçlı suç örgütü” liderliği yaptığı, bazı belediye başkanlarına rüşvet vererek ihaleleri organize ettiği iddiasıyla, 33’ü tutuklu 200 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşmasının dördüncü günü savunmalarla devam ediyor. Davada savunma yapan tutuklu sanıklardan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli Mert Çelik, “‘Bana, ‘Ahmet Özer Kürt olduğu için ihaleleri Kürtlere mi veriyor?’ şeklinde bir soru soruldu ‘hayır’ olan yanıtım iddianameye ‘evet’ olarak geçirildi” ifadelerini kullandı.
Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında, 5’i tutuklu 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu toplam 33’ü tutuklu 200 sanığın yargılanmasının dördüncü günü başladı. İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kapasitesinin yetersiz olması nedeniyle, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında bulunan 1 numaralı salonda görülen duruşmada, DHA’nın aktardığına göre, tutuklanmalarının ardından görevlerinden uzaklaştırılan Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara, Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin, Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat ile başka tutuklu sanıklar, tutuksuz sanıklar ile tarafların avukatları hazır bulundu.
Marmara Ceza İnfaz Kurumu’nun karşısında yer alan 1 no’lu salonda görülen duruşmaya tutuklu sanıklar saat 10:05’te getirildi. İzleyiciler belediye başkanlarını isimlerini söyleyip el sallayarak sessizce selamladı. Duruşma saat 10:15’te başladı.
Üç günde günde toplam 12 tutuklu sanığın savunması dinlenen duruşmada bugün ise ilk olarak 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı İbrahim Halil Çalış’ın savunmasıyla başladı. İbrahim Halil Çalış, savunmasında şunları söyledi:
“İddianamede bahse konu ihale sözleşmesi Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan onay aldı, o zaman onların da yargılanması lazım. Ortada bir sorun varsa bu ihale sürecini başlatan bürokratlar neden burada değil? Ortada bir sorun yoksa biz neden buradayız? Ben, Esenyurt Belediye Başkan Yardımcısı olduğum için tutuklandım.”
Çalış, göreve geldikten sonra Aziz İhsan Aktaş’ın kendisini aradığını, belediyeden daha önce ihale alan bir iş insanı olduğu için bu aramayı da normal karşıladığını söyledi. Çalış, Aktaş ile olan telefon görüşmesinin yalnızca 35 saniye sürdüğünü belirtti.
‘BEN TEK BİR BELGE DAHİ İMZALAMADIM’
Görev süresi boyunca sık sık sahada olduğunu ifade eden Çalış, “1 milyon nüfuslu Esenyurt’ta herhangi biriyle aynı baz istasyonunda sinyal vermiş olmam çok normal” dedi. Çalış, imzaladığı sözleşmedeki imza tarihinin düzeltilmesi durumunda tüm iddiaların çökeceğini ve iddianamenin tek dayanak noktasının bu olduğunu savundu.
Çalış, ardından şu ifadeleri kullandı:
“Ben tek bir belge dahi imzalamadım. Üstelik bu elektronik bir belge. Bırakın özel belgeyi, belgenin resmini dahi görmedim. Elektronik ortamda önüme tensip geldi, elektronik imza attım ve gönderdim. Resmi belgeyi bile görmemişken, ben özel belgede nasıl sahtecilik yapabilirim? İhale süreçleri ile ilgili de altını çizmek isterim ki isterim ki; Destek Hizmetleri Müdürlüğü bana bağlı bir birim değildir. Dolayısıyla, bu birim üzerinde olumlu ya da olumsuz herhangi bir etkimin olması söz konusu değildir.
“Tutuklanmama neden olan bilirkişi raporunu S.B hazırladı”
İddianamede bana yöneltilen suçlamalardan biri ‘ihaleye fesat karıştırma’dır. İddiaya konu ihalelerden biri, çöp toplama hizmetine ilişkindir. Bu hizmetin sözleşmesi 30 Eylül tarihinde sona ermektedir. İlçe belediyelerinde ertelenmesi mümkün olmayan iki temel hizmet vardır: biri sokak hayvanlarının beslenmesi ve korunması, diğeri ise çevre temizliği ve çöp toplama hizmetidir. Bu hizmetlerin aksaması, hem kamu sağlığı hem de kamu düzeni açısından ciddi sonuçlar doğuracaktır. Bu nedenle temizlik hizmetlerine ilişkin ihalenin zamanında yapılması hem hukuki hem de idari bir zorunluluktur. Görevimi ihmal etsem halk sağlığını tehlikeye atmaktan karşınızda olacaktım. Hakimlik bana, ‘ihale süreci başlattığı ve sorumluluğu olduğu nedeniyle tutuklanmasına karar verildi’ dedi. Ben o gün sorumluluğum olduğunu söylesem tutuklanacağım ‘sorumluluğum yok desem’ desem tutuklanacağım.
İhalelere ilişkin olarak dosyada iki ayrı bilirkişi rapor bulunmaktadır:
– 3 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu
– 10 Ocak 2025 tarihli bilirkişi raporu
İlk raporda sorumluluğum olmamasına rağmen 10 gün sonra hazırlanan ikinci raporda tamamen farklı bir değerlendirme yapılmıştır. Bu bilirkişi raporunu ise içinde S.B’ın (Ekrem İmamoğlu’nun Turpun Büyüğü adlı basın toplantısında açıkladığı ve soruşturma gerekçesi olan bilirkişi) da bulunduğu 3 kişi hazırlamış. Ben 13 Ocak 2025 akşamı gözaltına alındığım sırada, dosyada yalnızca ilk bilirkişi raporu bulunmaktadır. İkinci rapor, benim gözaltına alınmamdan sonra dosyaya girmiştir. Nitekim 17 Ocak 2024 tarihli 6. Sulh Ceza Hakimliği tarafından bu ikinci bilirkişi raporu gerekçe gösterilerek tutuklandım.
‘BU DURUMUN HUKUKİ OLUP OLMADIĞI SİZİN TAKDİRİNİZDE AMA İNSANİ OLMADIĞI BELLİDİR’
Burada tutuklanan sadece ben değilim. Cezaevi kapılarında dolanan 80 yaşındaki annem de etkilendi. Biz burada yalnızca bir ihale dosyasını değil, insanların hayatlarını da konuşuyoruz. Bu süreç sadece benim özgürlüğümü değil; çocuklarımı, ailemi, eşimi, dostlarımı derinden etkilemiştir. Meselenin en ağır tarafı da budur. Çocuklarım için bu yalnızca bir ‘baba yokluğu’ değildir. Bu süreç onların psikolojisini, güven duygusunu, geleceğe bakışını etkilemiştir. Bir çocuğun ‘Babam suçlu mu?’ sorusuyla büyümesi, hiçbir dosya kapağına sığmaz. Geceleri uyuyamadığım çok oldu. Bazen uykuda bile huzur bulamadım. Henüz neyle suçlandığımı tam olarak bilmeden, ‘yarın ne olacak’ kaygısıyla geçen geceler yaşadım.
Henüz gözaltında bile uyuyamazken medyalarda benim nasıl ihaleye fesat karıştırdığım konuşuluyordu. Bu durumun hukuki olup olmadığı sizin takdirinizde ama insani olmadığı bellidir. Benim babam ve amcalarım televizyonlarda onuruyla yetiştiği çocuğun ihaleye fesat karıştırdığı iddialarını izliyor. Hakkımızı helal etmiyoruz.
Ben bugün hâlâ eşimin ve çocuklarımın yüzüne sevgiyle, utanmadan bakabiliyorsam; bunun nedeni vicdanımın rahat olmasıdır. Cezaevine girdiğim süreçte yaşadığım sağlık sorunlarını da mahkemenizin takdirine sunmak isterim. Yaşadığım kalp rahatsızlığı, doktor raporlarıyla sabittir. Göğüs sıkışmaları, nefes darlıkları, ciddi riskler yaşamışımdır. Adli Tıp süreci, hastane sevkleri ve hekim raporları dosyadadır.
‘BUGÜN BURADA AYAKTA DURABİLMEK İÇİN ALMAM GEREKENDEN 2-3 KAT FAZLA İLAÇ ALDIM’
Bir hekimin bana söylediği şu cümleyi asla unutamam: ‘Bu halde her an yoğun bakıma gidebilirsin.’
Bu yargılamanın, bir insanın bedeni ve ruhu üzerinde nasıl ağır bir yük oluşturduğunu anlatmak istiyorum. Bugün burada ayakta durabilmek için alma gerekenden 2-3 kat ilaç aldım. Bir soruşturma sonucunda tutuklanıp hayatı riske edilen biri var karşınızda. Bu kadar kolay olmamalı. Dosyanın tamamı değerlendirildiğinde en doğru ve en adil kararın verileceğine olan inancımı koruyorum. Takdir yüce mahkemenindir.”
Mehmet Şimşek: Tarih 7 kere yanlış yazılmış. Sanki bir ay arayla iki ihale yapılmış ve biz bunun üzerinden menfaat sağlamışız gibi bir suç uyduruldu
İkinci olarak savunma yapan isim Esenyurt Belediyesi Temizlik İşleri Müdürü Mehmet Şimşek oldu. 17 Ocak 2025 tarihinde tutuklanan ve “özel belgede sahtecilik” ile “ihaleye fesat karıştırma” iddialarıyla yargılanan Mehmet Şimşek de, savunmasında şunları söyledi:
“Ortada bir suç yok. Bizim neden burada olduğumuzu anlayabilmiş değiliz. Ben bir suç işlemedim. İddianameye konu raporda tarihi bir hata yapılıyor. İhalenin sözleşme tarihi olan 24.10.2024, 24.09 olarak yazılıyor. Bunun üstüne birlikteliği uydurulmuş gerekçe ile ihale hazırladığımızı söylüyor. Bu ihalenin şart olduğu belirlendikten sonra uydurulmadığını, tam tersine bilirkişi heyetinin bir suç uydurulduğunu göreceksiniz. Bilirkişi ederinin bu hatası mahkemenizi yanıltmaya yönelik bir çabadır.
Sayın Başkan, sözleşme tarihi çok defa yanlış yazılmıştır. Bu bir maddi hata olsaydı öyle derdim. 25.06.2024 tarihinde pazarlık ihalesi yapılmış deniyor; böyle bir tarih yok ama bir kere yazılmış. Buna maddi hata denir. ‘Raporda tarih hatası var. Sanki bir ay arayla iki ihale yapılmış ve biz bunun üzerinden menfaat sağlamışız gibi bir suç uyduruldu’ Ancak diğer tarih 7 kere yanlış yazılmış. Sanki bir ay arayla iki ihale yapılmış ve biz bunun üzerinden menfaat sağlamışız gibi bir suç uyduruldu. İddianamede kamu zararı yok deniyor, ama ihaleye fesat suçu nasıl oluşuyor o zaman?
İhalelerde herhangi bir suç işlemedim. İhaleye fesat karıştığım iddiası dayanaktan yoksundur. Hakkımda iddialarda bulunan tanıkların kamu yararı olmadığını cezaevinde öğrendik. Tanık, bir veya birkaç şirketin noter onaylı çalışanıdır. Tüm bu iddiaların kamu yararı değil, kâr hırsıyla yapıldığını herkes görecektir. Eğer kamu yararı ile yapılmış olsaydı bana bunu bildirirlerdi, ama o tanıklar bunu gizleyip sakladı. Kendisini tanımam etmem, ama burada kendilerinin bir husumeti varmış gibi geliyor.
‘7 YAŞINDAKİ OĞLUM OKULDA ÇİZMEYİ ÖĞRETTİKLERİ ÇİZGİLERLE BABASININ ŞAFAĞINI SAYIYOR’
Yargılandığımız davada aynı ihalede imzası bulunanların bazıları bir yıldır cezaevinde, bazıları işinin başında. Sonradan tensiple tahliye edilenler de çıktığında göreve iade edilmedi. Ben tutuklandığımda 6 yaşında olan oğlum 7 yaşına girdi. Okula başladı. Okulda önce çizgi çekmeyi öğretiyorlar. Oğlum çektiği çizgilerle babasının şafağını sayıyor. Bir insan olduğumuzu, dosya numarasından oluşmadığımızı ve bir suç işlemediğimizi bilmenizi isterim. Gözaltına alınmam sonrası eşime ve çocuklarıma sadece cezaevinde sarılabildim. Önce tahliyemi, sonra beraatımı talep ediyorum.”
Mahkeme Başkanı, Şimşek’in savunmasının ardından duruşmaya 1 saat ara verdi.
‘BENİM İSMİM MERT DEĞİL DE HAKAN YA DA ALİ OLSAYDI TUTUKLANMAYACAKTIM’
Aradan sonra 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan Esenyurt Belediyesi’ne Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli Mert Çelik, savunmasında şöyle dedi:
“İddianameye konu olan ihalenin yapıldığı gün hastane randevum nedeniyle ihaleye katılmadım. Benim yerime Mesut Çakmak ihaleye girdi. İhale sonucunda bir eksiklik yoksa imzalayayım dedim ve imzaladım. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu benim katıldığım ilk ihaleydi. İhale komisyonlarında olacak kişi alfabetik sıraya göre seçiliyor. İlgili ihale tarihinde harf sırasının M harfine gelmesi nedeniyle o ihalede yer aldım. Benim ismim Mert değil de Hakan ya da Ali olsaydı tutuklanmayacaktım. 13 aydır tutukluyum. 4 yaşında bir kızım var. Bu süreç benim için çok zor geçiyor. Tahliyemi talep ederim.”
Mert Çelik, üzerine atılı suçlamaya ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını belirterek, soruşturma aşamasında kendisine Ahmet Özer hakkında bir soru yöneltildiğini söyledi. Çelik, “Bana, ‘Ahmet Özer Kürt olduğu için ihaleleri Kürtlere mi veriyor?’ şeklinde bir soru soruldu. Ben de ‘Hayır, ihale herkese açıktır’ yanıtını verdim. Ancak iddianamede ifademin değiştirilmiş. Bunun düzeltilmesini talep ediyorum” dedi.
Çelik, iddianamede değiştirilen, kendisine ait olmayan ifadesini ise şöyle belirtti:
“Ahmet Özer Esenyurt Belediye Başkanı olduktan sonra belediyenin yaptığı ihalelere doğu illerinde kurulmuş firmalar veya doğu kökenli şirket sahipleri olan firmaların katılımı arttı. Bu ihaleye katılan firmaların veya yetkililerinin Ahmet Özer ile bir bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum.”
Savunmanın ardından söz alan Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, Çelik’e, ifadesi sırasında Ahmet Özer’e ilişkin herhangi bir yönlendirme ya da telkinle karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Çelik, yönlendirici nitelikte yalnızca söz konusu sorunun kendisine yöneltildiğini belirterek, böyle bir ifade vermediğini, iddianameyi gördüğünde ise şaşırdığını söyledi.
Çelik: Herhangi bir kanıt bulunamadığı için iddianamede hakkımda tek bir madde dahi yer almadı
Esenyurt Belediyesi İhale Komisyonunda mali üye olarak görevli tutuklu sanık Mert Çelik, “İhaleye ilişkin hiçbir evrakın hazırlık aşamasında dahi yer almam söz konusu değildir. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu dönemde katıldığım ilk ihale olmuştur. İhale komisyonunun belirlenme süreci, Mali Hizmetler Birimi’nde çalışan personelin isimlerinin alfabetik sıralamasına göre yapılmaktadır. İlgili ihale tarihinde sıranın ‘M’ harfine denk gelmesi nedeniyle komisyonda zorunlu mali üye olarak yer aldım. İlgili tarih ve saatlerde görevde olmamam sebebiyle yerime yedek üye sıfatıyla Mesut Çakmak katılmıştır. Alfabetik sıralama yapıldıktan sonra belirlenen yedek komisyon üyesinin isminin de benim ismimden sonra gelmesi, komisyon üye sıralamasının bu şekilde yapıldığının açık kanıtıdır. Eğer benim yerimde bugün Ahmet ya da Ali olsaydı, yine aynı alfabetik sıralama gereği komisyonda ve ihale sürecinde hiç yer almamış olacaktım. Soruşturma sürecinde üzerime atılan suçlamalara ilişkin herhangi bir kanıt bulunamadığı için iddianamede hakkımda tek bir madde dahi yer almamıştır. Hakkımda yöneltilen suçlamayı işlemediğim, yani rüşvet almadığım tespit edilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir” diye konuştu.
‘BİLİRKİŞİ RAPORUNDA DA HERHANGİ BİR FESAT İDDİASI İLERİ SÜRÜLMEDİ’
Tutuklu sanık eski İSFALT Genel Müdürü Burak Sırali de savunmasında şunları söyledi:
“Göreve başladığımda şirketin yaklaşık 250 milyon lira seviyesinde icra aşamasına gelmiş vergi ve SGK borcu bulunmaktaydı. Hatta çarşamba günü göreve başladım, perşembe gününün tatil olması nedeniyle işlem yapılamadı. Cuma günü ise şirkete icra tebliği geldi. İşlerden elde edilen gelir arttıkça asfalt üretimini kendi tesislerimizde karşılayabilir hale geldik. Ancak asfalt serim ekipmanımız bulunmadığından, işleri alt taşeronlara ihale etmek durumunda kaldık. İddianamede suçlama konusu yapılan ihaleler de bu kapsamda; önce İSKİ’den, daha sonra İBB’den kazanılan İSKİ ihalesinin asfalt serim işlerine ilişkin alt taşeron ihaleleridir. Bu ihalelerin süreçleri, benden önceki dönemde nasıl yürütülüyorsa aynı şekilde yürütülmüştür. İhaleye yetkili kişiler zaman içinde değişmiş olabilir ancak genel yaklaşım, yöntem ve işleyiş aynıdır.
Söz konusu dört ihale açık ihale usulüyle yapılmıştır. Hem iç denetimden hem de dış denetimden geçen bu ihalelerde, özellikle suçlandığım ihaleler bakımından, herhangi bir ihaleye fesat karıştırma unsuruna ya da kamu zararına ilişkin bir tespit bulunmamıştır. Görev yaptığım dönemde ve sonrasında, iddianame hazırlanıp tutuklanmama kadar geçen süreçte yapılan denetimlerde de bu yönde herhangi bir bulguya rastlanmamıştır. Her ne kadar iddianamede dört ayrı eylemden dolayı suçlandığım belirtilse de, esasen hakkımda ileri sürülen iddiaların önemli bir kısmı aynı konu etrafında toplanmaktadır. Bu ihalelere ilişkin olarak bilirkişi raporunda tespit edilen iki husus da mevzuata uygun olup, ihalelerin sıhhatini etkilemeyen niteliktedir. Raporda belirtilen bu iki husus, ihaleye fesat karıştırıldığına dair bir delil veya emare oluşturmamaktadır. Nitekim bilirkişi raporunda da bu bulgular üzerinden herhangi bir fesat iddiası ileri sürülmemiştir. İkinci husus ise, ihaleye ilişkin fiyat dışı unsur düzenlenmesine dair gerekçeli bir açıklama belgesinin bulunmamasıdır. Dolayısıyla bilirkişi raporunda ifade edildiği üzere, ihaleye fesat karıştırma iddiası aslında tek bir eyleme dayandırılmaktadır. Bu da, benim göndermediğim ve gönderilmesine izin vermediğim halde, yaklaşık maliyet bilgilerine ilişkin tek bir bilginin Aziz İhsan Aktaş ile paylaşıldığı iddiasıdır. Paylaşılan mesaja ilişkin kayıt, İsmail Güven’e aittir.
‘NOTLARIN BENİM EL YAZIMDAN ÇIKMADIĞI BİLİMSEL OLARAK TESPİT EDİLDİ’
Ayrıca dosyada, İsmail Güven’in Aziz İhsan Aktaş’a gönderdiği el yazısı fotoğrafının görüntüsü bulunmaktadır. Avukatım aracılığıyla bu el yazıları adli belge ve uzmanına inceletilmiş, notların benim el yazımdan çıkmadığı bilimsel olarak tespit edilmiştir. Bu nedenle, yaklaşık maliyet bilgisinin paylaşılması iddiasına ilişkin olarak bu suçu benim işlemediğime dair açık ve somut deliller bulunmaktadır”
Aradan sonra 17 Ocak 2025’te tutuklanan ve “ihaleye fesat karıştırma” iddiasıyla yargılanan Esenyurt Belediyesi Destek Hizmetleri Müdürlüğü personeli Mert Çelik, savunmasında şöyle dedi:
“İddianameye konu olan ihalenin yapıldığı gün hastane randevum nedeniyle ihaleye katılmadım. Benim yerime Mesut Çakmak ihaleye girdi. İhale sonucunda bir eksiklik yoksa imzalayayım dedim ve imzaladım. Her ne kadar 10 yıllık personel olsam da bu benim katıldığım ilk ihaleydi. İhale komisyonlarında olacak kişi alfabetik sıraya göre seçiliyor. İlgili ihale tarihinde harf sırasının M harfine gelmesi nedeniyle o ihalede yer aldım. Benim ismim Mert değil de Hakan ya da Ali olsaydı tutuklanmayacaktım. 13 aydır tutukluyum. 4 yaşında bir kızım var. Bu süreç benim için çok zor geçiyor. Tahliyemi talep ederim.”
Mert Çelik, üzerine atılı suçlamaya ilişkin herhangi bir kanıt bulunmadığını belirterek, soruşturma aşamasında kendisine Ahmet Özer hakkında bir soru yöneltildiğini söyledi. Çelik, “Bana, ‘Ahmet Özer Kürt olduğu için ihaleleri Kürtlere mi veriyor?’ şeklinde bir soru soruldu. Ben de ‘Hayır, ihale herkese açıktır’ yanıtını verdim. Ancak iddianamede ifademin ‘evet’ olarak değiştirilmiş. Bunun düzeltilmesini talep ediyorum” dedi.
Çelik, iddianamede değiştirilen, kendisine ait olmayan ifadesini ise şöyle belirtti:
“Ahmet Özer Esenyurt Belediye Başkanı olduktan sonra belediyenin yaptığı ihalelere doğu illerinde kurulmuş firmalar veya doğu kökenli şirket sahipleri olan firmaların katılımı arttı. Bu ihaleye katılan firmaların veya yetkililerinin Ahmet Özer ile bir bağlantısı olup olmadığını bilmiyorum. Suçlamaları kabul etmiyorum.”
Savunmanın ardından söz alan Ahmet Özer’in avukatı Hüseyin Ersöz, Çelik’e, ifadesi sırasında Ahmet Özer’e ilişkin herhangi bir yönlendirme ya da telkinle karşılaşıp karşılaşmadığını sordu. Çelik, yönlendirici nitelikte yalnızca söz konusu sorunun kendisine yöneltildiğini belirterek, böyle bir ifade vermediğini, iddianameyi gördüğünde ise şaşırdığını söyledi.