1. Haberler
  2. Analiz
  3. Bir küçük kanal meselesi: Panama-1

Bir küçük kanal meselesi: Panama-1

featured

Banu Temel yazdı…

Panama’nın ulusal lideri General Omar Torrijos, 1973 yılında Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde yaptığı konuşmasının son cümlesinde şöyle diyordu: “Hiçbir zaman ona bağlı, sömürgesi ya da koruması altında olan bir devlet olmadık, şu anda da değiliz ve asla da olmayacağımız gibi, Amerika Birleşik Devletleri’nin bayrağına bir yıldız daha eklemek de istemiyoruz.”

Amerika Birleşik Devletleri’nin iştahını her daim kabartmış Panama Kanalı’nın uzun ve yorucu mücadelelerle dolu hikayesine üstelik tam da Başkan Trump, bir sonraki hedefi olarak Panama Kanalı’na göz dikmişken bir bakalım isterseniz.

1880’lerde iki okyanusu birbirine bağlayacak büyük bir proje olan Panama Kanalı’nın inşa edilmesi için Kolombiya (o dönemde Panama, Büyük Kolombiya’nın federal eyaletlerinden biridir), Fransızlara yetki verir. 1869’da açılan, Akdeniz ve Kızıldeniz’i birbirine bağlayan Süveyş Kanalı’nı inşa eden şirketin sahibi olarak büyük bir başarı ve ün elde etmiş olan Fransız diplomat ve iş adamı Ferdinand de Lesseps’e (1805-1894) verilen bu büyük proje, çok büyük bir başarısızlıkla sonuçlanır. 1855 yılından itibaren Amerikan ve İngiliz şirketleri iki okyanusu birbirine bir demiryolu vasıtasıyla bağlamış olduğundan, bu kanal projesi hep gündemde tutulmaktadır.

Birleşik Devletlerin stratejik menfaatleri için kilit bir bölge olan Panama Kanal bölgesi için Roosevelt Hükümeti, 1903 yılında Herrán-Hay Antlaşması taslağını (ABD Dışişleri Bakanı John Hay ve Kolombiya Dışişleri Bakanı Tomás Herrán) Kolombiya’nın önüne sunar. Kolombiya Senatosu, ABD’nin ayrı bir devlet yaratarak kanal bölgesini kontrolü altına alma niyetini anlar. Kolombiya, antlaşma taslağında egemenliğini, anayasasını ciddi şekilde ihlal eden ve kanalın kullanımını 100 yıl süreyle Birleşik Devletlere devreden maddeler nedeniyle antlaşmayı reddeder.

Hemen ardından 3 Kasım 1903 tarihinde Kolombiya’dan bağımsızlığını ilan eden Panama, kanalın kaderini çeşitli siyasi oyunlar sonucunda, başarısız olmuş ve iflas etmiş olan Fransız şirketin mühendisi Philippe Bunau-Varilla’nın (1859-1940) ellerine tam yetkili olarak bırakır. Sağlam lobi çalışmaları, Theodore Roosevelt’in desteği ile projesini gerçekleştirmek ve Panama kanal bölgesini kurmak üzere Birleşik Devletler Kongresi’ni ikna etmeyi başaran Bunau-Varilla, ABD Dışişleri Bakanı John Hay ile 18 Kasım 1903 tarihinde Hay-Bunau-Varilla Antlaşması’nı Panama adına imzalar. Antlaşmanın Panamalılar için en can yakıcı yanı, Panama Kanalı bölgesinin adeta Birleşik Devletlerin yönetimine bırakılarak, eğitim, siyaset, yargı, çöplerin toplanması, elektrik hizmeti ve su kaynakları alanlarında Panama’nın yetki alanı dışında bırakılacak olmasıdır.

Antlaşmanın üzerinden henüz bir yıl geçmesine karşın iki taraf arasında uzun yıllar boyunca sürecek olan anlaşmazlıklar baş gösterir. ABD bir yandan donanmasıyla 1904 yılında bölgeyi işgal edip, Panama’nın ilk fiili sınırlarını belirlerken, diğer yandan kanalın inşasını tamamen üstlenir ve 1914 yılında kanal hizmete açılır. Antlaşmanın sağladığı haklara dayanarak ABD “barışı ve düzeni sağlamak” amacıyla sıklıkla Panama’nın siyasetine karışmaya başlar. Zaten Panamalıların özgür iradesini temsil etmeyen bu antlaşma, daha çok ABD menfaatlerine ve kanal bölgesindeki ABD vatandaşlarına büyük ayrıcalıklar sağlamaya yönelik olduğu gibi, ABD askerleri ve askeri üslerinin varlığını da yıllarla arttıracaktır. İki ülke arasında artmaya devam eden huzursuzluklar 1936 ve 1955 yıllarında antlaşmada, Panama’nın çıkarı açısından pek de fayda sağlamayan, bazı revizyon ve değişiklikler yapılmasıyla sonuçlanır.

Antlaşmanın tarihinden 1955 yılına kadar geçen elli iki yıl için ABD Panama’ya, kanal için toplamda kira bedeli olarak $16,470,000 dolar öder. Her ne kadar kanalın ABD ekonomisine kattığı büyük kâra ilişkin net bilgiler açıklanmasa da kanalı kullanan gemilerin (bunların büyük çoğunluğu ABD gemileridir) yıllık tasarrufunun ortalama $1,400,000 dolar civarında olduğu düşünüldüğünde, sadece bu süre zarfında ABD $56,000,000 dolar tasarruf etmiştir. Panama Kanalı, II. Dünya Savaşı, Vietnam, Kore Savaşları ve hatta Küba ile füze krizi esnasında Pasifik filosundan Atlantik tarafına 12 saat içinde geçiş yapan 22 amfibi hücum gemisiyle ABD’ye yalnızca para ve zaman tasarrufu değil, askeri stratejileri açısından da büyük avantajlar sağlamıştır.

1960 yılında ABD Başkanı Dwight Eisenhower, Panama Kanalı bölgesinde üzerinde konuşulmayan ancak dalgalanmasına izin de verilmeyen Panama bayrağı çekişmesini çözmek üzere, askeri bölgeler ve kanaldan geçen gemiler dışında, kanalın sivillere ait her yerinde ABD bayrağının yanında Panama bayrağının da asılmasına izin verir. 9 Ocak 1964 tarihinde, önceden gerekli izinleri almış 200 kadar Panamalı öğrenci Kanal bölgesine girerek, burada bulunan bir okula Panama bayrağının asılmasını ister. Ancak barışçıl bir amaçla başlayan bu eylem, ABD’li öğrencilerin, ailelerinin ve bazı polislerin sözlü ve fiziki saldırıları ve bayrağın parçalanmasıyla sonuçlanır. Zonian’ların yarattığı bu kriz, (kanalın ABD yönetimi altında olduğu 1904-1999 yılları süresince kanal bölgesinde doğan ve yaşayan ABD vatandaşları için kullanılan tipik bir Panama tabiridir. İngilizce zone yani bölge sözcüğünden türetilen sözcük hem bir aşağılama ifadesi olarak hem de ırkçı kişiler için kullanılmaktadır.) sivil halkla ABD’yi ciddi bir çatışmaya sürükleyecek, Panamalıların egemenlik hakları için çatıştığı sembolik bir tarih olan 9 Ocak olaylarında, 22 Panamalı ölecek ve 500 Panamalı yaralanacaktır.

Diplomatik krize yol açan olaylar, o dönemde ABD Başkanı olan Lyndon Johnson’un özel olarak görevlendirdiği tam yetkili büyükelçilerle Panamalı yetkililer arasında, Panama Kanalı’ndaki mevcut sorunların giderilmesine yönelik, 1903 antlaşmasını yeniden ele alarak görüşmelerin başlamasını öngörecektir. Pazarlıklar 1967 yılına kadar devam eder. Kanal geçişleri, kullanımına ilişkin bazı modernizasyonlar dışında ABD, Kuzey Amerika kıtasının güvenliği için hayati gördüğü, askeri dolaşımı ve deniz ticareti açısından büyük önem taşıyan Panama Kanalı’nda askeri varlığını 2067 yılına kadar sürdürmekte ısrarcıdır.

Özellikle de 1940lı yılların ikinci yarısından itibaren yanki emperyalizmine ve ulusal politikalara karşı geniş çaplı öğrenci hareketlerine ve grevlere sahne olan Panama’nın, ABD ile kanal antlaşmasına dair pazarlıklarının sürdüğü uzun yıllar boyunca iç siyaseti de karışıktır.

Panama tarihinde istisnai bir şekilde tam üç kez Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Arnulfo Arias (1901-1988), her üç seferde de kısa süreler içerisinde görevinden alınır. Cumhurbaşkanlığı görevine ilk olarak 1941 yılında gelir ve aşk skandalı nedeniyle koltuğunda yalnızca bir yıl dokuz gün oturabilir. Panama’ya dönmesine izin verildiği 1945 yılına kadar sürgün hayatı yaşar. Asıl gerçek ise Arias’ın bir Nazi hayranı olması, Adolf Hitler’in yalnızca kişilik bozukluğunu taklit etmekle kalmayıp, onun politikalarından da esinlenmesidir.

1948 yılında Cumhurbaşkanlığı seçiminde tekrar aday olan Arias, seçimden kaybederek çıksa da bir dizi tuhaf siyasi gelişme sonrasında oylar yeniden sayılmak zorunda kalınınca, seçimi asıl kazananın kendisi olduğu ortaya çıkar ve 1949 yılında ikinci kez Cumhurbaşkanı olarak göreve gelir. Tarzı iyice sertleşen Arias’ın, şantaj, yıldırma ve çeşitli siyasi oyunlarla nüfuzlu kişilerin varlıklarına ve mallarına çökme politikası işe yarar ve ülkenin en büyük kahve çiftliklerinden birisini de komik bir fiyatla zimmetine geçirir. On dokuz ay sürecek görevi esnasında Arias’ın Adalet Bakanı, Panama tarihine geçecek şu cümleyi sarf edecektir: “Panama bir çiftlik, Arnulfo Arias çiftliğin sahibi ve ben de kâhyasıyım!” Hakkında gittikçe artan dedikodular, muhalifler ve halk ayaklanmaları sayesinde Arias, 1951 yılında görevden alınır.

Çok sayıda Panamalının deneyimleyerek bizzat yaşadığı 1968 seçimleri Panama tarihine en kirli oyunların döndüğü seçimler olarak geçerken, Cumhurbaşkanlığı’na yeniden Arnulfo Arias oturacaktır. İlk iş olarak Ulusal Muhafızları yeniden yapılandırmaya niyetlenince, Yarbay Omar Torrijos’un da içinde bulunduğu Panama Ulusal Muhafızları ani bir darbeyle Arias’ı görevinin on birinci gününde koltuğundan eder ve Arias, önce, tamamen ABD kontrolünde bulunan Kanal bölgesine ve oradan Miami, Florida’ya kaçar.

Ancak Torrijos da dahil, darbeyi yapanların hiçbiri Cumhurbaşkanı koltuğuna geçmek istemeyince, bir hükümetin oluşturulması zora girecektir. Zira Torrijos’un ifade ettiği üzere ülke yönetimine aday gösterilenlerin ve mevcut politikacıların hiçbiri, ülkenin ve vatandaşlarının iyiliği için çalışmıyor, gerçekte bencilce kendi çıkarlarını gözetiyordur. Eğitime önem verilmemekte, Panama halkını kalkındıracak verimli topraklar olmasına karşın kaynaklar doğru şekilde kullanılmamaktadır. Ekonomik ve sosyal sorunlara ilişkin endişesini her fırsatta belirten Torrijos, temel ulusal politikanın ABD işgalindeki Panama Kanalı bölgesini geri almak olduğunu vurgular. Ulusal işlerin yürütülmesinde dürüstlük ve disiplin sağlanması önemlidir. Siyasi istikrarsızlık sürerken, CIA ve ülkedeki Amerikan gücünün derin çalışmalarıyla “diktatör ve ayyaş” olarak propagandası yapılan Torrijos, askeri darbeyi giderek bir devrim sürecine dönüştürmeye başlar. Bu sırada ABD ve Panama oligarşisinin destekleriyle ona darbe yapmak üzere Ulusal Muhafızların içinden üç albay bir araya getirilir, bu sayede Torrijos devre dışı bırakılarak Panama Kanalı’na ilişkin süren pazarlıkların da ABD lehine sonuçlanması planlanmaktadır.

Bir süredir Meksika’da bulunan Torrijos, görevden alındığını ve ülkesine dönmemesi gerektiğini öğrenir öğrenmez, kiralık küçük bir uçakla, özgürlüğünü ve hatta hayatını kaybetme pahasına hemen Panama’ya dönecektir. Bu dik duruş, ciddi bir siyasi ve toplumsal etki yaratacak, Panama’dan diktatör suçlamalarıyla çıkan Torrijos, büyük bir cesaretle ülkesine artık tartışmasız bir lider olarak dönecektir.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!