Kağıthane’de bulunan Cumhurbaşkanı Osmanlı Arşivi Külliyesi’nde Hayrat Vakfı ve Millî Eğitim Bakanlığı işbirliği ile Genç Hayrat’ın düzenlediği Türkiye genelindeki Fen ve Anadolu Liselerini bir araya getiren ‘Kültürel Mirasın İzinde Osmanlı Türkçesi Yarışması Finali’ programı, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu ve İlim Yayma Cemiyeti Mütevelli Heyeti Başkanı Bilal Erdoğan’ın katılımıyla gerçekleştirildi.
DHA’nın haberine göre; programa İstanbul Valisi Davut Gül, Milli Eğitim Bakan Yardımcısı Ömer Faruk Yelkenci, Gençlik ve Spor Bakan Yardımcısı Enes Eminoğlu, Kağıthane Kaymakamı Yüksel Kara, Kağıthane Belediye Başkanı Mevlüt Öztekin ve Genç Hayrat Başkanı Kürşat Karaca, öğrenciler ve eğitmenler katıldı.
‘OSMANLICA OKUMANIN GENÇLERİMİZ TARAFINDAN ÖĞRENİLMESİ BİZE DOĞAL GELİYOR’
Burada konuşan Bilal Erdoğan, şu ifadeleri kullandı:
“Osmanlı Türkçesi veya Osmanlıca okumanın gençlerimiz tarafından öğrenilmesi hakikaten şimdi bize bu kadar doğal geliyor. Ama daha yakın zamanlarda, daha 10,15 sene önce Türkiye’de bunlar büyük tabuydu. Birisi kalkıp ‘eski harflerle yazılan metinleri ben okuyamıyorum, okumak istiyorum, bununla ilgili bir eğitim alayım’ dese, bu bir sorun teşkil ediyordu. Bununla ilgili birileri hemen itirazlarını seslendiriyorlardı ama şimdi normalleşti. Bu bizim kendi dilimiz, kendi metinlerimiz, kendi geçmişimiz, kendi tarihimiz.
Bizim ülkemizde işte bırakın Osmanlı Türkçesini; Arapça mesela değil mi? Arapça Farsça öğrendiğiniz zaman, aynı zamanda kelime hazineniz de güçlenmiş oluyor. Ama Osmanlı Türkçesini öğrendiğiniz zaman, eski metinlere birazcık vukufiyet geliştirebildiğiniz zaman kelime hazinesi hem Arapça’dan gelen kelimelerle hem Farsça’dan kelimelerle birlikte ne yapıyor? Birdenbire zenginleşmiş oluyor. Kelime hazinesi zengin olan bir öğrenci ondan sonra gidip yabancı dilleri öğrenmeye çalıştığı zaman o dilleri de daha yüksek bir kelime hazinesiyle öğrenmiş oluyor.
Dolayısıyla ben bu çalışmanın; bu bir kere gençlerimizin kelime dağarcığının, hazinesinin güçlenmesinde, geçmişiyle olan bağlarının güçlenmesinde çok önemli vazife ifa ettiğini düşünüyorum.
‘UMRE ÖDÜLÜ İKİNCİYLE ÜÇÜNCÜYÜ DE DAHİL EDECEK ŞEKİLDE GENİŞLETİLDİ’
Ben niye 500 yıl önce bir aleme hükmetmiş Kanuni Sultan Süleyman’ın şiirini bugün okuyup da anlayamayayım? Veya anlasam bundan kim zarar görebilir? Dolayısıyla ben bu çalışmanın, gençlerimizin kelime dağarcığının, hazinesinin güçlenmesinde, geçmişiyle olan bağlarının güçlenmesinde çok önemli vazife ifa ettiğini düşünüyorum. Üstelik bugün Milli Eğitimimizin soru türlerinde yaptığı güncellemeler, gidişat, artık okuyan öğrencinin her ders türünde daha başarılı olmasını sağlayacak.
Onun için ümit ediyorum ki gençlerimiz hem daha fazla okusunlar hem daha fazla kelime dağarcığına sahip olsunlar. Az kelimeyle kullanırsanız işletim sisteminiz geri; onu daha çok kelimeyle kullanırsanız daha güçlü bir işletim sistemiyle daha akıllı olursunuz, daha çok daha güçlü kendinizi ifade eder, başka insanları da daha iyi anlarsınız.
Ümit ediyorum ki siyasi tarafkilliklere, bağnazlıklara bağnaz kesim çünkü aslında bunu öğrenene bağnaz diyorlar ama gerçek bağnazlığı bunu diyenlerde görmek lazım. Dolayısıyla bu tür bağnazlıkları bir tarafa bırakıp her türlü gençlerimizin potansiyelini güçlendirecek olan, her türlü kendi geçmişimizde güçlü köklerimiz olduğunu fark etmemize yol açacak olan çalışmayı desteklemek gerektiğini düşünüyorum. Bu böylelikle biz de bütün gelişmiş medeniyetler, bütün gelişmiş toplumlar gibi geçmişinden koparak değil; geçmişindeki bütün zenginliği bilerek, kazanarak, sarılarak geleceğe, aydınlık yarınlara yürüyebiliriz.
Hiçbir şey olmasa bir gencin ‘Ben yapabilirim’ deyip, ‘Ben kazanacağım, ben daha öne çıkacağım, daha iyi şeyler yapacağım’ diyerek bir yarışmaya katılması başlı başına zaten takdiri hak ediyor. Burada birinciye aile yakınıyla beraber Umre ödülü verilecekmiş. Onu da ikinciyle üçüncüyü de dahil edecek şekilde genişletildiğinin de müjdesini veriyorum. Hayırlı uğurlu olsun.”