Aziz İhsan Aktaş suç örgütü soruşturması kapsamında 6’sı görevinden uzaklaştırılan 7 belediye başkanının da aralarında bulunduğu, 24’ü tutuklu 200 sanığın yargılandığı dava 13’üncü gününde devam etti.
Davada sanık olarak yargılanan ancak İstanbul’daki duruşmalara katılmayan Tutdere, bugün Adıyaman 1.Ağır Ceza Mahkemesi’ne verdiği savunmada şunları söyledi:
“İddianamedeki suçlamaları kabul etmiyorum. Ben hukuk fakültesini bitirdikten sonra 19 yıl Adıyaman Merkez’de serbest avukat olarak çalıştım. 2018 Milletvekili genel seçiminde Adıyaman Milletvekili olarak seçildim. Daha sonra 2023 genel seçiminde tekrar Adıyaman Milletvekili olarak seçildim. Adıyaman Milletvekili olarak görev yapmaktayken 31 Mart seçimlerinde özellikle deprem yaşamış kentimizin bütün farklı kesimlerinin ve halkın ortak talebiyle belediye başkan adayı oldum. Adıyaman da yüzde 50’den fazla oy alarak belediye başkanı seçildim. Belediye başkanı seçildikten sonra milletvekilliğinden istifa ettim. Halen Adıyaman Belediye Başkanı olarak görev yapmaktayım.
‘SORUŞTURMA YETKİSİZ MAKAM TARAFINDAN YÜRÜTÜLDÜ’
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki, düzenlenen iddianame özensiz ve eksik araştırmaya dayalı düzenlenmiştir. Zira iddianamede hakkımda 62. eylem olarak belirtilen olay kapsamında yalnızca Savaş Çetinkaya’nın soyut iddiaları mevcuttur. Bu kişinin iddiaları hiçbir şekilde araştırılmamıştır. Gerek Adıyaman Belediye başkanlığından gerek Sosyal Güvenlik Başkanlığından yapılacak basit bir araştırma ile iddiaların yanlışlığını ortaya koyma imkanı varken Cumhuriyet Savcısı lehe delilleri toplamadan haksız bir şekilde gözaltına almama sebebiyet vermiş ve bugün burada sanık sıfatıyla bulunmama haksız bir şekilde yargılanmama sebep olmuştur. Bu da görev yaptığım ve deprem mağduru olan Adıyaman halkının da mağduriyetine sebep olmuştur. Ayrıca Adıyaman’da gerçekleştiği iddia edilen bir olaya ilişkin İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma yapılması usule aykırıdır ve yetkisizdir. Bu da hak ihlaline sebebiyet vermiştir.
‘SAVAŞ ÇETİNKAYA İLE HİÇ GÖRÜŞMEDİM’
Soruşturma Savaş Çetinkaya’nın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına vermiş olduğu ifade ile başlıyor. Savaş Çetinkaya Adıyaman gediğini belirttiği tarih 06.06.2024 tarihidir. Benim göreve başladığım tarih 03.04.2024 tarihidir. Savaş Çetinkaya’nın Adıyaman’a geldiği ve tarafımla görüştüğünü iddia ettiği tarihte görevim sebebiyle özellikle 04-05-06-07-08/06/2024 tarihlerinde Ankara ve İstanbul illerindeydim. Buna ilişkin tarafımda delillerim vardır. Dosyaya ibraz edeceğim. Savaş Çetinkaya ile yüzyüze ve telefonla hiçbir şekilde görüşmem olmadı. Buna ilişkin hiçbir HTS kaydı ve somut delil yoktur. Ben 3 Nisanda göreve başladım. Hakdişlerin biriktiği ve belediye başkanlığınca ödenmediği yönünde iddia bulunsa da göreve geldiğim tarih olan 03.04.2024 tarihinden sonra 19.04.2024 tarihi ve sonraki aylarda düzenli bir şekilde hakediş ödemeleri yapılmıştır. Buna ilişkin muhasebe kayıtlarını dosyaya ibraz edeceğiz.
Bahsi geçen temizlik ve araç kiralama ihalesi, 2022 yılında yapılmış, ödemeler benden önce nasılsa, benim dönemimde de aynı şekilde ödenmeye devam etmiştir. 24 milyon TL hakedişin biriktiği söyleniyor. Kesinlikle bahse konu firmaya karşı birikmiş bir hakediş yoktur, ödemeler düzenli olarak yapılmıştır. Hatta gecikme dahi yoktur. Bu hususlar sunacağımız belgelerde açıkça anlaşılacaktır. ikinci iddiası bu şirketin proje sorumlusu olduğunu söylüyor, ancak bu iddialar tamamen yalandır. Bu adamın bu şirkette çalıştığına dair hiçbir belge yoktur. Hakediş ödeme şekli usulü, 5018 sayılı Kanunda harcama yetkisine sahip ilgili birim müdürleri tarafından yapılmaktadır. Belediye Başkanı ile hiç bir ilgisi yoktur. Biz göreve geldiğimizde bütün ihaleleri canlı yayın yaparak, halk huzurunda yapmaktayız.
Ceyhan Kayhan ile milletvekili olduğum dönem içerisinde mecliste İzmir milletvekilleri ile odamın bitişik olması ve Ceyhan Kayhan’nın da Karabağlar Belediye Başkan yardımcılığından istifa ettikten sonra aday olmak amacıyla meclise gelip gitmesi sebebiyle tanıştım. Daha sonra ben belediye başkanı adayı oldum ve kazandım. Ceyhan Kayhan aday adayı oldu ve kazanamadı.
‘HTS KAYITLARI İDDİALARI ÇÜRÜTÜYOR’
Adıyaman deprem sonrasında binaların birçoğu yıkılmış ve halk hizmete muhtaç konumundaydı, ben de belediye tecrübesi olan liyakatli kadrolar aramaya başladım, yaptığım araştırma neticesinde Ceyhan Kayhan’ın uygun olabileceğini değerlendirerek belediye başkan yardımcısı olarak 18.05.2024 tarihinde görevlendirdim. Benden önce 2015 yılından beri belediyenin asli görevlerinden biri olan temizlik görevleri ihale yoluyla müteahhitlere yaptırılmış ancak göreve geldikten sonra araç filosunu ve belediye alt yapısını güçlendirerek belediyenin kendi imkanlarıyla yerine getirecek bir kapasiteye ulaştırdım. Bundan dolayı 30.09.2024 tarihi itibariyle Bilginay isimli firma ile sözleşmemiz sona erdi ve bu konuda yeniden ihaleye çıkmadık.
Sanık Savaş Çetinkaya’nın kendisini belediye başkan yardımcısı Ceyhan Kayhan’a yönlendirdiğim iddiası yalandır. Ben bu dosya kapsamında soruşturma aşamasında ifadem alınıncaya kadar Savaş Çetinkaya ismini duymadım ve bu kişiyi tanımıyordum. Yine Savaş Çetinkaya ile Ceyhan Kayhan’ın tanışıklığına ilişkin ve aralarındaki iddialara konu münasebetlere ilişkin benim bilgim yoktu. Benim 4 tane belediye başkan yardımcım vardır ve bine aşkın personelim vardır. Bu kişilerin özel hayatında ve sosyal hayatında kimlerle görüşüp görüşmediğini bilmem mümkün değildir. Kaldı ki Savaş Çetinkaya ve Ceyhan Kayhan’ın tanışıklığı İzmir Karabağlar dönemine dayanmaktadır. Yani bu kişilerin tanışıklığı Adıyaman ile bir alakası yoktur. Bu husus taraf beyanları ile de sabittir. Yine bu dosyaya ilişkin soruşturma öncesinde Ceyhan Kayhan bana hiçbir şekilde Savaş Çetinkaya isimli kişiden bahsetmedi. Yine Savaş Çetinkaya beyanına göre Ceyhan Kayhan’ın kendisinden para talep ederken, talep ettiği paraları Başkan için harcadığı iddiasında bulunmuş ise de o iddia doğru değildir. Ceyhan Kayhan’ın aldığı paraların niçin alındığı ve nerede harcandığına dair ilgim ve bilgim yoktur. Kaldı ki bahse konu paranın bir kısmı Ceyhan Kayhan’ın şahsi hesabına gitmiştir. Savaş Çetinkaya mahkemede alınan savunmasında benimle telefonla görüşme gerçekleştirdiğini söylüyor ancak HTS analiz raporu ve dijital materyal inceleme raporu Savaş Çetinkaya’nın yalan söylediğini ortaya koymaktadır.
Savaş Çetinkaya ile Ceyhan Kayhan arasındaki para alışverişinin Adıyaman Belediyesi ile ve tarafım ile hiçbir ilgisi yoktur. Benim bu hususta bir bilgim de bulunmamaktadır. Yine bu iddia kapsamında Tekin Aktaş ifadesinde Savaş Çetinkaya’dan duyduğu üzere; belediye başkanın değişmesi ile birlikte hakedişlerin ödenmesi noktasında zorluk çıkardığı ve taleplerde bulunulduğu iddiası var ise de bu hususlar doğru değildir. Tekin Aktaş ile tanışıklığım ve görüşmüşlüğüm yoktur. Savunmamda sıkça belirttiğim üzere firma ile ödemeler düzenli olarak yapılmıştır.
Savaş Çetinkaya tarafından Dilaver Bayır’a ait firmaya gönderilen paranın belediye ile ve tarafımla bir ilgisi yoktur. Hangi amaçla gönderildiğini bilmiyorum. Ancak Bilginay isimli firmada Adıyaman’da faaliyet göstermiştir. Bu dönem içerisinde Dilaver Bayır’a ait ile aralarında geçen bir ilişkiye dayalı olabilir, buna ilişkin bir bilgim yoktur ancak bu hususun belediye ve tarafımla bir ilgisi olmadığı nettir. Paranın gönderildiği tarih itibariyle Dilaver Bayır’a ait firma ile öncesinde de sonrasında da bir alacak verecek ilişkimiz yoktur.
‘AZİZ İHSAN AKTAŞ İLE TANIŞIKLIĞIM YOK’
İddianamenin 503. sayfasında söz konusu para transferlerinin ileride yapılacak muhtemel ihaleler nedeniyle firmalardan alınmış olabileceği yönünde varsayıma dayalı kabul yapılmış ancak söz konusu tarihte yapılmış bir ihale yoktur ve sonraki süreçte de temizlik ihalesine çıkılmamış, Belediye başkanlığı imkanı ile temizlik hizmeti ifa edilmiştir. Bir başka anlatımla söz konusu firma yada başka bir firma ile yapılmış bir sözleşme/ihale yoktur.
Ceyhan Kayhan 657 sayılı Devlet Memurları Kanununa tabidir. Bir başka anlatımla benim himayemde çalışan biri değildir.
Aziz İhsan Aktaş ile tanışıklığım yoktur. Yine bu kişinin Belediyemiz ile bir ilgisi yoktur. Örgüt lideri olarak iddianamede belirtilen Baki Nugay’ı tanımıyorum.
Sanıklar Savaş Çetinkaya ve Tekin Aktaş mahkemede alınan ifadelerinde beni tanımadıklarını ve benimle görüşmediklerini söylemişlerdir.
Dosya kapsamındaki deliller ve dinlenen sanıkların beyanları nazara alındığında suçsuzluğum açıkça ortaya çıkmıştır. Bu nedenle dosya kapsamı da dikkate alınarak hakkımdaki dosyanın tefrik edilerek hakkımda beraat kararı verilmesini talep ediyorum.
TELEFON VE DİJİTAL MATERYALLERİN İADESİ TALEBİ
Ben Adıyaman Belediye Başkanı olarak görev yapıyorum. Adıyaman ili 06.02.2023 tarihini deprem nedeniyle binlerce şehidin kefensiz toprağa vermiş bir kenttir. Acılı bir kenttir. Böyle bir ilin belediye başkanının soyut bir iddiaya dayalı olarak soruşturulması ve hakkında dava açılmasının hukuk devletinde yeri yoktur. Bu soruşturma sadece beni değil bütün Adıyaman halkının, yaşama tutunmaya çalışan halkı da mağdur etmiştir. Bu kovuşturma haksız bir uygulamadır. Haksızlığın ve özellikle Adıyaman halkının mağduriyetinin giderilmesi için özellikle tarafıma ilişkin yargılamanın bir an önce neticelenmesi elzemdir. Ben soruyorum şuanda benim İstanbul’da Silivri’de yargılaması görülen bir dosya ne işim var?
Gözaltı işlemleri sırasında cep telefonumu kendi rızamla teslim ettim. Şifremi söyledim. Buna ilişkin el koyma kararı yoktur. Telefonumun da imaj incelemesi yapıldı, alıkonulmasını gerektirir bir durum yoktur. Ben belediye başkanı olarak görev yaparım ve telefon rehberinde kayıtlı çok sayıda kişi vardır. Görevimi yerine getirebilmem ve ilişkilerimi sürdürebilmem açısından telefonumun ve diğer dijital materyallerimin iadesini talep ederim.
‘RÜŞVET TALEP ETMEDİM, BERAATİMİ İSTİYORUM’
Dosya kapsamında hakkımdaki delillerin toplanmış olması ve savunmamı vermiş olmam hususları ile belediye başkanı olarak aktif görev yapmama sebebiyle belediyenin işlerinin yürütülmesi amacıyla yurt dışında yürütülen çalışmaları ve faaliyetlere iştirak etmem gerekmektedir. Adıyaman deprem şehridir. Şehri yeniden ayağa kaldırılması amacıyla yurt dışı kaynaklı hibelerle devam edem alt yapı yatırımları bulunmaktadır. Bu yatırımların takibi ve kurumlarla ilişkiler için yurt dışına çıkmam zaruridir. Tarafım ve görev yaptığım Adıyaman ilinin mağduriyetimin olmaması amacıyla hakkımdaki yurt dışına çıkmamak şeklindeki adli kontrol kararının kaldırılmasını talep ediyorum.
Ben netice itibariyle kimseden rüşvet talep etmedim, kimseden aracı vasıtasıyla para talep etmedim. Bu nedenlerle suçlamaları kabul etmiyorum. Beraatime karar verilmesini istiyorum.”
İHALE DANIŞMANI MUSTAFA MUTŞU SAVUNMA YAPTI
Öte yandan İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesince, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki salonda görülen duruşmada, ihale danışmanı tutuksuz sanık Mustafa Mutlu savunma yaptı.
“Ankademi” adlı firmasıyla kamu kurumlarına eğitim danışmanlığı hizmeti verdiğini, iddianamede “sözde danışman” olarak adlandırıldığını aktaran Mutlu, “Yaptığım iş küçümsenmiş. Birçok kamu kurumunda danışmanlık yaptım. Bu kurumlarla çalışmış olmam ‘sözde danışmanlık’ yapmadığımı kanıtlamıştır diye düşünüyorum. Kurumları incelediğiniz zaman hiçbirinin Aziz İhsan Aktaş’ın olmadığını göreceksiniz. Toplam 34 eylemle yargılanıyorum, 27’sinde ‘azmettirici’ olarak geçiyorum. Benim kamu kurumlarında azmettirici olacak bir statüm yok. Bu zamana kadar başkanmışım gibi anlatıldı ama ben belediyelerde ne başkanım ne başkan yardımcısıyım” dedi.
Mutlu, Beşiktaş Belediyesi personeliyle hiyerarşik bir durumunun bulunmadığını, azmettirici olmasının söz konusu olmadığını öne sürdü.
Burada bulunmasının nedeninin ihbar mektupları ile gizli tanık ifadeleri olduğunu söyleyen Mutlu, İSFALT ve Beşiktaş Belediyesi’yle Aziz İhsan Aktaş’tan önce çalıştığını belirtti.
‘BANA BEŞİKTAŞ’LA İLGİLİ SORU SORULMADI’
Mutlu, etkin pişmanlıktan faydalandığını kaydederek, savunmasında şunları söyledi:
“Gözaltındayken bana Beşiktaş’la ilgili soru sorulmadı. Esenyurt Belediye Başkanı’nın danışmanıymışım gibi sorular soruldu, Esenyurt’la ilgim yok. Aslında tutuklanacağım bir şey yoktu. Etkin pişmanlıktan faydalananlara ‘iftiracı’ dediler, ben iftiracı değilim. Ne gördüysem, ne yaşadıysam onu anlattım. Savcılık tarafından, eşimin deport edilmesi ve hamile olmasıyla tehdit edildiğim söylendi. Böyle bir şey yaşanmadı, böyle bir ima dahi olmadı. Savcı size etkin pişmanlıktan faydalan demiyor, siz dilekçe veriyorsunuz. 9 ay cezaevinde kaldım, çocuğum cezaevindeyken doğdu. 18 yıl çocuk bekledim, çocuğumu cezaevinde gördüm” ifadelerini kullandı.
Daha sonra Mustafa Mutlu’yla soru-cevap yapıldı. “İhale süreçlerinden belediye başkanları ile başkan yardımcılarının bilgisi olur mu?” sorusuna karşılık Mutlu, “Başkanın da başkan yardımcısının da sürece çok dahli olmaz. Benim de olmaz. İhalelerle ilgili kontrol incelemesi olur. Kontrolü ele geçirme gibi bir durum söz konusu değil. Kimsenin duruma müdahale etme şansı yok” dedi.
Mutlu, “Beltaş mülkiyetindeki Özel Etiler Hastanesi’nin Aziz İhsan Aktaş’a değerinin 180 milyon lira altında satılmasıyla” ilgili soruya karşılık, “Aziz İhsan Aktaş ve akrabalarının belediyeden birçok alacağı var. Parasını alması için de önüne bu konuldu. Aziz İhsan Aktaş, kendisi ve akrabalarının alacağını parasıyla ödedi. Bu şekilde değerlendirilebilir” yanıtını verdi.
‘RIZA AKPOLAT’ İDDİASI
Beşiktaş Belediyesi Başkan Yardımcısı tutuksuz sanık Ozan İş’in hastane satışı için Aktaş’a baskı yaptığını öne süren Mutlu, “Doğrudan tutup da Aziz İhsan Aktaş’ı ya da akrabalarını yanına çekip, bir şey söylediyse bilgim yok. Aziz İhsan ile akrabalarının parasını ödemeyerek, onları bu yola soktu. ifadesini kullandı.
Mutlu, Ozan İş’in avukatı soru sormak için söz aldığında, Ozan İş’in avukatının sorduğu hiçbir soruya cevap vermek istemiyorum” diye konuştu.
Çapraz sorgu sırasında Mutlu, “Rıza Akpolat (görevinden uzaklaştırılan Beşiktaş Belediye Başkanı), bir güce ulaştı. Bu güç ihaleyle alınmamış araçların genel merkeze verilmesiyle oluştu. Akpolat’ın bu güce ulaşması, Ekrem İmamoğlu tarafında rahatsızlık oluşturdu” iddiasında bulundu.
Bunun üzerine söz alan sanık Rıza Akpolat, “Bir siyasi meseleden, rekabetten bahsedildi. Bu meseleden dolayı belediyede usulsüzlük yaptığımız söylendi. Ciddi bir itham. Bunun kaynağı nedir? Hangi usulsüzlükle siyasete bir kaynak aktarmışım, kurultay, il kongresini kazandırmışım?” şeklinde konuştu.
Mutlu, Akpolat’a karşılık, “Ben kazandırdığınızı söylemedim. Beşiktaş Belediyesinde kiralanan araçların dışında bazı araçlar, siyaseten ilgili kişilere gönderiliyordu” dedi.
Akpolat’ın, “Böyle bir konu neden iddianameye konu yapılmadı?” demesi üzerine Mutlu, “Onu bilmiyorum” yanıtını verdi.
Tutuksuz sanık Yusuf Akın, 24 yaşında olduğunu ve iddianamede yaşının şirket sahibi olmak için yetersiz görüldüğünü, bu şekilde 1,5 yıllık emeğinin hiçe sayıldığını iddia etti.
Örgüt üyesi olmadığını savunan Akın, “Şirketlerimle ilgili karar yetkisi bana aittir. Aziz İhsan Aktaş akrabamdır ancak bana emir vermemiştir. Şirketlerimiz arasında ticari ilişki vardır” beyanında bulundu.
BEŞİKTAŞ BELEDİYESİNE YÖNELİK İDDİALARLA İLGİLİ SABIKLAR DİNLENDİ
Tutuksuz sanık Ali Erdem, Beşiktaş Belediyesinde 29 yıldır çalıştığını söyledi.
Emeklilik dönemi geldiğini ancak müdürünün talebi doğrultusunda, personel eksikliğinden dolayı emekliliğini ertelediğini anlatan Erdem, bu nedenle komisyonda görevlendirildiğini, buradaki amacın kamu hizmetinin aksamaması olduğunu dile getirdi.
Tutuksuz sanık Ali Güvendi, Fen İşleri Müdürlüğü’nde çalıştığını belirterek “İhaleyle herhangi bir ilgim yok. İhale komisyonu üyesi olmam sebebiyle dava açılmıştır ancak ben yıllardır aynı belediyede çalışan olmama rağmen ihale işlerinden anlamam. Çünkü alanım değildir. İddianamede benim ismimin geçtiği eylemde bahsedilen şirketleri tanımıyorum. Sıradan bir memur olarak ihale komisyonunda bulundum. Yaklaşık maliyet, görev ve yetkim alanında değildir. Tekliflerin alınmasında hiçbir dahlim yoktur” savunmasını yaptı.
Sanık Alican Balkış, Beşiktaş Belediyesinde 11 yıldır mühendislik yaptığını ifade etti.
Görevi gereği ihale komisyonuna görevlendirildiğini kaydeden Balkış, “Ben yalnızca ihalede bulunarak komisyon üyeliği görevimi yerine getirdim. İhaleden önceki süreçlerle ilgili bilgim yoktur” ifadelerini kullandı.
Sanık Ali Fuat Toptaş, mühendis olduğunu, 42 yıllık meslek hayatının 33 yılının belediyelerde geçtiğini söyledi.
Üsküdar Belediyesinde 16 yıl görev yaptıktan sonra, davet üzerine, 2015 yılında Beşiktaş Belediyesinde Fen İşleri Müdürü olarak göreve başladığını dile getiren Toptaş, sanık Rıza Akpolat başkan olduktan sonra kendisine herhangi bir müdürlük görevi verilmediğini, farklı bir birimde görev yaptığını belirtti.
Toptaş, davaya konu ihale komisyonunda görevlendirildiğini kaydederek “Benim katıldığım tek bir ihaledir. Herhangi bir ihaleye tekrar görevlendirilmedim. ‘İhaleye fesat karıştırmak’ eyleminin içinde hiçbir şekilde olmadım. Komisyon üyesi olarak ihale sırasında görevimi layıkıyla yaptım” şeklinde savunma yaptı.
Sanık Derya Coşkun, 16 yıldır Beşiktaş Belediyesinde çalıştığına işaret ederek “16 yıl boyunca hiçbir disiplin cezası bile almadım ancak bugün görevim, kurumsal bir işleyiş gereği attığım bir imza nedeniyle karşınızdayım. İddianameye konu söz konusu yaklaşık maliyetler tarafımca hazırlanmamıştır. Yaklaşık maliyete ilişkin tüm işler Destek Hizmetleri Müdürlüğünce yapılmışken, yalnızca bir evraka imza atmış olmam sebebiyle evrakların sahte olduğunu bildiğim iddiası gerçek dışı ve hayatın olağan akışına aykırıdır” ifadelerini kullandı.
YARINA ERTELENDİ
Duruşmada tutuksuz sanıklar Bahri Uğur Aksoy, Bekir Anıl Oray, Binali Ören, Buse Gül Abacı Koçdemir, Dilan Özcan, Dilara Şer ve Düzgün Türkan’ın da savunmaları alındı.
Duruşma, sanıkların savunmalarının alınmasına devam edilmek üzere yarına ertelendi.