1. Haberler
  2. Gündem
  3. Bakan Tekin’den ‘Laiklik Bildirisi’ açıklaması

Bakan Tekin’den ‘Laiklik Bildirisi’ açıklaması

Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin; 168 yazar, akademisyen, sanatçı ve gazetecinin imzasıyla yayımlanan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiriye tepki gösterdi. Tekin, "Bizim Ramazan ayında yaptığımız etkinlikler; milli dayanışma, birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikler 'eğitimde Talibanlaşma süreci' olarak tanımlanıyor. Arkadaşlar, böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir" dedi.

featured

168 yazar, akademisyen, sanatçı ve gazetecinin imzasıyla “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildiri yayımlanmıştı.

Bildiride son dönemde laikliğe yönelik müdahalelere tepki gösterilerek “Laikliği savunmak suç değildir. Laikliği birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz” ifadelerine yer verilmişti.

İlişkili Haber
thumbnail

Erdoğan tepki göstermişti… Yusuf Tekin ‘Laiklik Bildirisi’ için harekete geçti

Haberi görüntüle

‘ETKİNLİKLER ‘TALİBANLAŞMA SÜRECİ’ OLARAK TANIMLANIYOR’

Artvin’e gerçekleştirdiği ziyaret kapsamında okul ve siyasi parti ziyaretleri öncesinde Artvin Valiliği’nde gerçekleşen görüşmenin ardından basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, konuya ilişkin mesajalr verdi.

Tekin, şunları söyledi:

“Şimdi biraz önce ifade etmeye çalıştığım Ramazan’la ilgili faaliyetlerimiz kamuoyunda farklı mihraklar tarafından farklı şekilde değerlendirme eğilimine girdi. Ben öncelikle şunu söyleyeyim; anayasal düzenimiz bize, Milli Eğitim Bakanlığı’na ve bütün kamu görevlilerine Anayasa’ya uygun hareket etmemizi salık veriyor. Biz de ona göre davranıyoruz. Fakat bizim ramazan ayıyla ilgili yaptığımız etkinlikleri eleştirenler, Anayasa’nın işlerine gelen maddelerine bakıyorlar; değerlerine bakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde 168 kişiden oluşan bir metin imzaya açıldı, imzalandı ve bakanlığımızı bu anlamda zan altında bırakacak ifadeler kullanıldı. İşin tuhaf tarafı, onların içerisinde 1982 Anayasası’nı bizlere anlatırken yerin dibine geçiren hocalarımız da var. Şimdi 1982 Anayasası’nın işlerine gelen maddelerine değinip kalan kısımlarına hiç değinmeden konuşuyorlar.

Öncelikle şunu söyleyeyim; Anayasamızın başlangıç kısmı, her Türk vatandaşının temel hak ve hürriyetlerinin eşit bir biçimde kullanılması vurgusunu yapar. Israrla vurgu yapılan anayasanın ikinci maddesinde yer alan laiklik ifadesinin geçtiği madde ise ‘toplumun huzuru’ ve ‘milli dayanışma’ kavramlarıyla başlar. Bu iki kavram bizim açımızdan çok kritiktir. Dolayısıyla biz bütün etkinliklerimizde, bütün çalışmalarımızda anayasanın tamamını ve kanunların, mevzuatın bize yüklediği görevlerin tamamını yerine getirmeye çaba sarf ediyoruz.

Biz bunları yaparken hak etmediğimiz eleştirilerle karşı karşıya kaldığımızda da doğal olarak tepkimizi gösteriyoruz. Bakın değerli arkadaşlar, ben bir Anadolu çocuğuyum. Anadolu’nun her tarafında küfür ya da hakaret olarak kabul edilen cümleleri kullanıp da arkasından ‘bence bu küfür değildir, kişilik analizi yapıyorum’ diyen Özgür Özel kadar midesi geniş bir insan değilim, kusura bakmayın. Dolayısıyla bu 168 kişinin imzaladığı metinde bizleri zan altında bırakan ifadeler, benim durduğum yerden suç teşkil eder. Bu konuda destek veren kişilerin emeklerini hiçe saymak anlamına gelir. Dolayısıyla biz bununla ilgili de bir suç duyurusunda bulunacağız. Nedir rahatsız olduğumuz şey? Mesela bizim ramazan ayında yaptığımız etkinlikler; milli dayanışma, birlik, beraberlik ve kardeşlik vurgusu üzerine yaptığımız etkinlikler ‘eğitimde Talibanlaşma süreci’ olarak tanımlanıyor. Arkadaşlar, böyle bir şeyi söyleyebilmek için ya bu toplumun içerisinde yaşamıyor olmanız gerekir ya bizim metinlerimizi okuyamamış olmanız gerekir ya da art niyetli olmanız gerekir.

‘METNİN ALTINDAKİ İFADELERDEN YALNIZCA BİRİNE KATILIYORUM’

Bir başka eleştiride, metinlerimizle ilgili olarak ‘Trump’ın ipine sarılmış’ ifadesi kullanılıyor. Ramazan genelgesinden böyle bir ifadeyi nasıl çıkarıyorsunuz, anlamakta zorlanıyorum. ‘Laik hukuk düzenini ortadan kaldırmak’ diyorlar. Ne yapmışız? Anadolu’da herkesin heyecanla beklediği, toplumsal dayanışma ve kardeşlik duygularını güçlendiren Ramazan ayını çocuklarımız heyecanla karşılasın, dayanışma ve yardımlaşma duygularını içselleştirsin demişiz. Bu nedenle laiklik düzenini ortadan kaldırmaya yönelik bir çaba içinde olduğumuz iddia ediliyor. Bunu anlamakta gerçekten zorlanıyorum. En ağır ifade ise ‘gerici azınlık’ tanımlamasıdır. Bunu söyleyen kişilere misliyle iade ediyorum. ‘Gerici azınlık’ ifadesi, 1960’lı ve 1970’li yılların Marksist-sosyalist mantığıyla hâlâ beslenen, bu kafayla hareket eden ve toplumu tanımayan, toplumdan kopuk insanları tanımlamak için kullanılabilir. Ancak bizim gibi 7/24 Anadolu’da insanların içerisinde olan kişiler için bu tür tabirlerin kullanılmasını doğru bulmuyorum.

Metnin altındaki ifadelerden yalnızca birine katılıyorum; ‘laikliği savunmak suç değildir.’ Laiklik; din, inanç ve ibadet hürriyetinin devlet ve kamu otoritesi tarafından güvence altına alınmasıdır. Dolayısıyla bunu savunmak asla suç olarak kabul edilemez. Biz de zaten herkesin dinî inanç ve ibadet hürriyetinin, anayasamızın başlangıç kısmında tanımlandığı gibi temel hak ve hürriyetler çerçevesinde tüm Türk vatandaşlarına eşit düzeyde sağlanması anlayışıyla hareket ediyoruz. Bu nedenle söz konusu savunmayı bir suç değil, bir erdem olarak kabul ediyoruz. Yaptığımız çalışmalara yönelik bu tür ifadelerle ilgili suç duyurusunda bulunmamızdan rahatsız olmamalısınız. Siz nasıl demokratik hakkınızı kullandığınızı iddia ediyorsanız, biz de demokratik hakkımızı kullanıyoruz.”

BİLDİRİDE NE DENİLDİ?

Aralarında Korkut Boratav, Taner Timur, Cem Eroğul, Alaeddin Şenel, Oğuzhan Müftüoğlu, Hayri Kozanoğlu, İlhan Cihaner, Ayşe Kulin, Ahmet Telli, Melike Demirağ, Rutkay Aziz, Onur Akın, İlkay Akkaya, Şükrü Erbaş ve Timur Soykan gibi isimlerin bulunduğu 168 imzacı tarafından yayımlanan bildiride, Türkiye’nin “gerici-şeriatçı bir kuşatma altında” olduğu belirtildi.

Bildiride şu ifadeler yer aldı:

“Laikliği Birlikte Savunuyoruz

Türkiye gerici-şeriatçı bir kuşatma altında!

Ülkemiz ABD ve İsrail planları doğrultusunda bölgemizdeki gelişmelerle birlikte “Talibanlaştırma” baskısı altına girmiş durumda. ABD güdümlü bu gerici saldırı ülkemizin önündeki en yakıcı tehdide dönüşmüştür.

Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi adım adım Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklemektedir.

Laik eğitimi, laik hukuk düzenini ve laik kamusal hayatı adım adım ortadan kaldırmaya yönelik hamleler ivme kazanmıştır.

Bu hamleler toplumdan yükselen laiklik çağrılarına karşı gerici azınlığın provokasyon ve saldırılarını göz ardı etmeye; laik cumhuriyeti savunanların -Anayasa’yı hiçe sayarak- “suçlu” gibi cezalandırılmasına kadar gelmiştir.

Laikliği savunmak suç değildir.

LAİKLİĞİ birlikte savunuyoruz, şeriatçı dayatmaları reddediyoruz!

Karanlığa teslim olmayacağız!”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!