1. Haberler
  2. Gündem
  3. Teröristbaşı Öcalan’dan gelen mesajda ‘vatandaşlık’ vurgusu! ‘Erdoğan’ın iradesi, Bahçeli’nin çağrısı, Özel’in katkısı…’

Teröristbaşı Öcalan’dan gelen mesajda ‘vatandaşlık’ vurgusu! ‘Erdoğan’ın iradesi, Bahçeli’nin çağrısı, Özel’in katkısı…’

PKK’nın fesih çağrısının yıl dönümünde açıklanan mesajda Abdullah Öcalan, “şiddet döneminin kapandığını” savundu, “demokratik entegrasyon” ve “anayasal vatandaşlık” vurgusu yaptı. Mesajda Cumhurbaşkanı Erdoğan, Devlet Bahçeli ve Özgür Özel’e de atıf yer aldı.

featured

DEM Parti tarafından bugün Ankara’da düzenlenen toplantıyla terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihli çağrısının yıl dönümünde dolayısıyla yeni bir açıklaması okundu.

Öcalan mesajında, “Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum” ifadeleri yer aldı.

Öcalan, mesajında Türk-Kürt ilişkisini tarihsel bir birliktelik üzerinden tanımlayarak, “27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir” dedi.

“Negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz” diyen Öcalan, yeni dönemi “demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon” kavramları üzerinden tarif etti.

‘VATANDAŞLIK’ VURGUSU

Mesajda dikkat çeken başlıklardan biri de vatandaşlık tanımı oldu. Teröristbaşı Öcalan,
“Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz” dedi. Din, dil ve milliyetin empoze edilemeyeceğini belirterek, “devletin bütünlüğünü esas alan anayasal vatandaşlık” modelini işaret etti.

Demokratik entegrasyonun “barış yasalarını gerekli kılacağını” söyleyen Öcalan, sürecin siyasal, sosyal ve kültürel boyutlarda yeni bir hukuki mimari gerektirdiğini savundu.

TERÖRİST VEYSEL AKTAŞ TOPLANTIYA KATILDI

Toplantıya, Öcalan’la birlikte İmralı’da bulunan, önceki açılım sürecinde sekreteryasında olan ve yakın zaman önce tahliye edilen terörist Veysel Aktaş da katıldı. Aktaş’ın yanı sıra İmralı Heyeti Üyeleri TBMM Başkan Vekili Pervin Buldan, görevden alınan eski Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk, milletvekili Mithat Sancar ve terör elebaşısının avukatı Faik Özgür Erol; DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ile Tuncer Bakırhan; DEM Parti milletvekilleri Saruhan Oruç, Meral Danış Beştaş, Ayşegül Doğan, Gülistan Kılıç Koçyiğit, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Çiğdem Kılıçgün Uçar ile Keskin Bayındır ve partililer yer aldı.

Toplantıya hayatını kaybeden, sürecin başında DEM Parti İmralı Heyeti’nde bulunan eski TBMM Başkanvekili Sırrı Süreyya Önder’in, 27 Şubat 2025’teki ilk çağrıda yaptığı konuşma izletilerek başlandı.

Toplantıda Öcalan’ın yeni bir fotoğrafı paylaşıldı.

TERÖRİSTBAŞININ YENİ MESAJI OKUNDU

İmralı heyeti üyesi DEM Partili Pervin Buldan tarafından okunan mesajın tamamı şu şekilde:

“27 Şubat 2025 çağrımız, demokratik siyasetin hayata geçtiği yerde silahın anlamsızlaşacağının beyanı ve tercihin açıkça siyasetten yana yapıldığının ilanıdır, bir ilke bütünlüğüdür. Negatif isyan dönemini temelde tek taraflı bir irade ve pratikle aşmayı başardık. Geride bıraktığımız süreç, şiddet ve ayrışma siyasetinden demokratik siyaset ve entegrasyona geçişi sağlayacak müzakere yeteneğini ve gücümüzü kanıtlamıştır. Çağrılarımız, konferans ve kongreler bu amaca yönelikti. Örgütün fesih ve silahlı mücadele stratejisine son verme kararları, sadece resmen ve fiilen değil zihnen de şiddetten arınmayı ve siyaset tercihini ortaya koymuştur. Bu aynı zamanda cumhuriyetle zihnen barışmanın da ilanıydı.

‘ERDOĞAN’IN İRADESİ, BAHÇELİ’NİN ÇAĞRISI, ÖZEL’İN KATKISI…’

Geçtiğimiz bir yıl içinde Sayın Erdoğan’ın iradesi, Sayın Bahçeli’nin çağrısı, Sayın Özel’in katkısı ve sürece olumlu katkı yapan diğer tüm siyasi, sosyal, sivil birey ve kurumların çabalarını kıymetli buluyorum. Ve özellikle Sırrı Süreyya arkadaşımızı bir kez daha büyük bir saygıyla ve özlemle anıyorum.

Kürtsüz Türk, Türksüz Kürt olmaz. Bu ilişki diyalektiğinin tarihsel bir özgünlüğü vardır. Cumhuriyetin kuruluş sürecindeki temel metinler, Türk ve Kürt birliğini ifade ediyordu. 27 Şubat çağrımız bu birlik ruhunun canlandırılma girişimi ve Demokratik Cumhuriyet talebidir. Kandan ve çatışmadan beslenme mekaniğini kırmayı amaçladık. Sorunun tarihselliğini, ciddiyetini ve üretebileceği riskleri görmek yerine kısa vadeli dar siyasi çıkarlara göre hareket etmek hepimizi zayıflatır. İnkârı ve isyanı sürekli kılmaya çalışmak, en büyük kural dışılığı kural kılmaya çalışmaktır. Son iki yüzyılda tersine çevrilmek istenen kardeşliğin önündeki engelleri kaldırıyor, kardeşlik hukukunun gereğini yapıyoruz. Nasıl bir araya gelinir ve nasıl bir arada yaşanılırı tartışmak istiyoruz.

Şimdi negatif aşamadan pozitif inşa aşamasına geçmeliyiz. Yeni bir siyaset dönemine, stratejisine kapı açılıyor. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp, demokratik toplum ve hukuk temelli bir süreci açmayı hedefliyor ve her kesimi bu yönde imkân yaratmaya ve sorumluluk almaya davet ediyoruz.

‘DEMOKRATİK TOPLUM, DEMOKTRATİK ENTEGRASYON…’

Demokratik toplum, demokratik uzlaşı ve entegrasyon, pozitif dönemin zihniyet dünyasının yapı taşlarıdır. Pozitif aşama zor ve şiddete dayalı mücadele yöntemlerini dışlar. Pozitif inşada amaç herhangi bir kurumu ve yapıyı ele geçirmek değil, toplumdaki her bireyin toplumsal inşada rol alabilecek sorumluluğa ulaşabilmesidir. Amaç, inşayı toplumla birlikte ve toplum içinde yapmaktır. Ezilen kesimler, etnik gruplar, dinsel ve kültürel gruplar kesintisiz ve örgütlü bir demokratik mücadeleyle kendi yaratımlarına sahip çıkabilirler. Bu süreçte devletin demokratik dönüşüme duyarlı olması önemlidir.

Demokratik entegrasyon en az Cumhuriyetin başlangıcı kadar önemlidir. Onun kadar anlam, gelecek ve güç itibarıyla varlık ve zenginlik ihtiva eden bir çağrıdır. Temelinde demokratik toplum modeli vardır. Ayrıştırmacı ya da tersinden asimilasyonist yöntemlerin alternatifidir. Demokratik entegrasyona geçiş, barış yasalarını gerekli kılar. Demokratik toplum çözümü ise siyasal, sosyal, ekonomik, kültürel boyutlarda bir mimarinin, bir hukukun tesisini öngörür.

Günümüzde yaşanan birçok sorunun ve krizin sebebi demokratik bir hukukun yokluğudur. Demokratik siyaset çerçeveli bir hukuk çözümünü esas alıyoruz. Demokratik topluma alan tanıyacak, demokrasiye alan tanıyacak ve bunun güçlü hukuksal güvencelerini oluşturacak bir yaklaşıma ihtiyacımız var.

‘ÖZGÜR YURTTAŞLIĞI ESAS ALIYORUZ’

Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır. Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz. Din ve dil empoze edilemediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel, ideolojik, kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar.

Günümüzde hiçbir düşünce sistemi demokrasiyi esas almadan ayakta kalamaz. İniş-çıkışlar, gerilim ve krizler geçicidir, demokrasi er ya da geç kalıcı olacak olandır. Çağrımız sadece Türkiye’de değil Ortadoğu’da bir arada yaşama sorununa ve ürettiği kriz haline çözüm bulma amacını taşıyor. Bütün gadre uğramışların var olma ve kendilerini özgürce ifade edebilme haklarını savunuyoruz.

Kadınlar, hiçbir toplumun ve devletin dikkate almadan kendini sürdüremeyeceği toplumsal güçlerin başında gelir. Günümüzde aile içi şiddet, kadın cinayetleri, ataerkil baskı, hepsi kadının köleleştirilmesiyle başlayan tarihsel saldırının güncel izdüşümüdür. Bu nedenle kadınlar demokratik entegrasyonun en özgürlükçü parçası ve itici gücüdür.

Dönemin dili buyurgan ve otoriter bir dil olamaz. Karşısındakine kendini doğru ifade etme, doğru dinleme ve ona da kendi doğrularını ifade etme olanağını vermeyi esas almalıyız.

Tüm bu hususların gerçekleşmesi, karşılıklı saygıya dayalı gelişmiş bir ortak aklı gerektirmektedir.”

SÜREÇ NASIL BAŞLAMIŞTI?

İmralı Cezaevi’nde bulunan teröristbaşı Öcalan, 27 Şubat 2025’te yaptığı çağrıda PKK’ya kongre toplama, silah bırakma ve örgütü feshetme çağrısında bulunmuştu. PKK ise 12 Mayıs 2025’te silahlı faaliyetlere son verildiğini ve örgütsel yapının feshedildiğini açıklamıştı. Söz konusu kararın PKK’nın Suriye uzantısı PYD’yi kapsamadığı ortaya çıkmıştı. Çağrının KCK’ya yönelik de olmadığı anlaşılmıştı.

11 Temmuz 2025’te Irak’ın Süleymaniye kentindeki Casene Mağarası’nda, aralarında KCK Eş Başkanı Bese Hozat’ın da bulunduğu 30 örgüt mensubu sembolik bir törenle silahlarını yakmıştı.

Bu gelişmelerin ardından TBMM’de “Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu” kurulmuş, süreç kapsamında çeşitli temaslar gerçekleştirilmişti. AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve DEM Parti Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit’ten oluşan heyet 24 Kasım 2025’te İmralı’da teröristbaşı Öcalan’ı ziyaret etmişti. CHP ise İmralı’ya giden heyete üye vermemişti.

Komisyonun hazırladığı ve 18 Şubat’ta oy çokluğuyla imzalanan ortak raporda “Kürt sorunu” ifadesi yer almazken, “umut hakkı” kavramı doğrudan yer bulmasa da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Anayasa Mahkemesi içtihatlarına atıf yapıldı. Raporda yeni aşamaya geçiş için PKK’nın silah bırakmasının teyidinin kritik olduğu vurgulandı.

‘STATÜ’ TARTIŞMASI

MHP lideri Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı açıklamada, “PKK’nın kurucu önderliğinin statü sorunu nasıl ele alınacaktır?” sorusunu gündeme taşıdı ve “İmralı’nın statü açığı nasıl kapatılacaktır?” ifadelerini kullandı.

Bahçeli’nin vurgusunun çok önemli olduğunu söyleyen DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Öcalan’ın özgür yaşayabileceği ve özgür çalışabileceği koşulların bir yasal çerçeve oluşturularak hukuki güvence altına alınması gerektiğini savundu. Hatimoğulları, “sürecin kurucu önderinin” ve baş aktörünün Öcalan olduğunu vurguladı.

DEM Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan da Öcalan’ı “sürecin ana aktörü ve başmüzakerecisi” olarak tanımlayarak, özgür çalışma ve iletişim koşullarının oluşturulması gerektiğini savundu.

Doğan, Öcalan’ın gazeteciler, yazarlar ve siyasi parti temsilcileriyle doğrudan görüşebilmesinin önünün açılması gerektiğini ifade etti.

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

2 Yorum

  1. Teröristlere ve vatan Hainlerine idam
    Ne Mutlu Türküm diyene

  2. 27 Şubat 2026, 14:42

    Bebek katili ne diyor Türk milletinin vatandaşlığı anayasaya uygun değilmiymiş teröristleri asmadan bu iş çözülmez

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!