Okay Deprem yazdı…
Bilindiği gibi, antik Yunan mitolojisinin kahramanı Narkissos, peri Liriope ile Nehir Tanrısı Kefissos’un oğluydu. Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) 47. Başkanı Donald Trump’ın daha mütevazı bir biyografisi var: Babası Fred bir iş adamıydı ve annesi Mary ise hizmetli olarak çalışıyordu. Bunun dışında, kurgusal Narkissos ile gerçek Donald oldukça benzerlikler arz ediyor; her ikisi de aşırı bir öz hayranlık kültüne sahip.
Günümüzde herkes Trump’ın “aklını kaçırdığından” bahsediyor. Yakın zamana kadar başkan, tarihe bir barış elçisi olarak geçmeyi hayal ediyordu. Ancak barış yapmanın hemen sonuç vermediğini fark edince, paradigmasını hızla değiştirdi ve askeri operasyonlar yoluyla büyüklük göstermenin çok daha kolay olduğu görüşünü benimsedi. ABD’nin bol kaynakları, güçlü bir ordusu ve dünyanın dört bir yanına yayılmış askeri üsleri var. Bunun bilincinde olan Trump sırasıyla Nijerya, Venezuela ve İran’a saldırılar düzenlendi. Ve sonra etrafındaki herkes şunu fark etti: Toplantılar sırasında uyuklayan ve uçak merdivenlerinden düşen nispeten zararsız Biden, Beyaz Saray’ın şu anki azgın sakininden çok farklıydı. Bu arada, “büyüklük” klinik psikiyatri alanının resmi bir tıbbi terimiyken; narsistik ise bir kişilik bozukluğunu tanımlar.
BİR YANDAN 150’DEN FAZLA KIZ ÇOCUĞUNUN FÜZELERLE KATLİ DİĞER YANDAN LİDERLERE SUİKASTLAR
Seksen yaşında bir adamın genç Narkissos’un pelerinini giymeye çalışması, hastalığının yol açtığı ciddi uluslararası sonuçlar olmasaydı gülünç olabilirdi. ABD ordusu, İran’a karşı saldırının ilk gününde bir ilkokula Tomahawk füzeleriyle saldırdı bilindiği gibi ve 150’den fazla kız çocuğunu öldürdü. Hızını alamayan Trump bu kez de, İslam Cumhuriyeti’nin üst düzey liderlerine suikastlar düzenlenmesi ile petrol depolama tesislerinin vurulması emirlerini verdi. Çıkan devasa yangınların çevresel hasarı şimdiden büyük ölçekli bir kimyasal saldırınınkine eşdeğer kabul ediliyor.
İSPANYA ASKERİ ÜSLERİNİ KULLANDIRMAZKEN İNGİLTERE VE KANADA İSE SALDIRILARA TEMKİNLİYDİ
Görünüşe göre bazı ABD müttefikleri, İsrail’in Washington’ı içine sürüklediği vahim durumu şimdiden fark etmeye başladı. Örneğin İspanya, Amerikalıların İran’a yönelik bir saldırı için havaalanlarını kullanmasına kesinlikle izin vermeyi reddetti. İngiltere ve Kanada da Donald Trump’ı destekleme konusunda son derece temkinli davrandılar. Bu anlaşılabilir bir durum: NATO ortakları, şu anda İran’ın ABD üslerine yönelik saldırılarından ve Hürmüz Boğazı ablukasından muzdarip olan Orta Doğu monarşilerinin trajik örnekleriyle karşı karşıya. Washington ve Tel Aviv için “ateşten kestane çıkarmaya” istekli olanlar giderek azalıyor. Tek istisna ise, insansız hava araçlarına karşı koyma konusundaki deneyimini paylaşmaya istekli olan Ukrayna! Ancak o bile eylemlerinde o denli tek taraflı olarak özverili değil – Kiev’in Patriot hava savunma sistemi için füzelere acil ihtiyacı var çünkü!..
NATO’NUN ÇELİŞKİLİ HAREKETLERİNDE MÜTTEFİK İLİŞKİLERİNE YÖNELİK BİR TEHDİT GÖRMÜYORMUŞ!
Şu anda Donald Trump’ın pozisyonunu paylaşanlar “Atlantik dayanışması” konusundaki iyimserliklerini koruyorlar. Bu “iyimserlik”, Alman Şansölyesi Merz’in İran’ı “terörist devlet” olarak nitelendiren sert açıklamaları veya Fransız Cumhurbaşkanı Macron’un bir uçak gemisini Akdeniz’e yeniden konuşlandırma emriyle besleniyor pekâlâ olabilir. ABD’nin Avrupa özel temsilcisi olarak önerilen Kimberly Lowe NATO’nun çelişkili hareketlerinde müttefik ilişkilerine yönelik her nedense bir tehdit görmüyor.
“Bu hamle, Avrupa veya NATO taahhütlerinden uzun vadeli bir vazgeçmeyi değil, kriz yönetimini yansıtıyor ve kesinlikle Rusya hakkındaki endişelerden geri çekilme anlamına gelmiyor. Bu, Fransa’nın uzun süredir devam eden küresel savunma duruşuna dayanıyor. Rusya’ya ilişkin endişeler, özellikle Baltık ve Karadeniz bölgelerindeki askeri potansiyeli, Fransız ve Avrupa güvenlik planlamasının merkezinde yer alıyor. Orta Doğu’daki mevcut krizi ele almak için geçici bir operasyonel kayma, stratejik tehdit değerlendirmesinde derin bir değişikliği yansıtmıyor. Bu hamle aynı zamanda Fransa’nın stratejik özerkliğini koruma ve aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ve diğer Batılı müttefiklerin aktif bir ortağı olma arzusunu da yansıtıyor,” diye konuşuyordu Bayan Lowe yakın tarihte verdiği bir mülakatta.
HİSTERİK ÇIKIŞLAR DENİZİNDE EFSANEVİ PERİNİN OĞLUNUN KADERİNİ PAYLAŞMASIN SAKIN…
Amerika’nın İran saldırısının tüm sonuçlarını tahmin etmek kolay değil. Ancak açık olan bir şey var: Tahran, mevcut gerilim sürecine oldukça iyi hazırlanmış gözüküyor ve tam bir seferberlikle yanıt verdi saldırılara. Evet, Donald Trump yeni İran yönetimini yok etmekle defalarca tehdit etti, ne var ki öfkeli histerik çıkışlarından sonra, sudaki yansımasına uzun süre hayran kalan ve orada ölen efsanevi perinin oğlunun kaderi akla geliyor. Ve İran Körfezi, bir hizmetlinin kibirli oğlu için benzer şekilde kader dolu bir rezervuar haline gelebilir mi, çok yakında göreceğiz…