Yılma Başar Korkmaz yazdı…
Tarih; sonsuz mekan ve zaman içerisinde yer edinmiş sonsuza en yakın kombinasyonlar zenginliğidir. Tarihçi ise bu zenginliği, cevheri ortaya çıkaran büyük bir bilim adamıdır. Bu kombinasyonların ihtimallerini, değerlerini, ufuklarını, değişkenlerini ele alıp ortaya derin analizler çıkarabilen kişidir. Bunu yaparken muhtelif faktörler vardır. Bu faktörleri; ailesi, içine doğduğu dünyası, toplum yapısı, dokunduğu toprak parçası, mensup olduğu sınıfı, inkarları, cinsiyeti, tercihleri, kabahatleri, küfürleri, eylemleri, siyasi tercihleri, ‘mensubiyetleri’, okulları, emek ilişkileri, derin ilişkileri ve daha pek çok ögesi meydana getirir. İşte tarihçiyi, bilgi otomatından ayıran yegane şey işleme kapasitesine ek olarak duruşudur.
***
Teslimiyetçiliğin bir omurga rahatsızlığı olduğu tıp literatürüne girmemiştir ve asla girmeyecektir fakat zihinlerde iyileştirilemeyecek bir hastalık, koşulsuz namus tasarrufu olarak varlığını daima koruyacaktır.
Dünyanın en korunaklı mevzileri olarak reklam edilmiş Fransa’nın ünlü Majino (Maginot) Hattı. Geçilmesi imkânsız olduğuna dair siyasetçilerin, tarihçilerin, ekonomistlerin, askerlerin, halkın hemfikir olduğu bir savunma hattı burası. Faşist Hitler kuvvetlerinin Belçika sınırından dolaşması üzerine 6 haftalık bir sürenin sonucunda işgal edilmiş bir Fransa, dünyanın en çok zafer elde eden devletlerinden olmasına rağmen komik bir mağlubiyet almıştı. Askeri müdahaleyle düşürülmüş devletten daha acı bir tabloyu ortaya çıkaran tek şey ise kahraman bilinen aşağılıkların iş birlikçiliğidir.
***
Philippe Petain…
Çok yüzeysel olarak; Petain, Nazi Almanya’sının Fransa’da kurdurduğu kukla Vichy Hükümetinin lideridir. I. Dünya Savaşı’nın kahramanı olarak bilinen Petain, II. Dünya Savaşı’nın iş birlikçi iktidarıdır.
En büyük malzemesi propaganda olmuştur Petain’in.
Petain, devrim Fransa’sının temel sloganı “özgürlük, eşitlik, kardeşlik”i, “iş, aile, vatan” olarak değiştirir. Önce Fransa’yı bölgelere ayırır, devamında örgütlenme meydana getirir. Fransa’nın toprakta üretim ‘gelişmelerini’ önceler. Ardından Nazi orduları ve Vichy Hükümetinin kolluk kuvvetleri tarafından kontrol edilen şehirlerin yanında kırsala yapılan yatırımlarla köylüler işgal suyunda motive edilir. Uydurulan ‘stratejik derinlik’ modellemeleriyle köylü önderi, ulusal devrim kuramcısı gibi satılmaya çalışılan kukla Petain ve havarileri, geleneksel söylemlerle halkın tüm direnç mekanizmalarını kırmış, baltalamış, manipülasyon dehası modelinde kırsaldaki kalabalıklara parlatılmıştır.
***
André Varagnac…
Kendisi Fransa’da Toulouse kentinin propagandacısıdır. Antropolog ve yazar olup Vichy Hükümetinin Toulouse kentinde propaganda bürosunu yönetir. Yukarıda değindiğimiz gibi Fransız Devrimi’nin bıraktığı ‘ulusal devrim’ birikimlerinin parçalanması, bölgeselcilik anlayışının diriltilmesi, bölgesel folklor ögelerinin canlandırılması ve tüm köylülerin bölgesel dar kafaların içine hapsedilmesi için inşa edilmiş bir manipülasyon şebekesinin bölge başkanıdır!
Christian Faure’nin yazdığı ve Simay Turan’ın aktardığına göre 1941 yılındaki bir gazetede “Tarihi geleneklere bakılırsa Velay, Vivarais ve Gévaudan yörelerinin tek bir bölge olarak birleşmesi oldukça akla yatkın bulunur, üstelik herkes bunu isteyecektir. Bu yöreler 1362’den 1418’e kadar cesur ve spontane bir girişimle kurdukları ittifakla kendi dağlarını kendileri savunmuşlardı” ifadeleri kullanılmaktadır. Correze gazetesindeki sözler şöyledir:
‘Köyümü senin köyünden daha çok seviyorum
Bölgemi senin bölgenden daha çok seviyorum
Fransa’yı her şeyden daha çok seviyorum’
Bölgesel kalkınma, bölgesel ilericilik, feodal yükseliş, feodal kahramanlıklar yüceltilirken büyük Fransız Devrimi’nin ulusal mirasına sıkılan kurşunlara Fransız köylüsünü ortak etmeye çalışan dalkavuklar ‘folklor’ çalışması yapıyor. Gestapo’nun devrim Fransa’sına sıktığı kurşunlar; feodal gericilerle üst tabaka ruhban boklarının allayıp pulladıklarıyla çelikten çiçeklere dönüşmüştü.
Gerçek işgal, akan kanlar; dipçiğin zihinleri patlattığı, barut kokusunun ciğerleri dağladığı ve gözyaşlarının direnişi örgütlediği karanlıklar; işgalcilerin propaganda bürolarıyla, sanatçılarıyla, tarihçileriyle, edebiyatçılarıyla, aydınlarıyla işte böyle rengarenk soysuz metaforlara dönüştürülür.
Marc Bloch…
Türkiye’deki üniversitelerde ‘çantacılar’ hazretlerinin pek anmadığı ya da birkaç kitabıyla geçiştirdiği, tarihçinin de ötesinde namuslu ve devrimci duruşuyla bizlere örnek olan Marc Bloch, Gestapo kurşunlarıyla 16 Haziran 1944’te öldürüldü.
Yazdığı kitaplarla, öncüsü olduğu Annales Okulu ile 20. ve 21. yüzyıla ışık tutan bir tarihçi kendisi. Kitaplarından çok şey öğrenmekle birlikte isyancı ruhundan daha çok şey öğrendik.
1943’te Nazi işgaline ve iş birlikçi Vichy Hükümetine karşı Direniş Cephesi’ne katıldı. Tarihçi kimliğiyle işgal döneminde yazdığı yazılar direnişi örgütlerken kalemiyle yetinmeyen asil bir ruha sahipti. Vichy Hükümetinin propaganda örgütlerine asla alet olmadı. Vichy’nin propagandacı papazlarının elini öpmedi, aşağılık eğitim modellerinin bekçiliğini yapmadı, manipülasyoncu prefetlerden olmadı. Okuyup yazdığı, üzerine düşündüğü, insan onurunun vazifesini yerine getirdiği tarihle görevini yaparak 57 yaşında Gestapo kurşunları altında can verdi.
Bize onurlu bir tarihçilik mesleği ve insanlığın direniş tarihine bir ruh bıraktığı için teşekkür ederiz.
***
Buraya kadar biraz uzatmış olabiliriz, fakat işgal edenler varsa işgalin iş birlikçileri de vardır.
İşgallerin, kanın, terörün, beyin yıkamanın, direnişi sönümlemenin en kolay yolu toplumun hafızası olan tarihçilerini, sanatçılarını, yazarlarını, düşünürlerini, aydınlarını satın almaktır.
Onların sözcülüğünü yaptığı işgal, zehirde yıkanan toprağın anaya benzetilmesinden farksızdır…
***
İlber Ortaylı…
Antonio Gramsci’ye göre bağımsız aydınlar sınıfı yoktur, aksine her sınıf ve zümre kendi aydınlarını yaratır.
İlber Ortaylı, teknik olarak bilimsel çalışmalar yapmış ‘bilgili’ bir şahıstır. Marc Bloch’un bir ruh, düşünür, tarihçi, isyancı, insan onurunu yaşatanlardan olduğu dünyada Ortaylı, pek çok eser veren bilimsel yaklaşımı olan “bilgili” birisidir.
Atatürk’ün ardından Kemalist devrim prensipleri bir bir yok edildi. Türk milletinin zihninden değil fakat devletin içinden söküp attılar. Burada tarihi ayrıntılara girmeyeceğiz ancak Atatürk devrimlerinin nasıl yok edildiğinin saptamasını tek tek yapacağız.
İsyan eden yumruklar buraya gelsin, dalkavuk ‘cahiller’ öteye gitsin.
Atatürk devrimleri; işgale karşı gönülsüz ‘direnenler’, yurdu kiraya vermek için inşa edenler, dış sermaye desteği ile devlet varlığını yok edenler, Türk milletinin servetine çöken iş birlikçiler, memleketi şirket yönetir gibi yönetenler, halkı aşağılayanlar, sınıf mücadelesinin uzlaşmaz çelişkilerini din ve manipülasyon ile yumuşatanlar, devrimcilerini 6. Filo’ya boğduranlar, gerçek tarihçilerini yalan tarih cehenneminde yakanlar, tekkelerde çocuklara tecavüz eden İngiliz, Amerikan, Siyonist köpekleri olan şeyhler, kamu hürriyetlerini irtikapçılara peşkeş çekenler, fildişi saraylarından Türk milletine küfredenler, CIA-MOSSAD kucağından inmeyen sempati godoşları tarafından her saniye yok edilmektedir.
***
Bundan sonra biz konuşmayacağız, İlber Ortaylı konuşacak, buyrun asil Türk milleti, Sn. Ortaylı’nın deyimiyle ‘cahiller’…
İlber Ortaylı’nın hazırladığı ve yazı katkısı sunduğu kitaplardan birisi: ‘Barış Köprüleri: Dünyaya Açılan Türk Okulları’. Yıl: 2005.

Kitapta yok yok: Bülent Ecevit, Mehmet Sağlam, Gündüz Aktan, İlber Ortaylı, Kemal Karpat, M. Ali Kılıçbay, Eser Karakaş, Halit Refiğ, Ali Yaşar Sarıbay, Mehmet Altan, Yılmaz Öztuna, Süleyman Seyfi Öğün, Gülay Göktürk, Cengiz Aytmatov, Niyazi Öktem, Mümtazer Türköne, Ümit Meriç, Naci Bostancı, Ali Bulaç, Nevzat Kösoğlu, M. Niyazi Özdemir, Büşra Ersanlı, Şerif Ali Tekalan, Faruk Tuncer, Ali Fuat Bilkan, Yasin Aktay ve Şahin Alpay.
İlber Ortaylı FETÖ okulları için diyor ki:
“Rusya’da açılan Türk okullarında Müslüman olan bir Rus görmedik ama bu çocuklar Türkçe öğreniyor. Son derecede Türkiye düşkünü oluyorlar. Bu durum gelecekte tabi ki ‘Türkofil’, iyi yetişmiş bir zümre ortaya çıkaracaktır. Çünkü bunlar zeki çocuklar, imtihanla alınıyorlar. Küçük sınıflarda özel bir dikkatle yetiştiriliyorlar. Başka bir yönü daha var; insanlar bir yerde arzu edilen bir terbiyeyle, Türk geleneksel tarz-ı hayatını benimsiyorlar. Bu belki bugün Türkiye’de de verilemiyor ama orada bunu gözlemledim. Evde büyüklere saygı, temiz olmak, içki içmemek gibi kurallar bunlar.”
Ortaylı’ya göre insan ahlakı FETÖ okullarında öğreniliyor!
“Eğitim, pahalı yollar denenmeden yapılabiliyor. Öyle zannediyorum ki yakın gelecekte bu okulları meydana getirecektir. Şimdiden sayıları 300’ü geçmiş vaziyettedir. Nasıl oluyor da o bizim burada tanıdığımız ürkek Anadolu evladı gidip Rusya’ya cesaretle ve yüksek bir puanlamayla lisan öğreniyor, bu işleri yapabiliyor. Bu okulların içinde Türkiye havası var. Türk ananesi var. Türkçe var. Bosna- Hersek gibi ülkelerde, dinlerin çatışmasından -aynı etnik kökenden gelmelerine rağmen- dolayı medeniyet de farklılaşmaktadır. Hiç şüphesiz ki bir Türk eğitim müessesesi, çok büyük bağlılık ve hayranlık uyandırıyor. Onu görüyorsunuz. İnsanlar kendileriyle dindaş olan, kendileriyle tarih paylaşan (Osmanlı) ve kendilerini o ülkede üste getirmiş yönetimin tarihini her zaman bağrına basıyor. Bu halkla kolay bir diyalog içine girmek mümkün. İnsanlar bu okullarda yaşamak ve büyümek için bu havadan hem yararlanıyorlar hem de onu geliştiriyorlar.”
Türk kültürünü FETÖ yaratır oldu Ortaylı’ya göre!
“Türkiye’de çok paralar kazanılıyor, çok servetler var. Ve insanlar vergi kaçırıyor. Vergisini niye vermiyor? Bunun muhtelif nedenleri var. Belki yerinde kullanılmıyor diye vermiyordur. Buna karşın birtakım insanların inandığı, beğendiği bazı şeyler olunca, inanılmaz derecede yardım sağlanıyorsa, keseyi açıyorsa burada dikkat edilmesi gereken bir şey var demektir. Şimdi Fethullah Gülen Hoca ‘Okul açınız! Bu lazımdır!’ dediği an, bir sürü insan keseyi açıyorsa bunu önemsemek lazım. Bu büyük servetlerle, hakikaten dünyanın en ücra köşelerinde en olmadık biçimde okullar yapılmış, kütüphaneler kurulmuştur. Bunu böyle görmek lazım. Şimdi dünyayı tanımadan o coğrafyayı bilmeden, o insanlara intibak etmeden ve oralarda dostunun yardımcısını yetiştirmeden hiçbir şey yapamazsınız. Bu açıdan da bu okullar çok önemli. Aklı başında insanlar buna ‘armudun sapı, üzümün çöpü’ diye birtakım uydurma yaklaşımlarla değil, bu açıdan bakarlar”
FETÖ okullarında büyüyen şakirtler eliyle öldürülen Kuddusi Okkır, Ali Tatar, Murat Özenalp, Sait Ertürk, Ömer Halisdemir ‘armudun sapı, üzümün çöpü’ mü diyorlardı?
***
Hamilelere sokakta dolaşmaması gerektiğini söyleyen, harf devrimine köpekleşme diyen ‘Hem evlenmem hem hamile kalırım diyenler var. Hürriyetmiş! Or…luğun adının hürriyet olduğu dünyaya tükürürüm’ ifadelerini kullanan dönemin Cerrahi Tarikatı şeyhi Ömer Tuğrul İnançer’le 2019 yılında birbirlerinin ellerini öpmüştü.
Cerrahi tarikatının entelektüel camiada yaygınlık kazandığı ve İstanbul’daki ‘geleneksel aydın’ modeliyle uyumlu halde örgütlendiği, dünyanın pek çok yerinde müritlerinin olduğu bilinmektedir.

***
Cem Küçük ve Münir Üstün’ün hazırladığı ve yazı katkısı sunduğu kitaplardan birisi: ‘Resmi Tarih Yalanları’. Yıl: 2009.
Nedir bu resmi tarih? Nutuk mu?
İlber Ortaylı, Halil İnalcık’ın eserlerindeki ‘resmi tarih anlayışını’ mahkûm mu ediyor? Unutmadan, kitap, Ortaylı’nın çok sevdiği Cem Küçük’ün Profil Yayınevi’nden çıkıyor, tabi ki…

Yine kitapta yok yok: Mustafa Armağan, Mete Tunçay, İlber Ortaylı, Ahmet Sait Akçay, Berna Kurt, Nevval Sevindi, Caroline Finkel, Mehmet Şevket Eygi, Yavuz Bahadıroğlu, Ömer Lütfi Mete, Avni Özgürel.
Tesadüf bu ya, 15 Temmuz’dan sonra 10. baskıda İlber Ortaylı’nın ismi yok!

***
Fetullah Gülen’le fırsat buldukça görüşmüştü İlber Ortaylı, gurur duyarak da bunu Samanyolu TV’den söylemişti!
***
Daha söylenecek çok şey var, kastım gözlerinizi yormak, başınızı ağrıtmak değil.
İlber Ortaylı çok “bilgili” olabilir, bilimsel metot izleyerek pek çok çalışma yapmış olabilir fakat konumuz farklı.
Cumhuriyet’i yok eden, Kemalist prensipleri parçalamaya çalışan, Atatürk’ü tarih kitaplarında bile görmeye tahammül edemeyen karşıdevrimci yamyamlar sürüsünün arasında bizleri aydınlık yarınlara ulaştıracak olan her devrin adamları, tarihçileri ya da dalkavukları değildir.
Binali Yıldırım ve Recep Tayyip Erdoğan’la kol kola gezip, Türk milletine ‘cahil, aptal’ diyerek hakaret etmek değildir.
Hayatınızda bir kere bile İlber Ortaylı’dan Sırrı Sakık’ın tecavüzü hakkında bir kelime duyamazsınız, İliç madeni tüm bölgeyi zehirlerken halkla meydanlarda mücadele ederken göremezsiniz, Türk ordusu ve devleti FETÖ’ye boğdurulurken direniş yazıları göremezsiniz, üstüne Gülen’e tebrikler yağdırdığını görürsünüz, Mehmet Cengiz ‘milletin a*ına koyacağız’ dediğinde o kahkahasını tarihin karanlık sayfalarına soktuğunu göremezsiniz; Akbelen’de, Artvin’de, Erzincan’da, Çorum’da, Kayseri’de gerçek bir halk aydını olarak göremezsiniz!
Bilgi çuvalı olmak sizi büyük adam yapmaz, aksine araçsallaştırır, aygıt yapar, iktidarın yalaka aparatı yapar!
İşte size Mendereslerin, Özalların, Çillerlerin, Erdoğanların sınıfının aydın ‘tarihçisi’ İlber Ortaylı!
Biz Marc Bloch’ların direniş ruhundan devam, Ortaylı durağında inecekler var!
Sevenlerine baş sağlığı dilerim…
++ ( bence kasıtlı bir çarpıtma) olduğunu hatta Atatürk’ün bizzat okul gezilerinde öğrencileri o harita üzerinden sorular sorarak ne kadar bilgi sahibi olduklarını ölçtüğünün fotoğraf larla ortaya koymuştu. Hem bir ek yapmış olayım, hemde gerçek bir aydın olan Cengiz ÖZAKINCI ya emekleri için teşekkürlerimizi sunmuş olayım.
Çok güzel bir yazı olmuş, sayın Cengiz ÖZAKINCI beyin, rahmetli nin katılmış olduğu bir TV programındaki ATATÜRK ün bizzat kendisi tarafından dikte edilerek yazılmış ve öğrencilere ders kitabı olarak okutulan tarih kitaplarındaki Türklerin göç haritası nı göstereen haritanın,Atatürk’le ve Türk tarih kurumu ile hiç alakasız olduğuna yönelik iddialarının tamamen yanlış++
Haksız, saygısız ve maalesef cahilsiniz Yılma Başar. İlmini, irfanını bir yana koyalım. Ağzından billur sular gibi dökülen Türkçesiyle eşsiz bir şahsiyetti merhum.Sesini, ahengini kaybeden Türkçemizin son kalesiydi. Herkesin bu dünya toprağında kendine has bir duruşu vardır. Hürmet etmek gerektir.
Katıldığı pek çok programda Türk milletini, Türk vatanını yiğitçe savunmuştur. İlber Ortaylı’ya fetöcü demek kadar ahmakça bir şey olamaz. İlim adamıdır zatıalileri. Davet etmişler katılmış. Bu mu yani densizliğinizin delili..?
haddini bilmesi gereken kişi sensin bu makaleyi yazan Türk genci değil. Saygısısız, haksız ve cahil ve densiz olan sensin. nedenini söyleyeyim:
Kendin söylüyorsun “davet etmişler katılmış” bunların ne olduğunu bile bile neden katılmış? yok eğer bilmiyormuş ta katılmış ise bu nasıl bilim adamlığı her kes bunların ne olduğunu bilirken bu nasıl bilmemiş madem profesör ve bilgili ve bilge biriydi??
Türkçeyle ilgili sorunların var. Bak Yılma Başar’ın Türkçesi gayet güzel. Madem gönüllü avukatısın kendisine başvurursan sana Türkçeye dair bir şeyler öğreteceğinden eminim.
sizin gibi algıyla ve zekayla ilgili sorunlarım olacağına varsın Türkçeyle ilgili sorunlarım olsun. edep fakiri seni.
kopyala yapıştırcı seni. benim bir önceki yorumumu kopyalayıp buraya yaıpştır mışsın. e doğal olarak kapasiteyeterli olmayınca böyle oluyor demekki. ayrıca senin gibi algıyla ve zekayla ilgili sorunlarım olacağına varsın Türkçeyle ilgili sorunlarım olsun.
Yazdıklarıma yanıt verecek bilgin olmayınca saçma bir yorum daha yazmışşsın.
Haksız biçimde aydın muamelesi gören kişilerden biriydi, sadece ben mi böyle düşünüyorum acaba diyordum, teşekkürler Yılma. Mustafa Kemalin askerleriyiz diyen teğmenler Türk Ordusundan atılırken de sesi hiç çıkmadı, ben duymadım.
Sesini çıkardı. Kafatv’deki mülakata bakınız.
Zihnine, aklına eline sağlık, Türk genci.
Ancak bir sorum var Sana gelene kadar bu kadar adam ve aydın yerine konanlardan neden bu gibi kişiler hakkında gerçekleri söyleyenler çıkmadı, çıkmıyor. Bunun düşünülmesi gerekir.
Senin, benim, bizim gibilerin çoğalması, yaygınlaşması dileğiyle. Bu olağanüstü göz açan yazın için teşekkürler.
Çok guzel bir yazı. Tebrik ederim. Duygularıma tercüman oldu. İnsanların ekranlarda verileni alıp, sorgulamadan baş tacı ettiği büyük çoğunluğun içinde gerçekleri görüp sorgulayıp dile getirme cesaretinde olan düzgün genclerimizin varlığı bir nebze umut oluyor.
Yinede senin gibi düşünen onbin tanesini cebinden çıkarırdı. Biliyorum ki her zaman yaptığınız gibi olumlu şeyler yazan sen venin gibilerin yazdığı cevapları yazıp, benim yazdığımı yayınlamayacaksını. Şaşırmayıistermiydi, zannımca istemezdim. Nolur şaşırtmayın beni
git türkçe yazarak düşünceni ifade etmeyi öğren. anlaşılmıyorsun.
Bravo!!! Ne kadar doĝru! Yıllarca bizleri aptal yerine koyup M.Bardakçı ve kendileri gibilerle program yaptılar: algı operasyonları..teşekkür ederiz bu güzel yazı için.
Cok güzel bir YAZI ! Tesekkürler !
(( Ecevit, politik bir yaklasimla zamaninin SARTlari altinda kisisel degil politikaci olarak söz söylemistir ! Sonunda iktidara gelmis ve Öcal`i getirtmistir !!! Sonrasi Ecevit i ve hükümetini yipratma dönemine dönüsmüstür !!! Bakiniz o zamanki MHP / Bahceli ve bu zaman ki !!!)
BİLGE değil BİLGİLİ biriydi sadece! Fetö ve tarikatlarla yakın ilişkileriyle, nabza göre şerbet tarzı açıklamalarıyla ne şiş yansın ne kebap modunda takıldı hep! Son yirmi yılda da tv şovmeniydi zaten! Kalıbının hakkını veremedi, Cumhuriyet’e sahip çıkmadı… Nihat Genç devlet hastanesinden göçerken, İlberciğimiz Koç Amerikan hastanesinden, yine ‘business class’ yürüdü Hak’ka!.. Klas farkı var tabi, biri Halkın adamı birisi Küresel Elitlerin…
Yılma Başar Korkmaz Bey’e ve Veryansın ekibine teşekkür ederiz; birileri gerçekleri gözler önüne serip ‘Kral çıplak!’ diyebilmeli.
Başta 10 kelime 10 satır ile vukaatlarini yazsanız kafiydi. Hemen okunur diye paylasirdik. Peşinden ne kadar uzatiyorsaniz uzatın. Bu şekilde kimse okumaz diye paylaşamıyoruz.
İnsanlarin vakti yok. Günde 10 makale okusa gitti 1-2 saat.
Siz özet yapıp paylaşın bi zahmet. çok yayarlı olur. Saygılar.
Emeğine sağlık Yılma,hiç bir zaman Ortaylı’nın düşüncelerini kabul etmedim sadece hissettim ki bu insanları yanıltıyor.Büyük özenle yazmış olduğun makale tamda bunu belgeleri ile ortaya koyuyor. Tekrar teşekkürler.🇹🇷
Teşekkürler . İlber Ortaylı ülkemin yaşadığı gerçeklik içinde orta da bile duramamış yönünü CIA İslam a çevirmiş . Bunu kişiliği ve geldiği yetiştiği çevrenin onu böyle biçimlemesinden yapmış olabilir . Sonuç olarak bu tür insanlar gerçekçi vatansever duyarlılığın oluşmasına engel olurlar . Bunun örnekleri çoktur kolaycı kafa ile topluma amerikan bezinden elbise biçerler ve o bez de aslında daha çok kefen bezi olarak satılır.
ilber ortaylıya cepheden savaş açmak ciddi bayrak kaldırmaktır veryansın. öldüğü güne böyle yazı yazmayı oturtamadım kafamda.koyu radikalizm.
Sayın Ortaylı konusunda ilgi ve bilgim pek yok gibiydi .Öğretici yazı için teşekkürediyorum, saygı, selam ve sevgilerimle.
Çok güzel yazı bir araçsallaşmış milleti uyutan aydın görünümlü işbirlikçi ancak bukadar güzel özetlenirdi
Teşekkürler canım kardeşim eline saglık Bilgi çuvalı olmak sizi büyük adam yapmaz, aksine araçsallaştırır, aygıt yapar, iktidarın yalaka aparatı yapar!
Bu çocuktan olur. Veryansın tv, vatan sever ve namuslu insanlar üreten bir fabrika gibi.