1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den Akın Gürlek’e mal varlığı yanıtı: ‘Suç örgütü’ diyerek seslendi

Özgür Özel’den Akın Gürlek’e mal varlığı yanıtı: ‘Suç örgütü’ diyerek seslendi

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adalet Bakanı Akın Gürlek’in mal varlığıyla ilgili iddialarını sürdürerek "Bu ID numaralarının yalan olduğunu söyleyen yok. Bakanlıklara sesleniyorum; bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik, yalanlama varsa çıkıp söyleyin" dedi. Özel, konuşmasında "Akın Gürlek suç örgütü" ifadelerini kullandı.

featured

CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Meclis’teki grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Özel, açıklamasında Adalet Bakanı Akın Gürlek hakkındaki ‘mal varlığı’ iddialarını sürdürerek “190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal varlığı, mülk var. 16 tane taşınmazın her birinin ID numarası burada. Bu ID numaralarının yalan olduğunu söyleyen yok. Bakanlıklara sesleniyorum; bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik, yalanlama varsa çıkıp söyleyin” ifadelerini kullandı.

AKP’lilere seslenen Özel, “Yağmur gibi isim geliyor A’dan Z’ye kadar… Bir kez daha söylüyorum AK Partili arkadaşlar. Ben bunları zaten biliyorum. Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz AK Parti’nin genel başkanına götürün. Kendi genel başkanınıza niye gitmiyorsunuz? Biz kontrolünü yapmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız” diye konuştu.

Özel’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

“Bu ülkede kimseye sırt dönmeyerek yüzümüz iktidarda, hep birlikte iktidara yürüyoruz.

Kötü haber; ÖTV bitti. Dünden itibaren ham petrole gelen zam doğrudan pompa fiyatına yansıtıldı. Bir kez daha uyarıyoruz. Erdoğan bir imzasıyla KDV’yi yüzde bire indirebilir. Eğer KDV’yi yüzde bire indirirse bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem de ÖTV’den daha esnek bir müdahale alanında akaryakıt fiyatlarını yüzde 15-20 altında tutabileceğiz.

Bir kez daha uyarıyoruz. ÖTV’den ve KDV’den vazgeçmek vergi kaybı yaratacak ama o mazotla taşınan domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya; taşınan tüm mallara bir zam gelmesinden ve tüm sektörlerin ve esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak. Hürmüz Boğazı sorunu çözüldüğünde normal şartlardaki vergi gelirlerine geri dönülür ama hiç olmazsa enflasyon baskısından kurtulunur.

Bütün dünya pandemide doğrusunu yaptı. Elimizdeki para azalmadan bir şeye çevirelim; altı olan yedi faiz, 8 olan 9 faiz verdi. Enflasyonu çevirdiler. Bunu bütün dünyada yapmayan bir ülke vardı. Nas diyordu, faiz haram diyordu, ekonomistim diyordu. Öyle bir noktaya geldi ki Türkiye’de enflasyon gerçekte yüzde 120’leri, 150’leri buldu. Halen daha uğraşıyoruz. Şu anda yüzde 30’larda. Bütün dünya giderken Mersin’e, bizi tersine götüren…

‘AK TOROSLAR ÇETESİ GELDİ, ADALET BAKANLIĞI’NA YERLEŞTİ’

Yargıya güven yüzde 18’se o ülkede hiçbir şeye güven olmaz. Adalet Bakanlığı’nın başındaki bakanlar hangi partiden olursa olsun… Millete karşı sorumludur. Temas noktası Adalet Bakanlığı’dır. Millete sorumluluğu olan; milletten ve Allah’tan korkan birilerinin orada oturması lazım. Maalesef ne siyasetten gelen ne siyaset bilen; aksine siyasete özenen ama paçasından acemilik akan, gözünü hırs bürümüş bir atanmışla muhatabız.

AK Toroslar çetesi geldi, Adalet Bakanlığı’na yerleşti. O çetenin yargı operasyonuna başladığı, avukat bürolarında nelerin konuşulduğuna ilişkin hakim bir kanaat var. Basit değil, önemli miktarda şüpheler var. Delil var, onlardan kamuoyuna sunduklarımız var, doğrulanınca sunacaklarımız var.

Hatırlatalım; başka bir yerden para kazanamazsın, o mesleklerin gereği. Devletin de görevi o insanları başka bir şeye tenezzül etmeyecek bir gelir seviyesinde tutmalı. Onuruyla mücadele eden dünya kadar hakim, savcı var. Ama diğer yandan 190 yıl boyunca alacağı maaşla edinilmiş mal var mülk var. Bu ID numaraların her bir tanesi, bu 16 taşınmazın bu zamanda ya da çok yakın bir geçmiş zamanda kendisine ait olduğunu doğruluyor. Bunu yalanlayan yok. Sadece bir tapu kaydı gösterip dört tane var elimde diyor.

ID numaraları için bir kez daha sesleniyorum. Tapu dairelerinin bağlı olduğu bakanlıklar… Yalanlamadığınız bu 16 ID numarasından herhangi birisinde bir eksiklik varsa söyleyin. Bu üçü ve bir tane daha… Bunların ortalama emsal değerleri 71 buçuk milyon TL… Ömrü boyunca aldığı maaşların iki katı zaten. Biz fazlasının da doğru olduğunu iddia ediyoruz.

Mahall projelerine verilen paraların hesap hareketlerini görelim. Hani maaş yatıyor ya, bir banka hesabı var ya, şu anda 27’şer milyon lira olan bu evlerin parasını ‘şu havale ile ödedim’ diye göstereceksin kardeşim

‘MİLLET KİM YALAN SÖYLÜYOR GÖRECEK, HODRİ MEYDAN’

Gösterdiğim tapuların içinde olmayan TEMA’daki ev… Gösterdiği tapu kaydında bu yok. Bu evi 9 milyon liraya aldı. Aynı tarihte 14 milyona ev satılıyordu. Niye ucuza verdin? ‘Sayın Akın Gürlek diğer tüm müşterilerimiz gibi projemizden bir adet daire satın almıştır.’ Açıklama TEMA İstanbul. ‘Kendisine uygulanan satış fiyatı, herhangi bir müşterimize uygulananlardan farklı değildir’ diye açıklama yapıyor TEMA. Bu eldeki açıklama ve belge Ağrı dağı kadar gerçek. Ama gösterilen tapu kaydında yok.

Senfoni Evleri 96 milyon lira. Satış sözleşmesi, imzalar, mühürler, isimler natamam… Burada tapu yok çünkü bitince verilecek. Ama böyle bir resmi belge var. Sayın Murat Kurum’a, bakanlığa bağlı çalışıyor Emlak Konut. Bir haftadır yalanlama yok. Varsa bu öğleden sonra duyalım. Varsa 16 tapunun ID’lerine ilişkin bir itiraz duyalım, bunlar yok. Ne var? Dava açacağım demek var ki açılmış bir dava yok. Ben de dava açacağım. Bana verdiği yanıta istinaden dava açıyorum. O davada ben mi doğru söylüyorum o mu doğru söylüyor? Avukat, tapu sicil kayıtlarını isteyecek. Hakim karar vermek için getirecek. O zaman bu millet yargı önünde kim doğru söylüyor kim yalan söylüyor görecek. Hodri meydan!

Bu milletin karşısına geçelim, hesabımızı açalım. Normal maaşın iki katı kadar olan para nereden gelmiş gösterelim, hadi bakalım!

‘ELİNİZDEKİ BELGELERİ GENEL BAŞKANINIZA GÖTÜRSENİZ…’

Dört isim verdim geçen hafta. Mehmet Türkoğlu, Osman Dündar Çiftçi, Hayrettin Koç ve RTÜK’teki emekli polis Selim Bozkurt. Bunlardan biri çıkıp demez mi? ‘Benim bu beyefendi ile adına, üzerine tapu aldığım ya da adına onun için pazarlık yaptığım senet ödemişliğim yoktur.’ Duyduk mu? RTÜK’ten bir açıklama duyduk mu? RTÜK’te Selim Bozkurt diye biri var, kaydı var, daire başkan yardımcısı, beyefendinin ricası ile alınmış RTÜK’e, maaş alıyor, gören yok. Üzerinde çok tapu vardı, şimdi o da boşaltma evresinde. Selim Bozkurt diye bir daire başkan yardımcısı yoktur, vardır… Yağmur gibi isim geliyor A’dan Z’ye kadar… Bir kez daha söylüyorum AK Partili arkadaşlar. Ben bunları zaten biliyorum. Elinizdeki belgeleri bir genel başkana götürecekseniz AK Parti’nin genel başkanına götürün. Kendi genel başkanınıza niye gitmiyorsunuz?

Biz kontrolünü yapmadan hiçbir şeyi açıklamıyoruz ama bu yağmur gibi gelen isimleri de bir kenarda biriktiriyoruz. Doğruladığımızda hepsini kamuoyuyla paylaşacağız.

Bir kadın var; kocası artık bakan yardımcısı, öldüllendirildi. 18 yaşında sabileri sırf eyleme gitti diye tutukluyor. 90 gün Silivri’de canlarını okuyor, zor koğuşlara koyuyor. Sonunda mahkeme çocukların suçu yok diyor. O yine başka çocukları alıp içeri atıyor. Bu vicdansızları, suç örgütünün aparatlarını bu milletin vicdanına ve kendimin de hafızasına emanet ediyorum.

‘ADALET BAKANLIĞI ADINA HAYSİYET CELLATLIĞI YAPIYORLAR’

“Bu kadrolarda, bu kadrolara biri daha peyda oldu arkadaşlar. Akın Gürlek’in kendi yürüttüğü İstanbul’daki uyuşturucu soruşturmasında adı geçen biri. Her ifadede adı geçen biri. Paldır küldür içeri konulan biri. Sonra efendim birden iddialar middialar konuşulmuş, yazılmış, onda biri, yüzde biri biri hakkında olsa tutuklanacakken tutuklanmayan biri. İletişim Başkanlığı’nda güya dezenformasyondan sorumlu bir işin, yapının başında biri. İletişim Başkanlığı’ndan ‘o uyuşturucu operasyonu var’ diye eli ayağı kesildi, apar topar atıldı. Ne olmuş biliyor musunuz? Adalet Bakanlığı’nın yanında yetkisiz, güya gayrı resmi bir oda açmışlar, gidenler anlatıyor. Oraya bunu oturtmuşlar. Oradan Adalet Bakanlığı adına haysiyet cellatlığı yapıyor. Ne yapıyor biliyor musunuz? Bir metin yazmış, ‘çıkarıp okuyacağım’ dedim, danışman arkadaş ‘yapmayın efendim olmaz’ dedi.

‘Bu mecliste tutanağa sokmayın bunları’ dedi. Filanca kişinin… bakın kişi başka bir şeyle suçlanıyor. O kişinin cep telefonu alınmış. Cep telefonu içinden, bakın yalan olduğuna da yüzde 1 milyon eminiz ama… filanca kadına bu ayıp mesajlar atılmış bilginiz olsun diye basına servis ediliyor. Devlete emanet bir telefon var. Kişinin suçu yok ama olsa bile o telefon devlete emanet. O telefon birinin eline geçiyor. Adalet Bakanı’nın yan odasından haysiyet cellatlığı için bunlar yayılıyor ki o kişinin direnci kırılsın, eşiyle arası bozulsun… Söz konusu kişi ismini bile gizlemeden…

Ha, basının ne kadarı bunu yapıyor? Vallahi burada oturanların çoğu yapmıyor, Allah razı olsun. Ama Akit var mesela, Akit gazetesi. O, onu aldığı gibi alıp yapıştırıyor. Aldığı gibi yapıştırıyor. Ya da kendileri çeşitli rezil kayıtlarda Amerika’da isimleri ortaya dökülenlerin televizyonu var, gazetesi var. Onlar mesela onun hemen hemen dörtte birine, yüzde kırkına tenezzül ediyor, hepsini yazamıyor da. Ya böyle birisi Adalet Bakanı’yla birlikte gelmiş, o da vermiş ona ‘otur oradan yaz’ diyor.

‘BUNUN HESABINI SORMAZSAK NAMUSSUZUZ!’

Ve bakın elimizde tek tek var. Yolladığı gazetecilerin… yolladığı gazetecilere ulaştığı an bize geliyor. Şimdi tek tek tespit ettiriyorum. ‘Şu gün, şu tarih, şu saatte şu kişi tarafından bu yollandı, ertesi gün Akit’e basıldı.’ Ya da o meşhur Amerika’daki adalardaki bilmem nerelerdeki ismi geçenlerin, ördükleri Ören, Ören… ördükleri pisliklerin içinde… Ne Ören? Ben bilmiyorum bunları hatırlamıyorum… Böyle rezaleti örenlerin gazetesine basılıyor, televizyonunda konuşuluyor. Tek tek! Çünkü bir gün, bir gün bu yalanların, bu dezenformasyonların ve bunun Adalet Bakanlığı’ndan oraya oturtulan o şeytandan, o haysiyetsizliklere tenezzül edenin oraya oturmasına izin verenlerden bunların hesabının sorulacağı günler gelecek arkadaşlar. Bunların hesabını sormazsak namussuzuz! Ha, kim bu? Bu yeğen, bu yeğen.

Dede FETÖ’nün başında, 2018’den beri hapiste. Yeğen. Kim bu? Damat. Kayınpeder FETÖ’cü. Ya kardeşim, bir adamın babası yanlışlıkla Bank Asya’ya para attırdı diye çocuğunu memuriyetten attınız. ‘Ev sahibi para bu bankaya yatacak’ dedi diye kira yatıranı memuriyetten attınız. Kayınçosu makbule kaşıklayanı memuriyetten attınız. Kayınbiraderi Zaman gazetesi okuyanı memuriyetten attınız. Bunun Altaylı’nın yeğenini, kayınpederi FETÖ’cü olan adamı hep yanınızda tutmuşsunuz. Dezenformasyon Başkanlığı’na koymuşsunuz. Siyasetçilerin açıklamalarında resimlerin üstüne hani kırmızı çarpı koyuyorlar ya, bu namussuzun eseriydi onlar. Bunun. Çarpı atıyordu bizim üstümüze kırmızı. Tarih önünde bu haysiyetsizlikleri yapanı, yaptırana tarih önünde üstüne kırmızı çarpı attırmayan namussuzdur, şerefsizdir!

‘NASIL HAYSİYETSİZLER BUNLAR’

Bu utanmazlar, bu utanmazlar, diyorlar ya ‘Şimdi Türkiye’de 4 kişi tapu sorgulamış’. Tahminim bu garibanlar hepsinin de bir tarafında FETÖ bağlantısı çıkıyormuş, kendince FETÖ şampuanıyla yine elini yıkayacaklar. O garibanlar tahminen bu işler birkaç aydır konuşulunca meraktan bakmıştır. Hiçbirisi ne bizim kaynağımız ne bilmem ne. AK Parti’nin içinden bulunmuş bakılmış yapılmış, sahiplenmeyiz. Bir tanesiyle de bir bağlantı kabul etmeyiz. Ama şu kadarını söyleyeyim. Diyor ki ya, biri çıkmış, geçmişin muhalifi şimdi çıkmış, ‘Efendim devletin içinde tapuları sorgulayan, sızdıran, muhalefete sızdıran bir yapı var’. Ya onu düşünüyorsun da, ana muhalefetin genel başkanının kızının oturduğu evin fotoğrafını, adresini, tapusunu yayınlayana, böyle bir hedef gösterme yapana hiç bunu sormak aklından gelmiyor mu? Nasıl haysiyetsiz biliyor musunuz bunlar?

5 yıldır, aha Numan Kurtulmuş’un orada, Sayın Kurtulmuş’un elinde. 5 yıldır Manisa’daki ev dışında İstanbul’da mütevazı bir öğrenci evine sahibiz. Aldığımız belli, nereden ödediğimiz belli, tapusu belli. Dedi ki, diyor ki evi yapıp… ‘Efendim yıkım kararı vardı, Özgür Özel aldı yıkımdan kurtuldu, zengin oldu’. Yıkılmış, yapılmış, 18 daire yapılmış, en son ben almışım kentsel dönüşümden. Mal sahibinden de değil müteahhitten. Apartmanın hepsi benimmiş gibi yazdılar olmadı. O su yazdılar olmadı. Öğrenildi ki, 3 santim fazlalığa yıkım kararı alındığında da biz varmışız, müteahhit tarafından düzeltilip yazıldığında da biz varmışız. Tamamen yalan çıktı şimdi bak onu konuşan yok. Ama iki gün haysiyetsizlik yaptılar. Evimizin adresini, fotoğrafını yayınladılar. Şimdi pardon bile diyen yok. Sonra efendim, yine aynı haysiyetsiz, yine aynı haysiyetsiz; Muhittin Böcek’le Özgür Özel şu tarihte görüştü. İçişleri Bakanlığı’nın kaydından belli Ankara’dayım. Bütün kayıtlardan belli. Yine sustular. Pardon diyen yok, yine aynı haysiyetsiz. Bugün başkasına saldırıyor, öbür gün başkasına saldırıyor.

‘SAYIN ERDOĞAN, AKİTLERİNİ ÇEK BURADAN’

Buradan söylüyorum. Buradan söylüyorum. Sayın Erdoğan, Sayın Erdoğan bu haysiyetsizlerin, bu haysiyetsizlikle üstümüze gelişlerini, İletişim Başkanlığı’ndan uyuşturucu, bilmem ne, fuhuş muhuş diye yollananların Adalet Bakanlığı’nda oturtulmasını, bu ülkenin seçilmişlerine haysiyet cellatlığı yapmasına izin verecek misin yoksa bu Akitleri buradan çekecek misin? Akitlerini çek buradan! Sonra beyefendi çıkıyor televizyonda, YouTube kanalında insan taklidi yapıyor. ‘Efendim babam camiye gitmiş, babama senin oğlan şöyle böyle demişler’. Ya ellerinden öpeyim babanın. Ellerinden öpeyim. Ama bak, babanın elinden öpülür. Korkmayın siz. Babanın elinden öpülür. Bak hangi babanın…”

‘TUTUKLULARA İMAMOĞLU’NA İFTİRA ATSINLAR DİYE BASKI KURULUYOR’

Bakın bu çocuğun bir babası var. Vera’nın babası var Tayfun Kahraman. Bu Tayfun Kahraman hasta. Adımını atarken boşa düşüyor, düşüyor anlını yarıyor, hastanelere kalkıyor. Bu Tayfun Kahraman Sayın Erdoğan’a mektubunu verdim ta kaç yıl önce. Gezide kimsenin burnu kanamasın diye mücadele eden Tayfun Kahraman. ‘Referandum olacak hadi evimize gidelim’ diyen Tayfun Kahraman. Ortalık karışmasın diye canını ortaya koyan Tayfun Kahraman. Kızı kucaktaydı. Ne anaokuluna götürebildi ne kreşe. Kızı ilkokula gidiyor, halen daha camın ötesinden görüşüyor babasıyla. Bu kızın bir babası var!

Buğra Gökçe’nin eşi Filiz. Elinde evlendirme cüzdanı var. Eşiyle içeride fotoğraf çektiler. O günden bugüne düğün fotoğrafını vermiyorlar. Hapishanede evlendi kocasıyla, düğün fotoğrafını vermiyorlar Buğra Gökçe’yle. Bu kadının bir kocası var!

Fatih Keleş, oğlu Mustafa, 26 yaşında. Hiçbir suçu yok. İddianamede adı bile yok. Babaya zulmolsun diye oğlanı tutuyorlar. Niye biliyor musunuz? Oğlanın kapalı yer korkusu varmış. Savcı soruyor ‘Nasıl olacak diyor Fatih Bey, oğlan oralarda nasıl duracak?’ ‘Ne alaka’ diyor ‘benim oğlanla niye dursun’ diyor. Ertesi gün yalandan tutuklayıp içeri koydular. 40 kişilik koğuşta onur mücadelesi veriyor çocuk babasına. İkide bir şöyle yapıyorlar; arabaya koyuyorlar İstanbul Adliyesi’ne getiriyorlar, avukat gelince ‘sorgu değil ki sohbete geldin’ diyorlar. Bir değil dört savcı karşısına çıkıyorlar. ‘Şu iftiraların altına imza at, Mustafa’na kavuş, evine kavuş, Ekrem’e iftira at, evladını da kurtar, kendini de kurtar’ diyorlar. Bu da baba! Bu da baba, bu da evlat, bu da eş!

Ramazan Gülten. Gözaltına alındığı, tutuklandığı gün karısı eşi hamileydi. Maya doğdu. Bütün Türkiye sosyal medyada Maya’nın topuğuna baktı. Topuğu görünüyor diye, annesi yüzünü kapamış nazara gelmesin diye. Maya’nın babası içeride. 1 yıldır bekliyor, 1 yıldır bekliyor. Geçen gün eşi bağırdı ‘Maya baba dedi’ diye bütün salon ağladı. Bu da baba! Bu da evlat, bu da eş!

Mehmet Murat Çalık, annesi Gülümser teyze. Şuradan evladına el sallıyor, sırtını gördü bütün Türkiye. Vicdanlı AK Partililer gittik diyorlar, konuştuk ‘Bari şu Murat Çalık’a ev hapsi ver…’ ‘Bana tavsiyede bulunmayın, gidin söyleyin, bir imza atıversin, evine de evladına da belediyesine de kavuşsun.’ Ne imza atacakmış? ‘Ben Ekrem İmamoğlu’nun rüşvet aldığını duydum, gördüm’ imzası. ‘Ölürüm, ölürüm iftira etmem’ dedi diye ölümüne gün sayılan bir hastayla karşı karşıyayız. Bu hastanın anası var burada, anası!

‘ADALETLİ BİR ADALET BAKANI İSTİYORUZ’

“O yüzden buradan bir kez daha söylüyorum. Bu kadar haksızlığın, bu kadar vicdansızlığın, bu kadar insafsızlığın artık bir sınırı var. Bunları yapanların ödüllendirildiği, bunları çekenlerin halen daha içeride tutulduğu bir Türkiye’de huzur olmaz, barış olmaz, kardeşlik olmaz. Bunun için bir an önce, bir an önce arkadaşlarımıza tutuksuz yargılama, Türkiye’ye de adaletli bir adalet bakanı istiyoruz!

‘AKIN GÜRLEK’İN SUÇ ÖRGÜTÜDÜR’

Bir iddianame varsa, o iddianameden inandırıcı olan Ekrem İmamoğlu’nun suç örgütü değil, Akın Gürlek’in suç örgütüdür. Turpun büyüğü Recep Tayyip Erdoğan’dır.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. Bir dakika bile milletin koltugunda oturmamalı tiplerin hepsi bakan filan rezillik..

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!