1. Haberler
  2. Siyaset
  3. DEM Partili Hatimoğulları: İmralı’da bir konut yapıldı… Öcalan henüz taşınmadı

DEM Partili Hatimoğulları: İmralı’da bir konut yapıldı… Öcalan henüz taşınmadı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Meclis'te partisinin grup toplantısında "Sayın Abdullah Öcalan'ın özgürlüğünü bu halk istiyor, bizler istiyoruz. Özgür çalışabileceği koşullar mutlaka sağlanmalıdır" görüşünü savundu. Açılım sürecinde ikinci aşamaya geçilmesi için iktidara çağrı yapan Hatimoğulları, toplantı sonrası yaptığı açıklamada, "İmralı'da bir konut yapıldığı bilgisi var ve bu konuta henüz Sayın Öcalan taşınmış değil" dedi. "Buradaki mesele bu statünün görüşmeci statüsünün ve baş müzakereci statüsünün tanımlanması" diyen Hatimoğulları, "Sayın Öcalan bu müzakereleri yürütüyor. Bu herkesin malumu. Bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir resmi forma kavuşması, bir hukuki forma kavuşması asıl olan. İkincisi ise Sayın Öcalan, Türkiye'deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı birçok kesimle görüşmek istiyor" dedi.

featured

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, TBMM’deki Grup Toplantısı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.

Hatimoğulları, sürecin ilerleyişini nasıl değerlendirdiğine ilişkin soruya, “Gerçekten bu sürecin hızlanma ve devam etmesi gerekiyor. Sayın Bahçeli’nin dün vermiş olduğu röportajında, sürecin hızlanması konusundaki vurgusunu yineledi. Bu özellikle biraz önce de konuşmamızda ifade ettiğimiz gibi İran’daki gelişmeler, bölgesel gelişmeler, Türkiye halklarının beklentisi, Türkiye’de Kürt halkının beklentisi, yürütülen bütün bu müzakere sürecinin hızla bir sonuca kavuşması gerekiyor. Süreç enfekte olmamalıdır. Sizler de takdir edersiniz ki gerek Türkiye içinden gerekse uluslararası güçler tarafından bu süreci tersine çevirmek ve enfekte etmek için kimi provokatif yaklaşımlar olabilir. Bu yaklaşımları boşa düşürmenin yolu da bu sürecin hızlanması. Dolayısıyla Sayın Bahçeli’nin dün yapmış olduğu açıklama süreci daha doğru tanımlayan bir açıklamadır” yanıtını verdi.

‘YASAŞ SÜREÇ GÜNLER DEĞİL SAATLER İÇERİSİNDE HIZLANDIRILARAK HAYATA GEÇİRİLMELİ’

“Bundan sonraki aşamada artık bu rol daha çok AK Parti Grubu’nda mı olacak? Yoksa yine Meclis Başkanı öncülük mü edecek? Esas onlar için nasıl bir yol haritası olacak?” sorusunu Hatimoğulları, şöyle cevapladı:

“Şüphesiz Meclis Başkanı’nın da bir etki alanı bu anlamıyla devam ediyor görevi itibariyle de. Fakat şu andaki aşamada artık komisyonun ihtisas komisyonunun bir taslak üzerine çalışması ve Genel Kurul’a sunulmak üzere bir taslak çalışmasının bitmesi gerekiyor. Bu yasa, bu çerçeve, yasanın son derece kapsayıcı geniş bir yasa olması ve sürecin ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayacak bir yasa olmasını da önemli buluyoruz. Şu anda top artık parlamentonun sahasındadır diyebiliriz. Bize göre zaten çok gecikilmiştir. Nisan ayında gelmesi gerekir. Daha önce hükümet temsilcilerinin yapmış olduğu açıklama, bu yasanın bayramdan hemen sonra geleceği şeklindeydi ama hala taslağını görebilmiş değiliz. Hala komisyona gelen bir taslak yok. Dolayısıyla bu yasanın bir an önce gelmesi lazım. Hatta biz bu yasa saatlere kurulmalı diye ifade ettik. Hakikaten bu yasa artık saatlere kurulmalı. Günler değil artık saatler içerisinde, hızlandırılarak hayata geçirilmesi gerektiği kanaatindeyiz.”

‘İMRALI’DA BİR KONUT YAPILDIĞI BİLGİS VAR…’

Hatimoğulları, sürecin ikinci aşamasında AK Parti Grubu veya Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir temasın olup olmadığı sorusu üzerine, “Bu konuda da tabii AKP iktidarıyla ve devletle zaten bir müzakere süreci yürüyor. Bu müzakereleri biz sürdürüyoruz fakat burada bu zamana yayma hali toplumda bir hoşnutsuzluk yaratmış durumda. Bizde de bir hoşnutsuzluk yaratmış durumdadır. Dolayısıyla bu bekleme halinin aşılması için de biz de gerekli müzakereleri zaten yürütüyoruz” dedi.

İmralı Adası’na konut yapıldığına ilişkin iddialar da sorulan Hatimoğulları, şöyle konuştu:

“İmralı’da bir konut yapıldığı bilgisi var ve bu konuta henüz Sayın Öcalan taşınmış değil. Bir konuttan bir konuta taşınmak mıdır mesele? Buradaki esas meselenin altını şöyle net olarak çizmek gerekiyor. Buradaki mesele bu statünün, görüşmeci statüsünün ve baş müzakereci statüsünün tanımlanması. Sayın Öcalan bu müzakereleri yürütüyor. Bu herkesin malumu. Bu müzakerelerin yürütüldüğünün bir resmi forma kavuşması, bir hukuki forma kavuşması asıl olan. İkincisi ise Sayın Öcalan Türkiye’deki bütün aydın, yazar, gazeteci, akademisyen, siyasetçi, bilim insanı, birçok kesimle görüşmek istiyor. Dolayısıyla bu görüşmelerin sağlanabilmesi, bu diyalog yolunun açılabilmesi ve bunun hem siyasi hem teknik olarak kolaylığının sağlanması önemli bir aşama. Bizim de tam da hani statü tanımlanmalı derken kastettiğimiz bu iki ana şeydir diye özetleyebilirim.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları’nın partisinin TBMM grup toplantısındaki açıklamalarından öne çıkan satırlar ise şöyle:

“2026 Nevroz’u ruhuyla ve sözüyle kurucu bir Nevroz oldu. İsyandan inşaya geçişin somutlaştığı bir eşik oldu.

Bu Nevroz, 27 Şubat Asrın Çağrısı’nın milyonlar tarafından sahiplenildiği tarihi ana tanıklığın Nevroz’u oldu.

Bu Nevroz’la milyonlar, demokratik, adil, eşit bir düzenin kurucu gücü olduklarını gösterdiler.

2026 yılı Nevroz’u, büyük coşkusuyla devlete ve iktidara milyonların tek bir ağızdan beş net mesajını iletti.

Yüzlerce Nevroz meydanında milyonlarca insan, Sayın Öcalan’ın adı her geçtiğinde tek ses ve tek yürek oldu. Bu, Sayın Öcalan’a özgürlük mesajıydı. Bu, Sayın Öcalan’a özgürlük mesajıydı.

İkincisi, Nevroz meydanlarına katılan çocuklardan kadınlara, Alevilerden Sünnilere, Hristiyanlardan Türklere, Kürtlere kadar milyonlarca insanın yüreği barış sevdası için attı. Milyonlar barışa sahip çıktı.

Üçüncüsü, milyonlarca Kürt, Nevroz’da demokratik birlik iradesine sonuna kadar sahip çıktı. Bu irade, jeopolitik bir ayrışmanın değil, ortak yaşamda ısrarın adıdır. Bu irade; Şam’a, Tahran’a, Bağdat’a ve Ankara’ya bir arada, eşit ve özgür yurttaşlar olarak yaşam çağrısıdır.

Dördüncüsü, milyonlar, demokrasi olmadan barış, barış olmadan özgürlük olmaz şiarıyla omuz omuza durdu. Milyonların mesajı net: Demokratik gerileme durmalı, barış ile demokrasi el ele büyümelidir.

Beşincisi, kimi medya akımlarının zehirli diline, düşmanlaştırıcı ifadelere, sosyal medyadaki trol gündemlere karşı Nevroz meydanları, omuz omuza durmanın, ortak yaşam iradesine sahip çıkmanın önemi ve gücünü gösterdi. Fiili bir yanıt oldu.

‘ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ BU HALK İSTİYOR’

Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünü bu halk istiyor, bizler istiyoruz. Özgür çalışabileceği koşullar mutlaka sağlanmalıdır. Milyonların mesajı nettir, demokratik gerileme durmalıdır. Barış ve demokratik el ele yürümelidir. Mesajın sonuna kadar arkasındayız. İktidar ve parlemento bu milyonlara kayıtsız kalmamalı.

Biz milyonların barış umuduna yürekten inanıyoruz. Bu irade doğru adımlarla buluştuğunda bu topraklarda barış inşa edilecek, demokrasi büyüyecek, özgürlükler kazanacak. 2026 Nevruz’una yönelik gözaltıları ve tutuklamaları kınıyorum. Bir an önce serbest bırakılmalılar. Nevruz bayramdır, işkence de insanlık suçudur. Bunu herkes böyle bilecek.”

‘SÜREÇTE SOMUT ADIMLARIN ZAMANI GELMİŞTİR’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nde artık sözün değil, somut adımların zamanı gelmiştir. İkinci aşama dediğimiz şey tam da burada başlar.

İkinci aşama, niyet beyanlarının yerini bağlayıcı, kurucu ve dönüştürücü adımların aldığı aşamadır. Sorunun kabul edilmesinin ötesine geçilerek, çözümün kurumsallaştırıldığı, hukuksallaştırıldığı ve toplumsallaştırıldığı evredir.

Sayın Abdullah Öcalan’ın yaptığı “Barış ve Demokratik Toplum” çağrısıyla demokratik çözüm ufkunu açmış, demokratik siyasetin güçlendiği, eşit yurttaşlığın tesis edildiği ve toplumsal barışın kurumsallaştığı bir düzenin kapılarını açmıştır. Bu çağrı stratejik ve tarihsel bir yönelimdir.

Heyetimiz İmralı’ya gitti, sayın Abdullah Öcalan ile önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Bu toplantıdaki değerlendirmeler son derece önemli değerlendirmelerdi. Bu toplantının akabinde DEM İmralı heyeti açıklama yaptı. Bu açıklama sayın Öcalan’ın çok net mesajlarını da içeriyordu.

Bu çağrının sunduğu perspektifle, sürecin ikinci aşamasında milyonların barış umudunun gerçeğe ulaşmasının muhatabı iktidar, parlamento ve devlettir.

Bu aşamada gözler ve kulaklar başka yerlerde değil; yasama, yürütme ve yargı erkinde olacak.

AÇILIMA ‘TOPLUMSAL DESTEK YÜZDE 90’MIŞ!

Açık söyleyelim. Bu sürece toplumsal destek yüzde 90’ları gördü. Ama iktidarın ve devletin somut adımlar atmaması, desteği azaltıyor.

Bugün destek ile güven arasındaki makas farkını kapatarak 86 milyon insan için demokratik ve müreffeh bir geleceğe kapı aralamanın sorumluluğu iktidardadır.”

BAHÇELİ’NİN ‘ACELEYE GETİRMEYE GEREK YOK’ MESAJINA ATIF

Süreçle ilgili saatler yasal adımlara kurulmuştur. “Süreci aceleye getirmeyelim” anlamına gelen çoklu mesajlar, bölgenin gerçekliğinin ve sürecin öneminin yeterince anlaşılmadığına işaret ediyor.

Fakat bilinmeli ki sorun, basit anlamda hızlı adım atıp atmamanın ötesindedir.

Sorun, siyasi iktidarın net bir irade geliştirmemesidir.

Bu aşamayı net bir takvime bağlamamasıdır.

Yasal düzenlemeler için Meclis’in hâlâ aktif olarak çalıştırılmamasıdır.

‘İRAN SAVAŞININ BARIŞ SÜRECİNE EL FRENİ YAPMAK POLİTİK BASİRETSİZLİK’

Ortadoğu’daki kanlı gelişmeler ve İran savaşı, nesnel olarak bu süreçte daha hızlı ve gerçekten çözümcül yaklaşılmasını gerektiriyor. Cesaretli pratikler gerektiriyor.

Türkiye halklarının ihtiyacı olan şey, İran savaşının sonuçlarını beklemek değildir. İran savaşını barış sürecinin el freni yapmak, politik basiretsizlik olur.

Tam tersi, bu savaşın bölgesel etkilerini, yarattığı siyasi, ekonomik, toplumsal ve askeri kırılmaları doğru değerlendirmek gerek.

Başta Türkiye, İran olmak üzere bölge ülkeleri; halklar sorununu, düşünce ve ifade özgürlüğünü, örgütlenme sorunlarını demokratik bir zeminde radikal bir şekilde çözmelidir. Türkiye’de süreci zamana yaymak isteyen anlayış, süreci buradan okuyabilmelidir.

İKTİDARA ‘İKİNCİ AŞAMA’ ÇAĞRISI

Bu sebeple iktidara milyonlar adına çağrımız şudur:

Barış Süreci’nin ikinci aşaması, öngörülebilir, net ve şeffaf şekilde belli bir takvime bağlanarak kamuoyuna açıklanmalıdır. Bu, hem sürece olan güveni artıracak hem de sürecin enfekte olmasını engelleyecektir.

Ayrıca yasal adım gerektirmeyen konularda iktidar, direnç göstermekten vazgeçmelidir. Bugün itibarıyla kayyım uygulaması, süreci zedelemekten başka bir şeye yaramıyor.

86 milyonun geleceğine ve Ortadoğu’nun barışı ile istikrarına katkı sağlayacak adımlar atılarak Kürt meselesinin çözümünde ilerleme sağlanmalıdır. Ortadoğu’da kasırgalar eserken, Türkiye’de barış somut ve acil bir ihtiyaçtır.

Türkiye’nin kendi iç barışını kurması ve demokratik bir toplumu inşa etmesi bu nedenle yalnızca iç politik bir mesele değildir. Aynı zamanda bölgesel barış ve istikrar için tarihî önemdedir.

‘YASA BİR AN ÖNCE ÇIKARILMALI’

Türkiye’nin önünü açacak, Ortadoğu’ya nefes aldıracak yol haritası bellidir. Acil olarak parlamento devreye girmeli, kapsayıcı, bütünlüklü bir çerçeve yasa bir an önce çıkarılmalıdır.

Sayın Öcalan’ın silahsızlanma ve demokratik entegrasyon süreçlerini sağlıklı yürütebilmesi için koşullar sağlanmalıdır.

AİHM ve AYM kararları vakit geçirilmeden, amasız fakatsız uygulanmalıdır.

Hasta mahpuslar, toplumun vicdanını yaralıyor. Bir an önce serbest bırakılmalıdır.

Kayyımlar tarihe gömülmeli, seçilmişler Türkiye’nin her yanında görevlerini yargı sopası olmadan, özgürce yapabilmelidir.

Siyasal alanın genişletilmesi, ifade ve örgütlenme özgürlüğünün güvence altına alınması bu sürecin vazgeçilmez parçasıdır.

Özgür siyaset, demokratik uzlaşı ve evrensel haklarla ilgili güvenceler sağlanmalıdır.

‘BARZANİ’YE YÖNELİK SALDIRILARI KINIYORUZ’

İran’a yönelik saldırıların 32. günündeyiz. Savaşın sınırları günbegün genişliyor. Körfez ülkeleri, Irak, Lübnan. Kısacası bölgesel bir savaşa dönüşüyor.

Federe Kürdistan Bölgesi’nde Sayın Mesud Barzani’nin ofisi beş kez vurulmuş. Kürdistan Bölgesel Yönetimi Başkanı Sayın Neçirvan Barzani’nin konutu bombalanmış.

Sivil yerleşim yerleri hedef alınıyor, insanlar ölüyor, yaralanıyor. Bunlar yönünü şaşıran füzelerin tahribatı değil. Bu; Kürtleri, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ni savaşın içine çekme politikasıdır.

Kürtleri ve Kürdistan’ı ateşin içine çekmeye çalışan akıl, tehlikeli bir oyun oynuyor. Bu kirli oyundan derhal vazgeçilmelidir.

Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne ve Sn. Barzani’ye yönelik saldırıları kınıyoruz.”

 

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. Suçluluğu “Yüce Türk Milleti adına karar veren”mahkemece kanıtlanan ABDullah ÖCALAN’a ada tahsisi yapılmamalıdır.Türkiye Cumhuriyeti Anayasası Madde 10 – Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir
    ABDullah ÖCALAN İmralı adasından SİLİVRİ,KANDIRA gibi yüksek güvenlikli ceza evlerinden birine nakledilmeli,cezasını buralarda çekmelidir.

  2. 31 Mart 2026, 16:31

    Terörist başını bebek katiline itibar edenin de buna sebep olanın da sesiz kanalın da ….

  3. “Dünün emperyalist iş birlikçileri, düşmanca niyetlerini arsızlık, küstahlık ve pervasızlıkla açık etmekten zerre imtina etmezken; akıl ve hafsalanın sınırlarını zorlayan bir gaflet içinde, adeta kan uykusunda, gelecek son hamlenin yönlendirdiği bir sürükleniş içindeyiz. Akif’in sözleriyle, geçmişten acıtan bir itiraf: ‘Beş bin senelik kıssa, yarım hisse mi verdi? “Târîh”i “tekerrür” diye ta’rîf ediyorlar; hiç ibret alınsaydı, tekerrür mü ederdi?’”

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!