1. Haberler
  2. Gündem
  3. İBB davasında KİPTAŞ Müdürü Ali Kurt savunma yaptı: ‘Sayıştay’la akraba olduk’

İBB davasında KİPTAŞ Müdürü Ali Kurt savunma yaptı: ‘Sayıştay’la akraba olduk’

İBB davasında savunma yapan reklamcı Esra Bayrak, İBB yönetimiyle ilişkisi olmadığını belirterek "İBB'de yönetim değiştikten sonra ilk defa İBB'ye iş yapan bütün ajansları ‘kesin birinin bir şeyidir’ mantığıyla bir torbaya doldurmuşlar" dedi. Tutuklu sanık KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt da göreve geldiğinden beri Sayıştay denetimlerinin sıklaştığını söyleyerek "Sayıştay'la akraba olduk. Şirketin verdiği kiralık aracı bile sordular ama buldukları tek şey benden önceki dönemlere ilişkin oldu" diye konuştu.

featured

Tutuklanıp İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanlığı görevinden uzaklaştırılan Ekrem İmamoğlu’nun da arasında bulunduğu İBB davasının duruşması 21. gününde, İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi’nce, Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunun karşısındaki 1 No’lu salonda, devam ediyor.

Duruşmada, tutuklu sanık reklamcı Esma Bayrak’ın savunması alındı. Eylem 13 kapsamındaki “kişisel verileri başkasına verme, yayma veya ele geçirme”, eylem 30 kapsamındaki “kamu kurum kuruluşlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” ve eylem 68’deki “ihaleve fesat karıştırma, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık kapsamında yargılanan Bayrak, savunmasında şu ifadelere yer verdi:

“Google, Meta, TikTok, Twitter, hiç fark etmez, reklam aracı olsun, raporlama aracı olsun, bunlar aslında birbirlerinin rakibidir. Kendi algoritmalarıyla elde ettikleri verileri kimseye vermezler, ki zaten bu, var oluş amaçlarına terstir, bunlar adeta günahını bile vermezler. Çünkü ‘En iyisiyiz, en gerçeğe en yakın veriyi biz sunuyoruz’ iddiasındadırlar. Bu yüzden zaten ‘İstanbul Senin’ uygulamasında Google Etiket Yöneticisi yok. Ancak o gördüğünüz maillerdeki Google Etiket Yöneticisi’ne neyi entegre ederseniz edin, zaten kişisel veriye erişemez, teknik olarak bu mümkün değildir. Üstelik teknik olarak böyle bir veriyi indirebileceğiniz bir araç da yoktur. Bir haftadır bunu konuşuyoruz, Başkanım aslında basit bir kodun ne kadar kafa karışıklığı yarattığına şahidiz. On yıldır en az ayda bir kez bu kurulumu yapan bir uzman olarak size şu detayı vermek istiyorum, normalde dijital reklamlar için bu kodu ben on yıldır gönderiyorum. Mesleğe ilk başladığımda bu kodu hazırlayıp müşteriye gönderirdim.

Ancak müşteriler, yazılımcılardan gelecek ek sorular nedeniyle bunu tercih etmeyip, maili benim göndermemi istediler. Bu talep o kadar sık tekrarlandı ki artık bende refleks haline geldi. Burada, bir tarafta bu verileri kullanmaya ihtiyaç duyan kurumsal iletişimciler, ki yazılımdan anlamıyorlar, diğer tarafta da yazılımı yapan ama Google Tag Manager’ı bilmeyen ve kodu eklemesi gereken yazılımcılar var. Haliyle ben de artık bir refleks olarak bu kodu oluşturur, yazılımcıya gönderirim. CC’ye de bu kodla ilgili veriye ihtiyaç duyan kurumsal iletişimcileri, işin sahibini, projenin sahibini; eğer bu kodla ilgili performans ölçümlemesi yapacak, reklam açacak bir ajans varsa ajanstaki ilgilileri eklerim. Yani zaten işin doğası budur.

Açıkçası böyle bir iş sürecini Ağır Ceza Mahkemesi’nde bir gün anlatacağım hiç aklıma gelmezdi. Bunu doğal olarak maille yaparım ve ilgilileri de CC’ye eklerim. Başkanım, Erol Bey’in gönderdiği mailler de bu çerçevededir ve hiçbirinin ‘İstanbul Senin’ ile ilgisi yoktur. Ajansımı kurarken, hatta Roma’da çok sevdiğim, Ponte Sisto diye bir yer vardır, eğer tutuklu yargılanmamış olsaydım size farklı yıllarda çekilmiş fotoğraflarını da sunardım, bu Ponte Sisto’dan esinlenerek ajansımın adını koydum.”

‘REKLAM PLANLAMALARINDA DÜŞÜK BÜTÇEYLE DOĞRU KİTLEYE ULAŞACAK ÇALIŞMALAR YAPTIM’

Esma Bayrak, dijital reklamlarla ilgili raporlama ve planlama sunduğu dönemde, İBB iştiraklerinin kurumsal hedeflerini, onların iletişim dilini, özel sektörden çok farklı olan onay ve iş süreçlerini, hak ediş ve hak edişe dair raporlamaların nasıl yürütüldüğünü öğrendiğini belirterek, “Dijital reklamlarda harcanan bütçenin kamu bütçesi olduğunun bilinciyle reklam planlamalarında düşük bütçeyle, doğru zamanda, doğru mecrada, doğru kitleye ulaşacak çalışmalar yaptım. Hatta öyle ki, kurumların dijital reklam için ayırdığı bütçenin altında harcama yaparak hedeflerine ulaşmasını sağladım. Hemen burada bir parantez açayım. Yıllar içerisinde, doğrudan ya da reklam hizmeti alan ajanslar aracılığıyla dijital reklam danışmanlığı verdiğim için, iddianamede ‘iletişim çadırı’ olarak geçen ve farklı paydaşların iletişim için koordine olduğu birimde fiziksel olarak bulunuyordum” diye konuştu.

Dijital reklamcı olduğunu, artık gelişen teknolojiyle, oturduğu yerden ekranlara reklam verebilecek imkana sahip olduğunu belirten Bayrak, “Bundan iki yıl önce Kariyer İBB Zirvesi’nin reklamlarını yayına aldım ve hâlâ ödememi alamadım. Üstelik bu işi yaptığımı buradaki yöneticilerin çoğu da bilmiyordur. Bu işi yine bir ajansa, ajans hizmeti olarak verdim; yani doğrudan bir ilişkim bile yoktu ve hâlâ ödememi alamadım. Savcılığın iddia ettiği gibi bir ilişkim olsaydı, bu ödemeyi alamaz mıydım? Size en basit ve en rahat kanıtlayabileceğim örneklerden biri de budur” dedi.

‘BABAMA BEYİN KANSERİ TÜMÖRÜ TEŞHİSİ KOYULDU’

Bayrak’ın savunmasının ardından çapraz sorgusuna geçildi. Sorgusu sırasında Mahkeme Başkanının sorusu üzerine Esma Bayrak, babasının hastaslığını anlattı. Bayrak, “Mayıs ayında babamın beyin kanseri tümörü teşhisi koyuldu ve Haziran’da kendisi ameliyat oldu. Ağustos’ta beni kolluk kuvvetleri aldığında babamın radyoterapisinin sürecindeydi. 24 saat babamın yanındaydım ve işle de ilgili Allah’tan çalışanlarım vardı da dijital reklam tarafı hiç durmadı, bana hiçbir şey yansıtmadılar. Ama işin saha kısmından alacağım işin peşine düşmeyi bırakın, işle ilgili akla hiçbir şey gelmedi. Her şey o kadar kötü denk geldi ki, işi teslim alma, peşine düşme psikolojim de yoktu. Babam ikinci ameliyatını oldu” dedi.

Esma Bayrak’ın ardından avukatı Mert Er Karagülle konuştu. Duruşmaya bir saat ara verildi. Ara için tutuklu sanıklar aşağı indirilirken izleyiciler “Esma harikaydın, ağzına sağlık” diye seslendi.

ONGUN, BAYRAK’A İDDİANAMEDE YER ALAN ANCAK SORULMAYANLARI SORDU

Bayrak’ın savunmasının ardından Ekrem İmamoğlu’nun danışmanı ve Medya AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Murat Ongun, mahkemede Bayrak’a yönelttiği sorularla özellikle Eylem 13 kapsamındaki bazı iddiaların mahkeme tarafından yeterince sorulmadığını savundu.

Söz konusu eylem kapsamında, bir haftadır dinlenen sanıkların ortak çizgide olduğunu vurgulayan Ongun, “14 tutuklu sanık da ‘burada suç yok’ dedi ve beyanları birbirini tamamladı” ifadelerini kullandı.

Soruşturma sürecinde ve iddianamede yer alan bazı ağır suçlamaların duruşmada sorulmadığının altını çizen Ongun, “Tıpkı Cambridge Analytica olayı gibi seçmen davranışlarını manipüle ettiğimiz iddia ediliyor ama mahkemede ‘nedir bu Cambridge Analytica?’ diye hiçbir soru sorulmadı” diyen Ongun, aynı şekilde belediye iştirakleri üzerinden kurduğum öne sürülen sistemlere dair de kendisine veya diğer sanıklara hiç soru yöneltilmediğini söyledi.

Soruşturma sürecinde medyada geniş biçimde yer alan ve iddianamede de bulunan ses kaydı çözümlemesine de değinen Ongun, “Konuşmaların %94’ünü yapan kişi X isimli kişi. Burada konuşmaların çoğu, CHP’li bir arkadaşımız tarafından yapılıyor. Savcılık burada ilk kez CHP’li bir isme pozitif ayrıcalık yapmış. Benden daha çok konuşanlar burada değil ama ben buradayım” diye konuştu.

Ongun’un Bayrak’a yönelttiği son soru ise ses kaydının dava konusu uygulamalarla bağlantısı üzerine oldu. Bayrak, “Ses kaydında İstanbul Senin’den hiç bahsedilmiyor. Konu tamamen reklamcılık teknolojisi” diyerek doğrudan ilişkiyi reddetti. Söz konusu sistemin Adform olduğunu belirten Bayrak, “İstanbul Senin uygulamasında bulunmamaktadır ama kullanımı yasaldır” dedi.

HEYET BAŞKANINDAN SALONU GÜLDÜREN ÇIKIŞ

Esma Bayrak’a savunmasının ardından soru yönelten avukatlardan biri uzunca bir betimlemeden sonra “suç örgütü mü var cumhurbaşkanı adayı mı” diye sordu.

Esma Bayrak “örgüt yok” diye yanıt verdi.

Bunun üzerine heyet başkanı “sorunun başını hatırlıyor musunuz? sadece son kısmı sorsanız olmaz mıydı” dedi.

Bu tepki üzerine salondakiler gülmeye başladı.

‘ALLAH HERKESE BÖYLE ETKİN PİŞMANLIKÇI NASİP ETSİN’

KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt savunmasını yaparken Heyet Başkanı etkin pişmanlıkçı Ertan Yıldız’ın beyanlarıyla ilgili soru sordu.

Ali Kurt: “Başkanım Ertan Yıldız’la hiç tanıştınız mı karşılaştınız mı?”

Heyet Başkanı: “İkinci celsede dinleyeceğiz”

Ali Kurt: “Zorla getirme kararı vermeniz lazım kaçar o”

Bu sözler üzerine salonda gülüşmeler oldu.

Ali Kurt: “Ertan Yıldız ‘KİPTAŞ ile Ekrem başkan özel ilgileniyordu ben hiç ilgilenmedim’ diyor. Kardeşim sen yıllardır KİPTAŞ’ın yönetim kurulu başkanısın. İnsan imza yetkisi olan kurumda ne olup bittiğini bilmez mi? İlk verdiği ifadede beni suçlamıyor bile. Ertan Yıldız çok rahat yalan söyleyebilen biri. Onu ciddiye alırsanız bu iddianamenin içinden çıkamazsınız.

Bana Ertan Yıldız’ın ve Adem Soytekin’in ismini vermem söylendi, verseydim bugün burda olmazdım ama vermedim. Adem Soytekin’le bir sorunum yok. Allah herkese böyle etkin pişmanlıkçı nasip etsin çünkü iddiaları çok abartılı.”

ALİ KURT: NE BEN NE AİLEM, TEK BİR EMLAK ALMADIK

İBB davasında 27, 28 ve 30.eylemlere ilişkin suçlanan KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt, savunmasına başladı.

4. dalga operasyonlarda tutuklanmasından bugüne kadar hiçbir açıklamada bulunmayan Kurt’un savunmasının ilk kısmından öne çıkanlar şöyle:

“TOKİ’de çalışırken, İstanbul’daki bazı önemli projelerle birlikte Kanal İstanbul’un ilk planlarını yıllar önce gören 4-5 kişiden biriydim. İlk hali 377 milyon metrekareydi. Buna karşın ne ben ne ailem ordan tek bir emlak almadık. Buna meslek yaşamımda özellikle dikkat ettim.

Ekspertiz fiyatının altına gayrimenkul sattığı iddiasıyla yargılanan biri olarak, 9 kere müzayede ile gayrimenkul satmış biriyim. Bunun tarihte örneği yok.

Biz göreve geldiğimizde ihaleye bile giremeyen KİPTAŞ, şu an Türkiye’nin en büyük 11. inşaat şirketi. Bunu kamudan ihale bile alamadan yaptık.

Şu anda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yürüttüğü Yarısı Bizden kampanyası, KİPTAŞ olarak uyguladığımız İstanbul Yenileniyor kampanyasının birebir aynısı. Tek fark onlar kamu bankalarından kredi kullanabiliyor, KİPTAŞ kullanamıyor.”

‘DENETİMLER SAYESİNDE SAYIŞTAY İLE AKRABA OLDUK’

Kurt, suçlandığı eylemlere geçmeden önce KİPTAŞ’a yapılan denetimlere ilişkin de konuştu:

“Ben TOKİ’de çalıştığımda, TOKİ Başkanı Erdoğan Bayraktar’dı. Sonra bakan oldu, onun döneminde başladı. Sayın Cumhurbaşkanı o zaman Başbakandı; biz direkt Başbakanlığa bağlıyız. Yani benim imzamın ardından 2-3 imza ve TOKİ Başkanı’ndan sonra Başbakan imzalıyor. İnanılmaz operasyonel bir gücümüz var, yetkimiz var. Ama İstanbul’da KİPTAŞ kadar yetkili değildik. Gaziosmanpaşa’da Avrupa Konutları, benim TOKİ’de yaptığım ilk imar uygulaması işiydi. Hazineden binbir güçlükle devraldım; arka planını anlatsam ‘devlet içinde devlet’ olduğunu anlarsınız.

Geldiğimden beri Sayıştay ile akraba olduk. Haftada bir denetime geliyorlardı. Şirketin verdiği kiralık aracı bile sordular ama buldukları tek şey benden önceki dönemlere ilişkin oldu. Bunlar bir yana, Ekrem İmamoğlu’nun denetim mekanizması hepsinden daha katı.”

İddianameye yönelik de eleştirilerde bulunan Kurt ayrıca şöyle konuştu:

“İddianamedeki konuların hiçbiri bana kollukta ve savcılıkta sorulmadı. Kollukta 11 saat ifade verdim, bunlar sorulsaydı anında çürütürdüm ve beni tutuklayamazlardı.İddianamede usul hataları da var, ben memur değilim ama irtikap suçuyla suçlanıyorum ki irtikap diye bir eylem zaten yok.”

“Gözaltına alındığımdan beri maaşım yatmıyor çünkü sigortalı personelim İş Kanunu’na göre; sigortam yatmıyor. Yani ciddi şekilde mağdur edildim. Hakkımda bir tane olumsuz MASAK raporu yok Sayın Başkan. Ama ben tutuklanmadan 20 gün önce tüm mal varlıklarıma el konuldu. Ben bir holding yöneticisi değilim; iki tane hesabım var: Biri maaş hesabım, biri de birikim hesabım. 20 yıldır belki aynı hesapları kullanıyorum. Sadece bankadan hesap dökümü isteseniz hiçbir şey olmadığını görürsünüz ki zaten MASAK bir şey bulamamış; yok çünkü. Ama kanuna aykırı bir şekilde mallarım şu anda, hesaplarım bloke. Kanun ne diyor; varsa bir şey 3 ay içerisinde devam edersin, en fazla 2 ay uzatırsın; bir yıl oldu. Ve ben kendi kendine yetebilen bir insanken dostlarıma muhtaç hale getirildim; yaşam hakkım elimden alındı tutukluluk süresince.” (ANKA-Cumhuriyet)

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!