Doruk Madencilik işçileri, tazminat ve ücretlerinin ödenmesi talebiyle Bağımsız Maden-İş Sendikası öncülüğünde Eskişehir-Ankara sınırından başlattığı yürüyüşün 9. gününde Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na ulaştı.
Yürüyüşlerini tamamlayan işçiler, burada başlattıkları oturma eylemini açlık greviyle sürdürme kararı aldı.
‘DORUK MADEN İŞÇİLERİNİN SESİNE SES OLMANIZI TALEP EDİYORUZ’
Kararlarını kamuoyuyla paylaşan işçiler şu ifadeleri kullandı:
“Doruk maden işçileri olarak burada sendikamız adına hem gözaltındaki arkadaşlarımızın tamamının, başkanımızın, uzmanımızın ve 31 maden işçisi arkadaşımızın derhal serbest bırakılması talebiyle ve sorunlarımızın çözülmesi talebimizle burada üstlerimiz çıplak bir şekilde, süresiz olarak açlık grevine başlıyoruz. Ta ki sorunlarımız çözülene kadar. Burada bir lokma yemek yemeyeceğiz. Hiçbir kimseyle görüşme yapmayacağız. Çünkü tüm kamuoyu buradaki yaşanan sorunları bilmektedir. Tüm muhataplarımız buradaki sorunları bilmektedir. Dolayısıyla bu saatten sonra Doruk Madencilik işçilerinin sesine ses olmanızı talep ediyoruz. Tüm Türkiye kamuoyuna çağrımızı yineliyoruz.
‘YORGUNUZ AMA MADEN İŞÇİSİ GÜÇLÜDÜR, DİRAYETLİDİR’
Doruk maden işçilerinin tüm özlük haklarının eksiksiz ödenmesini, işten atılan arkadaşların işe iade edilmesini, haksızca gözaltına alınan arkadaşların serbest bırakılmasını talep ediyoruz ve bu sorunun derhal bugün çözülmesi, tüm arkadaşların özlük haklarının hesaplarına yatırılması hâlinde buradan gideceğimizi duyuruyoruz. Ancak çözüm gelinceye kadar, bir müzakere zemini oluşuncaya kadar oturduğumuz yerden kalkmamak üzere üstlerimiz çıplak bir şekilde açlık grevine başlıyoruz. Yemek yemeyeceğiz, kimseyle konuşmayacağız, kimseye bir çift söz etmeyeceğiz. Bizler yorulduk, yorgunuz ama maden işçisi güçlüdür, dirayetlidir. Türkiye kamuoyu güçlüdür. Bu sorunu yaşayan milyonlarız biz. Bunun farkındayız. Dolayısıyla bizlerin sesine ses olmanızı tüm kamuoyundan, yetkililerden talep ediyoruz. Bizim başka yapacak hiçbir şeyimiz yok. Takatimiz de kalmadı. Saygılar sunuyoruz. Teşekkür ederiz.”
‘AÇIZ, YOKSULUZ, ÇIPLAĞIZ’
Eylem kararlarını duyururken üstlerini çıkaran işçiler, açıklamanın sonunda “Açız, yoksuluz, çıplağız” sloganı attı.
İŞÇİLER KONUŞTU
Yürüyen madencilerden birisi şöyle konuştu:
“Türkiye’de ve dünyada en son hakkını arayacak, en son hak mücadelesini yapacak, en son sokağa dökülecek mesleği yapanlar madencilerdir. Eğer biz sokaklara dökülmüşsek, biz haklarımızı istiyorsak bıçak kemiğe dayanmayı geçmiştir. Canımız yanmasa biz buralara gelmeyiz. Çok zor durumda olmasak, dayanamayacak duruma gelmesek biz bu yürüyüşe kalkışmayız. Lütfen yetkililerden destek bekliyoruz. Çözüme yardımcı olsunlar, çözüm için uğraşsınlar. Tüm siyasi partilere, başkanlarına, değerli milletvekillerine, bakanlıklara defalarca seslendik Lütfen çözüme yardımcı olun. Bizim elimizden gelen bu, kapınızı çalmak. Kapınıza geldik, lütfen bize yardımcı olun.”
YETKİLİLERE ÇAĞRI
ANKA’ya konuşan bir başka maden işçisi ise şu ifadeleri kullandı:
“Buradaki sorunlar 2016’dan beri devam ediyor. Kayyum zamanından beri, TMSF zamanından beri, 2022’nin sonlarında burası Yıldızlar SS Holding’e devir oldu. Haklarımız ödenmek bilmedi. Bitmek bilmeyen sıkıntılar var. Devamlı maaşlar geri gitmeye başladı. Çok alacaklar var, çok büyük problemler ve sıkıntılar var. Buraya gelmeden çözmek için çok mücadeleler verdik. Çözülmediği için en son tercih olarak buraya geldik. Yetkililerden bu işi bir an önce çözmelerini istiyoruz.”
‘GERİ DÖNMEMEYE ANT İÇTİK’
Aynı madenci, yürüyüşlerine polisin engel olmasına ilişkin ise “Tabii ki onlar da görevini yapıyor, diyecek bir şeyimiz yok. Bizim bu bariyerleri aşmamız lazım. Geri dönüşümüz yok. Geri dönmemeye ant içtik. Mecbur bu bariyeri aşıp bakanlığa gitmek zorundayız. O yüzden çevik kuvvetin de canını yaktıysak kusura bakmasınlar. Bıçak kemiğe dayandı. Ya hükümetimiz bıçağa dayanacak ya da çekecek. Tek kurşunumuz kaldı o da bu. İnşallah çözerler” dedi.
Doruk Madencilik işçileri, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’na yürüdü
“Eğer biz sokaklara dökülmüşsek, biz haklarımızı istiyorsak bıçak kemiğe dayanmayı geçmiştir. Canımız yanmasa biz buralara gelmeyiz. Yetkililerden destek bekliyoruz”https://t.co/Ph8FfPlIa8 pic.twitter.com/9w5keJaEZ9
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 20, 2026
Maden işçileri eylemlerini sürdürürken kolluk kuvvetleri tarafından ablukaya alındı. Madencilerin etrafı araçlarla kapatıldı. Polis, abluka altında grev yapan maden işçilerinin yanına 21.00’dan sonra basın mensuplarının girişine engel oldu.
Açlık grevi sürerken Bağımsız Maden-İş Sendikası örgütlenme uzmanı Başaran Aksu açıklama yaparak şu ifadeleri kullandı:
“SSS Yıldızlar Holding Doruk Madencilik işçilerinin drenişinde 9. günündeyiz. Bu sabah saat 08.00 itibariyle de madençi arkadaşlarımızın tamamına yakını açlık grevinde. Şu anda bir polis kuşatması altındayız. Etrafımız polis araçlarıyla çevrili. Yaşamsal malzemelerin tarafımıza verilmesi engelleniyor. Battaniye gibi, soğuktan korunmak gibi üzerine uzanmak istediğimiz gereçleri vermiyorlar. Madenciler açlık grevinin gerektirdiği sıhhi koşullara da sahip değiller. Çünkü gün içerisinde Saat 9 ile 19 arasında yarı çıplak oturuyorlardı. Dolayısıyla üşüyor bedenleri. Rahatsızlığı olan arkadaşlar da var. Tuz gibi, şeker gibi temel ihtiyaçları su dışında temin edemiyoruz. Bu konuda hem kamuoyundan hem işçi sınıfı dostlarından dayanışma bekliyoruz. Hekimlerin yanımıza gelmesi de engelleniyor. Beypazarı’ndan buraya doğru gelen madencilerin aileleriyle bizim topluca görüşme olanağımız yok. Polis kuşatmasının dışında ancak görüşebiliyorlar.
‘ANAYASA’YA AYKIRI’
Bağımsız Maden İş bundan 8 gün önce Ermenek’te yine bir maden mücadelesinde açtığı davada Anayasa Mahkemesi şöyle bir karar verdi: Genel idare, işçilerin sendikal hak eylemlerini yasaklayamaz, sınırlayamaz. Belli ki burada AYM kararlarının üzerine çıkan bir İçişleri Bakanlığı ve valilik pratiği görüyoruz. Anayasaya aykırı bir davranış biçimi ve en temel insan hakkına ve onuruna aykırı bir tutum görüyoruz. Bu gördüğümüz şeyi de Türkiye’deki bütün işçi, emekçi kesimlerin görmesini istiyoruz.
‘YALNIZ DEĞİLİZ’
Kimseden bir şey beklemiyoruz, gelmese de şeker tuz. Biz sonuçta bu inadımızı, ısrarımızı sonuna kadar sürdüreceğiz. Madenci arkadaşlar da bu kararlılıkta çünkü yıllara yayılan bir sistematik gaspın mağduru olmuş insanlar, aileleri, eşleri buraya gelip feryat figan bir şekilde kendi taleplerini dile getiriyorlar polis kordonunun dışında. Beypazarı’ndan buraya otobüste yola çıkan halk var. Biz çıkın desek daha çoğu da çıkar gelir. Yalnız değiliz bu coğrafyada. Burada büyük Zonguldak’ın çocukları da var, Karabük’ün, Bartın’ın çocukları da var. Bu kuşatmada Ankara halkının bizimle olan irtibatının kesilmesi, dolayısıyla bir holdingin korunması amaçlanıyor. Bugüne kadar da holding korunduğu için zaten buraya gelmek zorunda kaldık.
‘BAYRAKTAR MUHTEMELEN ÇOK MEŞGUL…’
Enerji Bakanlığı’nın önündeyiz. Alparslan Bayraktar muhtemelen çok meşgul. Enerji Bakan Yardımcıları muhtemelen çok meşguller. Yeni maden sahası ruhsatları dağıtmakla uğraşıyorlardır. Maden patronlarını mutlu etmekle uğraşıyorlardır. Madenciler onların umurunda değil zannediyoruz. Çünkü hiçbir hükümet yetkilisi, hiçbir bakanlık yetkilisi yanımıza gelmedi. Biz buradan çıktığımızda Enerji Bakanlığı ile bir görüşme yapabilseydik Çalışma Bakanlığı’na yürüyecektik. Orada da işçilerin yıllardır uğradığı kıdem, ihbar, özlük hakları gaspı ve de keyfi, hukuksuz, dayanaksız ücretsiz izin politikasına silsile halinde Çalışma Bakanları izin vermiş, hukuk dışı bir şey. Yine Enerji Bakanları silsile halinde Taner Yıldız’dan Fatih Dönmez’e, Hilmi Güler’e, şimdiki bakana gelinceye kadarki süreç Yıldızlar Holding patronuna 3 binin üzerinde maden ruhsatı verilmiş. Biz böyle bir pratiğe rastlamadık. Patron Sabahattin Yıldız Bey de kendisini hem iktidar hem iktidar ortağıyla güçlü ilişkileri olduğu intibasını yaymayı özel bir pratik olarak sürdürmüş bugüne kadar. İşçi arkadaşlarımızın da karşılaştığı şey bu burada. Buradan kamuoyuna şunu söylemek istiyoruz: Gayet hazırlıklıyız, işçiler gayet hazırlıklı geldiler. Çünkü başka bir çıkışları yok, başka bir çareleri yok. Herkese borçlular. Esnafa, ev sahibine borçlular. Çocuklarına karşı mahcuplar. Bu tablonun değişmesi için, mücadele dışında bir yol kalmadığı için buraya gelmek durumunda kaldılar. Şimdi bedenleri açlıkta, şimdi bedenleri soğukta ama yürekleri ve zihinleri bu mücadeleyi kazanmaya odaklı.”
‘ÇOCUĞUMUN RIZKI İÇİN YÜRÜDÜM’
Madencilerin yürüyüşüne polis müdahalesi sonucu gözaltına alınan Özkan Yüksel de serbest bırakıldıktan sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı önündeki açlık grevini katılarak şu ifadeleri kullandı:
“Biz madenciyiz. Bizim derdimiz haklarımızı almak. Alın terimizi çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını almak. Biz bu muameleyi hak etmiyoruz. Biz ne yapacağımızı şaşırdık. Çoluğumuzun, çocuğumuzun yüzüne bakamaz hale geldik. Bizler alın terimizi istiyoruz. 14 Senelik madenciyim ben. Maraş’a da gittim, Malatya’ya da gittim. Biz bir şey istemiyoruz. Hükümetimizden istediğimiz bizim bütün alacaklarımızı vermesi. TMSF’den devredilen bir şirket, ondan sonra bize gelmiş TMSF’den devredilirken bütün haklarımızı da verdiler. Sıfırlamadılar bizim tazminatlarımızı. Tazminatlarımız kaldı. O yüzden 14 yıllık tazminatım var, 5 aylık maaşım var, 6-7 Yıllık sendika alacaklarım var. TMSF ödemedi bunu. Biz bunları istiyoruz. Haklarımızı istiyoruz. Yeter bıktık. Ben gözaltından geliyorum arkadaşlar. 34 Tane arkadaşımız gözaltına alındı. Biz ne yaptık? Sesimizi duysunlar artık. Yeter. Biz 9 gündür yollardayız. Ben 190 kilometreyi tek tek adım adım yürüdüm. Çoluğumun çocuğumun rızkı için yürüdüm. Bana para verseler ben yürümem. Ben çoluğumun çocuğumun rızkı için yürüyorum. Yazık bize. Açız. Benim kredi kartlarım patladı. 300 Bin liralık borca düştüm, evime haciz geldi. Sesimizi duysunlar artık, yeter. Hep madenci böyle ezilecek mi?”
‘İŞÇİNİN HAKKINI GASBEDENLERE YAZIKLAR OLSUN’
Bağımsız Maden İş Sendikası Genel Başkanı Gökay Çakır da şunları kaydetti:
“Biz işçiyiz, alın terimizi istedik. Başka bir şey istemedik. Bu 190 kilometrelik yolu hep beraber yürüdük. Bu yürüyüşü hiç kimse yapmaz. Bir tane siyasi partinin vekili yapmaz. Her bakanın harcı değildir. Her işçinin harcı değildir. Bunu madenci yapar. Türkiye’de 190 km yol yürüyen hiç kimse yoktur. Ama bu madenciler karış karış, adım adım yol yürüdüler. Niçin yürüdüler? Başkalarının rızkına mı çöktüler? Yok. Bu işçiler başkalarından sadaka mı istiyorlar? Yok. Hiç kimseden bir şey istemiyorlar. Sadece alın terini istiyorlar. Bu kavga büyük kavga. Bu kavga ekmek kavgası, can kavgası. Benim çocuğumun elindeki benim vereceğim hakkı alıyorsunuz. Bu insanlar beş aydan beri maaş almıyorlar. Ben söylüyorum şuradaki polis kardeşlerime: 3 ay maaş almasanız emniyette durur musunuz? Bizim karşımıza dikilir misiniz? Polis kardeşlerime söylüyorum, jandarmalara söylüyorum. Bakanlara söylüyorum. Bizi yönetenlere söylüyorum. Milletvekillerine, belediye başkanlarına. Bizi hepsi yönetiyor. Hepsi de bunların sırtından para kazanıyorlar. Bunlardan çok para kazanıyorlar. Ama bunlara sahip çıkmıyorlar. Oy istemeye geldiğinizde hepiniz ‘şunu yapacağız, bunu yapacağız’ diyorsunuz. Hiçbiriniz işçiler mağdur edildiğinde yanında durmuyorsunuz. Kimin yanında duruyorsunuz? Güçlünün, parası çok olanın yanında. O parasını koymuş, işçiler de canını koymuş ortaya. Can mı önemli, para mı önemli? Demek ki para önemli bu ülkede. İşçiler önemli değil, alın teri önemli değil. Çalmak önemli bu ülkede. Çırpmak önemli bu ülkede. Yalan söylemek önemli bu ülkede. Yazık. Bu ülkeyi yönetenlere yazıklar olsun. Bu işçinin hakkını gasbedenlere yazıklar olsun. Biz öleceğiz ama buradan alın terimizi almadan gitmeyeceğiz.”
Ankara’ya ulaşan ve açlık grevi başlatan Doruk Madencilik işçilerinin direnişi gece saatlerinde de sürüyorhttps://t.co/Ph8FfPlIa8 pic.twitter.com/1l2NM4bGms
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) April 20, 2026