Geliştirdiği farkındalıklarla öne çıkan, özellikle devlet okullarında Milli Eğitim Bakanlığının kaderine terk ettiği okullardaki temizlik ihmaline karşı Açelya Derneği’yle mücadele veren, Türk milletinin siyasi iradesine darbe vuran %10 barajına karşı İstanbul’dan Ankara’ya 453 km yürüyüş eylemiyle ses getiren ve aslen Rizeli olan Kotil’in bu davranışı kamuoyunda dikkat çekip takdir topladı. Kotil’in önümüzdeki günlerde Filistinli çocuklar ve anneler için de bir proje üzerinde çalıştığı kaydedildi.
DİRENİŞ DOLU HAYAT
Türkiye’de daha önce %10 seçim barajının indirilmesi için 2013 yılında İstanbul’dan Ankara’ya 453 kilometre yürüyerek ses getiren bir eyleme imza atan Kotil’in yine Türkiye’deki çocukların hijyen ortamda eğitim görmeleri için kurduğu Açelya adında bir derneği de bulunuyor. Çocuk gelinlerin varlığına ve toplumsal çürümeye karşı duyarlı olduğu bilinen aktivistin yardımseverliği başkalarına da örnek teşkil ediyor.

AFRİKA’YA SU KUYUSU SEFERBERLİĞİ
Geçtiğimiz günlerde fakir bir Afrika ülkesi olan Gambiya’nın Kerr Lyin köyünde solar su kuyusu açan Kotil sayesinde 350 kişilik köyde insanlar yıllar sonra temiz içme suyuna ulaşabildi. Açılan bu kuyular sayesinde insanlar yaklaşık 30-40 yıl boyunca temiz su kullanılabiliyor. ‘Sen de Gel Derneği’ ile suya muhtaç insanların 30-40 yılını temel ihtiyacı garanti altına alınıyor.
Su kuyusuyla mağdur insanların özgürlüğüne katkıda bulunan Aylin Kotil, şu ifadeleri kullandı:
“Bir çocuğun su taşımak yerine okula gidebilmesi, bir köyün geleceğe daha güçlü bakabilmesi demek. Uçakla 10 saat yol gittikten sonra karayoluyla 5 saat daha sıcak havada yol alarak köye ulaşabildik. Hatta şöyle söyleyeyim, şehir merkezindeki yerlilerin bile gitmek istemediği köyler buralar.

‘BİR BİDON SU İÇİN KİLOMETRELERCE YÜRÜYORLAR’
Gerçekten çok büyük bir yokluk var. İnsanlar bir bidon su için kilometrelerce yol yürüyorlar. Tahmin edersiniz ki hava da çok sıcak ve dolu bidonlarla tekrar kilometrelerce yolu geri dönüyorlar. Karayolu boyunca güvenlik kontrolleri çok sık aralıklarla tekrarlanıyor.
En çok dikkatimi çeken şey ise bu kötü koşullara rağmen insanların hep güler yüzlü olmasıydı. Her köyde kadınlar tencerelerden ve tavalardan müzik yapıyorlardı. En büyük eğlenceleri buydu. Çocuklar çok sıcakkanlıydı hep etrafınıza sarıyorlar ve temas kurmak istiyorlardı. Kendi memleketimde de birçok yardım faaliyetlerinde bulunuyorum ama tabi ki su, en mübrem ihtiyaç, oradan döndüğümde hissettiğim dokunabilme duygusu çok müthişti. Hayatım boyunca en unutamadığım anlardan birini yaşadım. İnşallah şimdi önümdeki ilk hedef Filistin’de benzeri daha büyük bir dokunuşu sağlamak.”
