Tarakcı, sosyal medya hesabından şu paylaşımı yaptı:
“Bingöl Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü ile ilgili yaşadığım süreçleri ve duyduğum rahatsızlıkları kamuoyunun bilgisine sunmak ve tarafınıza iletmek istiyorum.
Ben, Bingöl’de terörle mücadelede şehit düşmüş bir kahramanın şehit evladıyım. Babamın uğruna canını verdiği vatanımıza, devletimize ve milletimize olan bağlılığımı her zaman korudum ve korumaya devam ediyorum.
26.02.2026 tarihinde Bingöl Aile ve Sosyal Hizmetler Müdürlüğü hakkında bazı iddiaları içeren bir paylaşımda bulundum. Bu paylaşımın ardından Bingöl Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Abdulbari Aksoy’un şehit ve gazi ailelerine karşı olumsuz tutum ve davranışlar sergilediğini ifade ettim.
Kamuoyuna yansıyan iddiaların araştırılması amacıyla @bingolvaliligi tarafından inceleme başlatıldığı ve müfettiş görevlendirildiği tarafımıza bildirilmiştir. Ancak aradan yaklaşık beş ay geçmesine rağmen süreç hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapılmamış, iddiaların akıbeti konusunda şeffaf bir bilgilendirme yapılmamıştır. Bu durum, konunun üzerinin örtbas edildiği yönündeki endişeleri artırmaktadır.
Bizler devletimize ve adalet sistemimize güveniyoruz. Talebimiz, iddiaların bağımsız, tarafsız ve şeffaf bir şekilde araştırılması ve kamu vicdanını rahatlatacak sonuçların ortaya konulmasıdır.
Konunun Bingöl Valiliği tarafından bilinmesine rağmen gerekli adımların atılmadığını düşünüyoruz. Bu süreçte ne Bingol Valiliği ne de Sayın Vali Cahit Çelik tarafından kamuoyunu tatmin edecek bir açıklama yapılmamıştır.
Öte yandan, hakkımda yapılan şikâyetler nedeniyle ifade verdim. Hatta hakkımda uzaklaştırma talebinde bulunulmuştur. Ancak aynı kişinin ikamet ettiğim bölgeye gelmesi dikkat çekici bir durumdur. Bu nedenle ben de kendisi hakkında Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundum.
Şahsımı baskı altına almak, kamuoyu önünde itibarsızlaştırmak ve susturmak amacıyla yürütülen girişimlere rağmen geri adım atmayacağım. Kamu görevlileri, makamlarının gücünü vatandaşlar üzerinde baskı unsuru olarak değil, hukuk ve adalet çerçevesinde kullanmalıdır.
Şehit ve gazi ailelerini karakol koridorlarında bırakacak uygulamaların kabul edilebilir olmadığına inanıyorum. Devletimizin emanetleri olan şehit ailelerinin yaşadığı mağduriyetlere sessiz kalınmamalıdır.
Gerçekler er ya da geç ortaya çıkar. Hiçbir söylem, hiçbir görüntü ve hiçbir süslü söz gerçeğin üzerini sonsuza kadar örtemez. Hukukun önünde herkes eşittir. Eğer ortada bir usulsüzlük varsa, bunun hesabı bağımsız yargı önünde verilmelidir.
Benim babam bu vatan için canını feda etmiş bir şehittir. Şehit evladı olarak kamu görevlilerinden beklentim; hukuka, adalete ve kamu vicdanına uygun hareket etmeleridir. Hakkımda yapılan şikâyetler beni doğruları dile getirmekten vazgeçirmeyecektir.
Terörle mücadelede şehit düşmüş bir kahramanın evladı olarak hiçbir baskıya boyun eğmeyeceğim. Yasal haklarımı sonuna kadar kullanacak, gerekli tüm başvuruları yapacağım. Hiç kimse hukukun üstünde değildir.
Benim tek beklentim adaletin tecelli etmesidir. Şehitlerimizin emanetine yakışan da budur. Babamın canı pahasına savunduğu değerlerin temsil edildiği makamların, o değerlere layık kişiler tarafından temsil edilmesi gerektiğine inanıyorum. Saygılarımla.”