CHP Grup Başkanı Özgür Özel, partisinin Eskişehir’de Atatürk Kültür, Sanat ve Kongre Merkezi’nde düzenlenen grup toplantısında konuştu.
Türkiye’nin 7-8 Temmuz’da devlet başkanlarının da katılımıyla gerçekleştirilecek olan NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yaptığını hatırlatan Özel, son yerel seçimin birinci partisi olarak böyle bir dönemde bu ev sahipliğini önemsediklerini belirtti. Türkiye’de çok iyi bir ev sahipliği yapılması, yabancı liderler ile heyetlerin iyi ağırlanması gerektiğini ifade eden Özel, Türkiye’nin küresel gelişmelerde söz ve karar sahibi olmasını, oyun kurucu bir ülke konumuna gelmesini istediklerini dile getirdi.
Özel, ülkenin milli menfaatlerinin iktidar ve muhalefetle birlikte savunulmasını, bu tip organizasyonların hep birlikte sahiplenilmesini arzu ettiklerini söyleyerek, şöyle konuştu:
“Demokrasiyi ve adalet sistemini zayıflatan, 86 milyonu kutuplaştıran, kendi gibi düşünmeyenlere hukuksuzlukla müdahale eden iktidarın varlığında bugün Türkiye NATO liderlerini, son seçimlerde o NATO liderlerinin ‘Türkiye’de en bildiğiniz şehir neresi?’ dediğinde tereddütsüz ismini söyleyeceği İstanbul’un üç seçim üst üste, hem de karşısında Meclis Başkanı varken, bir önceki son başbakan varken, en güvendikleri bakanları Şehircilik Bakanı varken artan farklarla, iptal edilen mazbatasına rağmen yenilenen seçimde artan farkla, son seçimde milyonu geçen farkla kazanan Belediye Başkanı’nın tutuklu olduğu, bir sonraki seçimlerdeki Cumhurbaşkanı adayımızın, ön seçimde 15,5 milyon oy alan, özgürlüğü için 25,5 milyon insanın imza verdiği Cumhurbaşkanı adayımızın tutuklu olduğu, partinin evlatları belediye başkanlarımızın, belediye meclis üyelerimizin, bürokratlarımızın tutuklu olduğu, Türkiye’nin kurucu partisine, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün kurduğu partinin adaysızlaştırıldığı, kurumsuzlaştırıldığı, lidersizleştirilmeye çalışıldığı bir süreçte bugün Türkiye’de NATO Zirvesi yapılmaktadır.
AVRUPA PARLAMENTOSU’NUN TÜRKİYE RAPORU
Bugün bu NATO Zirvesi’nden önce Avrupa’nın en önemli yapılarının raporlarında ana muhalefet partisi olarak okuduğumuzda utandığımız tespitler yer almaktadır. Maalesef ülkede Adalet Bakanlığı’nın başındaki kişi raporlarda ismiyle, Avrupa’daki mal varlığıyla anılmakta, bizim bu ifadelerimize Cumhurbaşkanı’nın ‘Sen sus, cevap verme’ dediği günler hatırlarda kalmakta ve kendisinin bu konuda tek savunanı kendisi olmakta, raporları yazanlarla bir başına kendi polemiklere girişmekte, ancak Türkiye’ye bu büyük utanç, okumaktan memnuniyet duymadığımız, böyle bir raporun varlığından utanç duyduğumuz bir süreçte NATO Zirvesi Türkiye’de yapılmaktadır. Muhalefete saldıran, kendinden olmayana hukuksuzlukla muamele eden bir iktidarın Türkiye’nin milli menfaatlerini savunamadığını ve savunamayacağını üzüntüyle görüyoruz.”
Konuşmasında NATO Zirvesi kapsamında Ankara’da alınan tedbirlere de değinen Özel, yaşanan süreci “kendi insanına çile çektiren, anlamsız, paranoyak bir olağanüstü hal” olarak nitelendirerek şöyle dedi:
“Protesto gösterileri yapılabilir diye 225 insan ev baskınlarıyla gözaltına alındı ve önce 178’i tutuklandı. Daha dün 100 gözaltı işlemi daha yapıldı. Bizim yasalarımızda ‘önleyici gözaltı’ bile yasak iken ‘önleyici tutuklama’ adı altında insanlar, ‘Bunlar NATO sırasında gelirler, eylem yaparlar’ denilerek özgürlüklerinden edilmiştir. Pikniğe giden TEMA gönüllüleri tutuklandı, 75 yaşındaki emekli öğretmen Ayten Yakut tutuklanıp tepkilerden sonra serbest bırakıldı, akademisyen Emel Memiş ise halen tutuklu.
Daha önce NATO zirvelerine ev sahipliği yapan hiçbir ülkede böyle bir özgüvensizlik görülmemiştir. Trump kendi ülkesinde yüz binler, milyonlar tarafından protesto edilebiliyor iken Erdoğan, Trump’ın Türkiye’deki bir protestosunun kendisi için bir son olacağını düşünmekte, bundan yaşamsal bir kaygı duymakta, ‘Eğer Trump’a burada birisi bir şey derse Trump benden desteğini çekecek’ vehmiyle Ankaralılardan utanmakta, Ankaralıları evine hapsetmekte ve örneğin Filistin davasını savunan birinin Trump’a çıkıp Gazze’deki zulmün hesabını sormasına engel olmak için elinden geleni yapmaktadır.”
‘KENDİ İNSANINDAN KORKAN BİR İKTİDARIN ÖMRÜNNÜN SONU GELMİŞ DEMEKTİR’
Yüzlerce insanın gözaltına alındığını, meydanların kapatıldığını, yolların bariyerlendiğini ve esnafın iş yapmasının önüne geçildiğini ifade eden Özel, başkentin perişan halde olduğunu söyledi. Milletin evinden işine gitmesinin engellendiğini ve kamu görevlilerine bir hafta evden çalışma salık verildiğini belirten Özel, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bu kadar özgüvensiz bir yönetim anlayışı olmaz. Ülke adına bir utanç durumuyla karşı karşıyayız. Ülkemize gelen liderler, heyetler ne görecekler? Hayalet bir şehir. Ankara’ya gelip bir tane Ankaralı görmeden, bir dükkana uğramadan, polislerle dolu bomboş sokakları görüp Ankara’dan ayrılacaklar. Ülkenin yoksulluğundan utanmayanlar, bunları liderlerin görmesinden utanıp panolarla bunları gizlemeye çalışmaktadırlar. Bu mudur Türkiye’nin imajı? Kimse kusura bakmasın, bu güç değildir, güçsüzlüktür. Bu acizliktir, bu özgüvensizliktir. Kendi insanından korkan, kendi insanından utanan, onları bariyerlerin arkasına saklayan bir iktidarın ömrünün sonu gelmiş demektir. AK Parti tükenmiştir, bitmiştir.
Özgür Özel:
“Bu kadar özgüvensiz bir yönetim anlayışı olmaz. Ülkemize gelen liderler ne görecekler? Hayalet bir şehir.
Ankara’ya gelip bir tane Ankaralı görmeden, bir dükkana uğramadan polislerle dolu bomboş sokakları görüp Ankara’dan ayrılacaklar”https://t.co/kCGNmovlhI pic.twitter.com/0mFFqVDkEY
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 7, 2026
Oysa gizledikleri şehir, bir gün yabancılar geldiğinde ne görecekler diye o şehre bakan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bizzat tasarladığı, Cumhurbaşkanının yerinin, konutunun, köşkünün belli olduğu, hemen altında seçilmiş Meclis’in bulunduğu, hemen altında Meclis’ten atanan, seçilen bakanların görev yaptığı, aynı hizada adliye saraylarının bulunduğu, yargı, yürütme ve yasamanın hem birbirine denk hem doğru bir sıralamayla yer aldıkları, o geniş caddenin etrafına Türkiye’nin dostu ülkelere en güzel büyükelçilik arsalarının tahsis edildiği; gelen Ankara’yı bir gezsin, demokrasi anlayışımızı görsün, kuvvetler ayrılığını görsün, millete verdiğimiz değeri görsün, bakanlarını görsün, yargısını görsün, kendisini görsün diye yaptıkları, Atatürk’ün tasarladığı ve hayata geçirdiği, o güzel elleriyle tane tane çizdiği Ankara’nın ‘Görmesinler, bilmesinler, yolda bile yürümesinler’ diye panolandığı bir güne gelmişiz. O günün kurucu liderinin vizyonundan bugünün yıkıcı liderinin vizyonsuzluğuna bu ülke sürüklenmiştir. Ancak bunun sonu er ya da geç gelecektir.
‘ERDOĞAN İKTİDARI KİŞİSEL MENFAATLERİNİ TÜRKİYE’NİN MENFAATLERİNİN ÜZERİNDE TUTMAKTADIR’
Devletin geleneklerini yıkan ve bu ülkenin gücünden korkup kendi kaba kuvvetini acizlik değil de kudret gibi göstermeye çalışanlara karşı şunu ifade edelim: Biz bu ülkenin kurucu partisiyiz, kurucu iradesiyiz. Bu ülkeyi cumhuriyetle güçlendiren, kalkındıran, dış politikada sözünü dinleten, tehditlere karşı caydırıcı bir güç haline getiren kadroların bugünkü temsilcileriyiz. Cumhuriyetimizin değerleriyle, yurttaşlarımıza sunduğumuz özgürlüklerle, mazlum milletlere ilham olmuş cesaretimizle birlikte bu ülkenin kurucu kadrolarının bugünkü temsilcileriyiz. Dış politikadaki ilkelerimiz de bize kurucu kadrolarımızdan mirastır. Dış politikaya siyaset üstü bir pencereden bakarız. Planların günlük değil, bir döneme ait değil, 10 yıllık, 20 yıllık, 30 yıllık hazırlanması fikrinin sahipleriyiz. Hiçbir iktidarın da bu ilkeleri kişiselleştirmesine, kendi menfaati için aşındırmasına, 86 milyonun değil, kendi siyasi çıkarları için zayıflatmasına müsaade edemeyiz.
Bugün Erdoğan iktidarı dış politikada kendi kişisel menfaatlerini Türkiye’nin menfaatlerinin üzerinde tutmaktadır. Yabancı liderlerle kurulan ilişkiler kurumsal değil, kişisel zeminde ilerlemektedir. Yapılan pazarlıklar Türkiye’nin geleceği için değil, AK Parti iktidarının devamını sağlatmak için yürütülmektedir. O yüzden NATO Zirvesi’ni bu şahsi dış politikadan uzaklaşılması, milli menfaatlerin savunulması kaydı şerhiyle dikkatle takip ediyoruz. Rusya-Ukrayna Savaşı, Suriye’deki belirsizlikler, İsrail’in Filistin ve bölge bölgelerine yönelik saldırıları, Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve tüm bölgeyi ve dünyayı krize sürükleyen hukuksuz politikaları, NATO içindeki tartışmalar ve Türkiye’nin ittifaktaki rolü, bu başlıkların hepsi önümüzde durmaktadır. Bu konularda Türkiye’nin barıştan yana, uluslararası hukuktan yana, diplomasiden yana, mazlum milletlerden yana ilkeli bir tutum alması beklenir.
‘TRUMP YÖNETİMİNE BAĞIMLI BİR POLİTİKANIN ÜLKEMİZE FAYDA GETİRMEYECEĞİ AÇIKTIR’
Avrupa ile bozulan ilişkilerin düzeltilmesi noktasında adımlar atılmasını, demokrasi ve hukuk zemininde yeniden hukukun üstünlüğü, demokratikleşme adımlarıyla ülkemizin çıkarlarını önceleyecek kurumsal ilişkilerin başlatılmasını bekleriz ama maalesef bu beklentilerin çok uzağındayız. Elbette NATO üyesiyiz. NATO’nun en büyük ikinci ordusuna sahibiz. Ama NATO’ya körü körüne bağlı olamayız. Her yanlışın arkasında sessiz duramayız. Rusya ve Çin ile doğru, kurumsal, istikrarlı, güçlü temeller üzerinde yükselen ilişkiler kurmak durumundayız. Unutmayın ki, NATO’nun doğu kanadındaki Soğuk Savaş döneminde Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği ile sınır komşusu olmuş, Batı İttifakı’nın bir bileşeni olmuş ve bu denge politikasını yıllarca dış politikadaki becerikli, iyi eğitimli, geleceği öngören, Türkiye’nin tüm menfaatlerini birlikte gözeten diplomatlarımız ve dışişleri politikalarımız sayesinde çok doğru bir şekilde yürütmüş, böyle bir mirasa sahip bir ülkeyiz.
Özgür Özel:
“Rusya ve Çin ile doğru, kurumsal, istikrarlı, güçlü temeller üzerinde yükselen ilişkiler kurmak durumundayız”https://t.co/kCGNmovlhI pic.twitter.com/YixktsXH3d
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 7, 2026
Trump yönetimine tamamen bağımlı bir dış politikanın ülkemize fayda getirmediği ve getirmeyeceği açıktır. Bu nedenle stratejik adımları ortak akılla atmak gerekir. Bu konuda her zaman olduğu gibi yapıcı öneriler sunmaya devam edeceğiz. İktidar Türkiye için stratejik bir aklı, stratejik bir planı takip etmelidir. Ancak bu stratejik akıl, Rusya’dan S-400’leri bir inatla alıp sonra hiç kullanmadan hangarda çürütmekle sağlanamaz. Bu stratejik akıl, bu yüzden F-35 programına girilmiş, 1,5-40 milyar dolar ödeyip de tek uçak bile alınmadan Amerika’da üzerine Türk bayrağı işlenmiş 6 tane F-35’i bile oradan alıp getiremeyen bir öngörüsüzlükle, ondan vazgeçip ‘F-16 modernizasyonu’ deyip onu bile başaramayan bir öngörüsüzlükle sürdürülemez. O zaman ‘Şanghay Beşlisi’ne girelim’ diye ucuz tehditler savurup sonra Trump’tan azarı yiyince Çin mallarına vergi bindirmekle, Amerikan mallarının vergilerini Amerika’ya doğru uçakta giderken sıfırlamakla bir stratejik plan sürdürülemez. Trump’ın oğluyla görüşüp babasından randevu istemekle, 250 Boeing uçağından, fahiş fiyata LNG sipariş etmekle ve şu güzelim Eskişehir’in nadir toprak elementlerini Trump’a vadetmekle stratejik bir akıl sürdürülemez.
‘CUMHURBAŞKANINA ‘MEŞRUİYET VERİYORUZ’ DİYENLERE SESSİZ KALINAMAZ’
Tarihimizde Amerika yönetimine bu kadar göbekten bağlı bir yönetim görülmemiştir. Türkiye ABD’ye bu şekilde bağlı hale getirilemez. O Trump yönetimi ki bu ülkenin Cumhurbaşkanına ‘Aptal olma’ diye mektup yazıp yollayabilmiş, o Trump ki bu ülkenin Cumhurbaşkanını mal varlığıyla tehdit edip geri adım attırabilmiştir. O Trump ki Türkiye’deki yargının bağımsız olmadığını yüzümüze vurmak için her seferinde, ‘O akıllı bir adam. Bir papazım vardı, ondan istedim, hemen yolladı’ diyerek, Rahip Brunson’ı ki Erdoğan’ın ‘Bu can bu tende durdukça o papaz gidemez’, ‘Ver papazı, al papazı’ deyip Trump’ın bir telefonuyla papazı Oval Ofis’e yolladığını Trump her seferinde hatırlatmaktadır. Gazze’de 75 bin kişiyi, çoğunluğu çocuk ve kadın, katledenlerle bu şekilde yürünemez. Bize her türlü ambargoyu uygulayanların ambargodan vazgeçmeleri için ağzının içine bu şekilde bakılamaz. Türkiye Cumhurbaşkanı’na, ‘Biz ona onda olmayanı veriyoruz, meşruiyet diyoruz, geri kalan her şeyi onlardan alıyoruz’ diyenlere sessiz kalınamaz.
‘AMERİKAN BAŞKANI ÇOCUKLARLA KARŞILANACAKSA, ÇOCUKLAR ELLERİNDE İRAN’DA ÖLDÜRÜLEN ÇOCUKLARIN RESMİNİ TUTMALI’
‘Bizden 5 dakika randevu almak için bize yalvarıyorlar’ diyen Dışişleri Bakanıyla iki gün sonra Oval Ofis’te şakalaşılamaz. O Trump ki, Türkiye’ye gelip Anıtkabir’i ziyaret etmeyen bir Amerikan Başkanı’dır. 1959’da Eisenhower’ın, 1991’de Baba Bush’un, 1999’da Clinton’ın, 2004’te Oğul Bush’un, 2009’da Obama’nın Anıtkabir ziyaretleri kayıtlardayken taslak programa Anıtkabir ziyareti yazıp sonra o ziyareti çıkarıp da Ankara’ya gelen bir Amerikan Başkanı’nın bugün Erdoğan tarafından çocuklarla karşılanacağının haberleri geçmektedir. Eğer Amerikan Başkanı çocuklarla karşılanacaksa o çocuklar ellerinde İran’da öldürülen 165 kız çocuğunun resmini tutmalıdır. Beş ay sonra ülkesinde ‘topal ördek’ haline gelecek, her iki tarafta birden gücünü kaybedecek birisine yaranmak için böyle bir ilişki ağı asla ve asla savunulamaz.
ÖZEL’DEN BAKAN TEKİN’İN ‘KURTULUŞ SAVAŞI’ ÇIKIŞINA TEPKİ
Hele hele bugün o törene götürecek çocukların eğitiminden sorumlu Milli Eğitim Bakanı’nın daha dün çıkıp da Kurtuluş Savaşı’nın adını değiştirmeye kalkması, ‘Neden kurtuluyoruz?’ diye soru sorması artık bu iktidarın bu millet tarafından taşınılamayacağının göstergesidir. O Kurtuluş Savaşı’nda ‘Neden kurtuluyoruz?’ sorusunun cevabının ‘İşgalden kurtuluyoruz, istiladan kurtuluyoruz, ülkenin parçalanmasından, milletin artık bir başka ülkenin sömürgesi olmasından kurtuluyoruz’ cevabını bilmeyenlerin, halen daha o gün işgal altındaki İstanbul ve İstanbul’daki son padişahla ilgili kendilerince bir meseleyi Kurtuluş Savaşı’ndan önce Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün önünde tutanlara neyi hatırlatmak lazım? Belki şunu hatırlatmak lazım, ‘Bu ülke nasıl kurtuldu?’ diye sorana şunu hatırlatmak lazım: Evladının battaniyesini mermiye saranların kağnılarla geceleyin çektikleri yollarla kurtuldu. O çektikleri kağnıları da çeken öküzdü, öküz.
Dış politikada kurumsal akla dayanan uzun vadeli bir anlayışı benimsediklerini belirten Özel, “Biz Türkiye’nin birinci partisi olarak dış politikada kurumsal akla dayanan uzun vadeli planları olan, bu milletin hakkını, hukukunu cesaretle savunan bir anlayışı benimsedik, savunmaya da devam edeceğiz. Orta Doğu’da komşularımızla iyi ilişkiler kurmayı önceliyoruz. Orta Doğu’da bölgesel kalkınma, işbirliği ve barışı savunuyoruz” dedi.
Özel, okyanus ötesinden bölgedeki müdahalelere karşı durduklarını söyleyerek “Elbette yönümüzü batıya, AB’ye dönüyoruz ama Rusya ve Çin ile, Türk coğrafyası ile, Balkanlarla stratejik ilişkilerin aksatılmadan ve sürekli güçlendirilerek devamını öngörüyor, bunu ısrarla öneriyoruz. Türkiye’nin bir an önce kurtulmak istediği Trump yönetimine karşı bu teslimiyeti de sonuna kadar reddediyoruz. Bundan sonra da bundan önce olduğu gibi tam bağımsız Türkiye’yi savunmaya, her türlü emperyalizme itiraz etmeye, direnmeye devam ediyoruz” diye konuştu.
‘ÖFKE, ENERJİYE DÖNÜŞTÜRÜLEREK İKTİDAR YÜRÜYÜŞÜNE SEVK EDİLMELİDİR’
Toplumdaki öfkenin siyasi mücadeleye dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Özel, şöyle konuştu:
“Bunu defalarca söyledim. Bir kez de buradan söyleyeyim. Ben öfkeyi anlıyorum. Ben uğratıldığımız haksızlığı anlıyorum. İktidara yürürken karşı karşıya olduğumuz durumun yarattığı öfkeyi anlıyorum. Ancak öfke sözlerinin böyle dillendirilmesi yerine bu öfkenin bir enerjiye dönüşmesi, bu enerjinin de kararlılıkla iktidar yürüyüşüne sevk edilmesi gerekmektedir.”
Özel, “Biz partimizi 47 yıl sonra birinci parti yapan kadrolarız. Ancak bu başarıyı kendimize, ekibimize falan yazmayız. Bu başarı, 47 yıl sonra hep beraber doğru tespitler, doğru sözler ve hep birlikte ortaya koyduğumuz bir azmin eseridir. Biz Adalet ve Kalkınma Partisi’ni kurulduğu günden sonra ilk kez yenen kadrolarız. Ben Erdoğan ile genel başkan olarak girdiğim ilk ve tek seçimde ben onu yendim. O henüz bugüne kadar bizi yenemedi” dedi.
‘AYRILANLARIN MATEMATİKSEL VE SİYASİ BİR KARŞILIĞI YOKTUR”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlere ilişkin değerlendirmelerine de gönderme yapan Özel, şöyle konuştu:
“Öyle ’13 kere yarıştık hep ben yendim’ diyen birisine, ‘Ne konuşuyorsun kardeşim sen? Bir kere yarıştık, orada da ben yendim’ diyecek durumdayız. O yüzden son kurultayın sonuçlarını hazmedemeyenlerle, son seçimlerin sonuçlarını hazmedemeyenler mutlak sultanla, mutlak butlan ittifakını kurmaya çalışıyorlar. Bu milletin buna rızası yoktur. Bunun cevabını milletimiz seçilmişlerden yana koyduğu iradesiyle sokaklarda, meydanlarda vermeye devam ediyor. Birileri partiyi karpuz gibi ortadan bölmek ya da hadi ortadan olmasın 60’a 40 olsun, hiç olmadı 30’a 70 olsun hevesindeyken bizim bir ve bütün olarak bir arada olduğumuzu bütün millet görmektedir. Biz bir bütünüz. Ayrılanların, farklı düşünenlerin matematiksel ve siyasi bir karşılığı yoktur. Bu vicdansızlığın en kısa sürede son bulmasını bekliyoruz.”
Grup toplantısının Eskişehir’de düzenlenme gerekçesine de değinen Özel, “Meclis kapanınca, yollar kapanınca Ankara’da bu grup toplantısının yapılmasının fiili imkanları kalmayınca bu grup toplantısını nerede yapalım deyince, geçen hafta bir ve beraberce seçilmiş en genç il başkanlarımızdan biri Talat Yalaz’ın mücadelesini görünce, Eskişehir’in bir iki istisna hariç gelmiş geçmiş bütün seçilmişlerinin bir arada olduğunu, milletin de arkalarında olduğunu görünce bu grubu Eskişehir’de yapmaya karar verdik” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel:
“‘13 kere yarıştık hep ben yendim’ diyen birisine ‘Ne konuşuyorsun kardeşim sen, bir kez yarıştık orada da ben yendim’ diyecek durumdayız”https://t.co/kCGNmovlhI pic.twitter.com/REOIwt1Ua4
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 7, 2026
‘PARTİMİZİ GERİ ALMAK İÇİN HUKUKİ, SİYASİ VE FİZİKİ MÜCADELE VERMEYE DEVAM EDECEĞİZ’
Özel, Türkiye’deki siyasal ve ekonomik sürece ilişkin değerlendirmelerde bulunarak şu ifadeleri kullandı:
“Demokrasinin, adaletin, ekonominin bu kadar kötüye gittiği bir süreçte onların istediği bizi daha kötüye götürmek, susturmak, sindirmek, teslim almakken bütün hesapların terse döndüğünü, masa başı planların geri teptiğini ve Adalet ve Kalkınma Partisi’nin eleştirilmeye, yalnızlaşmaya ve kendi içinde bile bir hesaplaşmaya girdiğini; Cumhuriyet Halk Partisi’nin seçilmiş kadrolarının ise milletle birlikte yürüdüğünü büyük bir memnuniyetle görüyorum.”
Butlan kararından beri sabırla, sağduyuyla beklediklerini söyleyen Özel, “Aklıselimin hakim olmasını bekliyoruz. Milletin safında durmaya devam ediyoruz. Çarşıda, pazarda, sokakta, meydanda milletle birlikteyiz. Partimizi geri almak için sonuna kadar hukuki, siyasi ve fiziki bir mücadeleyi veriyoruz, vermeye devam edeceğiz. Ama işgal bitmezse kimse enseyi karartmasın. Ne bu parti ne bu millet çaresiz değildir, seçeneksiz değildir” dedi.
‘OY OY, SOKAK SOKAK KAZANACAĞIZ’
Konuşmasının sonunda birlik ve beraberlik vurgusu yapan Özel, şunları söyledi:
“Bu yürüyüş benden, benim adımdan, arkadaşlarımızın adından çok daha büyük bir yürüyüştür. Bu yürüyüş Ekrem Başkanı unutmayan, Mansur Başkandan ayrılmayan, Yılmaz Hocanın elini bırakmayan bir yürüyüştür. Bu yürüyüş, kimse endişe etmesin ki millete güvenenlerin, milletle birlikte başaracakları, milletle birlikte hedefe ulaşacakları bir yürüyüştür. Oy oy, zarf zarf, sokak sokak kazanacağız. Belde belde, şehir şehir kazanacağız. Sokak sokak, meydan meydan büyüyoruz, büyümeye devam edeceğiz. Bu yürüyüşte pusulamız millettir, rotamız iktidardır, hedefimiz iktidardır. Hepinize inanıyorum, hepinize güveniyorum. Yolumuz açık olsun, yolunuz açık olsun.”