Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Zirve’ye katılan liderleri Cumhurbaşkanlığı’nda karşıladı.
Tek tek anons edilerek gelen liderlerden en son ABD Başkanı Donald Trump’ın Erdoğan ve Rutte tarafından karşılanması sonrası, tüm liderler geleneksel aile fotoğrafı çekimine katıldı.
NATO Zirvesi’nin 2’nci günü: Erdoğan ve Rutte liderleri karşıladıhttps://t.co/MgFFgbkPEN pic.twitter.com/1JvIOXK0Gt
— Veryansıntv.com (@veryansintvcom) July 8, 2026
‘MÜTTEFİK ÜLKELERİN SAVUNMAYA AYIRDIĞI KAYNAKLAR ARTTI’
NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, NATO Ankara Zirvesi’nin ikinci gününde, devlet ve hükümet başkanlarını “Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı”nda bir araya getirecek ana oturum öncesinde gazetecilere bir araya geldi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a, Türkiye’ye ve Ankara halkına ev sahipliği dolayısıyla teşekkür eden Rutte, zirvenin organizasyonundan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Lahey’de geçen yıl düzenlenen zirvede belirlenen hedeflerin bu yıl uygulamaya geçirildiğini ifade eden Rutte, “savunma harcamaları ile savunma sanayisine yönelik yatırımlarda kayda değer artış yaşandığını” belirtti. İlk gün gerçekleştirilen NATO Savunma Sanayi Forumu kapsamında yeni projeler ve iş birliklerinin hayata geçirildiğini anımsatan Rutte, “bunların ittifakın caydırıcılığı açısından önemli adımlar olduğunu” söyledi.
“Müttefik ülkelerin savunmaya ayırdığı kaynakların arttığına” dikkat çeken Rutte, şunları kaydetti:
“Yüzde 5 hedefi doğrultusunda, bu yıl zaten yüzde 4’e ulaştık ki bu gerçekten olağanüstü bir gelişmedir. Bu elbette yalnızca Başkan Donald Trump sayesinde olmadı. Rusya’dan kaynaklanan tehdit de bunun önemli nedenlerinden biridir. Ancak dürüst olmak gerekirse, Başkan Trump’ın Avrupa’daki müttefikleri ve Kanada’yı bunu yapmaları yönünde teşvik etmesi gerçekten yardımcı oldu ve bunun sonuçları görülüyor. Sonuç olarak çok daha güçlü bir NATO ve daha güçlü bir NATO’nun içinde çok daha güçlü bir Avrupa ortaya çıkıyor.”
‘MÜTTEFİKLERDEN İRAN’IN NÜKLEER KAPASİTEYE SAHİP OLMAMASI VE RUSYA TEHDİDİ KONUSUNDA TEYİT İSTEYECEĞİZ’
Rutte, bugünkü oturumla ilgili beklentilerine ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Bugün müttefiklerin iki konuyu açıkça teyit etmelerini bekliyorum. Birincisi, İran’ın hiçbir zaman nükleer silah kapasitesine sahip olmaması gerektiğidir. İkincisi ise seyrüsefer özgürlüğü ilkesidir. Hürmüz Boğazı’nın yeniden tamamen açık olması stratejik açıdan son derece önemlidir. Bu, 32 müttefikin tamamı için hayati öneme sahiptir. Bugün de müttefiklerin ortak şekilde Rusya’nın NATO topraklarına yönelik uzun vadeli tehdit olduğunu kabul etmelerini bekliyorum. Rusya’nın uzun vadeli tehdit olduğunun açıkça kayda geçirilmesini bekliyorum.”
‘ABD’NİN İRAN’A SON SALDIRILARI GEREKLİYDİ’
Rutte, ABD’nin İran’a yönelik son saldırılarına ilişkin değerlendirme yaparak, “Bence bu kesinlikle gerekliydi. Çünkü bir ateşkes yürürlükteyken İran’ın esasen bu ateşkesi ihlal ettiğini görüyoruz. Dün gemilere yönelik saldırılarda neler yaşandığını gördük. Bu nedenle ABD’nin güçlü ve kararlı bir şekilde karşılık vermesi son derece önemlidir” dedi.
Rutte, Washington yönetiminin attığı adımı desteklediğini belirterek, İran’ın ateşkes sürecindeki tutumunun bu müdahaleyi gerekli hale getirdiğini savundu. ABD’nin NATO’ya bağlılığı konusunda herhangi bir tereddüt bulunmadığını vurgulayan Rutte, Washington’ın Avrupa güvenliğini kendi ulusal çıkarlarının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğünü söyledi.
‘TRUMP, ABD’NİN NATO’YA BAĞLILIĞI KONUSUNDA KARARLIDIR’
Rutte, Trump’ın “ABD askerlerini Avrupa’dan çekebileceği ve Grönland’ı yeniden kontrol altına almak istediği” yönündeki açıklamalarıyla ilgili şu değerlendirmede bulundu:
“Kendisi, ABD’nin NATO’ya bağlılığı konusunda tamamen kararlıdır. Bu konuda hiçbir şüphem yok. Ancak geçmişte olduğu gibi bugün de belli ölçüde bir beklenti vardı ve hala var. Buna rağmen ABD’nin NATO’ya bağlılığı kesindir. Çünkü NATO, ABD’nin kendi çıkarları açısından da gereklidir. Örneğin Rusya’nın nükleer denizaltılarının ABD kıyılarına ulaşmasını önlemek için NATO büyük önem taşımaktadır. Amerika’nın güvenliğini sürdürebilmesi için Atlantik’i, Avrupa’yı ve Arktik bölgesini güvence altına alması gerekir. Bu nedenle ABD’nin NATO’ya bağlılığı tamdır. Şimdi ise iyi haber şu ve bugünün en büyük kazanımı da budur: Bu durum (Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin açısından bir kayıp, Başkan Trump açısından ise bir kazançtır. Çünkü Avrupalılar ve Kanadalılar tam da kendisinin uzun süredir talep ettiği şeyi yapıyorlar.”
‘UKRAYNA’YA DESTEK SÜRECEK’
“Ukrayna’ya desteğin süreceğini” belirten Rutte, liderlerin bugünkü toplantıda Kiev’e yönelik uzun vadeli destek taahhütlerini yeniden teyit etmelerini beklediğini kaydetti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e de mesaj veren Rutte, NATO’nun tüm üye ülkelerin topraklarını savunma kararlılığını koruduğunu belirterek, ittifakın savunma amaçlı olduğunu ve herhangi bir NATO ülkesine yönelik tehdide karşı ortak hareket edeceğini söyledi.
NATO Ankara Zirvesi’nin ikinci gününde liderler, Cumhurbaşkanlığı’nda gerçekleştirilecek Kuzey Atlantik Konseyi toplantısında bir araya gelerek savunma harcamaları, Ukrayna’ya destek, Rusya, Orta Doğu’daki gelişmeler ve ittifakın yeni güvenlik stratejilerini ele alacak.
KANADA BAŞBAKANI CARNEY: RUSYA, İTTİFAK AÇISINDAN TEMEL GÜVENLİK TEHDİTLERİNDEN BİRİ OLMAYA DEVAM EDİYOR
Kanada Başbakanı Carney, 36. NATO Zirvesi’nin ikinci gününde, devlet ve hükümet başkanlarını bir araya getirecek ana oturumun öncesinde basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
Carney, “ittifakın güvenlik gündeminin hızla değişen tehdit ortamında şekillendiğini” belirterek, geleneksel güvenlik risklerinin yanı sıra hibrit saldırılar, hipersonik silah sistemleri ve otonom savaş teknolojilerinin öne çıktığını ifade etti. Başbakan Carney, NATO’nun bu yeni güvenlik ortamına uyum sağlaması gerektiğini vurguladı.
“Rusya’nın ittifak açısından temel güvenlik tehditlerinden biri olmaya devam ettiğini” dile getiren Carney, NATO içinde savunma sorumluluğunun giderek daha dengeli dağıldığını söyledi.
ABD’nin uzun süredir dile getirdiği yük paylaşımı beklentisinin karşılanmaya başladığını kaydeden Carney, bu süreçte Kanada’nın da savunma yatırımlarını hızlandırdığını ifade etti. “Kanada’nın halen gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 1,5’ini savunmaya ayırdığını” belirten Carney, bu oranı, önümüzdeki iki yıl içinde yüzde 4 seviyesine çıkarmayı hedeflediklerini açıkladı.
‘ZİRVEDEN ÖNCE TRUMP’LA NATO’DAKİ YÜK PAYLAŞIMINI GÖRÜŞTÜK’
Ankara’ya gelmeden önce ABD Başkanı Donald Trump ile kapsamlı bir görüşme yaptığını aktaran Mark Carney, görüşmede, NATO’daki yük paylaşımının ele alındığını ve müttefiklerin savunma harcamalarını artırmaya başlamasının Washington tarafından olumlu karşılandığını aktardı.
Orta Doğu’daki gelişmelere de değinen Carney, İran’ın Suudi Arabistan ve Katar’daki hedeflere yönelik saldırılarını eleştirerek, bölgede tansiyonun düşürülmesi ve istikrarın korunması gerektiğini vurguladı.
İNGİLTERE BAŞBAKANI STARMER: NATO’NUN BİRLİK MESAJI VERMESİ KRİTİK ÖNEM TAŞIYOR
İngiltere Başbakanı Starmer, 36’ncı NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi’nin 2’nci günnüde oturum öncesinde gazetecilere değerlendirmelerde bulunarak, “Bu zirvenin NATO açısından son derece önemli bir zirve olacağına inanıyorum” dedi. Starmer, “NATO Zirvesi’nin küresel güvenlik açısından kritik bir dönemde gerçekleştirildiğini” belirterek, “NATO’nun birlik mesajı vermesi kritik önem taşıyor” dedi.
Starmer, Ukrayna’da süren savaş ile Hürmüz Boğazı’nda yaşanan gelişmelerin uluslararası güvenlik ortamını daha da hassas hale getirdiğini söyledi.
Zirve gündeminde müttefiklerin uzlaşması gereken çok sayıda başlık bulunduğunu ifade eden Starmer, liderlerin güvenlik tehditlerine karşı ortak bir yaklaşım ortaya koymasının önem taşıdığını belirtti. Starmer, “Böyle bir dönemde liderler olarak NATO’nun birliğini ve gücünü ortaya koymamız büyük önem taşıyor. Bu sabah burada düzenlenen zirvede de tam olarak bunu yapacağız” diye konuştu.
MONTENEGRO: 5’İNCİ MADDE’YE BAĞLILIK İLE BU MADDENİN KORUNMASI BİR KEZ DAHA TEYİT EDİLECEKTİR
Montenegro da gazetecilerin “ABD’ye, bugün hala ne ölçüde güvenilebilir” sorusuna “NATO’nun birliği, ittifakın dayanışmasının ve ortak güvenlik ile savunma politikasının temel unsuru olan 5’inci Madde’ye bağlılık ile bu maddenin korunması ve geçerliliği bir kez daha teyit edilecektir. İkinci olarak, bu zirve NATO içerisindeki Avrupa ayağının güçlendirilmesi ve Avrupa ülkelerinin savunma yatırımlarına ilişkin taahhütlerinin sürdürülmesi açısından da önem taşımaktadır. Bu kapsamda Portekiz de üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmektedir” dedi.
‘NATO İÇERİSİNDE ÇIKARLARIMIZIN KORUNMASINI BEKLİYORUZ’
Montenegro, şöyle devam etti:
“2025 yılını, savunma harcamalarımızı GSYH’nin yüzde 2’sinin üzerine çıkarma hedefini yerine getirerek tamamlıyoruz. Bu başarı, bir önceki zirvede üstlendiğimiz taahhüt doğrultusunda gösterdiğimiz ilave çaba sayesinde mümkün olmuştur. Böylece ilk kez 2014’ten bu yana belirlenen hedefe uygun bir ilerleme sürecine girmiş bulunuyoruz.
Bu da, NATO bünyesindeki görevlerimiz ve bugün Romanya, Slovakya ve Litvanya’da yürüttüğümüz operasyonlara katkımızın yanı sıra, Portekiz’in ittifak içindeki sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirdiğini göstermektedir. Doğal olarak biz de NATO içerisinde çıkarlarımızın korunmasını bekliyoruz. Özellikle deniz güvenliği, son dönemde hem kendi topraklarımızın hem stratejik çıkarlarımızın hem de tüm NATO İttifakı’nın güvenliği açısından yoğun şekilde yatırım yaptığımız öncelikli alanlardan biridir.
‘ATLANTİK İTTİFAKI’NIN MERKEZİ ROLÜ VE DENİZ GÜVENLİĞİ BİZİM İÇİN ÖNCELİKLİDİR”
Atlantik İttifakı’nın merkezi rolü ve deniz güvenliği bizim için önceliklidir. Bu zirvede de aynı politikanın öncelikli gündem maddelerinden biri olarak kabul edilmesinden memnuniyet duyuyoruz. Son olarak, bu zirve Ukrayna’ya verilen desteği de yeniden teyit etmektedir. Böylece Ukrayna’ya yönelik askerî, siyasi ve ekonomik desteğin sahada somut şekilde sürdürülmesi yönündeki irademizi de ortaya koymuş oluyoruz.
Bizim açımızdan durum son derece açıktır. NATO üyeleri olarak, ittifaka üye tüm ülkelerin toprak bütünlüğünü dış tehditlere ve üçüncü ülkelere karşı koruma yükümlülüğümüz bulunmaktadır. Eğer dış tehditlere karşı bunu savunuyorsak, aynı ilkenin ittifakın kendi içinde de geçerli olması gerekir. Bu nedenle, yapılan açıklamalar veya bunların dile getirildiği bağlam ne olursa olsun, NATO üyesi hiçbir ülkenin, buna elbette Danimarka da dahil olmak üzere, toprak bütünlüğünün tartışmaya açılacağına inanmıyorum.”
‘TRUMP’IN NATO’YA KIRGIN OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM’
ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO’ya yönelik “kırgınlığının olduğunu” düşünüp düşünmediği sorusuna Montenegro, “Hayır, öyle düşünmüyorum” diyerek, şu ifadeleri kullandı:
“Şu ana kadar yürütülen çalışmalardan edindiğim izlenime göre, böyle bir değerlendirme yapmak için herhangi bir neden görmüyorum. Kopenhag ile dayanışma içindeyiz ve NATO üyesi tüm ülkelerin toprak bütünlüğünün korunması ilkesini destekliyoruz. Tekrar ediyorum; dış tehditlere karşı bu ilkeyi savunuyorsak, öncelikle ittifakın kendi içinde de aynı ilkeyi korumamız gerekir. Durum bundan ibarettir.”
YUNANİSTAN BAŞBAKANI MİÇOTAKİS: AVRUPA’NIN STRATEJİK ÖZERKLİĞİ ANLAYIŞININ GÜÇLÜ BİR SAVUNUCUSU OLDUM
Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis, 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi öncesinde, gazetecilere değerlendirmelerde bulundu. Miçotakis, zirvenin “son derece derin jeopolitik belirsizliklerin yaşandığı bir dönemde” gerçekleştirildiğini belirterek, görüşmelerin, NATO’da uzun yıllardır gündemde olan yük paylaşımı çerçevesinde yapılacağını söyledi.
ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde Avrupalı müttefikleri savunma harcamaları konusunda daha fazla sorumluluk almaya çağırdığını hatırlatan Miçotakis, “Ben de her zaman Avrupa’nın stratejik özerkliği anlayışının güçlü bir savunucusu oldum. Ancak bunu NATO’ya rakip olacak bir yapı olarak değil, aksine ittifakı güçlendirecek güçlü bir Avrupa ayağı olarak görüyorum” diye konuştu.
Lahey’de geçen yıl yapılan zirvede savunma harcamalarına ilişkin önemli hedefler belirlendiğini hatırlatan Miçotakis, Yunanistan’ın bu yıl itibarıyla savunma harcamalarında gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 3,5’i hedefine planlanandan önce ulaştığını bildirdi.
Silahlı kuvvetler için 25 milyar avroluk kapsamlı bir modernizasyon programı yürüttüklerini belirten Miçotakis, “Ülkemiz jeopolitik açıdan son derece hassas bir bölgede yer almaktadır. En zor ekonomik kemer sıkma dönemlerinde bile NATO’ya yönelik savunma harcamaları taahhüdümüzü sürdürdük. Bugün ise savunma harcamaları bakımından NATO’nun ilk beş ülkesi arasında yer alıyoruz” ifadelerini kullandı.
‘İRAN VE ABD MESELESİNİN ÇÖZÜMÜ İÇİN DİPLOMASİYE ZAMAN TANINMASI HAYATİ ÖNEM TAŞIMAKTADIR’
Başbakan Kiryakos Miçotakis, İran ile ABD arasında sağlanan ateşkesin kalıcı olmasını umut ettiğini de belirterek, “Bu zorlu meselenin çözümü için diplomasiye zaman tanınması hayati önem taşımaktadır” dedi.
Avrupa ülkelerinin öncelikli gündeminin hayat pahalılığı olduğunu ifade eden Miçotakis, gerilimin yeniden tırmanmaması ve bunun petrol fiyatlarını artırmaması temennisinde bulundu.
TÜRKİYE’YE F-35 SATIŞI SORUSU
Gazetecilerin, “Türkiye’nin NATO içindeki artan etkisi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın Türkiye’ye F-35 satışına izin verebileceğine yönelik açıklamalarının Doğu Akdeniz’deki güç dengesini etkileyip etkilemeyeceğine” ilişkin sorusunu da yanıtlayan Miçotakis, şunları söyledi:
“Dün Başkan Donald Trump ile Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı açıklamalar hakkında yorum yapmak istemiyorum. Söyleyebileceğim tek şey, bir ittifakın temelinde iyi komşuluk ilişkileri ilkesinin bulunması gerektiğidir. Ülkem, uluslararası hukuktan kaynaklanan karasularını genişletme hakkını kullanması halinde Türkiye tarafından savaş tehdidiyle karşı karşıya kalmaya devam etmektedir. Bu nedenle tüm NATO müttefiklerinin hassasiyetlerinin dikkate alınması gerektiğinin farkında olmalıyız. Sonuçta biz savunma amaçlı bir ittifakız ve bu çözüme kavuşturulmamış meselelerin iyi komşuluk ve iş birliği ruhu içinde çözülebileceğine inanıyorum.”
‘ANKARA’YI ZİYARET ETMEK HER ZAMAN BENİM İÇİN BİR MEMNUNİYETTİR’
Yunanistan Başbakanı Miçotakis, Türkiye’ye ilişkin izlenimlerinin sorulması üzerine ise “Ankara’yı ziyaret etmek her zaman benim için bir memnuniyettir. Ayrıca iki ülke arasındaki ilişkilerin geliştirilmesini her zaman güçlü şekilde destekleyen bir siyasetçi oldum” dedi.