YUSUF YAVUZ/VERYANSIN TV
Karbon azaltımı odaklı küresel iklim zirvesini plastik atık ve geri dönüşüm alanına sıkıştıran Valilik, COP31 öncesi yapılan hazırlık çalışmalarında Turko adlı bir maskot tasarladı. Plastik atıklardan tasarlanan ve göğsünde geri dönüşüm logosu bulunan Turko için seçilen ad, Yunanistan’da Türkleri aşağılamak için kullanılan ifade iken İtalya, İspanya gibi ülkelerde ise dışlayıcı, panik yaratıcı ve ürkütücü anlamlara sahip. Latin Amerika ülkelerinde Osmanlı coğrafyasında göç eden Yahudi, Arap, Ermeni ve Süryaniler için kullanılan El Turco gibi tarihsel olarak yanıltıcı ifadeleri barındıran kelime, 1923 mübadelesi ile Yunanistan’a göç eden Anadolu Rumları için kullanılan ve ağır hakaret içeren anlamları barındırıyor.
KÜRESEL İKLİM ZİRVESİ COP31 KASIM AYINDA ANTALYA’DA
Antalya Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 31. Taraflar Konferansı’na (COP31) ev sahipliği yapacak. Bu önemli iklim zirvesine 196 ülke katılırken, katılımcı sayısının 120 bini bulacağı belirtiliyor. COP31’in amacı, daha önce alınan kararları eyleme dönüştürmek ve ülkelerin sera gazı emisyonlarıyla ilgili taahhütlerini güçlendirerek finansal olarak desteklemek. Bir başka deyişle, dünyayı sera gazına boğarak zenginleşen ülkeler, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelere sera gazlarını azaltmaları için verecekleri ‘zekât’ tartışılacak. Geçmişte 30 kez toplanan zirvenin bu yanı başka bir tartışmanın konusu.
PETROL ÜSSÜNDE İKLİM ZİRVESİ: COP28 DUBAİ’DE YAPILMIŞTI
Ancak bir çelişkiyi kısaca anımsatmak yararlı olur: BM İklim Konferanslarının 28’incisi COP28, Kasım 2023’de dünyanın önemli petrol üreticilerinden biri olan, Birleşik Arap Emirlikleri’nde, Dubai kentinde yapılmıştı. Fosil yakıtların üretim ihracat üslerinden birinde, fosil yakıtların yarattığı iklim değişikliği ile mücadele fikri sert eleştirilere konu olmuştu. Karbon salınımını azaltmayı amaçlayan bir konferansın, dünyanın en önemli petrol ihracatçıları arasında yer alan BAE’de yapılması bu amaca gölge düşürmüştü. BAE, bu konferansa ev sahipliği yapma rolünü, yeni petrol ve doğal gaz anlaşmaları için bir fırsata dönüştürmek için kullandığı dönemin uluslararası basınına yansıyan tartışma konularından biriydi.
VALİLİK COP31 İÇİN HAZIRLIKLARI SÜRDÜRÜYOR
COP31’e ev sahipliği yapacak olan Antalya’daki hazırlıklar da bir süredir devam ediyor. Antalya Valiliği bünyesinde oluşturulan Mavi Akdeniz İnisiyatifi, bu amaçla çeşitli etkinlikler organize ediyor. Deniz temizliği, yapay resif ve deniz çayırları projeleri, okul etkinlikleri ve çeşitli kuruluş ve iş dünyası temsilcilerine yönelik ziyaretler bu etkinlikler arasında.
ETKİNLİKLERİN SLOGANI: ‘ANTALYA’DA DENİZ HEP TEMİZ’
Mavi Akdeniz İnisiyatifi, Antalya Valisi Hulusi Şahin’in eşi Ebru Şahin tarafından koordine ediliyor. Vali Şahin de neredeyse tüm etkinliklere katılıyor. Etkinliklerde, “Antalya’da Deniz Hep Temiz” sloganı kullanılırken, yapılan açıklamalarda, COP31 öncesinde kentin doğasına ve denizine sahip çıkılarak korunduğunun gelen misafirlere en iyi şekilde yansıtılacağı dile getiriliyor. Bir nevi dünyanın dört bir yanından gelen misafirlere temiz bir deniz, korunmuş kıyılar, korunmuş doğal alanlar sunulmak isteniyor. Buraya kadar her şey çok güzel ve olması gerektiği gibi.

VALİLİK COP31 İÇİN ÖYLE BİR MASKOT ADI SEÇTİ Kİ…
Ancak Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin etkinliklerinde, sosyal medya hesaplarında ve okullarda çocuklara yansıtılan filmlerde boy gösteren, atık plastiklerden tasarlanmış sanal bir kahraman dikkati çekiyor. Plastik şişe ve atık malzemelerden tasarlanan, göğsünde ise geri dönüşüm logosu bulunan bu kahramana ‘Turko’ adı verilmiş.
ANTALYA’NIN GERİ DÖNÜŞÜM KAHRAMANI: TURKO!
‘Antalya’nın Geri Dönüşüm Kahramanı Turko’ diye tanıtılan bu maskot, Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin de simgesi. İnisiyatifin resmi sosyal medya hesabından yapılan 10 Mayıs 2026 tarihli paylaşımda, bu adın katılımcıların oylarıyla seçildiği belirtiliyor. Buradan anladığımız, başka seçeneklerin de olduğu ve bir oylamanın yapıldığı. Ancak paylaşımda diğer seçeneklerin ne olduğuna ve oylamanın sonuçlarına yer verilmiyor.
PLASTİK KAHRAMAN, ÇOCUKLARA PLASTİK KİRLİLİĞİNİ ANLATIYOR
Geri Dönüşüm Kahramanı Turko, çizgi film ve afişlerle çocuklar başta olmak üzere kamuoyuna çevre bilinci ile geri dönüşümün önemini aşılamaya çalışıyor. Hazırlanan çizgi filmde, sualtında türlü balıkların arasında yüzen Turko, bir deniz kaplumbağasını hayalet ağlar ve plastik atıklardan kurtarmaya çalışıyor. Mesaj, denizleri kirletmeyin, canlıları koruyun. Ancak deniz kaplumbağasını plastik atıklardan korumaya çalışan Turko’nun bizzat kendisi plastik atıklarda yapılmış. Doğası içinde yüzen canlıların arasında, orada olmaması istenen plastik atıklardan mamul bir ‘kahraman’, plastikleri denize atmayın mesajı vermeye çalışıyor.

İKLİM ZİRVESİ, ÇÖP TOPLAMA VE GERİ DÖNÜŞÜME İNDİRGENDİ
Çocuk psikolojisi ve iletişim stratejisi açısından bu mesajın nasıl algılanacağı bir yana, ana gündemi karbon salınımını azaltmak ve bu yönde çalışmalar yürütmek olan COP31’in, geri dönüşüm, ayrıştırma ve atık yönetimi gibi dar bir alana yöneliyor. Bir tür kapsam kayması ve hedef küçültme anlamına da gelen bu çerçeve, inisiyatifin verdiği mesajlara bakıldığında ana fikrin ıskalandığı görülüyor. Antalya gibi orman varlığı bakımından Türkiye’de ilk sırada yer alan, biyolojik çeşitlilik açısından birçok Avrupa ülkesinden daha zengin olan bir kent için plastik atıklardan bir ‘kahraman’ maskotu tasarlamak daha ilk başta zirvenin mesajının anlaşılmadığını düşündürüyor.
PLASTİK ATIK İTHALATI VE GERİ DÖNÜŞÜM KAHRAMANI TURKO
Karbon ayak izini azaltmada döngüsel ekonomi diye anılan sistemin en önemli ayağı olan geri dönüşüm, ayrıştırma ve atık yönetimi kuşkusuz önemli bir başlık. Ancak bu, karbon ayak izini azaltmanın yollarından sadece biri. Plastik atıkların, bir başka deyişle çöplerin dönüştürülerek yeniden üretime kazandırılması da ayrıca bir karbon ayak izi, su ayak izi yaratıyor. Sonuçta bu süreç de bir enerji kullanımına dayalı. Antalya Valiliği’nin COP31’e ‘geri dönüşüm’ çerçevesinden bakmasının bir nedeni de, Türkiye’nin plastik atık ithalatı yönündeki tavrıyla ilgili. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’un da kamuoyuna yaptığı açıklamalarda, Avrupa’dan yapılan plastik atık ithalatını savunduğu, bunun Türkiye için bir zorunluluk olduğunu dile getirdiği biliniyor. Türkiye’de geri dönüşüm şirketleri hızlı şekilde büyüyünce, ülkede çöplerden ayrıştırılan plastik atıklar bu üretim çarklarının dişlileri arasında kayboldu. Böylece, Avrupa’dan yapılan plastik atık ithalatı hızla artmaya başladı. Çin, 2018’de plastik atık ithalatını yasaklarken, Türkiye’nin ithalatı 2017’den bu yana istikrarlı ve katlanarak artan bir seyir izledi. Sonuç olarak özellikle Adana, Mersin gibi kentlerde yoğunlaşan geri dönüşüm tesislerinin son aylarda gündemden düşmeyen Akdeniz’deki kirliliğe yönelik etkileri tartışma konusu oldu. Mersin ve Antalya kıyılarında görülen plastik kirliliği, halk sağlığı ve deniz ekosistemi için büyük bir tehdit yaratmaya başladı. Tabip odaları, meslek örgütleri, sivil toplum kuruluşları ve milletvekilleri arka arkaya uyarıcı açıklamalar yaptı. Açıklamaların ortak vurgusu; Avrupa’dan plastik atık ithalatını durdurun, Türkiye Avrupa’nın çöplüğü değildir!
PLASTİK ATIK KONUSUNDA TÜRKİYE’NİN BENİMSEDİĞİ ROL BU MU?
Antalya kıyılarında yüksek turizm sezonunda yaşanan plastik kirliliği, kentin Kasım ayında ev sahipliği yapacağı küresel iklim zirvesinin hazırlıklarıyla paralel bir seyir izliyor. Tam da aynı dönemde, valiliğin geri dönüşüm kahramanı, plastik atıklardan mamul Turko dolaşıma giriyor. Türkiye’de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan’ın öncülük ettiği ‘Sıfır Atık’ projesi için kurulan Vakfın Başkanı Samed Ağırbaş’ın katılımıyla valilik kirliliğin etkisindeki Phaselis’te ‘çöp kapar’ cihazını tanıtıyor. Avrupa çöpünü atıp ayrıştırıyor, tırlara yüklenip Türkiye’ye gönderiliyor, burada işlenirken atıklar denizlere kadar ulaşıyor, devletin kurumları da Antalya sahillerinde kapıyor! İşte döngüsel ekonominin özeti. Herkes mutlu, çöpünden kurtulan Avrupa, ithal atıkları işleyip kazanca dönüştüren sektör, buradan nemalanan sivil toplum, çevreci bir görünüm içinde denize ulaşan çöpleri kapan devletin kurumları; herkesin yüzü gülüyor. Ancak sağlığı ile oynanan halk, ekosistemi felç olan denizler ve anne karnındaki bebekten, denizdeki balığa, okyanusun dibinden, Everest’in zirvesine kadar tüm canlı yaşamı mutsuz ve kriz içinde. Valiliğin geri dönüşüm kahramanı Turko, bu kısır döngü içinde Türkiye’ye biçilen, ya da Türkiye’nin gönüllü olarak benimsemiş olduğu rolü özetliyor.
TÜRKİYE’NİN ŞAMPİYONLAR ÇIKARAN ÇEVRE VİZYONU: SIFIR ATIK
Sıfır Atık Vakfı Başkanı Samed Ağırbaş, ‘COP31 İklim Şampiyonu’ olarak tanıtılıyor. Antalya ziyareti sırasında, kulislerde dolaşan fısıltılar, Ağırbaş’ın Emine Erdoğan’a yakın olduğu, geleceğin Çevre Bakanı olacağı yönündeydi. Bu, kamusal işleyişin ve kamu idarecilerinin çöpten medet umar hale geldiğinin de bir göstergesiydi. Ağırbaş, Phaselis dışında kentte başka etkinliklere de katıldı. Yansıyan görüntülerde, sıfır atık fikri etrafında toplanan idareciler vardı. Antalya Valisi Hulusi Şahin’in eşi Ebru Şahin’in, koordinatörlüğünü üstlendiği Mavi Akdeniz İnisiyatifi’nin etkinliklerinde yaptığı bazı konuşmalarda, ‘BM Sıfır Atık Yüksek Düzeyli Şahsiyetler Danışma Kurulu Başkanı’ olarak seçilen Emine Erdoğan’ın sıfır atık vizyonuna vurgu yapması; COPP31 sürecinde neden sanal bir geri dönüşüm kahramanı tercih edildiğini de açıklıyor.

TURKO, KÜLTÜRLERARASI BİR ZİRVE İÇİN TARTIŞMALI BİR TERCİH
Antalya Valiliği’nin Geri Dönüşüm Kahramanı Turko’nun adının ‘oylama’ ile seçildiği belirtiliyor. En başta “Turko”, Türkçe bir kelime değil. Latin dillerinden yayılan bir ifade. Anlamı ve mesajı ise kullanıldığı ülke ve toplumlara göre değişiklik gösterebiliyor. Turko, ya da orijinal yazılışıyla Turco, Latin dillerini kullanan kültürlerde Türkler için kullanılan bir kelime. En nötr kullanılışında, Türk, Türkler gibi anlamlara geliyor. Ancak COP31 gibi küresel bir zirveye ev sahipliği yapacak olan Antalya’da Valiliğin hazırlıklarında kullandığı kahramana ad olarak verilen bu kelimenin çağrışımları dünyanın farklı kültürlerinde oldukça tartışmalı.
LATİN AMERİKADA ARAPLAR, YAHUDİLER VE ERMENİLER: EL TURCO
Arjantin, Brezilya, Kolombiya gibi Latin Amerika ülkelerine 20. Yüzyılın başlarında Osmanlı coğrafyasından göç eden, Arap, Yahudi, Ermeni ya da Süryaniler için ‘El Turco’ ifadesinin kullanıldığı biliniyor. Eski Arjantin Cumhurbaşkanı Carlos Menem’in kökeni Suriye olmasına karşın, ‘El Turco’ olarak anılıyordu. Bu, tarihsel bir yanılgıdan kaynaklı. Ancak Türkiye’de bu tanım, biraz da basının etkisiyle olumlu bir anlama büründürüldü. Oysa gerçek başkaydı. El Turco, yerel halk arasında kısa yoldan zengin olma becerisine sahip kişiler için pazarlıkçı, para düşkünü gibi genelleyici ve biraz da küçümseyici ifade olarak kullanılmış. Ataları Osmanlı döneminde Beyrut’tan Arjantin’e göç etmiş, sonra Ortadoğu’da mühendis olarak çalışmış ‘El Turko’ ile kültürler, coğrafyalar ve algılar üzerine epeyce tartışmıştık. Kanada, ABD gibi ülkelerde özelikle 11 Eylül’deki ikiz kulelere yönelik uçaklı saldırıdan sonra, atalarının Osmanlı pasaportları yüzünden maruz kaldığı muameleden epeyce dertliydi. Aynı zamanda oldukça varlıklı ve sosyal statüsü güçlü biriydi ancak buna rağmen toplumsal önyargıları aşmak kolay değildi. Bu yüzden kendisini atalarının göç ettiği coğrafyada daha iyi hissediyordu.
İTALYA’DA PANİK, DIŞLAMA VE AŞAĞILAMA İFADESİ
Avrupa’da, özellikle İtalya ve İspanya gibi ülkelerde geçmişten gelen toplumsal hafıza Turko (Turco) kelimesinin daha ağır, bazen aşağılayıcı bir karşılığı olduğunu gösteriyor. İtalyanlar için tarihsel korkulardan beslenen “Mamma li Turchi!” (Anneciğim Türkler geliyor) ifadeleri, panik, kaos ve panik gibi durumları ifade eder. Aynı şekilde “Bestemmia come un Turco” denildiğinde, Türk gibi küfretmek anlaşılır. “Fumare come un Turco” ise, Türk gibi sigara içmeyi ifade eder. Bir dışlayıcılık ifadesi olarak “Türklere kapalı” denilmek istendiğinde ise, “Cerrado al Turco” denilmiş.

DİJİTAL DÜNYADA KIŞKIRTMA VE KÜÇÜMSEME İFADESİ
İspanyolca etkisinde kalan Filipin dillerinde (Cebuano) Turko kelimesinin doğrudan Ortadoğulu veya esmer tenli insanları aşağılamak için kullanılan bir ifadeye dönüşmüş. Bu bir tür etnik hakaret aynı zamanda. Günümüz dijital dünyasında, sosyal medya mecralarındaki kimi oyunlardaki tartışmalarda Türk oyuncuları kışkırtmak veya küçümsemek için ‘Turko’ ifadesi kullanılıyor.
EL TURKO’NUN KAHRAMAN OLDUĞU HİKAYELER DE VAR
İtalyan toplumunda El Turko adının pozitif anlamda kullanıldığı hikayeler de var. 17. Yüzyılda Osmanlı’nın Viyana Kuşatması sırasında yaşananları ve sonrasında gelişen olayları aktaran El Turko dizisinin popüler kültürde bir yeri olmuş. Tarihi bir olaya dayanan dizi, Hasan Balaban (El Turko) adındaki Osmanlı askerinin Viyana kuşatması sırasında ağır yaralanarak 200 kilometrelik bir yolculuğun ardından Alpleri aşıp bir İtalyan köyüne ulaşmasını ve bu köyde yaptıklarıyla bir kahramana dönüşmesini anlatıyor. Bu hikaye, İtalyan toplumundaki Türk algısının pozitif örneklerinden biri.
EN AĞIR KARŞILIĞI YUNAN TOPLUMUNDA
Ancak Turko kelimesinin en ağır karşılığı Yunan toplumunda. Yaklaşık 400 yıl Osmanlı egemenliğinde kalan Yunanistan’da “Tourkos” (Τούρκος) kelimesinin kullanımı, yüzyıllar süren ortak tarih, savaşlar, mübadeleler ve siyasi gerilimler nedeniyle oldukça derin, katmanlı ve hem gerçek hem de mecazi/aşağılayıcı anlamlar barındıran bir yapıya sahiptir. Yunancada bu ifadenin tarihsel süreçten günümüze kullanım biçimleri özetle şöyle: Günlük dilde mecazi ve argo kullanımda Tourkos kelimesi bir milliyeti belirtmekten çok psikolojik bir durumu ifade etmek için kullanılıyor: “Έγινα Τούρκος” (Gína Toúrkos / Türk oldum): Bu, Yunancada en sık duyulabilen kalıplardan biridir. “Çok sinirlendim, çılgına döndüm, küplere bindim” anlamına gelir.
TARİHSEL HAFIZADAN GELEN KÜÇÜMSEYİCİ DİL
Bir Yunan, bir şeye aşırı öfkelendiğinde “Türk oldum” der. Kabalık ve İnatçılık: Tarihsel olarak sert, tavizsiz veya kaba davranan kişileri betimlemek için de (tıpkı İtalyancadaki kullanımlara benzer şekilde) arka planda küçümseyici bir tonla tercih edilebilir. Osmanlı döneminde ve Yunan İsyanı (1821) sürecinde, Yunancada “Tourkos” ifadesi sadece etnik olarak Türk olanları değil, imparatorluktaki tüm Müslümanları (Arnavut, Boşnak veya din değiştirmiş eski Rumlar dâhil) tanımlamak için genel bir çatı terim olarak kullanılmıştır. Bu dönem metinlerinde kelime, “işgalci”, “barbar” veya “Hristiyanlık düşmanı” gibi ağır tarihsel ve dini bir bagajlarla yüklenmiştir.
ANADOLU RUMLARINI AŞAĞILAMAK İÇİN ‘TOURKOSPOROS’ DEDİLER
Daha ağır olanı ise “Tourkosporos”, yani Türk Tohumu ifadesidir. Yunan toplumunda “Türk” köküyle türetilmiş ve tarihsel olarak en ağır, en yaralayıcı hakaretlerden biri olan “Tourkosporos”, özellikle 1923’deki mübadele döneminde Anadolu’dan, İzmir, Karadeniz, Kapadokya, Karaman gibi bölgelerden yoğun olarak göç eden Anadolulu Rumlar için dışlayıcı bir ifade olarak da kullanılmış. Günümüzde Yunanistan ve Güney Kıbrıs’taki ırkçılar tarafından halen kullanılan bu kelime, Türkiye ile barışçıl ilişkileri savunan, uzlaşmacı kimseler için “Türk ajanı” ya da vatan haini gibi siyasi ve aşağılayıcı bir argüman olarak sınırlı olsa da varlığını sürdürüyor.

TURKO ADI, İLETİŞİM AÇISINDAN ÇOK KÖTÜ BİR SEÇİM
Antalya Valiliği tarafından COP31 öncesinde yapılan hazırlık çalışmaları ve etkinliklerde kullanılan “Turko” adlı bu geri dönüşüm maskotu, hem uluslararası iletişim stratejisi hem de bölgenin biyoçeşitliliği açısından ele alındığında; ‘iyi niyetli’ bir çevre mesajı amaçlanmasına rağmen, ciddi iletişim riskleri ve metodolojik hatalar barındırıyor. Tarihsel, sosyolojik ve ekolojik katmanlar göz önüne alındığında, Turko adlı maskot büyük bir riske işaret ediyor. Etnik ve kültürel önyargılar ve tartışmalı mesajlar içeren bir maskot, bu önyargıların canlılığını koruduğu ülkelerden gelen delegasyon açısından da kötü bir izlenime neden olabilir. Bu tür küresel zirveler, devletlerin, sivil toplumun ve uluslararası kuruluşların yanında dünyanın her ülkesinden basının da yakından takip ettiği dev organizasyonlardır. Ev sahibi kentin valiliğinin tartışmalı mesajlar içeren bir kelimeyi zirve için yapılan ön hazırlıklarda maskot adı yapması, hem Antalya gibi bir turizm kenti için hem de Türkiye’nin vereceği mesaj açısından kötü bir seçimdir. Turko adı tercihi, Türk kimliği ile sorunlu ve negatif bir bağ kurulmasına yol açabilir.
EXPO2016’DA ŞAKAYIK İLE POZİTİF BİR MESAJ VERİLMİŞTİ
Antalya’da 2016 yılında yapılan EXPO’da birçok tartışmalı yan olmasına rağmen, etkinliğin logosu olarak kentin endemik türlerinden biri olan şakayık bitkisi seçilmiş ve türün doğal yayılış alanlarından biri olan Konyaaltı Hisarçandır bölgesinde bir koruma alanı oluşturulmuştu. Şakayık tercihi, türün fark edilmesi ve bilinirliğinin artırılarak koruma çabalarının öne çıkması açısından güçlü bir mesaj iletmişti. EXPO ve COP31 farklı konu başlıklarına sahip olsa da ev sahibi kent aynı. Kentin kimliğini, değerlerini, doğasını, kültürünü ve tarihsel bağlarını yansıtan bir simgenin seçilmesi önemlidir.
ÇÖL ÜLKESİ BAE’NİN COP28 LOGOSUNDA YEŞİLE ÖZLEM VARDI
COP28 Dubai’nin küre şeklindeki logosu, tüm insanların aynı gezegenin sakinleri olduğu mesajını veriyordu. Zirvenin resmi amblemi, sürdürülebilirlik mesajını vurgulayan temiz enerji vb. çeşitli sembolleri barındırırken, açık ve koyu yeşil tonlarında tasarlanan küre, dünyayı ve doğayı temsil ediyordu. Kürenin içerisinde insan figürleri, yenilenebilir enerji teknolojileri (güneş panelleri, rüzgâr türbinleri), vahşi yaşam ve bitki örtüsü gibi çeşitli ikonlar yer alıyordu. Türkiye’nin COP31 resmi logosu ise geleneksel ebru sanatıyla tasarlanan bir küre, mavi gezegenin tonları ve lale motifiyle tamamlanan bir kompozisyona sahip. Bu zirvenin resmi ana logosu olarak tasarlanmış. Antalya ise ev sahibi kent olarak kentin doğasıyla ilgili daha güçlü bir mesaj verebilirdi.
ANTALYA’NIN GÜÇLÜ DOĞAL SEMBOLLERİ VARKEN NEDEN PLASTİK
Antalya’da yapılacak iklimle ilgili küresel bir zirve için il genelinde onlarca güçlü doğal sembol var. Yaban keçileri, Careta carettalar, Akdeniz Foku, sedir ağaçları. Karbon yutağı olan ormanlar, deniz çayırları ve binlerce yıllık kültürel miras. Nehir tanrılarının ve suların coğrafyası olan Antalya’da yakın zamanda Aspendos’ta ortaya çıkarılan Nehir Tanrısı Eurymedon’un mozaiği bile tek başına bu topraklardan küresel bir mesaj iletecek güçte. Akdeniz uygarlıklarının derin köklerini besleyen coğrafyada, dünyanın dört bir yanından gelecek katılımcılara pet şişeden ve atık plastiklerden yaratılan yapay bir geri dönüşüm kahramanı ile mesaj vermek, küresel iklim zirvesini bireysel çöp toplama ve geri dönüşüm sığlığına indirgemek anlamına gelir. Bu, aynı zamanda kenti ve ülkeyi, uluslararası alanda ‘yeşil badana’ (greenwashing) olarak anılan yüzeysel halkla ilişkiler çerçevesine hapseder. Valilik ve yerel yönetimlerin COP31’e hazırlık sürecinde yaptığı etkinliklere bakıldığında, bu izlenimi güçlendiren içerikler kamuoyuna yansıyor.
BU TARTIŞMALI İSMİ KİM SEÇTİ, KİMLER OYLADI, KİMLER SEYİRCİ KALDI
Antalya Valiliği’nin Mayıs ayından bu yana kullandığı Geri Dönüşüm Kahramanı Turko maskotu, okullarda, toplantılarda, etkinliklerde kamuoyunun ilgisine sunuldu. Bakanlar, milletvekilleri, belediye başkanları, ilgili kurum temsilcileri, sivil toplum, akademi camiası ve iletişimciler, danışmanlar, halkla ilişkiler uzmanlarının gözü önünde görünür kılındı. Ancak bugüne kadar uluslararası bir zirve için neden böylesine tartışmalı ve nötr olmaktan uzak bir isim seçildiği sorgulanmış değil. Antalya’nın çocuklarına, gençlerine, kent halkına, dahası dünyaya vereceği mesaj bu mu?

HİNDİ’DEN YENİ KURTULMUŞKEN, NEDEN TARTIŞMALI BİR İSİM SEÇİLDİ
Türkiye’nin yıllarca özellikle İngilizce konuşulan toplumlarda ‘hindi’ anlamına gelen ‘Turkey’ yüzünden neler çektiği hepimizin malumu. Özellikle futbol maçlarında Türk milli takımına ve futbolculara yönelik alaycı ifadelerin kullanılmasına yol açan Turkey adı, 2022’de Türkiye’nin BM nezdinde yaptığı girişimle ‘Türkiye’ olarak değiştirilmişti. Türkiye’nin adının uluslararası alanda Turkey, yerine, Türkiye şeklinde kullanılması için dönemin Dışişleri Bakanı ve AKP Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’nun talebi üzerine Haziran 2022’de Birleşmiş Milletler karar aldı ve uygulamaya konuldu. Bu tarihten itibaren yabancı dillerde Turkey yerine, Türkiye adı kullanılıyor. Antalya Valiliği’nin COP31 için hazırlanan maskota Turko adını tercih etmesi bu açıdan da riskler barındırıyor.









