1. Haberler
  2. Siyaset
  3. Özgür Özel’den ‘çerçeve yasa’ sorusuna yanıt: Erkenden kırmızı çizgi konuşmamak lazım

Özgür Özel’den ‘çerçeve yasa’ sorusuna yanıt: Erkenden kırmızı çizgi konuşmamak lazım

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, çerçeve yasayla ilgili "kırmızı çizgi" sorusuna verdiği yanıtta "Bu tip hassas konularda kırmızı çizgimiz yok değil. Kırmızı çizgi cümlemden şu anlaşılmasın. Bizim hiçbir kırmızı çizgimiz olmaz değil. Ama meseleyi kırmızı çizgilerden başlayarak konuşmak da bazen zarar verici olabiliyor" dedi. Özel, ayrıca Selahattin Demirtaş'a yönelik mesajlar da verdi. 

featured

Yeni Parti Genel Başkanı Özgür Özel, T24’ten Murat Sabuncu’ya gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Bölücü açılım sürecine yönelik mesajlar veren Özel, “Şimdi bize çerçeve yasa geliyor. Demirtaş Edirne’de televizyondan izliyor bunu. Bu doğru bir şey değil yani. Bana geçen gün bir arkadaş dedi ki bu süreçte Demirtaş’ı ziyaret etmeyi düşünür müsünüz? Dedim ki evinde düşünürüm. Niye cezaevine gidip ziyaret edeyim yani. Orada bir sıkıntımız yok zaten kendi açıklamaları bizim açıklamamız. Ben seve seve giderim o da seve seve kabul edeceğini ifade etmişti ama niye buna razı olalım? Bu işin başında yola çıkarken biz demedik mi? Veya altına imza atmadık mı bütün partiler? Şimdi İYİ Parti’nin tutumu bir yana hepimiz imza atmışız. İYİ Parti’nin rezervi bir yana saygı duyuyorum imza atmadılar çünkü. Hepimiz kendimizi imzalarımızla bağlamışız. Altı yüz kişilik mecliste elli beş kişilik dev bir komisyon kurulmuş. Bütün partiler altına imza atmış. Komisyona girmeyen parti hariç giren bütün partiler altına imza atmış. Üstüne halen daha Demirtaş’sız bir süreç. Bunu da samimi bulmuyorum, sorunlu buluyorum” ifadelerini kullandı.

Özel, ayrıca çerçeve yasayla ilgili “kırmızı çizgi” sorusuna verdiği yanıtta “Bu tip hassas konularda kırmızı çizgimiz yok değil. Kırmızı çizgi cümlemden şu anlaşılmasın. Bizim hiçbir kırmızı çizgimiz olmaz değil. Ama meseleyi kırmızı çizgilerden başlayarak konuşmak da bazen zarar verici olabiliyor” dedi.

Özel’e yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: Önümüzdeki hafta ‘Çerçeve Yasa’ Meclis’e geliyor. Siz Meclis’te Komisyon kurulduğunda CHP’deydiniz, şimdi Yeni Parti’desiniz. Sürecin dışında kalmadınız. Komisyon’a isim verdiniz ama yeri geldi İmralı’ya kimseyi yollamadınız. ‘Tarihin doğru yerde durmak’ diye bir metafor kullandınız. Şimdi önümüzdeki hafta bu yasa Meclis’e geliyor ama bir taraftan da size karşı, partinize karşı operasyonlar bitmiyor. Siz yine tavrınızı bu sürecin bir yerinde durarak bu yasayı olumlu destekleyerek ya da eleştirerek de olsa destekle mi, yoksa farklı yerde durarak protesto ederek mi göstereceksiniz tavrınızı?

“Şimdi öncelikle şunu söylemem lazım. Bizim Kürt meselesiyle ilgili tavrımız ya da barışa dair umudumuz, desteğimiz konjonktürel bir mesele değil. Bu ilkesel bir mesele ve bu temel yaklaşımın dışına ben çıkmam; arkadaşlarımızın da bu noktada, bu temel yaklaşımda bir problemi yok. İlk başta bunu bir söylemem lazım. Bunun üstüne söyleyeceğim şey şu. Biz Türkiye’yi yönetmek istiyoruz ve Yeni Parti’nin doğuşu Türkiye’yi yönetme ısrarımıza, iktidarı değiştirme noktasındaki kararlılığımıza karşı bir sivil darbe girişimiyle karşı karşıyayız ya da bir başka deyişle bir bürokratik darbe girişimiyle karşı karşıyayız. Yargı bürokrasisinin kullanıldığı diyeyim daha doğrusu. Biz Türkiye’yi yöneteceğiz. Kürt sorununun olmadığı, terörün olmadığı bütçenin terörle mücadeleye, silahlanmaya değil kalkınmaya ve insanların refahına ayrıldığı bir Türkiye’yi yönetmek istiyoruz. Bu açıdan da bu yaşananları, bu yaşanacak süreci önemsiyoruz ve bu yönüyle de destekliyoruz. Bugün gelinen noktada Meclis Başkanı Numan Kurtulmuş Bey’in açıklamalarına gelince buna şaşırdım.”

‘ÇOK KÖTÜ SONUÇLAR DOĞURABİLİR’

Soru: Numan Kurtulmuş’un ‘Yasa teklifi, önümüzdeki hafta partilerin ortak bir teklifi olarak TBMM’ye gelecek” açıklamasını kastediyorsunuz.

“Evet. Şundan dolayı şaşırdım. Tabii biz bir kuruluş sürecindeyiz. Numan Bey geçtiğimiz hafta partilerin genel başkanlarına, gruplarına ziyarette bulundu. Bizi de bir toplantıya çağırdı CHP’de grup başkanıyken. Kemal Bey’le de bir görüşme yapmıştı o sırada. O zaman Kemal Bey’le aynı partideydik. Biz de Yeni Parti kurulduktan sonra ve genel başkan olduktan sonra kendisini bekleyeceğimizi söyledik. Öyle bir evredeyiz. Şu anda hani bütün partilerin mutabakatıyla geliyor falan gibi söylemle tarif edilen çalışma, bir ziyaret ya da bir metni paylaşma gibi bir şey olmadığı için bilmiyorum, yani ne geldiğini. Bizim böyle bir mutabakatımız yok ama başta söylediğim gibi ilkesel olarak meselenin çözümüne yönelik bakıyoruz. Bizi bu işin dışında tutmak istediklerini de çok iyi biliyoruz. Yani şöyle ki biliyoruz. Bütün bir süreç boyunca ben şu sorulara cevap vermek zorunda kaldım. Örneğin Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması halen mi masada kalacaksınız? İstanbul İl Başkanlığı’na kayyım atanması, bunlarla oturmaya devam mı edeceksiniz? İstanbul İl Başkanlığı’na beş bin polisle girilmesi bu şartlarda herhalde o masadan kalkarsınız gibi devam etti.

Biz hep biz ilkesel bakıyoruz, biz Türkiye’yi yönetmeye talip bir partiyiz ve biz iktidarda olsak Kürt sorununun çözümü için nasıl inisiyatif kullanacaksak bugün de doğru yerde dururuz dedik. Önemle altını çizmek istediğim konu şu. Biz Tayyip Erdoğan’ın bir dönem daha aday olması, anayasa değişikliğinin işte yeniden aday olması yönünde ya da başka konularda yani AK Parti iktidarının ömrünün uzatılması, Cumhur İttifakı’nın talepleri yönünde bir anayasa değişikliği yapılması noktasında ne bir mutabakatımız ne bir ne bir görüşmemiz, ne bir kabulümüz var.

Biz anayasaya uymayanlarla anayasa değiştirmeyeceğimizi zaten söylemiştik ilk baştan beri. Bunu şöyle algılayan ve algılatmaya çalışanlar var. Ya bu süreç Kürt siyasetiyle AK Parti arasında bir al ver sürecidir. Kürt siyaseti istediğini alacak. Erdoğan’a da bir dönem daha aday olma ya da başka alanları aşacak. Ben meseleye böyle sığ bir yerden bakmıyorum. Ve kesinlikle ve kesinlikle bu meselenin zaten çok ağır bir bedeli olur. Bunun kişisel siyasi ikbal pazarlıklarına alet edilmesinin, böylesi majör bir meselenin kişisel, ikbal siyasi ikbal, parti çıkarına indirgenmesini kabul etmiyoruz. Bunun yapıldığında zaten dünya örnekleri de Türkiye’nin geçmiş örnekleri de şunu gösteriyor ki kaş yaparken göz çıkarırsınız. Çok daha kötü sonuçlar doğurabilir.”

‘MESELEYİ KIRMIZI ÇİZGİLERDEN BAŞLAYARAK KONUŞMAK ZARAR VERİCİ OLABİLİYOR’

Soru: DEM Parti’den ben en son Gülistan Hanım’la bir röportaj yaptım. Ve dedi ki “Bizim de önümüzde metin yok. Bizim kırmızı çizgimiz, Abdullah Öcalan’ın statüsünün, nasıl çalışacağının bunun formülünün ortaya çıkması ama biz de bilmiyoruz. Hiçbir şey daha gösterilmedi. Elimizde bir metin yok. Bazı pürüzler var.” Şimdi Musavat Dervişoğlu da bize hiçbir şey gelmedi diye şikayette bulunuyor. Ben şunu merak ediyorum. Sizin gelecek olan tasarıyla ilgili bir kırmızı çizginiz var mı? Yani biz şunu görürsek buna asla destek veremeyiz der misiniz? Bir de bu hani ortada kimsenin bilmediği bir metin olması sizin de sizin açınızdan da bir sıkıntı mı?

Bir kez kimsenin bilmediği bir metin olması elbette sıkıntıdır. Bir de olmayan bir metne mutabakatla gelecek denmesi de bir sıkıntıdır. Yani hiç olmazsa siyasi nezaket gereği sıkıntıdır. Yani şöyle bir şey söyleyeyim. Engellilerin kullandığı araçların ÖTV’sine ilişkin kimsenin hayır demeyeceği bir düzenleme bile olsa bu kadar özensiz bir dil kullanılmaz. Önce bir yollarsınız. Ya bir bakın bu metinde mutabıksak getireceğiz dersiniz. Şimdi bu kadar kritik bir konuda kimse hiçbir şey görmeden, mutabakatla gelecek, bütün partiler getirecek falan. Hani bu Sayın Numan Kurtulmuş’un bir umudu, bir iyi niyet temennisi ya da işte böyle gerçekleşeceğine ilişkin pozitif bir beklentisiyse bunu söylesin ama tüm partileri zan altında bırakan ya da tüm partileri çantada keklik gören biz ne dersek o olur yanlış olur. Emir komuta içinde herkes uyacak böyle bir şey yok. Yani bu doğru bir şey değil. Onun dışında yani şöyle bir şey söyleyeyim. Biz bu işler ilk başladığında şunu söyledik. Başta nasıl bir ilkesel tutum içinde olacağımızı söyledik. Ayrıca da dedik ki bizim olduğumuz değil olmadığımız komisyondan korkun dedik. Komisyon süreci rapor yazımı dahi sona erdi. Ve biz olduğumuz yerde duruyoruz. Özellikle şehit aileleri ve gazileri incitecek bir şeyin içinde bulunmayacağımızı da söylemiştik. Komisyon rapor sürecinde komisyona başlamadan komisyon evresinde ve rapor yazım sürecinde de çeşitli derneklerle, şehit aileleri gazilerin dernekleriyle bir araya geldik, onları bilgilendirdik. Bu noktadaki hassasiyetimiz devam ediyor.

Ama tabii şöyle bir şey söyleyeyim. Bu tip hassas konularda kırmızı çizgimiz yok değil. Kırmızı çizgi cümlemden şu anlaşılmasın. Bizim hiçbir kırmızı çizgimiz olmaz değil. Ama meseleyi kırmızı çizgilerden başlayarak konuşmak da bazen zarar verici olabiliyor. Barışa dair, silahların susmasına, terörün bitmesine, Türklerin ve Kürtlerin kol kola bir bir büyük barış sürecine kalkınma sürecine Türkiye’de yürümeleri için bir fırsata dair bir fırsat varken erkenden kırmızı çizgi konuşmamak lazım. Yani bunu doğrudan Gülistan Hanım’ın ifadesine bir cevaben söylemek için söylemiyorum ama bana sorduğunuz için müzakerede baştan kırmızı çizgileri konuşmak, kırmızı çizgileriniz vardır doğru değil, müzakere ederken bunu mümkünse de kamuya açık olmayan alanlarda paydaşlarınıza ifade edersiniz. Herkes birbirinin fikirlerine saygı duyar ama üzerinde mutlak birleşecek bir yerde taraflardan birisi bir kırmızı çizgi tayin edince sorun olabilir. Erkenden sonuçlanacak pozisyon tayinleri müzakere tekniği açısından doğru değil. Ama tabii Meclis Başkanı’nda bir müzakeresizlik tarifi de doğru değil.

‘ÇERÇEVE YASA GELİYOR, DEMİRTAŞ TELEVİZYONDAN İZLİYOR’

Soru: 2024’te sürecin başlarında iktidarın içinde bir kanat ağırlıkla İmralı’yla götürmek istiyordu süreci. Siz Edirne’de de olmalı demiştiniz. Hatta Edirne’ye gidip gelmiştiniz o dönem. Biraz Demirtaş’sız da götürülmeye çalışılıyor anladığımız kadarıyla bu süreç. Onun da katılacağı bir çalışmanın daha kapsayıcı olacağını düşünür misiniz?

“Bana geçen gün bir arkadaş sordu, Demirtaş’ı ziyaret edecek misiniz? ‘Evinde etmek istiyorum artık’ dedim. Biz kocaman rapor yazmışız. Raporun şimdi altıncı ve yedinci kısımları mühim. Anayasa Mahkemesi kararına, AİHM kararlarına uyma. Bu doğrudan hem Demirtaş’ın hem Gezi tutuklarını, çok sayıda siyasetçinin özgürlüğünü tarif ediyor. Şimdi bize çerçeve yasa geliyor. Demirtaş Edirne’de televizyondan izliyor bunu. Bu doğru bir şey değil yani. Bana geçen gün bir arkadaş dedi ki bu süreçte Demirtaş’ı ziyaret etmeyi düşünür müsünüz? Dedim ki evinde düşünürüm. Niye cezaevine gidip ziyaret edeyim yani. Orada bir sıkıntımız yok zaten kendi açıklamaları bizim açıklamamız. Ben seve seve giderim o da seve seve kabul edeceğini ifade etmişti ama niye buna razı olalım? Bu işin başında yola çıkarken biz demedik mi? Veya altına imza atmadık mı bütün partiler? Şimdi İYİ Parti’nin tutumu bir yana hepimiz imza atmışız. İYİ Parti’nin rezervi bir yana saygı duyuyorum imza atmadılar çünkü. Hepimiz kendimizi imzalarımızla bağlamışız. Altı yüz kişilik mecliste elli beş kişilik dev bir komisyon kurulmuş. Bütün partiler altına imza atmış. Komisyona girmeyen parti hariç giren bütün partiler altına imza atmış. Üstüne halen daha Demirtaş’sız bir süreç. Bunu da samimi bulmuyorum, sorunlu buluyorum.”

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!