Bölücü açılım süreci kapsamında hazırlanan ‘çerçeve yasa’, 592 milletvekilinden 467’sinin “evet” oyuyla Meclis’ten geçti.
Yasanın kabunün ardından ilk adım İçişleri Bakanlığı’ndan geldi. İçişleri Bakanı Mustada Çiftçi, bugün 81 ilin valisi, emniyet müdürü ve jandarma komutanı ile video konferans sistemiyle “Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesi” konulu güvenlik toplantısı yapacak. Toplantıya, TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da katılacak.
Zirveden önce Anadolu Ajansı (AA) Editör Masası’nda gündeme ilişkin soruları yanıtlayan Kurtulmuş, yasanın geçmesinden sonra ilk uzun değerlendirmesini de yapmış oldu. Kurtulmuş, öncelikle yasa teklifinin 467 evet oyu ile TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilmesine ilişkin şunları söyledi:
“467 vekilin oy vermesi çok önemli. Milletin kahir ekseriyetinin terörsüz Türkiye’ye vermiş olduğu desteğin siyasete yansımasıdır. Partilerin içerisinde farklı görüşleri olabilir ama hakikaten bizim de beklentilerimizin çok üstünde bir rakam 467. Çok nadir görülen, ulaşılan bir rakam. Ben milletin vermiş olduğu desteğin siyasete yansıması şeklinde okunması gerektiğini düşünüyorum. Başından itibaren dediğim gibi müzakereli demokrasinin bütün kurallarını çalıştırdık. Yani herkes açık şeffaf yürütülen süreçler sonucunda herkes kendi tekliflerini sürece katkı olarak sunabildi. Burada bazı hassasiyetleri ortaya koyduk. Bu sürecin başlamasıyla birlikte de artık terörün tamamen ortadan kaldırılması için yapılan bir yasal düzenleme.
‘BU YASANIN MESELESİ DEVLETİN BİR GRUPLA BARIŞ SAĞLAMASI DEĞİL’
Şehitlerimizin, gazilerimizin, maşeri vicdanın, büyük çoğunluğun kabul edeceği şekilde dengeyi oluşturmaya çalıştık. Başından itibaren söylediğimiz bir şey vardı, Kürt’ün onurunu, Türk’ün gururunu koruyarak, bu ülkedeki etnik fay hatlarını asla harekete geçirmeyecek, tam tersine barış ve kardeşliği sağlayacak bir çalışmanın yapılması. Yasa, buna dikkat etti. Bu yasanın meselesi, etnik gruplar arasında bir barış değil, devletin bir grupla barış sağlaması değil. Devlet herhangi bir şekilde savaşın içerisine girmedi ki barış olsun. Terör örgütü, silahlı kalkışma vardı. Şimdi silahlı terör örgütü diyor ki ‘Ben vazgeçtim, kendimi feshediyorum, silahlarımı teslim ediyorum.’ Bu sürecin başlamasıyla birlikte de terörün tamamen ortadan kaldırılması için yapılan yasal düzenleme.
Burada milli duyguları rencide edecek, mesela Komisyon çalışmalarının, rapor hazırlama süreçlerinin hiçbirisinde devletin temel nitelikleriyle ilgili bir tartışma gündeme gelmemiştir, hiç kimse teklif etmemiştir. ‘Anayasa’nın ilk 4 maddesinin değiştirilmesi, bir üniter yapıyı zedeleyecek teklifler, federasyon, konfederasyon teklifleri’ gibi hatta resmi dil konusunda bile en ufak bir öneride bulunulmamıştır. Bazılarının söylediğinin aksine milli hassasiyetin, devlet yapısının tamamının korunabildiği ortak bir kararlılıkla süreç yürütülmüştür. Onun için de böylesine büyük destek sağladı. Toplumun geniş kesimleri tarafından da çok ciddi bir hüsnükabulle karşılandığını görüyoruz.
‘ÜST DÜZEY YÖNETİM BİRİNCİ MADDEDE KAPSAM DIŞI BIRAKILMIŞTIR’
Önemli bir proje olduğu için sonuçta bunun tamamlanmasını isteyecek bölgesel aktörler olabilir. Bu bir boyut. İkinci boyut da bu çalışma başarıyla tamamlanırsa MGK kararı ardından silahların teslimi ve bu parantez kapanırsa Türkiye bölgeyi ne gibi fırsatlar bekliyor bunu merak ediyorum. Bu noktaya gelmemizdeki en önemli hususiyetlerden birisi zaten bölgede yaşamış olduğumuz risklerdir. Bölge uzunca bir süredir bir takım vekalet örgütleri tarafından; yani terör örgütleri tarafından bazı ülkelerin hallaç pamuğu gibi dağıttığı bir bölge haline geldi.
Bu yasanın af yasası söylemlerine katılmıyorum. Bu eleştirileri haksız buluyorum ancak saygıyla karşılıyorum. Yasada milli egemenliğimizi, birliğimizi, bütünlüğümüzü, ulus devlet, üniter yapımızı bozacak bir tek cümle yoktur. Örgütün üst düzey yönetimi birinci maddede kapsam dışı bırakılmıştır. Çok net bir şekilde kapsam dışı bırakılmıştır.
‘YASANIN ÜÇ EMNİYET SİBOBU VAR’
Aslında hazırlanan yasada üç tane emniyet sibobu yerleştirilmiştir yasanın içine. Bunlardan birisi; raporda kritik eşlik olarak tanımladığımız; yani örgütün silahlarını bıraktığı, bütün unsurlarıyla kendisini feshettiğinin güvenlik bilimlerinde tespit edilmesi. Güvenlik birimlerinin yapmış olduğu bu tespitin Milli Güvenlik Kurulu’nda konuşularak kararlaştırılması ve bunun yayınlanmasıyla birlikte yasa yürürlüğe girmesi. Birinci maddede bunu söylüyoruz. Yasanın üçüncü maddesinde tekrar aynı cümleyi teyiden koyuyoruz. Yani bir teyit ve tespit mekanizması olmadan ve bu da devletin en üst güvenlik birimi tarafından tespit edilmeden asla yasa uygulamaya girmeyecek. Birinci emniyet sibobu bu.
İkinci emniyet sibobu da: Bu bir genel af değildir diyoruz. Bir kurul koyuldu. Bu kurulun başkanlığını Sayın Cumhurbaşkanı yardımcımız yapacak. Adalet Bakanımız, İçişleri Bakanımız, Milli Savunma Bakanımız ve Dışişleri Bakanımı, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanımız, Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterimiz, Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterimizin olduğu bir yapı bu. Bu kurulda kararlar verilecek ve bu kurulun verdiği kararlar çerçevesinde uygulama gerçekleşecek. Dolayısıyla ikinci emniyet sibobu budur. Bu kurula da idari, adli ve hukuki düzenlemeler yapabilmeyi teklif etme yetkisi verildi. Yani sürecin içerisinde gerekli birtakım düzenlemeler olursa Kurul o günün şartları içerisinde, günün gerekleri içerisinde değerlendirecek.
‘ALLAH AŞKINA NASIL BÖLÜCÜ BİR YASA TEKLİFİ DENEBİLİR’
Üçüncü emniyet sibobumuz ise Türkiye Büyük Millet Meclisi bünyesinde oluşturulacak olan bütün siyasi partiler katılımının sağlanmasını ümit ettiğimiz bir izleme komisyonu. Bu izleme komisyonu vasıtasıyla da siyaset meselenin her safhasını; yani Türkiye Büyük Millet Meclisi her safhasını çok partili bir şekilde kontrol edecek, bir araya gelecek, toplantılar yapacak, süreçle ilgilenecek. Riskin tekliflerini ortaya koyacak ve bununla ilgili eğer kendi birtakım tespitleri varsa bunları da kurulla ve Türkiye kamuoyuyla paylaşacak. Şimdi bu kadar nitelikli bir şekilde hazırlanmış, bütün emniyet siboplarıyla, ola ki en ufak bir eksiklik olmasın diye düşünülerek tasarlanmış olan bir yasa teklifine Allah aşkına nasıl bölücü bir yasa teklifi denebilir?”









