VERYANSIN TV
Bölücü açılım sürecine yönelik tartışmalar sürerken, terör örgütü PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan ile İmralı Heyeti arasında 20 Temmuz ve 2 Ağustos’ta gerçekleştirilen görüşmelere ait olduğu belirtilen tutanaklar ortaya çıktı.
Fransa merkezli Utopia TV Ari’de yayımlanan görüşme notlarında, Öcalan’a “statü” sözü verildiğine ilişkin ifadeler yer alırken, PKK elebaşının Anayasa, cezaevinden çıkışı ve İran’a ilişkin dikkat çeken mesajları da kayıtlara yansıdı.
Tutanaklara göre Öcalan, Anayasa’ya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Anayasa raftan inecek, istediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? Ortadoğu’da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek? Harekete geçen bir kütle. Bu tarihi süreçle birlikte bu çalışmaya başlayacağım.”
“Anayasada yerimizi alacağız” diyen PKK elebaşı, “Kürtlerin anayasayla bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir” ifadelerini kullandı.
‘MHP KADAR BU DEVLETİN SAĞLAM BİR AYAĞI OLACAĞIZ’
Öcalan’ın tutanaklara yansıyan bir diğer dikkat çekici sözü ise “MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız” oldu.
Öcalan ayrıca devlet yetkilileriyle yaptığı görüşmelere ilişkin, “Devlet yetkilileri ‘ulusalcı damar geride kaldı’ diyor” ifadelerini kullandı.
PKK elebaşı, “Bu dönüşüm belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak” dedi.
‘SÜREÇ İLERLESİN BENİ BURADA TUTMAK İSTEMEZLER’
Görüşme notlarında Öcalan’ın İmralı’dan çıkışına ilişkin sözleri de yer aldı.
Öcalan, “Süreç ilerlesin beni burada tutmak istemezler” ifadelerini kullanırken, cezaevinden çıkışının koşullarını kendisinin oluşturacağını öne sürdü:
“Çıkış koşullarını kendim hazırlayacağım. Öyle olacak ki kendileri beni çıkaracaklar. Buradan ne zaman çıkacağım, ben belirleyeceğim.”
‘SIRADAKİ HEDEF İRAN’
Tutanaklarda Öcalan’ın İran’a yönelik sözleri de dikkat çekti. Suriye’deki gelişmelerin ardından İran’a yönelik bir hamle yapılması gerektiğini savunan Öcalan, PJAK’ı da kapsayan bir süreç tarif etti.
Öcalan şu ifadeleri kullandı:
“İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafıl’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir.”
Görüşme notlarından öne çıkan ifadeler şöyle:
(20 Temmuz 2026)
“”Yasa konusunda bize şöyle bilgiler verildi. Yasada bir C. Başkanı yardımcısının yönetiminde bir koordinasyon Kurulu düzenliyorlarmış. Bu Kurulda Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, İstihbarat Kurumları temsilcileri de olabilirmiş. Bu Koordinasyon Kuruluna bağlı bir alt kurul olarak “Silahsızlanma ve Siyasallaşma Kurulu” olacak. Bu Kurulda da statü olarak netleşmiş bir halde yer alacağım. Hesaplamalara göre şu an cezaevindekilerin yüzde 80’i yani4700 kişiden 3900’ü bu yasa ile çıkıyor.
Yasa ile birlikte örgüt üyeliği suçlaması düşüyormuş. Yaklaşık toplamda 814 kişilik bir grup var. Bunların ise durumları süreç içerisinde netleşecek. Bunlar ağırlaştırılmış müebbet alanlardır. Bu grup için dönem içinde Kurul bir değerlendirme yapacak. Bu değerlendirme dönemi için bir süre sınırı koymaya gerek yok dedim. Ama ön görüye göre yasa çıktıktan sonraki bir, bir buçuk yıl içinde bu grubun durumu da hallolmuş olur.
Beni hemen yarın çıkarın gibi bir davam yok. Süreç ilerlesin, onlar zaten beni burada tutmak istemezler.
Benim durumum yasaya nasıl girecek? Sorusu temel soru olarak duruyor. Verilmiş bilgiye göre; Kurulun 4 ya da 6 aylık dönemsel değerlendirmesi içerisinde netleşecek bir husus oluyor bizim durumumuz. Pratik olarak da yasa çıktıktan sonra yeni bir dönem başlayacak.
Burada adadaki görüşme trafiği de hızlanır. Siyasetçiler, gazeteciler gelir. Bu önemli, çünkü yasa ile birlikte yeni başlamış oluyoruz. Devam eden bir süreç olacak. Yasa sonrası için benim ikna etmem gereken bir Kürt dinamiği var ve Türkiye toplumu var. Yasayı bir an önce geçirmek önemli. Yetişmese bile gerekirse meclisin çalışması bir hafta, 10 gün uzatılabilir.
Tarihi bir ana tanıklık ediyoruz. Buradaki arkadaşlarla konuştuk. Hukuk meselesinde netleştirmemiz gereken birkaç husus var.
Dayandığım potansiyel ve onun tarihsel dili. Bahçeli tarihsel bir devlet kişiliği ortaya koydu, benimki de aşağı yukarı öyle oldu. Sonuçta tarihi bir şeye gideceğiz.
CHP bunu anlamak zorunda, şapka vs için onlarca kişi tasfiye edildi. Fransız devrimine özenti, ben buna Robespierrecilik diyorum. Büyük bir devrim olması için çok kişiyi katletmek, tasfiye etmek gerektiğini düşünüyorlar. Şeyh Sait, Seyit Rızalara da feodal, gerici diyerek bunu yapıyorlar. Bunlar doğru değil. Ben M.Kemal’e bir şey demek istemiyorum, cumhuriyetin banisidir. CHP bu sürece engel olmamalıdır. Yüzyıl sonunda barutu biraz tükendi. Biz nasıl dönüşüyorsak, onlar da dönüşmeli.
Devlet yetkilileri; bu durumlar çok geride kaldı ama bunlar. Ulusalcı faşist bir damarın işiydi. Bugün Türkiye’de Kürt olmak, Kürtçe yayın, sanat eserleri çok yaygın, çok da güzel örnekleri var’ diyorlar.
Bu dönüşüm Türk solunu, Türk sağını da dönüştürecek, belki Kemalist tarih tezlerinin değişmesine kapı aralayacak. Tabi buna tamamen karşı durmazlarsa. Ben “Lozan” dedim, “birinci anayasa” dedim, ayağa kalktıbazı çevreler…
Yasadan sonra üç T formülü olacak. Teyit, tespit, taahhüt… Teyidi devlet mekanizması yapacak. Taahhüttü biz yapacağız. Bir ayağı MGK, bir ayağı meclis olacak. MGK rapor verecek, PKK silah bıraktı diyecek. Bu konuda MGK bir karar verecek ve meclise gidecek. Üçlü sağlam bir mekanizmayla yürüyecek. Taahhüt ise benim işim. Benim devrede olmam lazım.
Taslakta bir izleme kurulu da gerekecek. Meclis Komisyonunun aldığı kararı İzleme Komisyonu takip eder. Koordinasyon Kurulu ve Siyasallaşma Kurulu olacak. Meclisteki Komisyona üye veren partilerin üye verebileceği bir Kurul. Meclis kurulu alt kurul olarak değil, bağımsız ayrı bir kurul olarak oluşturulmalı. Yasama yürütmenin altında olmayacağı için her partiden üyenin olduğu bir takip kurulu olmalıdır
İlk gelecek grubu oluştururken birlikte tartışacağız. 300 kişilik bir şey olur; üçte bir Avrupa, üçte bir cezaevi, üçte bir Kandil gibi olur. Bunlar detaydır, sonra konuşuruz bunları. Bizim çalışmamız önemlidir. Hızlı çalışma yürütülürse süre 1 yıla 6 aya da..
İran böyle bırakılamaz. Suriye nasıl son dönemini yaşıyorduysa bu Şia iktidarı da son dönemini yaşıyor. Neçirvan ve Bafil’ın da içinde olacağı ve PJAK’ı da dönüştürecek bir hamle başlatmak gerekir. Türkiye pozitif rol oynamalı. Amerika-İngilize gerek kalmadan tarihi bir kardeşlik hamlesi geliştirelim. Bu, kardeşçe bir yardımlaşmadır, destektir. Birlikte PJAK’ı da dönüştürerek, uygun bir çizgiye getirerek. Yoksa binlerce kişi idam edilecek, kan deryası olacak. Bunu ABD aşamaz. Şia rejimi de kilitlenmiş, çözemez.
Ortadoğu kültürüne sahip çıkmadan hiçbir şey yapılamaz. Bu tarihi bilmeden yüz yıldır solculuk adı altında Batı’nın ne kadar demode fikri varsa onun savaşını veriyorlar. Ümmet dediğin şey, İslam ve Ortadoğu enternasyonalizmidir. Ortadoğu’da Hitit’ten, hatta Sargon’dan beri bir birlik var. Bir imparatorluk birliği var, altta da halkların kültürel birliği vardır. Son iki yüz yıldır milliyetçilikle, moderniteyle birbirine girmiş, kendine yabancılaşmış. Sonra da en işbirlikçi haliyle İngiliz’e “gel beni kurtar”a gelmiş.
Sağ da olsa, sol da olsa bu toprağın kültürüne göre olacak. İki yüz yıldır bunu böl yönet pratiğine çevirmişler. Siz bunu fark ettiniz, aşmak istiyorsunuz. Ben yardımcı olacağım. İran’ı hallettiği oranda en büyük birikim Türkiye’dedir. Bu birikimler birleştikçe bizi bir Ortadoğu birliğine, enternasyonalizmine getirecek.
Yine İran Amerika ile kısa süreli ateşkes mutabakatından hemen sonrası Kürt bölgesine saldırıları arttırmış. Daha önce Erbil’i vuruyordu, bu kez Süleymaniye’yi de vurmaya başlamış. İran’ın içinden ve ona bağlı Irak grupları yapıyor. Yer yer PJAK ile de çatışmalar yaşanıyor. PJAK bir açıklama yaptı. İşte savaşa taraf olmadığını ama bu Kürtlere saldırıları kabul etmeyeceklerini, eğer devam ederse halkı koruyacaklarını açıkladılar.
İran çözülecekse buradan çözülür. İsrail-ABD çözemez. Demokratik entegrasyon hamlesinin yansıması olacak. Ama İran’ın saldırılarına pabuç bırakılmamalı hatta alan da genişletebilirler. Pers milliyetçiliği basite alınmamalıdır. İranlılar tüm Irak’ı da ele geçirmek isteyebilir. Orayı toptan İran’a bırakmamalıyız. Yerleşirse önce Irak’ı, sonra Suriye’yi alır. İran, Lübnan’dan Afganistan’a dek savaşır. Devrim muhafızları komutanı Caferiydi. Beni ilk 1985’te o ziyaret etti. Amaçlarından kolay vazgeçmezler.
Irak’ta yeni Başbakan Ali Zeydi’den Amerikalılar üç şey istediler. Bir, İran etkisini azaltacaksın. İki, Şii milis güçlerini orduya entegre edeceksin. Üç, yolsuzluklar. Korkunç yolsuzluk yapılıyor ve bu parayla da milis güçlerini finanse ediyorlar. Ali Zeydi elli kişiye yolsuzluk operasyonu başlattı. Milis güçlere de 30 Eylül’e dek süre verdi. Sadr grubu tamam dedi. Ketaib gibi gruplar yok dedi. Kürt bölgesine saldıranlar İran kadar bu bırakmayan milis güçler. İranlılar, Kürtlere saldırmamalıdır.
Bu yasadan sonra PKK’nin tamamı feshini tamamlamış olacak. Strateji ve örgütlenme olarak aşılmıştır. Ama yüz binleri bulan bir kadro mirasıdır. İşte siyasi partiler de bölünüyor, sağ ve sol yapılar içerisinde çokça aydın var, görüşmek isteyen var. Birinci cumhuriyetin kuruluşunda nasıl Halk Fırkası gibi bir parti çıktıysa… Zaten AKP “biz cumhuriyeti yeniden kurduk” diyor. Yanlış değil. Katı zemini cumhuriyetleştirdiler. Fakat bu tek ayaklı kalırsa CHP bunu bozmak istiyor. Tek ayaklı cumhuriyet olmaz. Muhafazakâr demokratlık ya da CHP’lilik temelinde tek sütunlu cumhuriyet olmaz. Böyle tek sütunlu halde anayasaya gitmek istiyor, böyle bir anayasa demokratik olamaz. Bu tehlikenin olmaması için en az iki sütunlu cumhuriyet inşası gerekir. Bu da Demokratik Cumhuriyettir. Tek sütunlu cumhuriyetin ömrü darbelerle, idamlarla geçti. Bu vesileyle Menderesi de analım. En az iki ana sütun gerekir. Üçüncü, dördüncü de olabilir ama en az iki ana sütun gerekir. Daha önce de dedim. Hititler, Mezopotamya’da Mittani ayağını oluşturamayınca Asur geldi ikisini de yuttu.
Eğer bu halde bırakırsak, CHP, Kemal-Özel kısır tartışmalarıyla ikinci yüzyıl sakat doğar. Darbeler ve karşı darbelerle… Kürt meselesi de öyledir, çözülmezse isyan yine gelir. Bu bir tehdit değil. 500 bin kişi çıkar, Amerika arkasına geçer, başa bela olur. Bunun yolu Türkiye Cumhuriyeti’ni iki sütuna dayandırmaktır.
Bu süreç beni bir noktaya getirecek. Anayasa raftan inecek, istediğin kadar milliyetçileştir ya da İslamcılaştır, bu Kürtleri nereye koyacaksın? Ortadoğu’da 60 milyonluk bir kütle, bir de dinamik. Dinamik ne demek? Harekete geçen bir kütle. Bu tarihi süreçle birlikte bu çalışmaya başlayacağım.
Büyük bir aydınlanma faaliyetine girişeceğim. Burada büyük bir dinamik kütle var, bunu ne yapacağız diyeceğim. Devlete yönetenlere diyeceğim, devasa bir kitleye anayasada bir çıkış göstermek gerekir. Kürt hukuku, Türk hukuku olmaz; evrenseldir hukuk ama Kürdün de var olduğunu gözetmelidir anayasa. İşte Kongre yapmışlar Kürt hukukçular ama hiçbir meşruiyetleri yok. Yarın darbe gelişir, bunların hepsini içeri alırlar, çünkü dayanakları yok.
Dolayısıyla anayasada yerimizi alacağız. Kürtlerin hukuksal bir alt yapısı yok. Kürtlerin bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Kürtlerin anayasayla bir hukuk öznesine dönüşmesi gerekir. Anayasa bununla güçlenir.
Şunun altını çiziyorum tekrar. Çok spekülasyon var. En üst düzeyde bir Kurul haline geliyoruz. Herkes bunu anlamalı. Öcalan’ın bulduğu çözüm ve üstlendiği sorumluluk. Kurullar var, çalışacağız, Öyle hemen özgürleşeceğiz değil. Bu Kurullar her kapsamda kişinin durumunu belirleyecek, ne zaman gelmeli, hatta nereye yerleşmeliye kadar yapacağız. Ben sorumluluğunu üstleniyorum. En az yüzde 90 başaracağımıza inanıyorum. DEM, Kandil düşündükleri gibi bir çözüm bu yasada olmadığı için fırtınalar koparmamalı. Evet, bu yasa bana hemen özgürlüğü vermiyor ama benimle birlikte ikinci aşamaya kalan kişilere dair dönemsel değerlendirme imkânı veriyor. Biz öyle çalışacağız ki bir an gelecek, bana “hemen çıkman lazım” diyecekler. Bazı art niyetliler de zayıflık diyecekler. Bu yasa benim dışımdakilere hemen çıkma fırsatı veriyor, benim durumumdakilere dönemsel değerlendirme imkânı veriyor.
Çıkış koşullarını kendim hazırlayacağım. Öyle olacak ki kendileri beni çıkaracaklar. Buradan ne zaman çıkacağım, ben belirleyeceğim. Velev ki olmadı, velev ki hepimizi tasfiye ettiler burada da biz bir şeyi kaybetmiyoruz. Herhâlde benden çok Apocu olamazsınız. Beni benden iyi bilemezsiniz. Benim 50 yıldır, bir sürdürme şeyim var. Bunun başarısızlığı halinde benim ayrı bir stratejim devreye girer. 50 yıldır mücadele ediyoruz. Olmadı diyelim, işte uzun süre dışarıda kalmalarını istediklerimiz var ya, Apo’yuuyuttuk diyen olursa devlete en büyük darbeyi vurmuş olur. Benim stratejim var, mezarda da olsam rolümü oynayacağım
Benim özgürlüğümü istiyor hareket ve halk. Kimse onlara Öcalan konusunda görüş değiştirin demiyor. Yasada niye Öcalan yok diye kıyamet koparmaya gerek yok diyorum. Aşamaları dönemlere ayırmaktan bahsettim. Teyit komisyonundan, MGK’dan, C.Başkanından onay gerekiyor. Yasa bana özgürlük getirmiyor ama kapı açıyor, açık bırakıyor. Benim özgürlüğümü bir günde halledecek yasa da yapılamaz zaten. Bana göre bu kapıyı şimdilik aralık bırakmak değerlidir. Kıyamet koparmasınlar. Yasa şöyledir diye kıyamet koparmasınlar.
(2 Ağustos 2026)
“Silahlı mücadeleye son, siyasal mücadeleye devam. Böyle götürüyoruz. Dağdakileri barışa hazırladık. …. Ben Kürt stratejisti, siyasal çözümleyicisi olarak varım.
Bu yasanın çıkmasının kilit bir şeyi var. Bu sürecin ilerlemesi için izleme kurulu da Türkiye halkına karşı şeffaflığı sağlar. Meclisinde mutlaka bu işin içinde olması gerekiyor. Biz meclise rağmen yapamayız.
Yasanın bana sağlayacağı tek şey daha fazla çalışma imkanıdır.
En az Türkler kadar bizim bu devlette payımız var. biz de yavaş yavaş bu devlet bizimdir diyeceğiz.
Şimdi devlet bize terörist gözüyle baksa da yarın en az MHP kadar bu devletin sağlam bir ayağı olacağız. 3 ay tartışalım, göreceksin devlet kapısı ardına kadar açılacak.
Bunlar Kürtlerin statüsünü feda etmek anlamına gelmiyor. Kürtler yüz yıl uğraştı, APO gitti, Kürtlerin statüsünü devlete sattı. diyenlerinde maskesini düşüreceğim, gerçek ihanet budur.
60 milyonluk bir halk. Savaşçı ve istese her yeri darma duman edebilir.
Kürt-Türk demokratik ittifakı olacak. Demokratik entegrasyon dediğimiz şey.
Yasa çıkarsa tüm örgüt formatımız değişmek zorunda.
Yasadan sonra tüm hareket planlarımızı, siyasi çalışmalarımızı yasayla uyarlı hale getirmek için görüşmeler yapacağız.
Benim şimdi organize edeceğim hareket, Demokratik Toplum ve Cumhuriyet hareketidir. Hatta bir kurucular kurulu hazırlığına gidebilirsiniz.
Eskiden bağımsızlıkçıydık. Biz cumhuriyetle siz engelleseniz bile cumhuriyetçi olacağız.
Metiner de Altan Tan da gelsin. Ahmet Davutoğlu ile görüşeceğim. Laik aydınlar da gelsin. Rıza Türmen örneğin. Onun gibileri Kurucular Kuruluna davet edeceksiniz, bunu anlamanız gerekirdi.
Özgür beye özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kuruluna katılmalı. Ben bu kurulu CHP için dayattım.
Biz AKP’lilerle değil devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz.
Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.
Ben yasanın çıkmasını bekliyorum. Yasa çıktıktan sonra herkes beni duyacak.
Bölgenin ve ülkenin kaderini etkileyecek, demokratik bir anayasanın önünü açacak, ekonomik olanakları büyütecek bir sürecin önünü açacak.
Kadın manifestosuna başladık, bitirince şok olacaksınız. Ayrıca kadınlar izleme kurulunda kadın kotası olarak yer alsınlar ya da ayrı bir kadın izleme kurulu meclis dışında yer alabilir.
Bu bir giriş yasasıdır, bir kök yasadır. Bu yasayla başlayacak süreç de devam eden yasal düzenlemeler, demokratikleşme, yerel yönetimler konuları olacak. Bunu böyle değerlendirmek gerekir.”
