Yeni Parti MYK, parti genel merkezinde Genel Başkan Özgür Özel başkanlığında toplandı. Parti Sözcüsü ve İstanbul Milletvekili Zeynel Emre, yaklaşık iki saat süren MYK toplantısının ardından toplantı gündemine ilişkin basına açıklama yaptı. Emre, şunları söyledi:
“Girne açıklarında gerçekleşen feribot kazasında hayatını kaybeden yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır diliyorum. Bu konuyla ilgili Grup Başkanvekilimiz Ali Mahir Başarır başkanlığında bir heyet Kıbrıs’a gitti ve gerekli incelemelerde bulundu. Önümüzdeki günlerde yaşanan ihmaller, eksiklerle ve gelişmelerle ilgili kamuoyunu bilgilendirecek basın toplantısı Meclis’te gerçekleştirecek.
ÖZEL; MANİSA, TEKİRDAĞ, KIRKLARELİ VE EDİRNE’DE
Halk buluşmamız geçen hafta da çok coşkulu bir şekilde gerçekleşti. Genel Başkanımız iki ilde önemli temaslarda bulundu. Kocaeli’de ve Kayseri’de halkımızla buluştu, esnaf ziyaretleri yaptı. Gidilen her yerde görüldü ki her ortam bir miting havasına dönüştü. Kendiliğinden belki de duyuru yapılmadan çok yerde izdihamlar yaşandı. Bu gerek Yeni Parti’ye olan ilgiyi, güveni göstermesi açısından gerekse gelecek açısından umut verici olduğunu söyleyebilirim. Bu hafta önce memleketi Manisa’ya gidecek. Ondan sonra Manisa’da üzüm yetiştiricileriyle ve onlarla ilgili bir toplantı gerçekleştirecek. Ve bir Trakya gezisi olacak. Kırklareli, Tekirdağ ve Edirne’de önceki haftaki gibi temaslarda ve saha ziyaretlerinde bulunacak.
EV KADINLARINA SİGORTA
Türkiye’de gündem hızla akıp gidiyor ama vatandaşımızın öncelikli sorunu geçim sorunu, işsizlik sorunu, çocuklarının durumu, kadın istihdamı. Buralara baktığımız zaman günden güne kötüye giden bir Türkiye ile karşı karşıyayız. Bugün dünyadaki gelişmiş olduğu kabul edilen, ekonomik olarak oldukça güçlü ülkelere baktığımız zaman buradaki önemli parametrelerden biri de kadınların iş gücüne katılımı olduğunu görüyoruz. Bu dünya ortalamasında yüzde 51 civarındayken gelişmiş ülkelerde bu oranın çok daha yüksek olduğunu görüyoruz. Türkiye’de ise son yıllarda yüzde 36’ya kadar düşmüş bulunuyor. Hele hele son birkaç yıl içerisinde de bu iş gücünün azalmasında gerek TÜİK rakamları gerek diğer araştırmaların sonuçları gösteriyor ki kadınların özellikle ailevi ve kişisel nedenler başlığı altında çalışamama sorunuyla karşı karşıya kaldığını görüyoruz. Özellikle çocuklu annelerin çalışabilmesi gerekli teşvik ve desteklerin sağlanması lazım. Bunlar bütçeden çok büyük oranda maliyetler doğurmayacaktır. Bunu Yeni Parti’nin politikası olarak bir kez daha ifade edelim. Muhakkak evde çalışan, yani çocuk bakan, evin bakımını üstlenen annelere devlet sigortası yapacağız. Eğer bir mahalleye kreş açamıyorsak çocuğunu alıp kreşe bırakamıyorsa, gelir elde edemiyorsa evde çalışan çocuğa bakan ev hanımına otomatik sigorta yapıp sigortasını devlet ödeyecek.
ATAMA BEKLEYEN ÖĞRETMENLER
Çok fazla dile getirilmeyen, unutulmuş ve mağdur edilmiş kitleler var. Biz ülkemizdeki öğretmenlerin problemlerini dile getiriyoruz. Milyonlarca öğretmenin bir türlü atanmadığını dile getiriyoruz. Bunun yanında da 16 bin öğretmen mağdur edilmiş durumda. Çünkü il emri ataması bekliyor öğretmenler, aileleriyle birlikte yaklaşık 16 bin kişi. Mesela Van’da görev yapan, Kayserili iki çocuk annesi bir öğretmen, sekiz yıldır eşinin yanına atama bekliyor. ‘Norm fazlası var’ denerek ataması yapılmıyor. Bu adaletsizliğine de bir an evvel son verilmesi lazım. Bu öğretmenlerin mağduriyetinin giderilmesi, aileleriyle buluşması lazım.
ŞEHİT, GAZİ VE MADENCİ EYLEMLERİ
İktidar hakikaten halkla bağını öyle koparmış ki iktidar ve iktidarı destekleyen basın organlarının sürekli Türkiye’nin ne kadar geliştiği, ne kadar kalkındığı, refah seviyesinin ne kadar yüksek olduğu ve bu iktidar öncesi dönemi ‘eski Türkiye’ olarak tabir edilen, kötüleyen bir dili görüyoruz. Halbuki daha yeni, geçtiğimiz haftalarda kolunu, bacağını bu ülke için feda eden gazilerin yerlerde sürüklendiğini gördük. Hakkını isteyen maden işçilerine gözaltı işlemi yapıldığını gördük. Sadece haklarını aradıkları için Bağımsız Maden İş’in Genel Başkanı ve örgütlenme uzmanı Başaran Aksu’nun hukuksuz bir şekilde tutuklandığını gördük. Memuruna, öğretmenine sefalet düzeni yaşatan bir iktidar var.
DENİZ GÖKTAŞ’IN YENİDEN TUTUKLANMASI
Bu ülkedeki yargı bağımsızlığı öyle bir noktaya gitti ki eğer bir mahkeme iktidarın hedefi haline gelmiş birini kendi insiyatifiyle tahliye ediyorsa bu karar uygulanamaz noktaya gelmiş durumdadır. Mahkemenin vereceği tahliye kararı yeterli gelmemektedir. İkinci tahliye işleminin muhakkak saray tarafından verilmesi gerekiyor. En son bunu komedyen Deniz Göktaş olayında gördük. Tahliye kararı verilmesine rağmen tahliye edilmedi. İçeride sanki yeni bir suç işlemiş gibi tekrar tutuklama kararı verildi. Ve şimdi de o önceki tahliye kararı kaldırıldı.
Bu dönem çeyrek yüzyıllık AK Parti iktidarında Türkiye’de çalınmayan sınav tipi kalmadı. Bunlar soruşturma dosyalarına konu oldu. Yıllarca FETÖ’nün ÖSYM sorularını çaldığı anlaşıldı. Ama bu rezaletler bir türlü bu yaşanmışlıklara rağmen bitmiyor. Yine bir ÖSYM rezaletinden bahsetmek istiyorum. Milli Eğitim Akademisi Sınavı. 391 bin 906 öğretmen başvurmuş. Ancak sonuçlara göre, doğru-yanlış cevap dağılımı birini tutmuyor. Bunun ortaya çıkmasından sonra hemen ÖSYM internet sitesine erişim kesildi. Yani hakikaten böyle bir rezalet, böyle bir keyiflilik, böyle bir umursamazlık, insanların emeğinin alın terinin böyle bir çalındığı dönemi hiçbir zaman yaşamadık.
‘KAYITLI ÇALIŞAN EMEKLİ SAYISI 6 YILDA YÜZDE 185 ARTTI’
Özellikle asgari ücretlinin ve emeklinin aldıkları maaşın bir maaş olarak dile getirilemeyeceğini, bunun olsa olsa bir sosyal yardım olarak kabul edilecek rakamlar olduğunu, gerek ülkemizdeki açlık sınırı ve yoksulluk sınırının geldiği rakam itibarıyla bu rakamların milyonları ölüme, açlığa, sefalete terk etmek olduğunu ifade etmiştik. Artan yaşam maliyetleri ve yetersiz aylık nedeniyle çok sayıda emekli yeniden çalışmanın yollarını arıyor. Burada kimisi sokak sokak gezip karton topluyor. Kimisi garsonluk yapıyor. Kimisi bulaşıkçılık yapıyor. Kayıt dışı çalışanları bir kenara bırakalım, sadece SGK verilerine göre sosyal güvenlik destek primi ödeyerek kayıtlı çalışan emekli sayısı 2 milyon 130 bin 20. Bu sayı, bundan 6 yıl önce 746 bin 776. Sadece kayıtlı çalışan emekli sayısının son 6 yılda yüzde 185’lik bir artış gösterdiğini görüyoruz. Emeklilerin düştüğü durum bu. Kendi küçük azınlık rant çevresinin mutluluğu için emekliyi, çiftçiyi, esnafı, sanayiciyi, toplumun her kesimini süründüren bir iktidarla karşı karşıyayız.
İMAMOĞLU’NUN SAVUNMASI
Hukuk altında, adalet diyerek adaleti yerle yeksan ettiler. Sayın Ekrem İmamoğlu, tutuklandığından bugüne kadar savunması yaptırılmadı. Bunun üzerine savunmasını kitap haline getirip basılması düşüncesi var. Yayınevine gönderiliyor. Normalde 10 dakika içerisinde bandrol verilmesi lazım. Saatlerce bekletiliyor. Sonunda bandrol veriliyor. 25 Ağustos Salı akşamı kitap matbaaya gönderiliyor. Kitap baskısı yapılırken polis geliyor. Diyor ki ‘Kitapla ilgili toplatma kararı var. İstanbul Başsavcılığı tarafından.’ ‘Peki elinizde bir mahkeme kararı var mı?’ ‘Mahkeme kararı sonradan gelir’ diyor. Mahkeme kararı olmadan toplanıyor. Daha sonra da mahkemeden iki gün sonra gidip karar alınıyor. Böyle gayri ciddilik, böyle hukuk tanımazlık, böyle devlet yönetimi olmaz. Siz madem iddialarınıza bu kadar güveniyorsunuz, madem bu kadar dosyada deliller var, bırakın insanlar izlesin ve kim haklı kim haksız milletin şahitliğinde karar verilsin. Böylesine bir dönemi, böylesine bir yüzyılda bize yaşatan bu iktidarı kınıyoruz. Ve elbette hukuk geldiği zaman, hukuk önünde bunu gerçekleştirenler bunun hesabını verecekler.
‘ÜYE SAYIMIZ AN İTİBARIYLA 598 BİN’
Bugün itibarıyla 19 gün içerisinde sadece Türk siyasal yaşamında değil, dünya siyasetinde görülmemiş bir destekle hızla büyüyerek yolumuzda ilerlemeye devam ediyoruz. Burada şu an itibarıyla tam sayı vermek gerekirse üye sayımız 598 bin oldu. Belediye sayımız 252’ye yükseldi. Dün yapılan kapalı grup toplantısı, PM ve kurucular kurulu ortak toplantısında gündemi ve önümüzdeki günlerde çeşitli toplantılarla partimizin kuruluş aşamasını tamamlamış olacağız. 81 il örgütlenmesine az kaldı. Şu an 800’ün üzerinde ilçede örgütlendik. 72 ilde örgütlenmeyi tamamladık. Diğerlerini de hızlıca tamamlayacağız. Yarın burada bir il başkanları toplantısı olacak. Orada örgütlenme aşamasında değerlendirmelerde bulunacağız.”
Emre, açıklamalarının ardından basın mensuplarının sorularını yanıtladı. İmamoğlu’nun kitabının toplatılmasının gerekçesinin “kamu düzenini bozmak” olarak göstermesinin sorulması üzerine Emre, şunları söyledi:
“Bütün otoriter yönetimlerde, dikta rejimlerinde alınan antidemokratik uygulamaları hep kamu düzeni kisvesi altında anlatılır. Yani Ekrem İmamoğlu’nun ismini kaldırın, resmini kaldırın, sesini yasaklayın. Niye? ‘Kamu düzeni.’ Adamı suçluyorsunuz. 500 gündür içeride tutuyorsunuz. Savunma yaptırmıyorsunuz. Bir de üstüne savunmasının kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini ifade ediyorsunuz. Hakikaten azıcık vicdan, azıcık izan sahibi hiç kimsenin bu kararlar aklına yatan işler değil. Buralardan elbette dönülür. Tarihimizde baskı dönemleri olmuştur, acı yaşanan dönemler olmuştur ama hiçbir dönemde darbeciler kazanmamıştır. Bu dönem de böyle olacaktır. Biz arkadaşlarımızla dayanışma duygularımızı sürdürüyoruz elbette. Takip edeceğiz duruşmalarını. Elbette orada yazılanlar da halkımıza bir şekilde ulaşacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın.”
MEKKE ANLAŞMASI
Emre, “Türkiye, Pakistan ve Suudi Arabistan arasında imzalanan Mekke Anlaşması’nın 1 Ekim sonrasında Meclis’e gelmesi bekleniyor. Yeni Parti’nin bu konudaki tavrı ne olacak?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“O anlaşma kapsamında ilk etapta bir anlaşmanın çerçevesini görelim dedik, açıklama yapmadık. Tek sayfadan ibaret olduğu söyleniyor hala. Şimdi bir defa usul açısından baktığımızda Anayasa’nın 90’ıncı maddesi açık. Bir uluslararası anlaşmaysa bu, bunun TBMM’ye gelmesi lazım, tartışılması lazım, Genel Kurul’da görüşülmesi lazım, neden ihtiyaç duyuldu, kapsamı nedir, Türkiye’nin burada kazanımı nedir; bunları bilmemiz lazım. Bizim burada bildiğimiz merkezinin Riyad’da olduğu, genel sekreterliğinin Pakistan’da olduğu, ilk toplantısının Mekke’de, bir diğerinin İstanbul’da oluştuğu bir anlaşmadan bahsediyorlar. Bunun hukuken bir anlaşma hüviyeti kazanmış olduğunu söyleyemeyiz şu anda. Meclis’in yetkisini baypas etmeye kimsenin hakkı yok.
İkincisi de bölgemiz ateş çemberi. Biz bölgemizde yıllardır bu iktidardan önce de bir şekilde komşularımızla iyi ilişkiler tutarak o Orta Doğu’nun ateş çemberinden uzak durmaya çalıştık, çabaladık. Bölgede bu kadar çatışmanın olduğu bir dönemde NATO üyeliği benzeri bir anlaşma yapılıyor. Ne demek bu? Birisi Pakistan’a saldırırsa biz bize saldırmış kabul edeceğiz. Birisi Suudi Arabistan’a saldırırsa biz bize saldırmış kabul edeceğiz. İyi de şu anda mesela İran, Suudi Arabistan’a füze gönderiyor. Bu anlaşmadan sonra tekrar füze gönderse bize mi yapılmış sayacağız? Afganistan ile Pakistan her an çatışma içine girebilirler. Taliban, Pakistan’a saldırdığında, biz Taliban ile mi savaşacağız? Ya bunu böyle realize ettiğiniz zaman, düşündüğünüz zaman Türkiye’nin buradaki kazanımı ne? Biz neden böylesine bir risk alalım? Büyük Orta Doğu Projesi’nde bu iktidara verilen rol bu. Sonuçları itibarıyla son derece tehlikeli olduğunu görüyoruz. Bunun bu haliyle uluslararası hukuk anlamında da problemli olduğunun altını çizelim. Meclis’e geldiğinde, tartışmalarda bu daha da aydınlanmış olacaktır. Ama bu haliyle bizim Yeni Parti olarak buraya bakışımız bunun sakıncalı olduğudur, riskli olduğudur. Türkiye’yi daha fazla tehlikelerle karşı karşıya getirebilir. Hindistan gibi, Rusya gibi, İran gibi ülkelerle karşı karşıya getirebilir, böyle sonuçlar yaşayabiliriz. O nedenle bu anlaşma problemlidir.” (ANKA)
