İçişleri Bakanlığı ve Milli İstihbarat Teşkilatı’nın öncülüğünde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde; Emniyet Genel Müdürlüğü İnterpol, Siber Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ve İnterpol Genel Sekreterliği’nin katkılarıyla, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele ve Göçmen Kaçakçılığıyla Mücadele Şube Müdürlüklerince operasyon düzenlendi.
Bakanlığın açıklamasına göre, Türkiye’de faaliyet gösteren uluslararası yasa dışı forex dolandırıcılığına yönelik yürütülen çalışmalar sonucunda, 25 şirkete bağlı 40 çağrı merkezi ve finans ofisi ile bu yapıları yöneten şüpheliler tespit edildi. Çağrı merkezlerinde çok sayıda yerli ve yabancı şahsın çalıştığı belirlendi.
Suç faaliyetlerinin aydınlatılması ve delillerin toplanması amacıyla, şüphelilere ait çağrı merkezleri ve finans ofislerine mesai saatinin başlamasıyla birlikte eş zamanlı operasyonlar düzenlendi. Operasyonlarda 174 şüpheli yakalandı.
Operasyonlar sonucunda suçtan elde edildiği değerlendirilen 1,5 milyar lira değerindeki mal varlığına, 80 araca ve 12 mülke el konuldu. Ayrıca banka, kripto varlık ve şirket hesaplarına bloke işlemi uygulandı.
İçişleri Bakanlığı açıklamasında, “Vatandaşlarımızın huzur ve güvenliğini tehdit eden her türlü dolandırıcılık yapılanmasına karşı mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz” denildi.
İSRAİL AYRINTISI DİKKAT ÇEKTİ
Operasyonun ardından Bakan Gürlek “İsrail bağlantılı uluslararası dolandırıcılık şebekesine büyük darbe vurduk” diyerek şu ayrıntıları verdi:
“stanbul Cumhuriyet Başsavcılığımızca 2026 yılı içerisinde yürütülen 4 ayrı soruşturmada, çağrı merkezi adı altında faaliyet gösteren bazı şirketlerin sosyal medya ve internet üzerinden yayımladıkları forex ve kripto yatırım reklamlarıyla yabancı ülke vatandaşlarını yüksek kazanç vaadiyle dolandırdığına ilişkin bulgulara ulaşılmıştır.
Soruşturma; İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terörizmin Finansmanı ve Aklama Suçları Soruşturma Bürosu koordinesinde, MİT İstanbul Bölge Başkanlığı Organize Suçlarla Mücadele Daire Başkanlığı ile İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü iş birliğinde yürütülmüştür. MASAK analizleri, MİT ve emniyet birimlerimizin tespitleri ile Interpol aracılığıyla temin edilen yüzlerce mağdur başvurusu sonucunda; söz konusu şirketlerin sahiplik ve nihai faydalanıcı yapılarında İsrail bağlantılı kişilerin ağırlıkta olduğu tespit edilmiş, farklı ülkeleri hedef alan organize bir dolandırıcılık yapılanması deşifre edilmiştir.
Yapının, farklı dilleri konuşan müşteri temsilcileri aracılığıyla mağdurları sisteme dâhil ettiği; şüphelilerin kontrolündeki yatırım platformlarında gerçeğe aykırı kazanç görüntüleri oluşturarak mağdurları daha fazla para yatırmaya yönlendirdiği belirlenmiştir. Mağdurlar paralarını çekmek istediğinde ise “hesap blokesi”, “vergi” ve benzeri gerekçelerle yeniden para talep edildiği; yatırılan paraların yurt dışındaki banka hesaplarına ve kripto cüzdanlarına aktarıldığı tespit edilmiştir.
13 MİLYAR TL’LİK PARA TRAFİĞİ
Sözkonusu yapılanmasının Avrupa, Uzak Doğu ve Afrika başta olmak üzere birçok ülkeyi hedef aldığını belirten Gürlek, iki yıl içerisinde yalnızca ofis giderleri ve maaş ödemeleri olduğu değerlendirilen işlemlerde yaklaşık 13 milyar TL’lik hacme ulaştığının belirlendiğini ifade etti.
Gürlek, bunun üzerine bugün yapılan operasyonlara ilişkin şu bilgiyi verdi:
“Bu tespitler üzerine 28 şirkete ait 42 çağrı merkezi ile 239 şüpheliye yönelik İstanbul ve Muğla’da toplam 286 adreste, Interpol birimlerinin de katılımıyla bugün saat 05.00’te eş zamanlı operasyon başlatılmıştır. Saat 10.00 itibarıyla çağrı merkezlerine yönelik baskınlar gerçekleştirilmiş, şu ana kadar 175 şüpheli yakalanmıştır. Operasyon ve yakalama çalışmaları sürmektedir.”
BAŞSAVCILIKTAN AÇIKLAMA
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da operasyonun ayrıntılarına ilişkin bir açıklama yaptı. Açıklamada, ilgili çağrı merkezi şirketlerine yapılan 4 operasyon kapsamında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı tarafından gerçekleştirilen kapsamlı çalışmalar, araştırmalar ve tespitler neticesinde; İsrail vatandaşı olan şahıslar tarafından yönetilen dolandırıcılık organizasyonunda, ilk olarak farklı ülkelerde, İsrailli dolandırıcılık baronları tarafından operasyondan sorumlu şahısların belirlendiği, ardından bu şahıslar tarafından ilgili ülkelerde şirket kurulumu, abonelikler, insan kaynakları yönetimi ve muhasebe gibi organizasyonel konuların planlanmasının yapılarak hedef ülkelerin dışındaki ülkelerde paravan çağrı merkezi adı altında firmaların kurulduğunun belirlendiği aktarıldı.
Başsavcılık açıklamasına göre, yapılan araştırma ve analizlerin devamında birçok farklı dili bilen şahıslara yönelik olarak “conversion agent” ve “retention agent” unvanıyla iş ilanları oluşturulduğu, bu iş ilanları kapsamında başvuran şahısların bir haftalık eğitime tabi tutulduğu, bu eğitim kapsamında her bir şahsa bir kod ad verildiği ve bu şahıslardan kendilerine maske hayat hikayesi hazırlanması talimatı verildiği, bu hayat hikayesinin dolandırılmak istenilen mağdurları etkileyebilecek (Oxford vb. üniversite mezunu olmak gibi) unsurların eklenmesine özen gösterildiği, şahısların işe başlamadan önce yalan makinesine sokularak herhangi bir güvenlik gücü ile ilişkisi olup olmadığının netleştirildiği, testte başarısız olan kişilerin işe alınmadığı, işe alınan şüphelilerin çağrı merkezi adı altında faaliyet gösteren iş yerlerine telefon sokmasının yasaklandığı ve ofis içerisinde İbranice konuşmanın da belirlenen yasaklar arasında olduğu kaydedildi.
Şüphelilerin bu kapsamda; Türkiye’de kurdukları çağrı merkezi, danışmanlık ve turizm şirketi adı altında faaliyet gösteren şirketlerde istihdam ettikleri şüpheliler aracılığıyla, sosyal medya, arama motorları ve çeşitli internet siteleri üzerinden farklı yatırım platformları adı altında kısa sürede yüksek kazanç garantisi içerikli olan ve ağırlıklı olarak forex yatırımı reklamları yayınladıkları, söz konusu reklamları görerek, şüpheliler tarafından yönetilen uygulama veya sitelere kişisel bilgilerini kaydeden mağdurların bilgilerinin, şirket içerisinde bulunan CRM (müşteri takip paneli) ekranlarına düşmesinin akabinde söz konusu bilgilerin CRM çalışanları tarafından şirket içerisinde bulunan ve kayıt oluşturan mağdurların uyruğuna ve konuştuğu dile göre, o dili bilen kişi olarak, mağdurlar ile ilk teması kurmak üzere istihdam edilen çağrı merkezi çalışanlarına iletilerek mağdurları arama talimatı verildiği belirtildi.
