YUSUF YAVUZ/VERYANSIN TV
Cennet vaadiyle cehennem: Antalya’nın doğu ilçelerindeki emlak piyasasında yaşanan organize vurgun iddiaları Türkiye’nin imajını da tehdit eder boyuta ulaştı. Antalya’nın Alanya ve Gazipaşa ilçelerinde peş peşe patlak veren milyonlarca Euroluk gayrimenkul dolandırıcılığı iddiaları, Türkiye’nin uluslararası arenadaki turizm ve yatırım imajını derinden sarsıyor. Türk devleti, ekonomiye yabancı sermaye kazandırmak amacıyla vatandaşlık teşvikleri, oturum izinleri ve küresel tanıtım afişleri hazırlarken; sahada yetkisiz aracıların, organize şebekelerin ve usulsüz imar oyunlarının kurbanı olan yüzlerce yabancı yatırımcı adliye koridorlarında hak arıyor. Mağdur olduklarını öne süren yabancılar, bugün de Alanya’da eylem ve basın açıklaması yaptı.
GAZİPAŞA’DA MİLYONLARCA EUROLUK ÇİFTE SATIŞ TUZAĞI
Gazipaşa ilçesinde patlak veren ve basına yansıyan son skandal, emlak dolandırıcılığının ulaştığı organize boyutu gözler önüne serdi. Pazarcı Mahallesi’nde inşa edilen ve proje aşamasındayken Rus, Ukrayna, ABD ve Kazakistan vatandaşlarına “Paradise” adı altında nakit indirimi vaatleriyle satılan lüks konut projesi, yatırımcılar için bir kâbusa dönüştü. Müteahhit firmanın, dairelerini yabancılara sattığı binayı bir bütün halinde otel zinciri işletmesine pazarladığı ortaya çıktı.
DAİRE ALDIKLARI BİNANIN OTEL OLDUĞUNU GÖRÜNCE ŞOKE OLDULAR
Skandalın perde arkasında ise Gazipaşa Belediyesi’nin planlama ilkelerine aykırı şekilde parsel bazında kişiye özel emsal artışı (0.90’dan 1.20’ye) yapması ve binayı otel kullanımına açması yer aldı. Belediyenin vatandaş itirazlarını reddederken kullandığı “1+1 konutlar boş kalıp güvenlik sorunu yaratıyor, otele dönüşmesi suç işlenmesini önler” gerekçesi ise hukukçular tarafından hayretle karşılandı. Toplamda 20 milyon Euroya yakın vurgunun yapıldığı projede gayrimenkullerini görmeye gelen yabancılar, karşılarında otel reklamlarını görünce şoke oldular.

ORGANİZE DOLANDIRICILIK İDDİALARI YARGIYA TAŞINDI
Benzer şekilde Alanya’da da çok sayıda yabancı uyruklu kişinin imzaladığı konut sözleşmelerine rağmen evlerin teslim edilmediği, sahte e-imzalar ve sahte pasaportlarla arsaların habersizce üçüncü kişilere satıldığı organize dolandırıcılık iddiaları yargıya taşınmış durumda.
EMLAK VURGUNU MAĞDURU YABANCILAR ALANYA’DA EYLEM YAPTI
Aralarında Rusya, Kazakistan, ABD, Ukrayna ve Kırgızistan vatandaşlarının da bulunduğu emlak vurgunu mağdurları bugün Alanya’daki Atatürk anıtı önünde eylem ve basın açıklaması yaptılar. Ellerinde mağduriyetlerini ifade eden dövizler taşıyan mağdurlar, ne paralarını ne de konutları alabildiklerini belirterek mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti. Yaklaşık 3 yıldır devam eden emlak vurgununda 200’e yakın alıcının mağdur olduğu öne sürülüyor. Mağdurların konuyla ilgili suç duyurusunun ardından yürütülen adli sürecin halen devam ettiği öğrenildi.

NE PARALARINI NE DE DAİRELERİNİ ALABİLDİLER
Ne satın aldıkları daireleri, ne de ödedikleri paraları geri alabildiğini belirten yabancı alıcılardan birinin konuyla ilgili iddiasına göre, daire almak için ödedikleri paralar nakit olarak alındı ve yurt dışına çıkarıldı. Mağdur alıcılar, aracı ve yüklenici firma arasında kalmış durumda. Paralarını geri istediklerinde, çözümsüzlüğe itildiklerini öne süren mağdurlar, projenin satışını yapan Alanya merkezli Messimo ve TNH firmaları ile Gazipaşa merkezli Müteahhitlik şirketi CLZ hakkında geçtiğimiz Mart ayında suç duyurusunda bulunmuştu.
CENNET GİBİ BİR YAŞAM HAYALLERİ KÂBUSA DÖNÜŞTÜ
Türkiye’den ev alarak “cennet gibi bir yaşam” hayal eden yabancı yatırımcılar, Alanya adliyesinde toplu suç duyurularında bulunmuştu. Sosyal medya gruplarında ve kamuoyuna açık yazışmalarda “Sizde hiç Allah korkusu yok mu?” ve “Kul hakkı” diyerek sitem eden mağdurların en büyük şikâyetlerinden biri de yürütülen adli süreçlerin aşırı yavaş işlemesi. Alanya’da sıklıkla benzer emlak dolandırıcılığı haberlerinin gündeme gelmesi dikkat çekerken, bu konuda yeni düzenlemelerin yapılarak mağduriyetlerin önüne geçilmesi talep ediliyor.
TÜRKİYE’NİN DİPLOMATİK VE TURİZM İMAJINA BÜYÜK DARBE
Yaşanan bu emlak skandalları, Türk devletinin yabancı yatırımcıyı ülkeye çekme politikalarıyla da çelişiyor. Devlet, doğrudan yabancı sermaye girdisini artırmak için konutla ilgili yatırım sınırlarını belirliyor ve farklı ülkelerde tanıtım yapıyor. Ancak sahada denetimsizlik sebebiyle yaşanan sorunlar, diplomatik kriz, turizm ve yatırım imajının zedelenmesi ve güven kaybı gibi sorunları da beraberinde getiriyor. Yerel yönetimlerin kişiye özel imar planı değişiklikleriyle bu vurgunlara zemin hazırladığı iddiaları ise, Türk bürokrasisine ve adalet sistemine olan küresel güveni sarsıyor.

BAKANLIĞIN ‘GÜVENLİ ÖDEME SİSTEMİ’ DÜZENLEMESİ YOLDA
Sektör temsilcileri ve hukukçular, yaşanan bu kaosun önüne geçmek için acilen radikal önlemler alınması gerektiğini belirtiyor. Bu doğrultuda, gayrimenkul ticaretinde finansal güvenliği sağlamak amacıyla Ticaret Bakanlığı tarafından hazırlanan “Tapuda Güvenli Ödeme Sistemi” ise 1 Ekim 2026 tarihinden itibaren yürürlüğe gireceği açıklandı. Yeni uygulamaya göre gayrimenkul satışlarıyla ilgili ödeme sürecinde alıcı ve satıcıya ait kimlik bilgileri, tapu başvuru numarası, IBAN ve cep telefonu bilgilerinin kullanılması gerekiyor. Düzenleme ile ödeme tutarının güvenli bir mekanizma üzerinden bloke edilmesi ve tapu işleminin tamamlanmasının ardından satıcıya aktarılması planlanıyor. Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğünün Güvenilir Hesap hizmetinde de satış bedeli tapu tesciline kadar Takasbank bünyesinde bloke edileceği belirtiliyor. Tescil işleminin tamamlanmasının ardından para satıcının hesabına aktarılırken, işlemin gerçekleşmemesi durumunda ise bloke edilen tutar alıcıya iade edilecek.
YENİ MAĞDURLAR YARATILMASIN
Gayrimenkul konusunda yatırımcıların para transferi ile tapunun devrini eş zamanlı olarak güvence altına alınması beklenen bu sistemin, piyasadaki “nakit para ve vergi kaçırma” tuzakları ile çifte satışları büyük oranda engellemesi bekleniyor. Ancak sistemin tamamen oturması için aradan geçen sürede Akdeniz kıyılarında özellikle yabancı konut alıcılarına yönelik ‘cennet’ vaatlerinin sıkı şekilde denetim altına alınması ve yeni mağdurların yaratılmaması önem taşıyor.
