FETÖ’nün Odatv kumpası nedeniyle Silivri Cezaevi’nde tutukluyken şüpheli şekilde hayatını kaybeden eski MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’na ilişkin yürütülen soruşturmada ev hapsi kararı verilen emekli jandarma albay Hasan Atilla Uğur’un avukatı Adnan Özdemir, 2011 yılında alınan tanık ifadesine müvekkilinin söylemediği bir cümlenin eklendiğini belirtti.
Özdemir, Uğur’a ait olduğu ileri sürülen “Bütün personel layıkıyla ve hiçbir ihmal olmadan görevini yapmıştır” şeklindeki ifadenin, daha sonra FETÖ kapsamında meslekten ihraç edilen savcılar tarafından tutanağa geçirildiğini ve belgede sahtecilik yapıldığını savundu. Avukat, soruşturmayı o dönemde yürüten savcılar hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını açıkladı.
Kozinoğlu dosyasında bugün şüpheli sıfatıyla yer alan emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile emekli Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım, 2011’de aynı dosyada tanık olarak ifade vermişti.
Kozinoğlu’nun 12 Kasım 2011’deki ölümünün ardından iki ismin ifadesi, dönemin Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören tarafından alındı. İfadeler, savcının odasında bir kâtip tarafından tutanağa geçirildi. Uğur ve Yıldırım’ın tanık sıfatıyla dinlenmeleri nedeniyle yanlarında avukat bulunmadığı, ayrıca kendilerine ifade tutanaklarının birer örneğinin verilmediği belirtildi.
İki isim, o gün düzenlenen tutanakları yaklaşık 15 yıl sonra yapılan son savcılık sorguları sırasında gördü. Her iki ifade tutanağının da aynı cümleyle, “En alt kademeden, en üst kademeye kadar bütün personel layıkıyla ve hiçbir ihmal olmadan görevini yapmıştır” ifadesiyle sona erdiği aktarıldı.
Hasan Atilla Uğur ise söz konusu cümlenin kendisine ait olmadığını savcılık sorgusunda belirtti. Avukatı Adnan Özdemir’in aktardığına göre Uğur, tutanak önüne geldiğinde açık şekilde “Beyan bana ait değildir” dedi.
Özdemir, iki ayrı tanığın ifadesinin sonuna aynı kalıp cümlenin eklendiğini ileri sürdü.
Aydınlık’tan Özlem Konur Usta’ya konuşan Özdemir şunları söyledi:
“İki tanığın beyanına şablon ifade eklenmiş. Tanık olarak beyan verdikleri için avukat eşlik etmemiş. Tanık beyanlarının kişiye verilmesi söz konusu olmadığı için kendilerinde birer örnek de yok. Bu ifade kendilerine okunduğunda müvekkilim ifadeyi reddetti. İfadeyi alan FETÖ bağlantılı savcı Ali İşgören hakkında suç duyurusunda bulunarak dosyaya ekleyeceğiz.”
ESKİ SAVCI DAHA SONRA İHRAÇ EDİLDİ
2011’de ifadeleri alan Ali İşgören, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından yürütülen FETÖ soruşturmaları sırasında meslekten ihraç edildi. İşgören’in, Kozinoğlu’nun ölümünün ardından açılan dosyayı yaklaşık beş ay içinde kapattığı ve kovuşturmaya yer olmadığına karar verdiği belirtildi. Eski savcının daha sonra örgüt üyeliği suçlamasıyla tutuklandığı kaydedildi.
Avukat Özdemir, Uğur’un son savcılık ifadesinde eski istihbaratçı Enver Altaylı’nın Fetullah Gülen’e yazdığı mektuplardan da söz ettiğini açıkladı.
Özdemir, müvekkilinin Kozinoğlu’nun ölümündeki olası FETÖ bağlantısının araştırılması gerektiğini yıllardır dile getirdiğini savunarak şu ifadeleri kullandı:
“Müvekillim ifadesinde, Enver Altaylı’nın Fetullah Gülen’e yazdığı mektupları anlattı. Bu olayın buram buram FETÖ koktuğu aşikardır. FETÖ ile birlikte başkaca örgütlerin de olabileceğini değerlendirerek 2011’de yargılandığı 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde, 2018’de de kitabında savcıların bu olayı soruşturması gerektiğini ifade etmiştir.”
Özdemir ayrıca soruşturmanın kamuoyuna yansıtılma biçimine itiraz etti. Uğur’un asıl talebinin Kozinoğlu’nun ölümünün bütün yönleriyle araştırılması olduğunu belirten avukat, “Soruşturma, müvekkilimi hedef alan FETÖ tarafından bilinçli ve kasıtlı olarak çarpıtılmak isteniyor. Müvekkilim Hasan Atilla Uğur’un talebi, Kaşif Kozinoğlu’nun şüpheli ölümünün sonuna kadar soruşturulmasıdır” dedi.

NE OLMUŞTU?
Adalet Bakanı Akın Gürlek, sosyal medya hesabından, Silivri Cezaevi’nde 2011’de şüpheli şekilde yaşamını yitiren eski MİT görevlisi Kaşif Kozinoğlu’nun ölümüne ilişkin soruşturmaya yönelik açıklama yapmıştı.
Kozinoğlu’nun tutuklu bulunduğu Silivri 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda 12 Kasım 2011’de rahatsızlanarak Silivri Devlet Hastanesi’ne sevk edildiğini anımsatan Gürlek, “Hastaneye ulaştırıldığında hayatını kaybetmiş olduğu tespit edilmiştir. Olayın ardından yürütülen soruşturmada kamera kayıtları ve tıbbi belgeler incelenmiş, ceza infaz kurumu, jandarma ve sağlık personeli ile koğuş arkadaşları ve müteveffanın eşinin tanık ifadeleri alınmış, 10 Nisan 2012’de kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.” ifadelerini kullanmıştı.
Bakan Gürlek, Faili Meçhul Suçları Araştırma Daire Başkanlığınca dosyanın yeniden incelendiğini belirterek, şunları kaydetmişti:
“Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımız tarafından yapılan değerlendirmeler ışığında Silivri Sulh Ceza Hakimliğinin 26 Ağustos 2026 tarihli kararıyla takipsizlik kararı kaldırılmış ve soruşturma yeniden başlatılmıştır. Yeni soruşturma kapsamında gizlilik kararı alınmış, özel bir soruşturma ekibi oluşturularak olayın tüm yönleriyle yeniden aydınlatılmasına yönelik kapsamlı çalışmalar başlatılmıştır. Bugün gelinen aşamada, Silivri Cumhuriyet Başsavcılığımızca olay tarihinde ceza infaz kurumunda görev yapan 11 şüpheli hakkında adli işlem başlatılmış, 10 şüpheli gözaltına alınmış, 1 şüphelinin ise FETÖ firarisi olarak yurt dışında bulunduğu tespit edilmiştir.”
Gözaltına alınan 10 şüpheliden biri tutuklanmış, 7’si adli kontrol şartıyla olmak üzere 9 şüpheli serbest bırakılmıştı.
Soruşturma kapsamında yürütülen çalışmalarda, biri muhabir, biri kameraman ve 7’si sağlık çalışanı olmak üzere 9 şüpheli daha gözaltına alınmıştı.
Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler, adliyeye sevk edilmişti.
Savcılıkça ifadeleri alınan, muhabirin de arasında olduğu 3 şüpheli tutuklanmaları, kameramanın da arasında bulunduğu 3 şüpheli “yurt dışına çıkış yasağı” ve “imza atmak”, diğer 3 şüpheli ise “yurt dışına çıkış yasağı” şeklinde adli kontrol uygulanması talebiyle hakimliğe sevk edilmişti.
Hakimlik, muhabirin de arasında olduğu 3 şüphelinin tutuklanmasına, kameramanın da arasında bulunduğu 6 şüpheli hakkında ise adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.
Soruşturma kapsamında tutuklu sayısı 4, hakkında adli kontrol tedbiri uygulanan şüpheli sayısı da 13 olmuştu.
Bu arada Silivri Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine, Kozinoğlu’nun kesin ölüm nedeninin ve ölümünde üçüncü kişilerin müdahalesinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla alınan karar kapsamında fethi kabir işlemi gerçekleştirilmişti.
Soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi dizisinin senaristleri Raci Şaşmaz, Bahadır Özdener ve Cüneyt Aysan “bilgi sahibi” sıfatıyla savcılığa ifade vermişti.
Başsavcılık soruşturma kapsamında, Kurtlar Vadisi Pusu dizisinin incelenmesine karar verildiği bildirmişti.
Soruşturma kapsamında, olay tarihinde görev yapan Silivri Cumhuriyet Başsavcısı Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan ve Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları emekli Deniz Yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve Jandarma Albay Hasan Atilla Uğur gözaltına alınmıştı.
Soruşturma kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 4 şüpheliden, olay tarihinde Silivri Cumhuriyet Başsavcısı olarak görev yapan Ali İşgören ile cezaevi savcısı Necip Doğan, savcılıktaki ifadelerinin ardından “suç örgütüne üye olma” şüphesiyle tutuklanmıştı.
Kozinoğlu’nun koğuş arkadaşları emekli deniz yüzbaşı Hasan Ataman Yıldırım ve jandarma albay Hasan Atilla Uğur’a ise sağlık durumları ve yaşları göz önüne alınarak “kasten öldürme” suçundan ev hapsi şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmıştı.
