1. Haberler
  2. Analiz
  3. Kolektif Batı bazı ülkelerin sporcularına karşı baskıyı sona erdirme niyetinde değil 

Kolektif Batı bazı ülkelerin sporcularına karşı baskıyı sona erdirme niyetinde değil 

featured

Okay Deprem yazdı…

Çok yakınlarda, tam olarak 31 Ekim’de Afrika tarihindeki ilk kıtasal Olimpiyatlar Senegal’de başlayacak. “IV. Yaz Gençlik Olimpiyat Oyunları”ndan bahsediyoruz. Buna rağmen açık internet kaynaklarında yaklaşan etkinliğe dair fazla bir haber ve yazı her nedense gözükmüyor. Nitekim Uluslararası Olimpiyat Komitesi’yle (IOC) bağlantılı ortam ve platformlarda bile söz konusu müsabakalara ilişkin hemen hemen doğru düzgün bir bilgi ve yoruma rastlanmıyor. Bu arada Rusya’nın milli takımı da dört yılı aşkın bir zaman sonra Senegal’in başkenti Dakar’daki Olimpiyatlar vesilesiyle ilk kez benzeri çapta uluslararası bir spor organizasyonunda ülkesinin bayrağını taşıyıp marşını dinletme imkanı bulacak. Bir yandan rahat bir nefes alıp küresel spor dünyasında “adaletin yerine geldiğini” söyleyebiliyoruz, ancak diğer yandan siyasi uzmanlar ve spor analistlerinin tümü aynı değil. Senegal’de Rusya takımı sadece 13 sporcu ve bir düzine de antrenör tarafından temsil edilecek. Benzer uluslararası spor etkinliklerine genellikle 400 – 500 arasında profesyonel sporcuyla katılagelen bir spor ülkesi için herşeye rağmen uzak ara yeterli bir sayı değil gibi gözüküyor. Bu sefer Rusyalı sporcuların sadece jimnastik, bisiklet, yüzme, dövüş sporları, eskrim ve binicilik sahalarında yarışmalara katılmaları bekleniyor. Senegal’in başşehrindeki müsabakalarda 25 spor dalında toplam 153 ödülün verilmesi bekleniyor.  

IOC BAŞKANI KİRSTY COVENTRY’NİN “TAVSİYE KARARI” DA GİDİŞATI TEMELDEN DEĞİŞTİREMEDİ

Spor federasyonlarını, siyasallaştırılmış yaptırımlarını kaldırmaya çağıran IOC Başkanı Kirsty Coventry’nin (bu arada kendisi de köken olarak Afrika’yı temsil ediyor) tavsiye ve uyarılarından sonra bile, milliyete dayalı kısıtlamalar adeta hiçbir şey olmamış gibi devam etti ve daha da sürüyor. Nitekim Anglo-Saksonların uzun yıllar yönetegeldikleri “Uluslararası Atletizm Federasyonu”, 2026’da Rusyalılara tek bir kota dahi ayırmadı. Önceki üç yaz boyunca gençlik turnuvalarında üst üste Rusya Federasyonu takımının resmi olmayan madalya sıralamasında kazanmak için mücadele etmiş olmasına rağmen… Örneğin 2010’da Singapur’da, 2014’te de Çin’in Nankin kentinde Rusya’nın takımı sadece Çin takımının arkasında kalmıştı. Ve 2018’de Buenos Aires’teki Gençlik Olimpiyatları’nda, altın olanlar dahil olmak üzere, en çok madalyayı toplayan takım olmuşlardı. Bu, Batılı spor yetkililerinin “ana rakiplerini” ortadan kaldırmak için mümkün olan her şeyi yapmaya iten temel neden değil de, başka ne olarak yorumlanabilir?!.. 

LORENZO PACİNİ: “ ‘BİREYSEL SORUMLULUK’ İLE ‘TOPLU CEZA’ ARASINDAKİ SINIRI AYIRT ETMEK ZORLAŞIYOR”

Yukarıda bahsedilen eylem ve yaklaşımları; spor bürokratlarının «sakıncalı” ülkeler üzerinde bir baskı aracına dönüştürme girişimi olarak gören İtalyan Belluno Üniversitesi’nde siyaset felsefesi ve jeopolitika alanında doçent olan Lorenzo Pacini geçenlerde kendisiyle yapılan bir röportajda konuyla alakalı bakın neler söylüyor: “Temel sorun, uluslararası sporun giderek siyasi mülahazalara tabi olmasıdır. IOC, sporcuların hükümetlerinin eylemleri nedeniyle cezalandırılmaması gerektiği ilkesine geri dönmeyi önerebilir, ancak bu ilkenin uygulanması tek tek uluslararası federasyonlara, ulusal Olimpiyat komitelerine ve de siyasi duruma bağlı. Bence böylesine bir kararsızlığın birkaç nedeni var. Her şeyden önce, birçok spor federasyonu siyasi baskılardan ve itibar kayıplarından korkuyor. Rusyalı sporcuların geri dönüşü hükümetlerden, sponsorlardan, ulusal federasyonlardan ve ilgili ülkelerin halklarının bir kısmından eleştiri alabilir. Bu nedenle, bazı spor kurumları açısından, yasal veya etik gerekçeler tartışmalı olsa bile, ‘sınırların korunması’ en az riskli adım gibi görünüyor. İkincisi, uluslararası federasyonlar kendi müsabakalarını düzenlemekte özerkliğe sahip olduklarından, IOC’nin tavsiye ve yönlendirmeleri federasyonların kurallarını ve kararlarını otomatik olarak iptal etmiş olmuyor. Bu nedenle de Olimpiyat Komitesi tek tip bir yaklaşım talep edebilir, ancak ortak bir karar empoze edemez… Üçüncüsü, tarafsız statüdeki sporcuların kabulü ile sportif hakların tamamen geri kazanılması arasında ayrım yapmak gerekiyor. Tarafsız statü, kabul için ek gereklilikler getirirken ulusal bayrağı, marşı ve milli sembolleri hariç tutar. Bu nedenle, sporcuların turnuvalara katılımı için federasyonun resmi rızasına bile, onları önemli ölçüde sınırlayan koşullar pekala eşlik edebilir. Bence bu durum temel bir çelişkiyi ortaya çıkarıyor. Spor kendisini siyasetin dışında evrensel bir kurum olarak konumlandırıyor, ancak yönetim organları jeopolitik ihtilafları yansıtan bir araca dönüşmüş oluyor. Bir sporcu kişisel davranışından ziyade milliyeti nedeniyle uzaklaştırıldığında, ‘bireysel sorumluluk’ ile ‘toplu ceza’ arasındaki sınırı ayırt etmek daha da zor hale geliyor…”

 

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

0/30 karakter

Giriş Yap

Veryansın TV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!