AABF 'Devletin Alevisi' mi oldu!?

Ali Rıza Özdemir yazdı...

AABF 'Devletin Alevisi' mi oldu!?

ALMANYA’DA NE OLDU?

Stratejik aklı ve kurumsallaşmış yapısı olan hiçbir devlet, egemenliği altındaki etnik ve dini grupları kendi haline, başıboş bırakmaz. Dini, kültürel ve etnik farklılıkları devletin milli menfaatleri doğrultusunda kontrol altında tutup birlik içinde yaşama eğilimi taşır. Devletler açısından baktığımızda bu tutum, gayet anlaşılır ve makul bir davranış biçimidir. Özellikle göçle gelen dini, etnik ve kültürel grupların kontrol altında tutulması ve marjinalize olmaması için Avrupa’nın birçok ülkesinde devlet eliyle çalışmalar yapıldığı malumdur. Ülkemizden yapılan işçi göçleriyle Avrupa ülkelerine yerleşen Aleviler de bu çalışmaların kapsamına alınmıştır.

10 Aralık 2020 tarihinde Almanya’nın Nordrhein Wesfallen Eyalet Parlamentosu’nda alınan bir kararla, Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu’na (AABF) “Körperschaft des Öffentlichen Rechts” yani “Kamu Tüzel Kişilik Statüsü” verildi. 11 Aralık 2020'de Resmi Gazete'de yayımlanan karar, 12 Aralık 2020 tarihinden itibaren resmen yürürlüğe girmiş oldu. Kararı alan eyalet, Almanya’nın 16 eyaletinden (Länder) nüfus bakımından en büyüğü; Almanya nüfusunun %20’den fazlası bu eyalette yaşıyor.

“30 yıllık mücadele sonucunda”Aleviliği kendine özgü bir inanç” olarak kabul ettirdiklerini söyleyen AABF Başkanı Hüseyin Mat, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda bu kararın ne anlama geldiğini şöyle özetledi:

“* Kiliselerin sahip olduğu tüm anayasal haklara ve yetkilere sahip olduk.

* Bir inanç ve kamu kurumu olarak devletle eşit göz hizasında olacağız.

* Devletin bir partneri statüsünde olacağız.

* Özerkliğimiz ve bağımsızlığımız daha güçlü olacak.

* Kendi iç hukukumuz olabilecek, kendi kamulaştırma yetkimizi kullanabileceğiz.

* Vergi, harç gibi konuları ilgilendiren ayrıcalıklardan faydalanacağız.

* Ekonomik destek fonlarından faydalanabileceğiz.

* Siyaset kurumları içerisinde söz hakkımız gibi birçok hak ve yetkiye sahip olacağız.”[i]

KARAR NE ANLAMA GELİYOR?

Peki, bütün bunlar ne anlama geliyor?

Aslında kararın ne anlama geldiğini anlamak için dâhi olmaya gerek yok. Almanya, kendi Aleviliğini inşa ediyor. Özellikle AABF’nin “Devletin bir partneri statüsünde” olacağı yönündeki ifade bunun ilanı gibi. AABF, üye sayısı göre vergiden pay alacak, devlet tarafından finanse edilecek, devlet denetiminde yetiştirilen din adamları ve kimi AABF çalışanları devlet memuru statüsüne alınacak.

Bazı çevreler, geçmişten beri Türkiye’de devletle işbirliği içinde Alevilerin sorunlarını çözmek isteyen çevreleri “devletin Alevisi” olarak yaftalıyordu. Bunlardan biri de AABK (Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu) Sekreteri Erdal Kılıçkaya.[ii] Yani bu mantıkla AABF, Alman devletinin Alevisi oluyor!? Türkiye’de devletle işbirliği içinde Alevilerin hakkını talep etmenin kötü, Almanya’da iyi olduğu anlamına geliyor!? Söylenenler ve uygulananlar trajikomik bir durumun açık ifadesi!

KARARI KİMLER KUTLADI?

Almanya’nın Nordrhein Wesfallen Eyalet Parlamentosu’nda alınan kararı birçok kişi kutladı. Bunların başında HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar geliyor. Sancar, gönderdiği mesajda, “Kendi yurdunda sistematik olarak işsiz, topraksız ve yoksul bırakılan Aleviler, iş ve aş için gittikleri Almanya'da değerlerine sahip çıkarak, büyük fedakârlıklarla oluşturdukları örgütler aracılığıyla bu tarihi kazanımı elde etmiştir. Bu kazanım, Türkiye’nin inkârcı politikalarından vazgeçmesi için önemli bir emsal ve imkân olarak değerlendirilmelidir” dedi.[iii]

Kutlama mesajlarından biri de Ali’sizleri himayesiyle bilinen Veliyettin H. Ulusoy’dan geldi. Daha önce Alevi erkannamelerini fütursuzca değiştiren, Alevilerden bir siyasi partiye açıkça oy isteyen ve işi Cumhuriyet’le hesaplaşmaya kadar vardıran Ulusoy[iv], AABF’nin kazandığı bu yeni statüden dolayı memnuniyetini dile getirdi.[v]

Cem Vakfı başkanı İzzettin Doğan da gelişmeleri destekleyen bir açıklama yaptı. Açıklamada bu başarı, İzzettin Doğan’ın çalışmalarının bir sonucu olarak yorumlandı.[vi]

DÜNYA TARİHİNDE BİL İLK Mİ?

Hüseyin Mat, kararı açıklarken “Dünya tarihinde bir ilk” manşetini kullanmayı tercih etti. Oysa bu manşet, tarihi de dünyayı da bilmemektir. Yahut AABF’ye bilerek olağanüstü bir rol yüklemektir.

Birincisi tarihte bu ilk değil. Şah İsmail, adı Kızılbaş olan bir devlet (Devlet-i Kızılbaş) kurmuş, ülkesini Kızılbaş beylerinin emrine pay etmişti. Yeniçeriler de Osmanlı’nın başkentinde devlet gibiydi. Sultanları değiştirecek güce sahipti. İkincisi modern tarihte de bu ilk değil. Daha önce Avusturya Alevi Toplumu (ALEVİ) yukarıda sayılan bütün kazanımları elde etmişti.

Aslında bu durum, Hüseyin Mat’ın Alevi toplumuna doğruyu söylemesinin ilk örneği değildi. Daha önce de bazı çarpıtmalar yapılmış ve bu hususlar haberlere konu olmuştu.[vii]

“TÜRK-İSLAM SENTEZİ” ÜZERİNDE MEYDAN OKUMA

AABF Başkanı Hüseyin Mat, Nordrhein Wesfallen Eyalet Parlamentosu’nda alınan bu kararı, açıklamalarında Türk-İslam senteziyle rövanşa dönüştürdü. Onun, kendi sosyal medya hesabında yaptığı iki ayrı paylaşımda şu cümleler var: “… bu hak talebimizin gerçekleşmesi, yüzyıllardır bizi inkâr eden, asimile etmeye çalışan, ötekileştiren, Türk-İslam sentezine verilen en anlamlı cevaptır.”[viii] “Bu kazanımlar karşında şaşkına döne, Türk İslam Sentezciler Alevi gerçeğini kabullenmek ve yüzleşmek yerine, ard arda komplo teoriler üretiyorlar. (…) Türk-İslam Sentezine dayalı resmi ideolojiye karşı dün diz çökmedik, bugün de diz çökmeyeceğiz... Yalanlarınız, iftiralarınız ve komplo teorilerinizde boğulacaksınız.”[ix]

AABF NEREDE DURUYOR?

Hüseyin Mat’ın Türk ve İslam kelimelerine mesafeli durması elbette tesadüf değil ve bunun bir arka planı var.

Öncelikle Almanya’da AABF içindeki en azından bir kesimin etnik ayrılıkçılığa eklemlenmiş kimi oluşumlarla dayanışma içinde olması. Bu durum açık kaynaklara yansımış durumda.[x] Yine AABF içinde bazı kesimlerin Ali’siz Aleviliği savunduğu biliniyor.[xi] Nihayet AABF’nin bağlı olduğu AABK’nın, 8-9 Şubat 2020 tarihlerinde Viyana’da düzenlediği 1. Alevi Kurultayında, PKK’ya selam durulmuş, Ali’siz Aleviliğin yolları döşenmişti.[xii]

Ne yazık ki, AABF’nin de dâhil olduğu AABK her alanda Türkiye düşmanı bir cephede yer almaktadır. Erdal Kılıçkaya, AABK 2. Başkanı olduğu dönemde bir ekiple birlikte Ermenistan’daki sözde soykırım anıtını ziyaret etmiş, soykırım yalancıları arasında yerini almış, ziyaretçi defterine taziye mesajı yazmış ve saygı duruşunda bulunmuştu.[xiii]

İKİ BÜYÜK TEHLİKE

Alevilerin sadece öz vatanları olan Türkiye’yle değil göçlerle gittiği diğer ülkelerde de devletle barışık yaşaması, haklarını elde etmesi ve saygın bir şekilde varlığını sürdürmesi sağlıklı düşünen herkesi memnun etmelidir.

Ancak son gelişmeler iki açıdan rahatsızlık vericidir.

Birincisi, Ali’sizlik olarak bilinen ve Alevi toplumunun vicdanında Harici şeklinde karşılık bulan bu sapkın akımın Avrupa’da devlet eliyle güçlendirilmesidir. Elbette AABK ve AABF içindeki büyük çoğunluk bu sapkınlığa karşıdır, ancak Avusturya’da yapılan son toplantıda Ali’sizliğin yolları açıkça döşenmiş, süreç o yöne doğru evirilmiştir. AABK içindeki samimi Alevilerin ipleri eline almasının zamanı gelmiştir, geçmektedir bile… İş, artık geri dönülmez bir noktaya varmadan AABK ve AABF içindeki samimi Aleviler, bu süreci durdurmalıdır.

İkincisi, AABF içindeki kimi odakların etnik ayrılıkçılığa verdiği prim ve bu çevrelerle giriştikleri ortak eylemlerdir. Görünen o ki Türkiye düşmanlığında mevzilenmiş, Ermeni çetecilerin yalanlarına sarılmış, etnik ayrılıkçılığa yedeklenmiş ve Ali’sizlik kodlarını yükseltmiş yepyeni bir Alevilik veya daha yakışan adıyla Haricilik, Almanya’da devlet eliyle yapılandırılmaktadır. Adım adım ilerleyen bu anlayış, Alevi toplumunun geniş kesiminde yüz bulmasa da, gelecek için büyük tehditler barındırmaktadır.

TÜRKİYE NE YAPIYOR?

En başta söylediğimizi sonda yineleyelim: Stratejik aklı ve kurumsallaşmış yapısı olan hiçbir devlet, egemenliği altındaki etnik ve dini grupları kendi haline, başıboş bırakmaz. Dini, kültürel ve etnik farklılıkları devletin milli menfaatleri doğrultusunda kontrol altında tutup birlik içinde yaşama eğilimi taşır. Devletler açısından baktığımızda bu tutum, gayet anlaşılır ve makul bir davranış biçimidir.

Burada sorulması gereken asıl soru şudur: Bütün bu gelişmeler yaşanırken, Türk devlet aklı ne yapıyor? Bütün bu gelişmelere karşı nasıl bir tedbir alıyor? Ali’sizlik üzerine inşa edilmiş, etnik ayrılıkçılığa ve Ermeni çeteciliğine yedeklenmiş Türkiye düşmanı bu yapıya karşı, Alevilerin yanında yer alıyor mu?

Elbette birçok kişi pek haklı olarak “Aleviler bu duruma kendileri karşı koysun” diyecektir. Aleviler bu gelişmelere karşı yıllardır mücadele ediyor, halen de ediyorlar. Ancak bu mücadele salt sivil bir mücadele değildir, aynı zamanda devlet tarafından desteklenmesi gereken stratejik bir mücadeledir. Bir yandan kendi inançlarını ve ibadetlerini yerine getirmek için mücadele eden Alevi toplumunun diğer yandan milli güvenlik meselesi haline dönüştürülmeye çalışılan bir sorunla yalnız başına başa çıkması mümkün değildir. Aleviliğin Türkiye’de devlet nezdinde muhatap alınmaması, Sünnilik içinde erimeye terkedilmesi yönündeki anlamsız ve boş politika, Alevi toplumunun kaderine terk edilmesi gibi hususlar, kendini Türkiye’nin yanında konumlandıran ve Türk milli birliğinden yana olan Alevi toplumunu bu mücadelede zayıf bırakmaktadır.

Etnik ayrılıkçılığa yedeklenmiş Ali’siz (Harici) oluşumlar, açılım sürecinde güçlerinin zirvesine ulaştılar ve doğal olarak bu güçlü konumlarını bırakmak istemiyorlar. Bu günlerde sıklıkla yinelendiği gibi yeni bir açılım süreci hayata geçirilirse, Harici takımının elde ettiği avantajların daha da artacağından kimse şüphe duymamalıdır.

TÜRKİYE İNİSİYATİFİ ELE ALABİLİR

Alevilik alanında tarihin kırılma noktalarından birini yaşıyoruz ve tarih trajik şekilde tekerrür ediyor. Hz. Ali (as) zamanında olduğu gibi gerçek Alevilikle, sahte Alevilik yani Haricilik kesin ve sert şekilde ayrışma noktasına gelmiş durumda.

Hariciliğe karşı Aleviler, birçok girişimde bulundular. En son güçlü bir hareket olarak Serçeşme Vakfı’nı kurdular ve Ocakzadeler Meclisi’ni oluşturdular. Başkanlığını Hünkâr Hacı Bektaş Veli evlatlarından Sayın Hüseyin H. Ulusoy’un yaptığı bu hareket, kendini Türkiye’nin, Atatürk ilkelerinin ve evrensel insan haklarının yanında konumluyor. Aleviliği başka bir şeye dönüştürmeden özüne uygun şekilde yaşatmayı ve gelecek nesillere aktarmayı hedefliyor.

Almanya başta olmak üzere birçok ülkede de buna benzer irili ufaklı birçok Alevi oluşumları var. Avrupa’daki bu oluşumlar hem anavatanları Türkiye ile hem de yaşadıkları ülkelerle barışıklar ve barışık yaşamak iradesindeler.

Türk devlet aklı, buna benzer oluşumları muhatap alarak bir milli güvenlik meselesine dönüşmeden ülkemizdeki Alevi taleplerini karşılayabilir. Bu konuda atılacak planlı ve sağlam adımlarla Alevi toplumu kazanılabilir ve Avrupa’da şekillenen Harici anlayış minimize edilebilir. Alevi-Sünni bütünleşmesine yönelik bu hamle, her bakımdan Türk milletinin yararına işleyecektir. Tarihin bu kırılma noktasında Türk devlet aklının alacağı pozisyon gelecek için belirleyici olacaktır.

[i] https://www.facebook.com/photo?fbid=2734918020090625&set=a.1487427051506401, (AABF Başkanı Hüseyin Mat facebook hesabı).

[ii] “Sözde Alevi kanaat önderleriyle rant hesapları güderek, kendilerince bir çözüme ulaşılabileceği zannediliyor. Alevilerin iradesinin teslim alınabileceği sanılıyor. Bu teslimiyet politikasi Devletin Alevisi olarak yaşamak için çırpınanlar üzerinden yapılmak isteniyor. “https://www.facebook.com/599780323425084/photos/a.834807826588998/3230967386973018/, AABK Sekreteri Erdal Kılıçkaya’nın sosyal medya hesabı.

[iii] https://www.facebook.com/photo?fbid=2735618973353863&set=a.1487427051506401, (AABF Başkanı Hüseyin Mat facebook hesabı).

[iv] https://www.veryansintv.com/ataturkun-yanindan-ocalanin-emrine-veliyettin-efendi-nereye-kosuyor

[v] https://www.facebook.com/photo?fbid=2737215336527560&set=a.1487427051506401 (AABF Başkanı Hüseyin Mat facebook hesabı).

[vi] https://www.tum-haberler.com/haber/prof-dr-izzettin-dogan-avrupada-yasayan-tum-alevi-canlara-hayirli-olsun-2802?fbclid=IwAR139zMR3TLIzUKmUlqsvLQkm-DQFm00sQOVdmLdw5vTu1ivKFDwl7MgW_s

[vii] http://www.yolhaberkurulusu.com/alevileri-nereye-kadar-kandiracaksin-huseyin-mat/

[viii] https://www.facebook.com/photo?fbid=2734918020090625&set=a.1487427051506401, (AABF Başkanı Hüseyin Mat facebook hesabı).

[ix] https://www.facebook.com/photo?fbid=2738990619683365&set=a.1487427051506401, (AABF Başkanı Hüseyin Mat facebook hesabı).

[x] Enes Bayraklı, Hasan Basri Yalçın, Murat Yeşiltaş (Ed.), Avrupa’da PKK Yapılanması, SETA Yayınları, İstanbul 2019, s.46 vd.

[xi] Enes Bayraklı, Hasan Basri Yalçın, Murat Yeşiltaş (Ed.), Avrupa’da PKK Yapılanması, SETA Yayınları, İstanbul 2019, s.46 vd.

[xii] https://www.veryansintv.com/avrupada-alevilik-nereye-gidiyor-peki-turkiye-ne-yapiyor

[xiii] https://www.facebook.com/profile.php?id=813883863&sk=photos_all