ABD’nin Akdeniz’deki 51. eyaleti Yunanistan ve ikilinin yeni deniz girişimi

featured

Amiral Cem Gürdeniz yazdı

18 Mayıs 2022 günü Yunanistan Dışişleri Bakanı Dendias, Amerikan Dışişleri Bakanı Blinken ile bir araya geldi. Bu görüşmede yeni bir deniz girişimi görüşüldü.  Ekathimerini gazetesi haberinde Yunan Dışişleri Bakanı detaylarını vermese de girişimin küresel deniz çevresinin korunmasına katkı sağlarken, aynı zamanda Yunan çıkarlarını kollayacak bir formatta olduğunun altı çiziliyor. Ancak tam olarak bu girişimin ne olduğu söylenmiyor. Röportajda, bakan Dendias, Yunan deniz ticaret filosunun dünyanın en büyük filolarından biri olduğunun altını çiziyor. Bu vurgunun nedenlerini araştırmak gerekiyor.

YUNANİSTAN, ABD’NİN 51. EYALETİDİR

Ekonomik alanda küresel liderliği her geçen gün gerileyen ABD, hegemon statüsünü devam ettirebilmek için askeri gücünü ve hibrid savaş uygulama araçlarını sonuna kadar kullanıyor. Rusya Avrasya adasının batısında Ukrayna krizi üzerinden oyalanırken, NATO’yu konsolide etmeyi ve Finlandiya ve İsveç gibi iki önemli İskandinav ülkesinin NATO’ya üyelik sürecini başlatmayı başardılar.

ABD için yakın çevremizde hayati çıkarlarımızı etkileyecek en önemli başarılarından birisi Akdeniz’de İyon/Adriyatik ile Ege Denizlerini kontrol eden askeri coğrafyasını tepe tepe kullanmak üzere Yunanistan’ı adeta 51’inci eyaletleri olarak tam egemenlik alanlarına katmış olmalarıdır. Başbakan Mitsotakis ‘in 17 Mayıs 2022 tarihindeki ABD ziyaretinde Kongre’de yaptığı konuşmada Türkiye’yi şikâyet ederken, Kıbrıs’ta Türklerin varlığını yok sayması ayakta alkışlanırken, Başkan Biden ile ikili görüşmesinde Mavi Vatan haritamızı Mafya Babasına düşmanını şikâyet eden zavallı bir tarzda görüntü vermesi NATO’daki iki sözde müttefiğimizin arkamızdan değil gözümüzün önünde çevirdiği kumpasların son yıllardaki en çarpıcı örneklerinden birini oluşturdu.

PARİS 1919’DAN WASHINGTON 2022’YE

Mitsotakis ’in Kongre Konuşması Başbakan Venizelos’un 3 Şubat 1919 tarihinde Birinci Dünya Savaşını bitiren Paris Barış Konferansındaki konuşmasına benziyor. Yunan Başbakanı dörtlü konseye (ABD Başkanı Woodrow Wilson, İngiltere Başbakanı Lloyd George, Fransa Başbakanı George Clemenceau, İtalya Başbakanı Emanuele Orlando) yaptığı birkaç saat süren sunumda Adriyatik’ten neredeyse Batı Anadolu’nun tamamını kapsayan büyük bir coğrafi alanı istiyordu. Sonuç malum. 9 Eylül 1922’de İzmir ve Urla’dan gemilerle kaçarlarken geride 140 bin Yunan gencin cesedini bıraktılar.

EMPERYALİZM TÜRK YUNAN DOSTLUĞUNA İZİN VERMEZ

Yunanistan, NATO ve AB üyesi olarak iç istikrarını ve siyasi bütünlüğünü Türk düşmanlığı ve karşıtlığı üzerine kurguladı. Türk Yunan düşmanlığı ABD ve AB için her zaman el altında tutulan ve teşvik edilen bir jeopolitik manivela oldu. Türk Yunan dostluğu ABD için, Ege ve Akdeniz’de yani kenar kuşağın en önemli kısmında jeopolitik felaket demektir. Bu iki ülke dostluk geliştirip, Rusya ve Çin ile ilişkilerini batının jeopolitik etki alanından çıkacak şekle sokarsa batı için yıkım olur. O nedenle 1935-1955 arasında Atatürk sayesinde tohumları ekilen ve geliştirilen Türk Yunan dostluğunun tekrarına izin verilmez. Küçük Asya faciası ve Kıbrıs Barış Harekâtı yenilgilerinin yarattığı aşağılık kompleksi, kilise ve megali ideanın hayal dünyasının öğretileri ile karışınca ortaya Ege Denizinde ve Akdeniz’de barış içinde bir arada yaşamayı reddeden ve jeopolitik alanda Mavi Vatanımız ve üzerindeki hava sahasında Türkiye’nin haklarını gasp etmeyi kendine hak gören kanser bir devlet ortaya çıktı. Kanser artık terminal safhaya varmış görünüyor. Ülkedeki tüm askeri üsleri ABD’ye açan ve Amerikan Askeri Endüstrisinin müflis müşterisi Yunanistan, Türkiye’yi kendi gücü ile değil halkını ve coğrafyasını kumar masasına sürerek Amerikan gücü ile dengelemeye çalışıyor.

TÜRKİYE, YUNANİSTAN İLE SAVAŞ İSTEMEZ

Türkiye, Ege ve Doğu Akdeniz’de uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarını yaşayan ve gelecek nesiller için korumak istiyor. Kıta sahanlığından, münhasır ekonomik bölgeye; Egemenliği antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş Kardak benzeri ada adacık ve kayalıklardan, karasuları genişliğine; gayri askeri statüde egemenliği Yunanistan’a devredilmiş adaların silahlandırılması sorunundan, hava sahası sınırlarına kadar geniş bir yelpazede bu sorunları çözmek istiyor. Ancak bu sorunları Yunan tarafı çözmek istese bile ABD stratejistleri izin vermez. ABD güdümündeki Papandreou, Mitsotakis, Karamanlis hanedanları bu sorunları asla çözmez. Syriza lideri Çipras gibi müesses nizam dışından gelen bir siyasetçiye de çözdürmezler. Alaşağı ederler.

YUNANİSTAN 2004 SONRASI ÇÖKERKEN ABD NEREDEYDİ?

O zaman soralım. ABD, 2004 sonrası yaşanan, sosyal sonuçları yıkıcı olan ekonomik krizde neredeydi? Kılını kıpırdatmadı. Yunan halkı, küresel jeopolitik dengeler değişince kapılarının çalındığını anlamıyorlar mı? O günleri hatırlayalım. Yolsuzluklar, iflas eden ekonomi, devletin AB karşısında hesapları çarpıtması ve bir gece içinde yok olan hayatlar, intiharlar, böbreğini satanlar, dilencilik yapanlar ve acı çeken halk. Almanya liderliğinde AB, o yıllarda Yunanistan’a acı reçeteyi sunuyordu. Halk AB’den nefret ediyordu. Bu nefrete 2018’den sonra kendi senatör ve bakanları üzerinden Türk düşmanlığı sosunu da ekleyen ABD, geleneksel ve tarihsel olarak anti-Amerikan ruha sahip Yunanistan’a tam yol süratle girdi. Yunanistan eski Maliye Bakanı Yanis Varoufakis, Yunanistan’da 2018 Temmuz ayı sonunda yaşanan ve çok sayıda can kaybı olan yangının ardından kaleme aldığı ‘’Yangının Ardındaki gerçekler’’ isimli makalesinde şunları yazmıştı: ‘’Geçtiğimiz on yılda Yunanistan, yangınlarda ve sellerde yitirdiğinden daha çok insanını AB’nin yol açtığı trajedi yüzünden yitirdi. 2011’den bu yana 20 binden fazla insan intihar etti. AB’nin Yunanistan’a dayattığı ekonomik bunalım sebebiyle çalışma çağındaki her on Yunan’dan biri göç etti.’’

YUNANİSTAN KENAR KUŞAĞIN YENİ BAŞ KALESİDİR

Kenar kuşaktaki Türkiye ve Yunanistan gibi ülkeler 1945 sonrası Amerikan çıkarları için şekillendirildiler. Bugün gerileyen Amerikan hegemonyası artık cam mağazasına girmiş fil gibi fütursuzca hareket ediyor. Türkiye 15 Temmuz 2016 FETÖ darbe girişimi sonrası kenar kuşakla hesaplaşma sürecine başladı. ABD, bunu görüyor. Türkiye kaybedilirse Yunanistan asla kaybedilemez. O nedenle Türk Yunan anlaşmazlıkları teşvik edilmelidir. Burada asıl hedef Rusya oyalanırken asıl hesaplaşmanın yapılacağı Pasifik havzasına hazırlık yapmak ve bölgeyi tahkim etmek.  ABD bunun için NATO’yu Pasifik’e genişletmek, Arktik’te Rusya’yı dengelemek hedefleniyor. Türkiye vetosunu kullanmaz ve Finlandiya NATO’ya katılırsa Finlerin NATO ile olan ortak sınırını katlayarak Rusya’ya yeni tehdit alanı oluşturmaları ABD için bulunmaz fırsat ve kazanım sağlayacaktır. Bu sınıra yapılacak yeni yığınaklar, tahsisi edilecek hava ve deniz güçleri Pasifik’ten karşılanacaktır.

ÇİN İLE SAVAŞA HAZIRLIK

2017 Mart ayında Başkan Trump’ın Baş Stratejisti Steven Bannon, ‘’5-10 yıl içinde mutlaka Çin ile savaşacağız’’ demişti. Yunan asıllı eki NATO Avrupa Komutanı Emekli Amiral (Yunan asıllı) Stavridis, eski Donanma Bakan Yardımcısı Cropsey, eski Dışişleri Bakanı Pompeo gibi neocon savaş yanlıları Çin ile savaşılmasını ve Çin deniz ve hava kuvvetlerinin büyük zarar görmesini Amerikan üstünlüğünün devamı için neredeyse şart koşuyorlar. Bu ve benzerleri dünyayı kana bulayan tüm faşist ve militer diktatörler gibi savaşı ve vahşeti insanlığın doğal bir süreci olarak görüyor ve Çin büyümeden dersini verelim diyorlar. Biden’ın bu hafta içinde başlayacağı Asya ziyaretinin asıl amacı Asya Pasifik’teki müttefiklerini ikna turudur. Ukrayna’nın başına gelenleri gördükten sonra ABD müttefiklerinin tavrı merak ediliyor. Yeni Zelensky’ler ve pahalı Amerikan kanı yerine ucuz kan aranıyor.

OKYANUSLARDAKİ GÜÇ ZAYIFLADI

Ancak Amerikan devlet gücünün ciddi bir sorunu var. Amerikan deniz gücü yetersiz. Önceki makalelerimden hatırlatma yapayım. ABD Donanmasının, Birinci Dünya Savaşına girdiği 3 Mart 1917 günü 282 gemisi vardı. 1 Kasım 1918’e, yani savaşın sonuna gelindiğinde gemi sayısı 1378 olmuştu. Bu gemilerin 373 adedi Avrupa cephesinde görevliydi. İkinci Dünya Savaşında 1941-1945 arasında sekiz muharebe gemisi, 112 değişik tonajda uçak gemisi (82 refakat uçak gemisi dahil), 48 kruvazör, 354 muhrip ve 203 denizaltı inşa etmişlerdi. Savaş bittiğinde yaklaşık 900 adedi muharip 5000 adede yakını yardımcı gemi olan 6000 gemilik donanmaya sahiptiler. Soğuk savaşın bittiği 1989 yılında 600 civarında muharip ve yardımcı gemileri vardı. ABD, bugün büyük güçler arasında geniş ölçekli bir savaş çıktığı takdirde her iki dünya savaşındakine benzer konvansiyonel yetenekte bir donanmayı oluşturabilecek durumda değil. ABD Donanmasının bugün 293 muharip gemisi var. Bırakalım Avrupa, Atlantik cephesini tüm okyanus alanlarında sadece 98 adet gemisi görev yapıyor. Bu sayının %60‘ı da Asian Pivot stratejisi gereği Çin ve Rusya’ya karşı Pasifik harekât alanında konuşlu. Obama döneminin donanma üzerindeki hasarı, tarihte yaşanmamış oranda artan gemi yangın ve kazaları; geciken gemi teslimleri, planlı bakım, büyük bakım, havuzlama ve arızalara müdahalede yetersiz hizmet, disiplin, usulsüzlük ve ahlaki nedenlerle görevden alınan gemi ve birlik komutan sayısında artışlarla harbe hazırlık seviyesinde ciddi düşme yaşandı. Bu durum bugün toparlanabilmiş değil.

ABD KENDİ OLANAKLARI İLE SEA LİFT (DENİZ KÖPRÜSÜ) KURAMIYOR

ABD’nin Rusya Ukrayna krizinde gözlemlediği en önemli gerçek, Avrupa ile ABD arasında deniz köprüsü kurmada karşılaştığı zorluklardır. Zira Amerikan ticaret filosu yetersiz. Kendi bayraklarını taşıyan sadece 200 gemileri var. Rusya’nın Avrupa’daki doğal gaz tekelini kırmak için LNG gemileri ile ihracat yapmak isteseler de olanaklar ihtiyaçları karşılamaktan çok ama çok uzak. ABD’nin yardımcı gemiler filosu MSC (Military Sealift Command-Askeri Deniz Lojistik Destek Komutanlığı)nın olanakları da çok kısıtlı. Kendi ihtiyaçlarına yetmiyor. 19 adet açık deniz lojistik destek ve denizde akaryakıt ikmali tankeri; 14 adet cephane nakliye;15 adet askeri malzeme nakliye gemisi: 21 adet denizaşırı üslerde önceden konuşlu yığınaklanma malzeme gemisine sahipler. Bu sayıların Çin ve Rusya ile Atlantik/Avrupa ve Asya/Pasifik cephelerinde iki cepheli bir savaşta son derece yetersiz kalacağı açıktır. Sadece bir mekanize tümenin harp araçları 100 bin tonun üzerindedir. NATO’nun soğuk savaş planlarına göre Avrupa’daki bir savaşta daha ilk aylarda bütünleme ikmali için ABD’den takviye edilmesi gereken yük miktarı 25 milyon ton civarındaydı. Askerî harekât ihtiyacı petrol ürünleri ise 100 milyon varildi. Şimdi bu tabloya Pasifik harekât alanını ekleyelim. Karşımıza korkunç zor bir tablo çıkıyor. Zira Pasifik’te Japonya, Avustralya ve Güney Kore gibi en önemli ABD müttefiklerinin petrolü yok. En azından yakıtta ABD’ye bağımlılar. Bu duruma Avrupa’da Rusya ile devam edecek savaşı ekleyelim. Pasifik ve Atlantik’te aylarca sürecek deniz ulaştırma köprüsü (sea lift) ve dolayısı ile bu konvoyların üç boyutlu tehdide karşı korunması ihtiyacını saymıyorum bile. Okyanus geçişlerinde 11 adet nükleer uçak gemisi hariç her geminin birkaç defa denizde yakıt ikmali yapma ihtiyacı var. Ancak yeterli gemileri yok. MSC gemilerinin de kendilerini savunacak su üstü veya hava savunma sistemleri yok.

TİCARET FİLOLARI ARASINDA TARİHSEL İŞBİRLİĞİ

Dendias’ın deklare ettiği ancak içeriğini açıklamadığı ortak deniz girişiminin halen dünyanın en büyük deniz ticaret filosu olan Yunanistan’ın imkanlarının ABD tarafından gelecekte kullanılmasının yolunu açacağını değerlendiriyorum. ABD ile Yunanistan arasında ticaret filoları iş birliğinin geçmişi İkinci Dünya Savaşına kadar uzanmaktadır. Yunan filosunun büyük bölümü savaşta gerek Atlantik gerekse Pasifik harekât alanlarında Amerikan ve İngiliz Donanmalarına hizmet etmek üzere kiralama üzerinden görev yaptı. Müttefiklerin lojistik nakliyesi ve diğer müttefiklere yardım malzemelerinin intikali için kullanıldılar. Savaş başında Yunanistan’ın 1,8 milyon DWT kapasiteli 583 gemisi vardı. Savaş sonunda 457 gemileri batmış, geriye yarım milyon ton DWT kapasiteli 126 gemi kalmıştı.  Yaklaşık 2500 denizci boğularak ölmüştü.

ABD, YUNANİSTAN’I SAVAŞ SONU ÖDÜLLENDİRDİ

Onlara çok düşük faizli kredi ile ticaret gemisi verdi. Bunların başında 10,000 ton taşıma kapasiteli Liberty tipi şilepler geliyordu. Bu gemiler İkinci Dünya Savaşı sırasında ABD’deki 16 değişik tersanede dört yıl gibi kısa bir sürede 2707 adet inşa edilmişlerdi. 1947 Nisan’ında ABD Yunanistan’a 100 gemi verdi. 1949 yılına kadar 300 gemi daha verdiler. Bu başlangıç Yunan deniz ticaret filosunu resmen uçurdu. Geleneksel denizci toplum olan Yunanistan bu başlangıcı girişimci armatörleri sayesinde büyük bir başarı hikayesine dönüştürdüler. Bugün gerek 400 milyon DWT kapasite ile tonaj, gerekse 5000’e yakın gemi ile dünya birincisi durumundalar.  (Türk filosunun 11 katı büyüklükteler.) Dünya tanker filosunun %30,25’i, Dünya kimyasal tankerlerinin %14,64’ü, Küresel LNG/LPG taşıyıcılarının %15,58’i, Dünya dökme yük gemilerinin %20,04’ü, Dünya konteyner gemilerinin %9,53’ü Yunanistan’a ait.

ABD SEALİFT GÜCÜ AÇIĞINI YUNANİSTAN KARŞILAYABİLİR

Bu kapsamda ABD’nin sadece 200 Amerikan bayraklı ticaret gemisine ve kısıtlı sayıda MSC gemisine sahip olduğunu belirtmiştim. ABD’nin gerek Pasifik gerekse Atlantik cephelerinde aynı anda sürdüreceği gelecek bir savaşın deniz köprüsü ve savaş lojistiğini tek başına karşılayamayacağı çok açıktır. Belli ki Yunanistan’ın savaş lojistiği için hayati önemdeki 900’e yakın akaryakıt tankeri; 457 konteyner gemisi; 130 yolcu gemisini gözüne kestirmiş durumda. Bu durumda, Yunanistan ile ABD arasında gelecekteki büyük savaşın lojistik iş birliği sözleşmesi çoktan yapılmış olabilir. Karşılığında Türkiye’ye karşı Amerikan korunması garantileri verilmiş olabilir.

YUNAN DENİZ TİCARET FİLOSUNA İHTİYAÇ HİNT/PASİFİK’TE

Geçmiş yazılarımda vurguladığım hususu bir kez daha hatırlatayım. Pasifik harekât alanı çok geniş. Bu alanda Avrupa, Baltık ve Akdeniz’deki gibi ülkeler birbirine yakın değil, arada binlerce millik büyük deniz geçişleri var. ABD’nin en yakın müttefikleri Japonya Güney Kore ve Avustralya’nın uçak, helikopter ve savaş gemileri için çok yoğun motorin ve jet yakıtına ihtiyaç var. Bunun tek kaynağı ABD. Böylesine önemli bir savaşta Hürmüz Boğazı’nın da kapanacağı ve İran’ın ABD karşısında yer alacağı, dolayısıyla Suudi Arabistan ABD yanında yer alsa bile muhtemelen kapanacak Hürmüz Boğazından dolayı Asya’ya Körfez’den deniz yoluyla yakıt transferinin imkansıza yakın hale geleceği kaçınılmaz sonuç olacaktır. Bu durumda en emniyetli petrol nakliyat hattının ABD’nin batı sahilleri ile müttefikleri arasında olacağı bellidir. İşte bu nakliyatı sağlamak için çok yoğun tanker filosuna ihtiyaç vardır.  İşte, Yunanistan artık ABD’nin 51’inci eyaleti olmuştur ve emrindeki 700’ü tanker 5000 gemilik muazzam deniz ticaret filosu Amerikan donanmasının küresel güç mücadelesindeki büyük hesaplaşma için hazırlanmaktadır.

YENİ JEOPOLİTİK KONJONKTÜR TÜRKİYE’YE İNİSİYATİF TANIYOR

ABD şüphesiz Yunanistan’ın coğrafyasını ve ticaret filosunu kendi çıkarları için gözüne kestirmiş ve elde etmiştir. Yunanistan artık fakir ve küçük bir Amerika’dır. Kendi bağımsız kararlarını veremeyecek düzeyde Mitsotakis hanedanı tarafından ayakta alkışlandığı Washington’a teslim edilmiştir. Ona verilen görev Rus karşıtlığı ve Türk düşmanlığını devam ettirmek, Yunan halkını ABD jeopolitik çıkarlarını onaylamaya ikna etmektir. Ancak ne ABD ne NATO, kuzeyde Ukrayna krizi üzerinden Rusya ile büyük bir mücadele yaşanırken güneyde Türk Yunan savaşı çıkmasını istemez. Zira böyle bir durumda NATO ciddi yara alır. O halde Ukrayna Rusya krizi ve ABD Çin çekişmesi sürdüğü sürece ABD, Türk Yunan çatışmasını, çıksa bile sınırlı tutmaya çalışır. ABD’nin Türk Yunan çatışmasından daha çok Yunan coğrafyasına ve ticaret filosuna ihtiyacı vardır. Bunu sağlamak için Yunanistan’ın Türkiye’ye akıl dışı taleplerde bulunmasına, Kıbrıslı Rumların küstahlıklarına göz yumacak ancak NATO’da büyük çatlağa neden olacak Türk Yunan savaşını arzulamayacaktır. Bu durumda aslında Ege ve Doğu Akdeniz’de inisiyatif Türkiye’dedir.

TÜRKİYE TAVSİYELERİ

Türkiye, inisiyatif sahipliğinin bilinciyle hareket etmeli ve asla Yunan, Rum ikilisinin Amerikalılara güvenerek bizden jeopolitik çıkar kazançlarına; Türk Rus yakınlaşması ve Ukrayna krizinde devam eden Türk tarafsızlığını bozma girişimlerine izin vermemelidir. Ukrayna krizinde Rusya’nın kazanan taraf olacağı jeopolitik ve askeri stratejinin gereğidir. Karşılığında Rusya İsveç ve Finlandiya tarafsızlığını kaybetmiş ve savunacak sınırı binlerce km daha büyümüştür. Artık Rusya’nın Türkiye’ye ihtiyacı eskisinden daha büyüktür. Bu durum Türkiye’nin Asya politikasında denge ve avantaj yaratacaktır. Türkiye, bu durumu da kazan kazan formülü ile kullanabilmeli ve içimizdeki gözü kara mandacıların tuzağına düşmemelidir.

YUNAN HALKINA TAVSİYELER

Bu yazıyı Yunan Profesör Dimitri Kitsikis’in, 2019 yılında Atina’da verdiği bir TV mülakatındaki sözleri ile bitirelim ve Yunanistan’a tekrar dostane tavsiyemizi yapalım. Bizle düşman değil dost olun. Kitsikis şunları söylemişti: ’’Türkiye söz konusu olduğunda büyük bir hata yaptığımızı anlamadıkça sorunlarımızın çözüm şansı yok. Aslında biz değil, batılılar 1821’de bu küçük devleti kurmak için bizi tuzağa düşürdüler…1923’te biz 7 milyon nüfusa sahipken Türklerin 11 milyon nüfusu vardı. Bugün bizim 11 milyon olduğumuzu ve Türkiye’nin 81 milyon olduğunu milyonlarca kez söyledim. Yani ne olmasını bekliyorsunuz? İşe yaramaz, tamamen çökmüş durumdayız, geri savaşabilecek durumda mıyız?’’

(Kitap Tavsiyesi:  Sinan Onuş tarafından yazılan ve Frekans Kitap tarafından yayımlanan ‘’Atatürk’ün Savarona’da 56 Günü’’ başlıklı kitabı tavsiye ediyorum. Ön sözünü bana yazdırdığı için değerli yazara teşekkür ediyorum.)

ABD’nin Akdeniz’deki 51. eyaleti Yunanistan ve ikilinin yeni deniz girişimi

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Giriş Yap

12 Yorum

  1. 1 ay önce

    ABD’nin 52. Eyaleti Türkiye

  2. 1 ay önce

    Son 10 gündür ülkemizde garip ve silahlı oluşumların karanlık hedefleri konuşulurken, akıl, strateji, bilgi birikimi ile ülkemiz çıkarlarını hedefleyen bu tip yazılar içimizi aydınlatıyor…umarım devletimizi yönetenler açısından da faydalı olur..

  3. 1 ay önce

    Var olun Komutanım.

  4. 1 ay önce

    Bu kapsamli ve birikim urunu makalenin Devlet akli tarafindan da degerlendirmesi dilegi ile

  5. 1 ay önce

    Sayin Gurdeniz, Aldiginiz egitimin hskkini fazlasiyla veriyorsunuz. Turkiye’nin sizin gibi aydinlara cok ihtiyaci var. Yaziniz cok aydinlatici ancak, devlet kademelerinde sizin ongorulerinizi degerlendirecek kapasitede kimse oldugunu zannetmiyorum. Sizlere kurulan kumpaslar devletin stratejik aklini yok etmistir. Turkiye ne yazik ki stratejiden habersiz ve hayatinda tek kitap okumamis siyasetcilerin eline kalmistir.

  6. 1 ay önce

    Harika bir değerlendirme. Devletin politika üreticilerinin dikkatle incelemesini öneririm. Yazara teşekkürler akıl ve kalem gücünün devamı dileklerimle.

  7. 1 ay önce

    Sevgili Komutanim, yine enfes cok degerli bir yazi kaleme almissiniz. Sagolun varolun. Umarim asil okumasi gerekenlerde okuyordur bunlari ama iclerindeki Atatürk nefreti sizin yazilariniza da yansittikleri icin sanmiyorum okuduklarini.

  8. 1 ay önce

    Yunanistanin üstlendigi rol dolayisi ile AB tarafindan fakir birakilacagindan emin degilim. Nihayetinde Yunanistanin Türkiye düsmanligi sadece ABD‘nin degil, AB‘nin de kollektif menfaatlerine hizmet ediyor. Artik sadece ABD degil, Avrupa Birlesik Devletleri var karsimizda ve Yunanistan Avrupa Birlesik Devletlerinin bir eyaleti. Finlandiya ve Isvec AB‘nin eksik olan son iki eyaleti. AB cok zengin ve cok egitimli bir nüfusa sahip. Biz ise hala 19. yüzyildan kalma problemlere yenilerini de ekleyerek enerjimizi heba ediyoruz. Sözde müttefiklerimizin sirtimiza vurdugu terör laneti neredeyse 50 yilimizi yiyip tüketti ve tüketmeye devam ediyor. Asyaya dönüp baktigimda, Türkiyenin ittifak yapabilecek tek bir ülke bile göremiyorum ben. Korkunc bir yanlizlik kuyusuna düsmüs durumdayiz. Koskoca Rusya bile zengin AB ve ABD ittifaki karsisinda Ukraynada batakliga saplandi. Bilinen dünya dengeleri daha simdiden alt üst oldu bile. Tüm bunlar yasanirken AB ve ABD kendi nesillerini önümüzdeki yüzyila yön verecek bilim ve teknolojilerle donatmaya devam ediyor. Her gecen gün gelecege daha karamsar bakiyorum maalesef.

  9. 1 ay önce

    Cem Amiralim.
    Analizinin,yakın tarihte ve günümüzde yaşanmakta olan bütün
    Olayları açıklıyor.
    ABD,AB,NATO,BM,Emperyalist emellerin aracı olmuştur.Turkiye ABD,AB,ve NATO nün,Suriye,Doğu Akdeniz ,Kıbrıs ve Egede,yasadigi sorunlar,Uluslar arası hukuka uygun olarak,yazılı tescil edilmedikce, Türk Dış politikasinin Atatürk Tarafında konmuş Mihenk Taşı olan,Yurtta Sulh,Cihanda sulh,ilkesi ile,İsveç ve Finlandiya’nın Natoya girişini onsylamadigini,açıkça ilan etmelidir.

  10. 1 ay önce

    Saygıdeğer Komutanım, yazılarınız bizi aydınlattığı gibi bazı sorularında kafamızda oluşmasına neden oluyor. Bir sonra ki yazılarınızda bu konularda bizleri aydınlatırsanız sevinirim. 1- ABD ve Yunanistan’ın deniz gücüne (askeri ve ticari) diğer Batı ittifakının katkısı ne olur? 2- II.Dünya savaşında uzay ve uydu teknolojisi yoktu. Bu nedenle denizden lojistik ve askeri güç aktarımı büyük ölçüde olanaklıydı. Ancak bugün okyanuslarda çok hızlı hareket edemeyen ve kamuflajı oldukça zor olan gemilerin güvenliği sağlanabilir mi? Ya da ne ölçüde sağlanabilir? Uydu ve güçlü radarlar ile yerleri çok kolay saptanan gemilerin denizaltılardan kaçabilmesi pek olası görünmüyor. 3- Bu anlamda denizaltıların, İHA’ların ve uyduların, yüksek menzil ve sürate sahip güdümlü roketlerin önemi ne ölçüde artmıştır? Saygılarımla.

  11. 1 ay önce

    Sayın Gürdeniz,

    Analizlerinizden devamlı istifade ediyorum. Çok teşekkür ederim. Sağladığınız farkındalıklar ve stratejik yol göstermeniz hepimizin takdirini kazanmaktadır.

  12. 1 ay önce

    Komutanım ellerinize, emeğinize sağlık. Gören gözler, düşünebilen kafalar için mükemmel bir analiz. Saygılar.

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!