ABD’nin kara listesindeki Org. Karadayı hayatını kaybetti… Son dileği yerine gelmedi

TSK'nın 22'nci Genelkurmay Başkanı Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı hayatını kaybetti. FETÖ'cü savcıların başlatmasına rağmen devam ettirilen 28 Şubat davasının sanıkları arasında yer alan Karadayı, 'Ölmeden önce aklanmak istiyorum' demişti.

ABD’nin kara listesindeki Org. Karadayı hayatını kaybetti… Son dileği yerine gelmedi

TSK’nın 22’nci Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı İstanbul’da hayatını kaybetti. Karadayı uzun süredir kanser tedavisi görüyordu.

Org. İsmail Kakkı Karadayı’nın görev döneminde Türk Ordusu, Kuzey Irak’a, yani ABD’nin egemenlik alanına 35 bin askerle girmiş ve kukla devleti büyük oranda dağıtmıştı. Harekatın düzenlendiği Mart 1995 tarihi, aynı zamanda TSK’nin ABD’ye silahla direnmeye başladığı tarihti. Karadayı, bu “suçlarıyla” ABD’nin kara listesine giren Türk generallerinin başındaydı.

CIA PEŞMERGELERİNİ KOVAN KOMUTAN

Jandarma Genel Komutanı Org. Eşref Bitlis’in uçağının düşürülmesiyle durdurulmak istenen plan, Karadayı’nın Genelkurmay Başkanlığı döneminde hayata geçti.

Org. İsmail Hakkı Karadayı’nın Genelkurmay Başkanlığı döneminde, 1995 Mart’ında yapılan “Güneş Harekâtı”, ABD’nin “Kürt devleti” planına büyük darbe vurdu. Ardından 1996 Ağustos’unda hayata geçen Çekiç Harekâtı’yla ABD’nin Peşmerge üzerinden kurmaya çalıştığı hesapları bozdu.

Harekatla Barzani yönetimi adeta teslim alındı,  Irak yönetimi ve Türkiye’nin ortak hareketiyle bölgedeki “CIA Peşmergeleri” kovuldu. Irak güçleri Türkiye sınırına kadar olan bölgeye hakim oldu. Böylece ABD’nin kara güçleri hareket edemez duruma getirildi. Bu harekât Batı basınında “ABD’nin, Vietnam’dan sonraki en büyük yenilgisi” olarak değerlendirildi. ABD’nin Türk ordusuna düşmanlığı da bundan sonra arttı. ABD siyasetine yön veren düşünce kuruluşları, CIA bağlantılı merkezler ve Batı basını sürekli TSK’yı hedef alarak “Türk ordusu hizadan çıktı” yorumları yapmaya başladı.

SON DİLEĞİ

Karadayı emekli olduktan sonra da hedeften çıkmadı. Ergenekon kumpasına adı karıştırılan Karadayı, FETÖ’cü savcıların başlattığı ancak noktalanmayıp devam ettirilen 28 Şubat davasında da sanık yapıldı.

Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı, Genelkurmay Başkanı olarak, 28 Şubat 1997’deki Milli Güvenlik Kurulu (MGK) toplantısına katılmıştı. Toplantıdan 4 maddelik ünlü 28 Şubat bildirisi çıktı. 28 Şubat süreci yıllar sonra yargıya taşındı. Dava 5 yıl sürdü.

Geçen yıl Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, dönemin Genelkurmay Başkanı emekli Orgeneral İsmail Hakkı Karadayı’yı da suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini cebren düşürmeye ve devirmeye iştirak” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Mahkeme, sanığın yargılama sürecindeki tutum ve davranışlarını, takdiri indirim nedeni kabul ederek cezayı müebbet hapse çevirdi.

TSK’dan en çok FETÖ’cü onun döneminde atıldı…

Eski Genelkurmay Başkanı Org. İsmail Hakkı Karadayı, geçen yıl, “88 yaşındayım, şerefimle bu devletin en üst seviyede rütbesini taşıdım. Bana, TSK’ya, Türk milletine ve Türk hukukuna yapılan bu haksızlık, bu ayıp giderilmeli, haksız leke silinmeli” demişti. Karadayı’nın avukatı Erol Yılmaz Aras da müvekkilinin kanser hastası olduğunu ve yürüyemeyecek durumda olduğunu kaydederek yerel mahkeme kararının bozulmasını istemişti.

İsmail Hakkı Karadayı, başvuru dilekçesinde şu ifadeleri kullanmıştı:

“Bana ve arkadaşlarıma yönelik bu haksız suçlama, çok ağırıma gidiyor. Biz kesinlikle hukukun içinde kaldık. Darbe yapmak aklımızın ucundan geçmedi. Hükümet, parlamentoda değişti. Güvenoyu aldı. O siyasi sürece hiçbir etkimiz ya da cebri bir müdahalemiz olmadı. İstifa eden hükümete ‘zorla devrildi’ nasıl denebilir? Yasada darbenin tarifi ilkokul düzeyinde anlaşılır açıklıkta yazılı değil midir?”

İZAHI MÜMKÜN DEĞİL!

“Biz o zaman emekli olup şanlı geçmişimizi yanımızda taşıyıp evimize çekildik” diyen Karadayı, şöyle devam etmişti:

“Ancak 20 yıl sonra, olmayan bir darbeyi olmuş sayıp FETÖ’cü polis ve hakim/savcıların düzenlediği ve FETÖ’nün en son ve en pespaye kumpaslarından biri olan 28 Şubat davasını yeniden canlandırıp, bana ve 20 arkadaşıma verilen ceza aklın, hukukun, vicdanın dışındadır. Hem FETÖ’yle mücadele ediliyor deyip hem de FETÖ’nün hazırladığı soruşturmayı ve kovuşturmayı yapanları bu nedenle bırakın soruşturmaya tabii tutmayı, onların hedefindeki Türk Silahlı Kuvvetleri’ne yönelik bu lekeleyici davayı devam ettirip mahkumiyetle tamamlamak, kararı veren mahkeme bakımından izahı mümkün olmayan bir durum olduğu gibi, gelecekte hukuk ve tarih karşısında sorumluluk getirecektir. İstinaf Mahkemesi’nden, bu hukuksuzluğu ve büyük haksızlığı daha fazla bekletmeden ortadan kaldırmasını talep etmeyi, kendi adıma artık ertelenemez bir görev olarak addetmemi sanırım yadırgayan olmayacaktır.”