Adnan Oktar’a ‘Ergenekon-Balyoz’ sorusu

Adnan Oktar ve örgütü bugün ilk kez hakim karşısına çıktı. Savunmasının ardından çapraz sorgusu yapılan Oktar, Ergenekon ve Balyoz davalarındaki müdahilliğiyle ilgili soruya 'Ben mi müdahil olmuşum, haberim yok' yanıtını verdi.

Adnan Oktar’a ‘Ergenekon-Balyoz’ sorusu

Adnan Oktar ve grubuna yönelik 171’i tutuklu 226 sanık hakkında açılan davanın ilk duruşması Silivri Ceza İnfaz Kurumları’nın karşısında bulunan duruşma salonunda görüldü. İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya Adnan Oktar, Oktar Babuna, Tarkan Yavaş, Ayşegül Hüma Babuna da aralarında bulunduğu 261 tutuklu ve 29 tutuksuz sanık katıldı.

TARTIŞMA YAŞANDI

Mahkeme heyeti bir kısım sanıkların kimlik tespiti yapıldıktan sonra duruşma salonuna girdi. Mahkeme Başkanı, ilk olarak Adnan Oktar ve 12 örgüt yöneticisinin savunmasının alınacağını söyleyerek Adnan Oktar’ı, savunması alınmak üzere kürsüye davet etti.

Bunun üzerine söz alan sanık avukatları, sanıkların kimlik tespitinin bitirilmediğini, iddianamenin okunmadığını, sanıklara suçlarının anlatılmadığını savunarak sanıkların savunmalarının alınamayacağını öne sürdü.

Sanık avukatları ayrıca, suçun ve örgütün merkezinin Anadolu yakası olduğunu savunarak, hem yetkisizlik hem de görevsizlik talebinde bulundu. Bazı sanıkların avukatları da, müvekkillerinin avukat olduklarını, Adalet Bakanlığı’ndan izin alınmadan müvekkilleri hakkında soruşturma yapılarak dava açıldığını hatırlatarak, avukat olan sanık müvekkilleri yönünden yargılamanın durdurulmasını istedi.

Müşteki avukatları da müvekkili olan müştekilerin dinlenilmesi sırasında duruşmada gizlilik ve yayın yasağı kararı alınması talebinde bulundu.

TALEPLER REDDEDİLDİ

Sanık avukatlarının yetkisizlik ve görevsizlik kararı verilmesi yönündeki taleplerinin reddine karar veren mahkeme, diğer talepleri de reddederek iddianameyi özetlemeye başladı. İddianamenin özetlenmesinden sonra iddianamede kendisine yöneltilen suçlamalar hatırlatılan sanık Adnan Oktar, suçlamalara karşı savunmasını yapmak üzere kürsüye davet edildi. Duruşma, Oktar’ın savunması ile devam ediyor.

‘BEN TUTUKLANDIKTAN SONRA HÜKÜMET SAHİL VE İÇ KESİMLERİ KAYBETTİ’

İngiliz derin devletinin yıllardan beri Türkiye’ye ve İslam alemine karşı oynadığı bir oyun olduğunu savunan Oktar, “Hükümeti yıkmaya çalışıyorlar. Ben de hükümeti ve bu ülkeyi çok sevdiğim, bu oyunu gördüğüm için beni ekarte etmeye çalışıyorlar. Ben tutuklandıktan sonra hükümete baskı arttı. Hükümet sahil ve iç kesimleri kaybetti. Bunlar aralarında psikolojik savaş uzmanlarının da aralarında olduğu 100 kişilik bir ekip tarafından hazırlandı.” iddiasında bulundu.

Üniversite mezunu olduğunu, arkadaşlarının hepsinin de aklı başında üniversite mezunu insanlardan oluştuğunu anlatan Oktar, “Yerli ve milli bir insanım. Milliyetçi bir insanım. Bu oyunu Türkiye’de yutacak kimse yok. Uydurma deliller var. DEAŞ, Taliban, FETÖ gibi örgütlere karşı çok aktif olduğum için beni yok etmeye çalıştılar. Türkiye’de İslam’ı kazımak istiyorlar.” diye konuştu.

Cinsel istismar iddialarını kabul etmeyen Oktar, yıllar sonra yönlendirmeyle bu çocukların ifade verdiğini, korkutulduklarını, kendisine iftira attırıldığını öne sürerek, söz konusu kişilerin baskı altında ifade verdiklerini savundu.

‘TUTUKLANDIĞIM GECE DOLAR 5 LİRAYA ÇIKARTILDI’

Sanık Oktar, bütün bunların İngiliz derin devletinin oyunu olduğunu iddia ederek, “Tayyip Bey’i devirmek istiyorlar. Bakın ben tutuklandığım gece dolar 5 liraya çıkartıldı.” ifadesini kullandı.

‘NASIL BİR GÜCÜNÜZ VAR Kİ BUNU DÜŞÜNÜYORSUNUZ?’

Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, “Nasıl bir gücünüz var ki bunu düşünüyorsunuz?” sorusu üzerine Oktar, “Benim 320 kitabım var. Bununla 50-100 milyona ulaşıyorum. Ben Tayyip Bey’i yabancı basın mensuplarına övdüm. Amerikalısına, İngiliz’ine, Fransız’ına övdüm. Ben her zaman devletin yanında olacağım.” diye konuştu.

Oktar, Mahkeme Başkanı Perk’in “Resmi evli örgüt mensuplarının evliliklerinin sonlandırılması talimatı verdiğiniz iddialarına neler diyorsunuz?” sorusuna, “Öyle bir şey yok. Resmi evlilik çok güzel bir şeydir.” yanıtını verdi.

‘KADINLARA AŞIĞIM’

Başkan Perk’in, kadınların kibrinin kırılması için istismara maruz bırakılması talimatı verilmesi iddialarına ilişkin sorusu üzerine Oktar, “Çok kötü izah bunlar. Bütün kadınlara aşığım. Ancak bu Allah aşkı. Seks manasında değil. Şefkat duyuyorum, kadınlara karşı son derece hürmetli ve koruyucuyum. Kadınlara karşı saygımı herkes bilir. Kadınlar onore edilmelidir.” ifadelerini kullandı.

Örgüt içindeki hiyerarşik yapıyla ilgili iddiaları da reddeden Oktar, kendilerinin Allah rızası için yaşayan sahabe dönemini özleyen Müslüman bir arkadaş grubu olduğunu söyledi.

Oktar, Mahkeme Başkanı Perk’in “Örgüt üyelerinin askerliğe gitmelerini engellediğiniz iddialarına neler diyeceksiniz?” sorusuna, “Öyle bir şey yok. Ben böyle bir talimat vermedim. Benim güneydoğuda şehit olmuş 4 arkadaşım ve gaziler var. Askerlik, devlet, bayrak kutsal şeylerdir. Ben Turan’ı, Türk İslam’ını hedefliyorum, nasıl askerliği desteklemem.” cevabını verdi.

‘EZBERLEMEK İÇİN KAYDA ALMIŞTIR’

Bir kısım örgüt üyelerinin nüfuzlu kişilerle yapılan görüşmelerin kayıt altına alınması iddialarına yönelik Oktar, “O şahıs, o görüşmeyi önemli gördüyse hafızasında yer etmek, ezberlemek için kayda almış olabilir. Burada bir suç yok. Amaç devlete fayda sağlamak. İyi niyetli, hayır amaçlı olduktan sonra makul bir şey.” dedi.

‘FETÖ’YÜ EN ÇOK ELEŞTİREN BENDİM’

Sanık Adnan Oktar, iddianamedeki FETÖ’ye destek iddiaları ve bir programında FETÖ elebaşısı Fetullah Gülen’i sevdiği ve övdüğü konuşmalarına ilişkin şöyle konuştu:

“Fetullah Gülen zihniyet olarak bana tamamen zıt bir insan. Akli dengesinin yerinde olmadığı belli. Yaptığı çılgınlık ve delilikten adamın akli dengesinin yerinde olmadığı anlaşılıyor. Tehlikeli bir tipti, dengede tutmaya çalıştık. Kendini kainat imamı ilan ediyor. FETÖ’cü polisler sürekli yolda beni çeviriyordu. FETÖ’cüler sürekli bana dava açıyordu. Başımıza bela açmaya kalkan tehlikeli bir yapı. O konuşmayı yaptığım dönem, FETÖ’cüler benden nefret ediyordu. Bunları söyleyince daha çok nefret ettiler. Kitaplarımı sattırmıyorlardı, belasından kurtulmak, biraz da kızdırmak için böyle şeyler dedim. Biz köşede kalmıştık. En çok eleştiren bendim. Bize dava açtılar. Fetullah Gülen beni kabul etmezdi, benim de onu kabul etmem mümkün değil. Övdüğümün 10 misli onu yerdim. ‘Allah belasını verecek.’ dedim. Bunların okullarına, dershanelerine gitmedik. Gazetelerini almadık. Bankalarına para yatırmadık.”

Örgüt üyelerinin yasa dışı silahlandırılması iddiaları sorulan Oktar’ın, “Silah almak için arkadaşımız müracaat ediyor. Devlet gidiyor organizeye soruyor. Bu kişi illegal bir örgüte üye mi diye bakıyorlar.” demesi üzerine Mahkeme Başkanı, “Sizin silahınız var mı? Bu prosedürü nereden biliyorsunuz? Oradaymış gibi anlatıyorsunuz?” diye sordu.

Sanık Oktar da “Silahım yok. Genel kültürüm çok yüksek. Hukuk bilgim, tıp bilgim, coğrafya bilgim var. Takdir sizin.” diyerek güldü. Bunun üzerine diğer sanıklar ve izleyiciler de Oktar’ın bu sözlerine güldü.

Mahkeme Başkan Perk’in, “Polisin baskın yapacağını nasıl öğrendiniz?” sorusuna sanık Oktar, “Arkadaşlardan telefon geldi. Bunun üzerine ben ‘Önden gidelim.’ dedim. ‘Basına haber verelim.’ dedim hatta Ahmet Hakan’ı aradım. Vatan Emniyet’e doğru diyordum. Göğsümü gere gere gidiyordum. Yolda birçok kişi bana selam verdi. Yolda polis çevirdi. Ben kaçacak olsam yüzümü örter, aracın içinde yatardım. Ben kendim gittim.” diye konuştu.

ADNAN OKTAR: TEK BİR MALIM, MÜLKÜM HİÇBİR ŞEYİM YOK

Öğlen arasından sonra müşteki avukatları ve duruşma savcısı Adnan Oktar’a sorular sordular. Soruları yanıtlayan Oktar, “Örgüt üyelerinin mallarını kendi çıkarınız için tüketene kadar kullandınız mı” sorusunu, “Mal biriktirmek İslam’da haramdır. Peygamberimiz bütün mallarını harcadı. Müslümanlıkta zenginlik yok. Allah rızası için bütün mallarını dağıtır. Müslüman ahlakının gereği budur. Ben 65 yaşındayım tek bir malım, mülküm hiçbir şeyim yok” şeklinde konuştu.

Oktar, “Dragos olarak adlandırılan yerde kalanların maaşını nasıl ödüyorsunuz. Bu hizmeti gönüllü mü yapıyorlar” sorusu üzerine de, “Yok. Ben Allah rızası için yaşayan bir insanım. Allah rızası için yapıyorlar. Ben Allah rızası için yaşamayan bir insanla yaşayamam” şeklinde konuştu.

MEHDİ OLMAYACAĞI KONUSUNDA ALLAH’A YEMİN ETMİŞ

Bir müşteki avukatı,  Adnan Oktar’a, Mehdi olup olmadığını, Mehdilik iddiası bulunup bulunmadığını sordu. Oktar, “Ben yaklaşık 150-200 kere mehdi olmadığımı söyledim. Böyle bir şey yapmış olan insan küfre girer, dinden çıkar. Olmadı, olmaz da. Ve ömrüm boyunca böyle bir şey olmayacağını Allah’a yemin ettim” dedi.

‘MÜŞTEKİLERİN HEPSİNİ ÇOK SEVİYORUM’

Oktar, örgütten ayrılan ve bu davada müşteki olanlara yönelik bir soru üzerine de, “Benim ayrılan arkadaşlarımın hepsi gül gibi Müslüman. Müştekilerin hepsini çok çok seviyorum. Cennette de birlikte olacağız inşallah. Benim 30-40 yıllık arkadaşımı kışkırtmaya kalktılar. Biz bu oyuna gelmeyeceğiz. Açılmış davalar hukuki bir şeydir. Devlet gidip intikam almayın diyor” dedi.

Oktar, “Örgüt üyelerinin mallarını kendi çıkarınız için tüketene kadar kullandınız mı” sorusu üzerine de, “Mal biriktirmek İslam da haramdır. Peygamberimiz bütün mallarını harcadı. Müslümanlıkta zenginlik yok. Allah rızası için bütün mallarını dağıtır. Müslüman ahlakının gereği budur. Ben 65 yaşındayım tek bir malım, mülküm hiçbir şeyim yok” şeklinde konuştu.

Oktar, “50-100 kişi kaldığınız ev kime ait” şeklindeki soruyu da, “Tülin hanım ve eşine ait. Ev bana tahsis edilmiş bir ev değil. Can güvenliğim nedeniyle adres söylemiyorum” dedi.

Oktar, “Basılan insanlar o gün o evde yakalandılar. Evli insanların gecenin 3’ün 4’ünde kocalarının yanında olmayıp orada olmaları normal mi” sorusunu ise, “Arkadaşlarımız evliliklerini Allah rızası için yapıyorlar. Allah rızası için evlenen insanlar. Kur-an’ı yaymak, İslam’ı yaymak için evleniyorlar. Bana evli olan da geliyor, bekar olan da geliyor. Evli olmak ona ayrı bir hukuk getirmez. Evli arkadaşlara çocuk yapmayın, diye bir talimatım yok. Zaten ortalık çok korkunç. Çocukları kaçırıyorlar, ırzına geçiyorlar. Dehşet bir ortam” sözleri ile yanıtladı.

ERGENEKON VE BALYOZ SORUSU

Ergenekon ve Balyoz davalarında davalara müdahil olmak için yaptığı başvurular sorulan Oktar, “Ben mi müdahil olmuşum? Benim haberim yok?” diye yanıt verdi. Oktar, “Yaşadığınız lüks hayat ve televizyonun uydu kirası nasıl ödeniyordu” sorusu üzerine de, “Müslümanlar bir hayır işi olduğunda hep beraber ona yönelirler. Mesela kitap alıp dağıtacaksın. İnsan açtır gidip yemek alınır. Para biriktirme yoktur. Benim hiçbir malvarlığım yoktur” diye yanıtladı.

Oktar, örgüt içinde hiyerarşik yapı olup olmadığına ilişkin bir soruyu da, “Öyle bir şeye ihtiyaç yok” sözleri ile yanıtladı. Örgüt içinde, “Bacı”, “Erkek” gibi tabirlerin kullanıldığının hatırlatılması üzerine Oktar, “Bacı nezaket ifadesi. Bacı, Anadolu’da kullanılan bir tabir. Benim de hoşuma giden saygı ifadesi” şeklinde konuştu.

Oktar, “Dragos olarak adlandırılan yerde kalanların maaşını nasıl ödüyorsunuz. Bu hizmeti gönüllü mü yapıyorlar” sorusu üzerine de, “Yok. Ben Allah rızası için yaşayan bir insanım. Allah rızası için yapıyorlar. Ben Allah rızası için yaşamayan bir insanla yaşayamam” şeklinde konuştu.

‘YOKSA BEN OYNAMAKTAN ÇOK RAHATSIZIM’

Duruşmada, avukatların ardından Cumhuriyet savcısının sorularına geçildi.

Savcının “Size mehdi olup olmadığınızla ilgili sorular yöneltildi. Cevapladınız. A9 kanalında ‘Mehdi zaten mehdi olduğunu söylemez.’ diyorsunuz ama yayınlarınızda kendinizin mehdi olduğunu ima ediyorsunuz. Örgüt evlerinde, örgüt üyelerinin el yazılarıyla yazılmış, karıncalarla konuştuğunuz, hava olaylarını değiştirebildiğinizle ilgili notlar ele geçirildi. Savunmanızda da tutuklandıktan sonra doların arttığını söylediniz. Bunları örgütü diri tutmak için mi söylüyorsunuz?” sorusuna sanık Adnan Oktar, şu şekilde cevap verdi:

“Ben burada dürüst davranıyorum. Seyyidim. Peygamberin soyundan olduğum için bu normal. Bu benzerlik belki 100 insanda çıkabilir. Mehdi olsam sarık cübbeyle çıkardım. Eğlenen insanların da dekolteli hanımların da Müslüman olacağını göstermek istiyordum. Yoksa ben oynamaktan çok rahatsızım. Bazı gelenekçi Müslüman kardeşlerim bunu yanlış anladı.”

“Örgüt içindeki hiyerarşik yapıyı kabul ediyor musunuz?” sorusunu Oktar, “Benim hiyerarşik yapıya ihtiyacım yok.” diye yanıtladı. Oktar, 1999 yılında kendilerine yapılan operasyondan sonra örgüt içi haberleşmede tedbir alıp almadıkları sorusuna, “Ben bir yere gideceğim zaman haber vermiyordum. Nereye gittiğimi can güvenliğim açısından söylemiyordum. Yoksa neyi gizleyeceğiz? Devlet benim, millet benim, bayrak benim.” dedi.

Oktar, savcının “Sizinle ilgilenen, hizmet eden, koruyan kişilerin maaşını nasıl karşılıyorsunuz?” sorusunu “Velayet sistemi var. Allah rızası için yapıyorlar, ben Allah rızası için yaşamayan bir insanla yaşayamam.” diye cevapladı.

SANIK ÜRER’İN SAVUNMASI

Sanık Adnan Oktar‘ın çapraz sorgusu tamamlandıktan sonra tutuklu sanık Ulviye Didem Ürer’in savunmasının alınmasına geçildi.

Tutuklu sanık Ürer, bir örgüt olmadıklarını savunarak, iddianamede örgütün iki numara olarak geçtiğini, oysa davada 125 şikayetçiden 90’ı ile hiç karşılaşmadığını söyledi. İddianamede kendilerine “örgüt” denilerek günlük hayatta yaptıkları şeylerin anlatıldığını, bütün hayatlarının tüm Türkiye’nin önünde gerçekleştiğini öne süren Ürer, bir örgüt olsalardı devletin bu duruma müdahale edeceğini söyledi.

Sanık Ürer, “Bizimle uğraşanlar hep aynı kişiler ve bu kişilerin yönlendirdiği kişiler. Kaçma diye bir olay yok. Basını telefonla aradık. Benim ikamet adresime üzerimi değiştirmek için gittik, tam yola çıktığımızda güvenlikçiler tarafından durdurulduk. İddianamede normal görüşmeler lobi faaliyeti gibi gösterilmiş. 300-500 liralık para hareketleri anormal gösterilmiş. Oy kullanma konusunda bir ortak hareket yok. Arkamızda sayısız mağdur bıraktığımız iddiaları var, buradan başka mağdur denilen kimse yok.” şeklinde savunma yaptı.

Mesleğinin zirvesindeyken dinini samimi olarak yaşamaya karar verdiğini ileri süren Ürer, kendisinin Adnan Oktar ile tanışmak istediğini, onu çok samimi gördüğünü, Oktar‘dan gördüğü tek ahlakın Kur’an ahlakı olduğunu iddia etti.

Sanık Ürer’in, Oktar‘ın hep arkadaşlarının menfaatini kendinden önce tutan, Allah’ın yarattıklarına saygı duyan bir insan olduğunu söylemesi üzerine Mahkeme Başkanı Galip Mehmet Perk, “Adnan Oktar, düzenli namaz kılar mı?” diye sordu.

Sanık Ürer de “Herkesin ortasında kılmaz. Çok sevdiğim, vatanına milletine aşık, güler yüzlü bir insandır. Örnek aldığım güzel bir ahlakı var. Ben bütün hayatımı Allah için yaşamaya adadım. Bizim bunun için yaptığımız faaliyetler var. İlmi konferanslar yaptık.” dedi.

Mahkeme Başkanı Perk, sanık Ürer’i, Oktar ile sözler söylemesi üzerine “Biz zaten Adnan Oktar‘ın avukatına söz vereceğiz.” diyerek uyardı.

Bunun üzerine sanık Ürer, “Adnan Oktar‘ın ahlakını ve faaliyetlerini anlatmadan örgüt iddialarını yanıtlayamam. Kimseye talimat vermedim. Kimseden talimat almadım. Bütün arkadaşlarım çok temiz insanlardır. Bir örgüt kurmaya ihtiyacımız yok. Biz dünyevi imkanlarımızı bırakıp Allah için yaşayan insanlarız. Biz birbirimizi çok seven, menfaatleri olmayan insanlarız. Ben ve arkadaşlarımız namusumuz ve iffetimiz için yaşarız. Aynı Meryem Ana’ya iftira atıldığı gibi bize de iftira atıldı.” şeklinde savunma yaptı.

Başkan Perk’in “Adnan Oktar‘ın mehdi olduğuna inanıyor musunuz?” sorusuna Ürer, “Hayır.” dedi.

Sanık Ürer, “PKK, DEAŞ’ın ölüm listelerinde Adnan Bey’in adı geçtiği için devletimiz koruma vermek istedi. FETÖ’den mahkum edilen kişiler tarafından bize komplo düzenlendi. Arkadaşlarımız birçok devlet kurumuna bu kişiler için şikayette bulundu. Bunları canlı yayında söyledik ancak iddianamede bizi FETÖ ile suçladılar.” diye konuştu.

Hayatlarında trafik cezası almamış insanlar olduklarını anlatan sanık Ürer, “15 aydır cezaevindeyiz. Çok zor şartlarda yaşadık. 3-5 aile yüzünden 200 aile mağdur edildi. Biz yine devletimize sadığız ama bunlar da yadsınamaz gerçekler. İnsan haklarına saygılı yaşadım. Ben arkadaşlarım Allah’tan korkan insanlarız o yüzden iddianamede yazılan şeyleri yapamayız. FETÖ ile bağlantılı olduğu denilen rotahaber sitesinde 2012 yılında yazarlık yaptım, yazdığım yazılar terör örgütleriyle ilgili yazılardı. Yazarlık yaptığım tarihte FETÖ terör örgütü değildi. Site 2016 yılında kapatıldı.” ifadelerini kullandı.

Mahkeme Başkan Perk’in, Adnan Oktar‘ın kendisini mehdi olarak ima ettiğini söylemesi üzerine sanık Ürer, “Adnan Bey’in anlattığı mehdinin özellikleri Peygamber Efendimizin söylediği özellikler. Hadislerde bulunan ifadeler bunlar.” dedi.

Sanık Ürer’in savunmasını tamamladıktan sonra duruşma yarına ertelendi.

DAVUL ZURNAYLA KUTLAMA

Öte yandan dava öncesi Mahmut Alan adlı kişi Silivri Ceza İnfaz Kurumu önünde davul zurna eşliğinde kutlama yaptı. Kendisini Oktar’ın mağdur ettiğini söyleyen Büyük Birlik Partisi (BBP) Bolu eski İl Başkanı Mahmut Alan, “Kızları 16 yaşında olduğu için Avusturya’dan gelerek ciddi mücadele veren Elvan Koçak ağabeyimizle ciddi bir mücadeleye girdik. O esnada Adnan Oktar’a bizim herhangi bir hakaretimiz, tehdidimiz olmamasına rağmen kendisi beni onu öldürmeye teşebbüsle suçladı ve bir süre tutuklu kaldım. Daha sonra serbest bırakıldım. 5-6 arkadaşımıza da organize şekilde suç duyurusunda bulundular. Hala mahkemede uğraşıyorlar. Benim davam kaldırıldı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti gerekeni yapmıştır. Çete liderini almıştır.” dedi.

“O dönemde ben tutuklanınca Boluluyum Boluluyum çaldırıp dansöz oynatmıştı. Biz de ona buradan bir gönderme yapacağız.” diyen Alan davul zurna eşliğinde şarkı söyleyip oynayarak kutlama yaptı.

Silivri’deki duruşma öncesi davullu zurnalı kutlama yapan Mahmut Alan (sağdan üçüncü adlı kişi, örgüt tarafından mağdur edildiğini söyledi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu’nca hazırlanan 3 bin 908 sayfalık iddianamede Adnan Oktar’ın da aralarında bulunduğu 226 sanık ile 125 mağdur-müşteki yer alıyor. İddianamede Adnan Oktar Suç Örgütü’nün kuruluşu, yapısı, kuralları, örgüt içi evlilikler, örgütün tarihsel gelişimi, ideolojisi, amacı, örgütün cinsel-mali sömürü düzeni, örgütün gelir kaynakları, silahlanma yapısı, örgütün hukuk grubu, propaganda faaliyetleri ve FETÖ ile ilişkisine ayrıntılı olarak yer veriliyor.

ARAMALARDA ELE GEÇİRİLENLER

İddianamede, örgüt üyelerinin ev aramalarında 79 tabanca, 23 tüfek ve 17 bin 596 adet fişek ele geçirildiği belirtiliyor.

İddianamede, 11 Temmuz 2018 tarihinde örgüte yönelik gerçekleştirilen operasyonlarda, “Dragos” olarak tabir edilen örgüt merkezinde arama işlemlerini gerçekleştiren kolluk personeline yönelik olarak, hâli hazırda tutuklu bulunan örgüt mensubu Mert Sucu tarafından  Özel  Harekat Şube Müdürlüğü görevlisine 2 adet ateş açıldığı ancak çelik yelekten dolayı herhangi bir ölüm olay yaşanmadığı ifade edildi.

24 AYRI SUÇTAN CEZALANDIRILMALARI TALEP EDİLİYOR

İddianamede toplam 226 şüphelinin “Siyasal veya askeri casusluk suçuna teşebbüs”, “Suç işlemek amacıyla örgüt kurma-yönetme”, “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olma”, “Suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmamakla birlikte örgüte yardım etme” ve “Cinsel istismar” gibi toplam 24 ayrı suçtan cezalandırılmaları talep ediliyor.