Almanya'da gurbetçilerin bilim insanı çocukları insanlığa umut oldu

Türk göçmenlerin çocukları olan Prof. Dr. Uğur Şahin ve eşi Dr. Özlem Türeci, kurdukları biyoteknoloji firmasıyla yeni tip koronavirüse karşı geliştirilen küresel aşı yarışında ilk sırada yer alıyor. Gurbetçilerin bilim insanı çocukları, aşının yüzde 90'dan fazla etkili olduğunun açıklanmasının ardından insanlığa umut olan bu başarıyla Almanya'daki Türk göçmenlerin hem Almanya'ya hem de dünyaya ne kadar faydalı olabileceğini gösterdi.

Almanya'da gurbetçilerin bilim insanı çocukları insanlığa umut oldu

BioNTech'in, ABD'li ortağı Pfizer ile önceki gün yaptığı açıklamaya göre, Kovid-19'a karşı geliştirilen BNT162b2 adlı aşı adayı, devam eden 3. aşama denemelerinde yüzde 90'dan fazla etkili olduğunu kanıtladı. Böylelikle ABD Gıda ve İlaç Dairesi'ne (FDA) acil durum onayı için başvuru yapılmasının önü açıldı.

Türk kökenli bir çiftin kurduğu Alman biyoteknoloji firması BioNTech, insan sağlığını ve ekonomileri tehdit eden Kovid-19 krizini sona erdirecek bir aşı geliştirme konusunda küresel yarışta ilk sıraya yerleşti.

1960'lı yıllarda Türkiye'den Almanya'ya gelen misafir işçiler ülkenin refahına katkı sağlarken, gurbetçilerin bilim insanı çocukları da insanlığa umut olan bu başarıyla Almanya'daki Türk göçmenlerin hem Almanya'ya hem de dünyaya ne kadar faydalı olabileceğini göstermiş oldu.

PROF. DR. UĞUR ŞAHİN

1965'te İskenderun'da doğan Uğur Şahin, 4 yaşındayken annesiyle birlikte Almanya'da Ford fabrikasında çalışan babasının yanına (Köln) göç etti. 

Çocukken doktor olma hayalleri kuran Uğur Şahin, Köln Üniversitesi'nde tıp eğitimi aldıktan sonra Köln Üniversite Kliniği'nde doktor olarak çalıştı. Ardından hocası Michael Pfreundschuh ile Homburg'daki Saarland Üniversitesi'ne geçen Şahin, akademik çalışmalarını burada sürdürdü. Daha sonra eşi Özlem Türeci ile Mainz Üniversitesi'ne geçen Şahin, onkoloji alanındaki bilimsel çalışmalarına hem yönetici hem de öğretim görevlisi olarak burada devam ediyor.

Tıp dünyasında tanınan Prof. Dr. Uğur Şahin, 2019'da gerçekleştirdiği araştırmalardan dolayı Alman Kanser Toplumu tarafından ödüllendirildi.

Arkadaşları, Şahin'i başarılarına rağmen "inanılmaz derecede alçak gönüllü ve çok mütevazi" olarak nitelendirirken, iş yerine bisikletle giden Şahin'in toplantılara da elinde bisiklet kaskı ve sırt çantasıyla girdiği belirtiliyor.

DR. ÖZLEM TÜRECİ

BioNTech'in kurucularından Prof. Dr. Uğur Şahin'ın eşi Dr. Özlem Türeci de şirkette 10 yıl Klinik ve Bilimsel Danışma Kurulu üyeliği yaptıktan sonra 2018'de BioNTech'te Yönetim Kurulu Üyesi oldu. Türeci, "tıbbi idareci (chief medical officier)" olarak klinik gelişim bölümünü de yönetmeye başladı. 

İstanbul'dan Almanya'ya göç eden doktor bir babanın kızı olan Türeci, eşi Uğur Şahin ile eğitimini tamamladığı Homburg'daki Saaraland Üniversitesi'nde tanıştı.

Bir röportajında, çocukken babasının kendisini çoğu zaman çalıştığı hastaneye götürdüğünü anlatan Türeci, çalışmayı çok seviyor. Türeci, belediyede nikahlarının kıyılacağı günde bile çalışmalar için laboratuvara gittiklerini belirtti.

Şahin-Türeci çifti, 2001'de kurdukları Ganymed Pharmaceuticals adlı ilk ortak şirketi 2016'da 400 milyon avrodan fazla bir paraya Japon ilaç üretici şirketi Astellas'a sattı.

KOVİD-19'A KARŞI 'IŞIK HIZI' PROJESİ

Kovid-19 salgınının Çin'in Hubey eyaletinde patlak vermesi üzerine harekete geçen Şahin ve Türeci, BioNTech şirketindeki kanser araştırmalarına ara verdi.

Ocak 2020'de şirketin araştırma ekibini toplayarak aşı üretimine odaklanan Prof. Dr. Şahin, Kovid-19'a karşı "ışık hızıyla" bir ilaç geliştirmek üzere "Lightspeed (Işık Hızı)" projesini geliştirdi.

BioNTech, patojenler yerine hastalıklarla mücadele eden proteinleri üretmeleri için hücrelere talimat vermek üzere genetik materyal kullanan yenilikçi "mRNA" tekniği aracılığıyla aşıyı geliştirmeye odaklandı. 

BİONTECH, KANSERE KARŞI ELDE ETTİĞİ TEKNOLOJİYİ KOVİD-19 İLE SAVAŞA YÖNLENDİRDİ

Almanya'nın Mainz kentinde faaliyet gösteren BioNTech, 2008'de Şahin, Türeci ve Avusturyalı kanser uzmanı Christoph Huber tarafından kuruldu.

BioNTech, salgından önce yaklaşık 1.500 çalışanıyla DNA'nın tek zincirli bir temeli olan mRNA genetik moleküllere dayalı olarak kansere karşı ilaç geliştirme yönündeki çalışmalara odaklandı.

Şirket, kansere karşı elde ettiği bu teknolojisini Kovid-19 ile savaşa yönlendirerek geleneksel aşılardan daha hızlı aşı geliştirilebilmesi avantajı elde etti.

Şahin, Alman basınına, mart ayında dünyanın büyük bir kısmının virüse karşı sıkı tedbirler uygularken BioNTech'in mRNA teknolojisine dayalı 20 aşı adayı geliştirdiğini söyledi.

Aşı adaylarının çoğu elenirken, BNT162b2 ismi verilen aşı adayı Kovid-19'a karşı öne çıktı.

Şahin, mRNA tabanlı bir tedavinin ilk kez ruhsatlandırılmasının tıp ve eczacılık alanında bir devrime yol açacağını vurguladı.

PFİZER İLE İŞ BİRLİĞİ

ABD ilaç devi Pfizer ile 2018'de grip aşılarının geliştirilmesi konusunda iş birliği anlaşması imzalayan BioNTech, Pfizer ile iş birliğini artırarak, 17 Mart'ta, mRNA tabanlı BNT162b2 aşısının geliştirilmesinde ortak çalışacaklarını duyurdu.

Şirketlerin ortak açıklamasında, Pfizer'in geliştirme, düzenleme ve ticari yetenekleri ile BioNTech'in mRNA aşı teknolojisi ve uzmanlığının ortak sinerji oluşturmak için eşleştirildiği belirtildi.

Batı basınında, söz konusu aşı adayında Pfizer'ın ismi öne çıkartılırken, teknolojisinin BioNTech kaynaklı olması dikkati çekti.

Kovid-19 aşısının bulunması halinde fikri mülkiyet haklarının BioNTech'in olacağı kaydedildi.

Amerikan, İngiliz, Fransız, İtalyan ve Alman basınında da "Pandemiye karşı savaşanlar", "Doktor Uğur Şahin, krizin kurtarıcısı mı olacak?", "Alman aşı mucizesinin babası" şeklinde başlıklarla Şahin ve Türeci hakkında çok sayıda haber yapıldı.

Bazı gazetelerde, çiftin, tıp alanında Nobel Ödülü için favori olabileceği yorumu da yapıldı.

ALMAN HÜKÜMETİNDEN 375 MİLYON AVROYA KADAR DESTEK

Kovid-19 tedavisine yönelik aşının "hızlı gelişimini" desteklemek amacıyla Alman hükümeti tarafından 375 milyon avroya kadar desteklenen BioNTech, mart ayında, Çin merkezli Shanghai Fosun Pharmaceutical (Fosun Pharma) ile BNT162b2 aşısının geliştirilmesi, klinik testlerinin yapılması ve Çin'de pazarlanmasına yönelik de iş birliği anlaşması yaptı.

BioNTech, aşı üretimi için merkezi İsviçre'de bulunan Novartis şirketinin Marburg kentinde yer alan ve 300 çalışanı bulunan tesisini satın aldı.

2021'E KADAR 1,3 MİLYAR DOZ AŞI ÜRETME HEDEFİ

Birçok ülke, milyonlarca aşı dozu için sözleşme imzalama yarışına girerken, BioNTech, ortağı Pfizer ile 2020 sonuna kadar 100 milyon ve 2021'de de yaklaşık 1,3 milyar doz aşı üretmeyi planlıyor.

Pfizer ve BioNTech, söz konusu aşının tedariki için ABD, Avrupa Birliği (AB), İngiltere, Kanada ve Japonya ile ön anlaşmalar imzaladı.

Şirketler, ABD hükümetine bu yıldan itibaren 100 milyon doz aşı sağlamak için 1,95 milyar dolarlık anlaşma yaptı.

AB Komisyonu da 300 milyon doza kadar aşı almak için bu şirketlerle yakında nihai sözleşme imzalayacağını duyurdu.

HİSSELERİ HALKA ARZDAN SONRA YÜZDE 600'DEN FAZLA ARTTI

Hisseleri Ekim 2019'da ABD'de Nasdaq borsasında halka arz edilen BioNTech, planlanandan düşük fiyatla beklenenden daha az hisse satarak 150 milyon dolar toplamıştı. Halka arz sonrası şirketin değeri 3,4 milyar dolar olarak açıklanmıştı. Şirketin 2019 gelirleri 109 milyon dolar olarak kayıtlara geçti. 

Şirketin hisseleri, Kovid-19'a karşı geliştirmekte olduğu potansiyel aşının virüse karşı yüzde 90'dan fazla etkili olduğunun açıklanmasının ardından yüzde 25'den fazla değer kazanarak 112 dolar seviyesine yükseldi. Halka arz sonrası hisse değer artışı yüzde 600'dan fazla olurken, şirketin piyasa değeri de yaklaşık 27 milyar dolara yaklaştı. 

Söz konusu gelişmelerle Şahin ve Türeci, Almanya'da en zengin 100 kişi arasına girdi.

GELECEK YIL AŞI SATIŞINDAN 13 MİLYAR DOLAR GELİR ELDE EDEBİLİR

Bu arada, ABD'li yatırım bankacılığı ve finansal hizmetler kuruluşu Morgan Stanley'in yaptığı analize göre, Pfizer ve BioNTech, gelecek yıl Kovid-19 doz aşının satışından yaklaşık 13 milyar dolar gelir elde edebilir.

İki doz halinde uygulanan söz konusu aşı adayının ABD hükümetiyle tedariki konusunda yapılan anlaşmada 39 dolar (her doz aşı için 19,5 dolar) fiyat belirlenmişti.