Atatürk'ün zulmünden kaçıp Taliban'ın şefkatine sığınanlar!

Nihat Genç yazdı..

Atatürk'ün zulmünden kaçıp Taliban'ın şefkatine sığınanlar!

BİR

Ayasofya eski imamı Boynukalın'a (ve yobaz güruha) Türk milli mücadelesini bir türlü beğendiremedik. 

Ama şimdi Taliban'ın 'milli mücadelesini!?' kahraman ilan ediyorlar!

Bizim ki de 'kısmetsizlik' işte, keşke Türk Milli Mücadelesini Taliban'dan çok sevseler bizim de gönlümüzü alsalardı!?

Sen kalk, içinde tarihe altın sayfalarla yazılmış, içinde Sakarya, Dumlupınar gibi göğüs göğüse bağımsızlık savaşlarını hiç beğenme, ama sen kalk, elini kolunu sallayıp Kabil'e girdikten iki saat sonra ÇARPIŞAN OTOLAR'a binen Taliban ordusunu 'milli kahramanlar' ilan et!

Çarpışan Otolar Meydan Muhaberesi!

Daha çok eğleneceğiz!

Bakın Cumhurbaşkanı danışmanı Yasin Aktay da bugünkü yazısında Taliban değişti diyor, değişiyor diyor, bu değişimi ciddiye almak lazım diyor... 

Daha bismillah birinci gün, Taliban'ı mazur göstermek için atmadıkları takla kalmadı.

Sadece bir gün içinde Taliban'a gösterdikleri bu tölerans ve müsamaha'yı bu beyler seksen senedir Cumhuriyet'e göstermedi.

Ne yapacaksın Cumhuriyet'ten çok çektiler çok, yaylalar ihaleler kamu özel teşebbüsleri, vakıflar, yiye yiye bitiremediler ama yine de Cumhuriyet'i vahşi Taliban kadar sevdiremedik.

Hadi hayırlısı, son vurucu hamleyi Atatürk ve Tek Parti'ye kırk yılda onbinlerce kez küfür eden Engin Ardıç'tan bekliyorum.

Engin Ardıç'a da cumhuriyeti bir türlü beğendiremedik, işte imkan işte fırsat, hadi Engin bey, Taliban ağuşunu açmış seni bekliyor! Nagehan ablayı Sevilay ablayı alın da birlikte koşun 'özgürlükler' ve 'sevgi' ve 'demokrasi' ülkesine!

Yobazlar arasında Taliban'ı en çok kim seviyor kim kahraman yapıyor yarışması başlamışken Doğu Perinçek'ten hiçte sürpriz olmayan bir atak geldi, birinciliği yine kimseye bırakmadı!

İKİ

Sakın şaşırmayın, bu cümleler tarihe bugün kazıldı.

Kırk uzun yıldır durmaksızın ülkemizde etnik bir yapıyı siyasi alana taşımak için çırpınan Hasan Cemal'den çok sürpriz bir yazı.

Hasan Cemal, ki, kırk yıldır ülkeyi etnisitelere bölmek için Türk-Kürt evet, Türk tire Kürt ibaresini ben diyeyim on bin siz deyin yüzbin kez yazdı. 

Neden? Türk kavramını da 'etnisiteye' indirgeyip Kürt etnisitesiyle eşitlemek için. 

Neden? Kürt etnisitesine siyasi alan açmak için? 

Neden Türk Kürt çatıştırmak için! 

Neden? Ülkeyi etnik parçalara ayırmak için? 

Ve Hasan Cemal'in başı çektiği Türk-Kürt ameliyatçıları az değildi, liberaller aynı yoldan ilerledi ve her yazılarında Türk-Kürt yazarak beyin yıkamayı algı oluşturmayı kasıtla sürdürdüler ve trajik sonuçlarını bu ülke ağır bedellerle ödedi, ödüyor!

Bugün ise...

Hasan Cemal, hayırdır, Afganistan üzerine aynen şunları söylüyor!

Afganistan'da 'ulus' yok, çünkü, birisi kendine Peştun diyor, diğeri Özbek diyor, diğeri Hazara diyor, yani ortak kimlik 'Afganım' kimse demiyor!

Yani Hasan Cemal Afganistan'ın bütünlüğü için ortak kimlik Afganlığı tavsiye ediyor!

Be mübarek!

Elli yıldır Türk-Kürt ayrımı yaparak milletin anasını ağlattın.

Şimdi ortak kimlik arıyorsun!

Türkiye'ye gelince Türk-Kürt ayrımı yap, Kürt etnik yapısı üzerinden siyaset yap ama Afganistan'a gelince, niye Peştunmuş niye Özbekmiş kendilerine ortak kimlik Afganlı desinler, diyor!

Evet, Hasan Cemal, hah şöyle, aynen, ortak kimlik, nedir, Türk. 

Türk demekten utanmayacağız!

Türk bir etnik yapı değildir, o senin dediğin Türkmen, Türk, bağımsız egemen bir ulusun adıdır!

Sayır seyirciler, sonunda Hasan Cemal'in de 'ortak kimlik' Afganlı aradığını dünya gözlerimizle duymuş olduk!

Onca şehit onca iç savaş provakasyonu onca bombalar onbinlerce gencin mahvolan hayatı, ve sonunda, sen gel, ortak kimlik şart, deyiver!

Ya da ele verir talkımı, yarın yine, bilemem, bu toprakta hiç ders alınmamış gibi Türk-Kürt ayrımı yapmaya kaldığı yerden devam eder!

Ya da işte, sinsiler hınzırlar bilmişler, kendileri de gerçeği biliyorlar!

Gerçeği bile bile alevi sünni Türk kürt ayrımlarıyla emperyalist projelerin ajanları oldular!

ÜÇ

Taliban'ın Kabil'i işgali sonrası Bıden tarihe geçecek laflar etti.

Dedi ki, üçyüzbin kişilik Afgan ordusu hazırladık, yedirdik giydirdik maaşladık, ve ama, bu kadar çabuk dağılacağını-savaşmayacağını hiç hesap etmedik!

Bu bir günde dağılan ordu sizce kime neye benziyor?

Türkiye'de de sayın Bıden'ın 90 bin kişi sızdırdığı ordu vardı..

Fetö bir gecede dağıldı!

15 Temmuz gecesi Fetö, üniformaları çıkarttı ve çoğu arazi oldu çoğu kriptoya ve renklenmeye (başka yapılara gizlenmeye) başladılar.

Neymiş Bıden efendi!

Üniforma giydirmek ve maaşı vermekte ordu olunamıyor!

Üstüne, İslamcı iktidarımız ve diyanetimiz de bugünlerde üniforma olarak şalvar giydirip bir de maaşlayınca (yobaz okullarından sibyan ve medrese imamlarından) ordu oluşturduğunu sanıyorlar!

Yarından tezi yok İsmailağa ve Menzil medreselerine 'çarpışan otolar' kurulmalı, tatbikat ve manevra yapabilmeleri için!

Şaka bir yana.

Asker üniforması giyilen-çıkartılan bir giysi hiç değildir!

Asker üniforması Türk Milleti'nin derisidir!

Çıkartılamaz!

DÖRT

Taliban'ın Kabil'e girmesiyle İslamcı İktidar ve yandaş yobazlar sevinçten çılgına döndüler!

Gerçekten İslamcılar çok şanslılar!

Bir gizli el iki de bu adamların eline bir başka 'ülke' bırakıyor!

Bir gizli el iki de bir koskoca ülkeleri niyeyse hep İslamcılar'a bırakıyor!

Suud ve Körfez'in petrol ülkeleri dışında bütün ülkeleri karıştırıp savaştırıp harap edip hep en ilkel vahşilere bırakmak artık Amerikan siyaseti!

Çok şanslılar, çok!

Siyasi iktidarımız şimdi yangınları söndürmek için Taliban'dan yangın uçakları alabilecek.

Siyasi iktidarımız sel felaketlerine karşı Taliban'dan prefabrik köprüler alabilecek!

Artık Mersedesleri Transporter'leri Alman gavurundan değil Taliban'dan alabilecekler!

Ne kadar sevinsen azdır Tayyip bey yine ayaklarının üstüne düştün!

BEŞ

Şu şalvarlı yobaz güruha hayrına birileri Osmanlı dersleri vermeli.

Tarih bilim kültür siyaset bilgileri sıfır bu adamların kafalarında bir Osmanlı algısı var ki tarihte böyle bir Osmanlı hiç olmadı.

Mesela Osmanlı şeriatla yönetilirdi lafı kafalarına öyle kazılmış ki..

Şeriat kelimesini Osmanlı'yla yanyana getirmeye bayılıyorlar!

Osmanlı şeriatla yönetiliyordu demek İslamcı Siyaset'in en başta gelen hurafelerinden biridir!

Ayrıca bunların kafalarındaki şeriatla, ki, Taliban'da İşid'de bolca gördük, Osmanlı'daki şeriat aynı şeriat hiç değil!

Soralım, işte tarihçileriniz hala yaşıyor ayaktalar!

Selçuklu ve Osmanlı'da şeriat yasaları mı daha çok işliyordu 'örfi' yasalar mı?

Örfi yasaların şeri yasalardan çok ve yaygın olduğu aşikardır, bilimsel gerçektir!

Örfi, demek, dindışı, eskiden beri alışılageldik, teamül demek. 

Sosyal hayatta geçtim hatta vergide ve maliyede dahi bir çok örfi yasa yürürlükteydi.

Mesela, tahtın babadan oğula geçişi, örfidir, mesela, sarayın kendisi örfidir, mesela, Selçuklu sultanlarının günlerce süren işret-alem (aydınlarla içki sofraları) meclisleri toplamak, örfidir, nicesi!

Örfi, eski krallıklardan ya da tarihten gelen alışkanlık uygulamalar demektir!

Örfi yasalar şundan gerekliydi, çünkü hayatın ve devletin karşı karşıya kaldığı sorunların hepsinin Kur'an'da pratik karşılığını bulamıyor ve olagelen alışıldık adetleri yasaları kullanmaya devam ediyorsunuz.

Hatta daha ilerisi çoğu zaman Selçuklu ve Osmanlı devletin ve sarayın bekasına daha uygun olduğu için 'örfi' yasaları devreye sokar şeriatı sollayarak uydururdu!

Yobazlara bu ders şunun için önemli, Osmanlı topyekün kitabı kitabına şeriatla yönetiliyordu diyerek, Osmanlı'yla Taliban'ı İşid'i eşitleyen aynılaştıran bir hava yaratıyorlar!

Hatta Taliban ve İşid'i meşrulaştırmak için Osmanlı da şeriatla yönetiliyordu, demeyi çok seviyorlar!

Taliban gibi ilkel medeniyet kültür dışı toplulukları ancak Amazon ormanlarında bulabilirsiniz. Amazon yerlileri dahi geleneksel ritüellerine bağlılıkla Taliban'dan kültür ve çağ ve medeniyet olarak çok daha ilerdedir!

Osmanlı kültür ve medeniyetini siyasi islamcılar'ın şişirdikleri .ötlerinin insafına keyfine cehaletine bırakmak tarihe ve Osmanlı'ya hakarettir, bize hiç yakışmaz!

ALTI

Genç arkadaşlar, şimdi de 'medya okuması' yapalım, genç gladyö nasıl çalışıyor, bir daha öğrenelim.

İki üç gün önce beş-altı genç çocuk Türkiye'deki göçmen karşıtı atmosferi uygun görüp köprülere 'HUDUT NAMUSTU' yazan pankart açtılar.

Hudut Namustu, lafıyla Hulusi Akar'a gönderme yapıyorlar!

Sözcü ve Cumhuriyet gazeteleri de anlamadan-bilmeden bu habere atladılar, gençleri masum gösteren haberler yaptılar!

Bu gençlerin avukatı Emir Gürbüz. Nato gençlik konseyi başkanı. Bu gençler gözaltına alındığında yanlarına koşan Buğra Kavuncu. İstanbul iyi Parti Başkanı. Enver Altaylı'nın yeğeni.

Hatırlayın Nato Gençlik Konseyi diye bir yapı var ve kendine Türkçü deyip bozkurt işareti yapan gençler Nato Gençlik Konseyi üyesi.

(Hatırlayın İstanbul İyi Parti yönetiminde Emir Gürbüz denen avukat Nihat Genç'i ölümle tehdit etmişti..)

Ne için? 

Nato Gençlik konseyiyle Türkçüler'in ne işi olur dediğim için!

Şimdi dersimize başlayalım.

Afganistan ve göç belasının birincisi sorumlusu Amerika ve Nato değil mi?

İtiraz edeceksen önce Nato'ya itiraz et!

Göçmen karşıtı en sert en galiz yazıları bizler bu satırlarda yazdık-yazarız da Nato'ya ne oluyor?

Göçmen karşıtlığı Nato'ya mı kalmış!

Hepsi gladyö ürünü Maraş Çorum Madımak katliamlarına iyi bakın.

Kimleri ne zaman hangi sert keskin kutuplaşmalar içinde sahaya sürüyorlar, biraz meraklı olun!

Gerçi şimdilik gençleri antreman için deneyimlemek için sahaya sürdükleri açık!

Yani ülkedeki göçmen karşıtlığında kutuplaşmanın başını Nato gençliği niye çeksin?

Dozunu aşmış milyonları geçmiş göçmen nüfusa karşı zaten çok geniş bir muhalif cephe oluşmuş durumda.

Ama, dikkat?

Hem Türkçü, hem Notacu, bir gizli el devreye giriyor!

Ülkemizdeki gladyönün başı Enver Altaylı'nın yeğeni devreye giriyor!

80 öncesi anarşi döneminde ve İslami hareketin hız kazandığı 90'lı yıllarda ve Fetö'nün operasyon dönemlerinde bunların ağbilerinin neler yaptığını hangi eylem hangi provakosyon hangi cemaat ve ideolojiler içinde mevzilendiğini sizlere tane tane anlatırım, ki, zaten herkesin bilgisinde.

Pankart açan çocuklar kesinlikle masumdur, lafım onlara değil.

Pankart açan çocuklar etraflarına iyice bakıp derin derin incelesin ve üstümüzde kimlerin hangi gizli elleri var merak etsin!

Ve onları savunan onları güdüleyen bir Nato Gençlik Konseyi, ve Emir Gürbüz gibi Buğra Kavuncu ve İyi Parti gibi çevrede bu eylemin pek de masum olduğunu bana kimse inandıramaz!

Sözcü ve Cumhuriyet Gazetesi, 'uyanık' olmak derken, bu tür haberlerin arkasında kimler var, merak edelim, irdeyelim, bakalım, diyorum.

Ama siz bir kere gözü kapalı ittifak ortağınız İyi Parti'ye kapılanmışsınız.

O halde buradaki gizli ellerin marifetlerine-kışkırtmalarına-musibetlerine de razı olacaksınız!

Hatırlayın Cumhuriyet'e atılan bombayı da İlhan Selçuk'un üstüne yıkmışlardı!

O gizli el, aynı gizli eldir!

Aydınım çağdaşım deyip duruyorsunuz körleme dallama balıklama gladyöyü masum gösteren haberler yapıyorsunuz!

YEDİ

Siyasi İslamcılar yüzyıldır İstanbul'un İngilizler'den alınmasını hiç beğenmediler.

Hatta Mustafa Kemal, kesin İngilizlerle anlaştı, yoksa, silah çekmeden İngilizler İstanbul'u niye bıraksın, dediler.

Bunu çok ciddi bir iddia olarak yüzlerce kitapta binlerce makale ve ekranlarda defalarca dile getirdiler.

Ve, cevap verildi, İzmir'e giren zafer kazanmış şanlı Türk Ordusu'nun morali çok yüksekti, İngilizler Türk ordusu Meriç'i aşabilir ve dağılmış Yunanistan'a girebilirdi, diye düşündü. 

Ve onyıldır savaşta olan İngiliz Ordusu, kaçak, kayıp, hastalık ve intiharlarla üçte bir gibi büyük kayıplar yaşadı ve İngiliz parlamentosunda İngiliz Ordusu savaşamaz hale geliyor diye konuşulmaya başlandı.

Yani Mustafa Kemal'e İngilizler'le anlaştı demek vatan hainlerinin lafıdır!

Şimdi?

Taliban tek mermi atmadan Kabil'e girince...

Kazın ayağı değişti.

Milli mücadeleyi beğenmeyenler ve İstanbul'un İngilizler'den kurtarılmasından kuşkulananlar şimdi mermi atmadan Kabil'i alan Taliban'a büyük kahramanlık ünvanları vermeye başladı!

Ve hiç bir İslamcı sormuyor, yahu bunun altında bir anlaşma mı var, neden Afgan halkı ve ordusu karşı koymadı, diye.

Evet, bir anlaşma var!

Amerika'yla Taliban arasında!

Zamanında kendilerini de iktidar yapan anlaşma!

Zamanında da Suriye'de milyonlarca müslümanı müslümana öldürten anlaşma!

İçimizdeki kolpa anti-emperyalistleri dahi tufaya getiren bir anlaşma!