BİM’in patronu rest çekti: Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz!

“Bu yılın 10. ayında TÜFE yüzde 85.51, ÜFE yüzde 157,69. Acaba bu rakamları biz mi yanlış okuyoruz? Doğrusunu söyleyecek olan var mı? Organize perakende sektörüne yakıştırmalarının tamamını misliyle kendilerine iade ediyoruz. Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz... Bre ahlaksızlar, bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuzda cevap vereceğim bilesiniz.”

featured

Vatandaş durdurulamayan zamların altında ezilirken hükümet yetkilileri ve iktidara yakın medya zamlardan zincir marketleri sorumlu tutuyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen hafta Katar dönüşü uçakta, “Para cezası demek ki bunları ıslah etmiyor. Para cezasının dışında atılacak adımları da ilk kabine toplantımızda inşallah masaya yatırırız ve oradan da bunların üzerine ayrıca gideriz” demişti.

Erdoğan dün de “Zincir marketlerle ilgili kontrolleri sıkılaştıracağız, fiyat farklılıklarını gidermenin yollarını bulacağız, takibini yapacağız” ifadelerini kullandı.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli gıda fiyatlarındaki artışta suçlunun marketler olduğunu iddia ederek “‘FETÖ’yle irtibatları araştırılsın” demişti.

Üretici ile market arasında büyük uçurum: İşte fiyatı en çok artan ürünler

BİM İcra Kurulu Üyesi ve Gıda Perakendecileri Derneği Başkanı Galip Aykaç, PLAT 7. Private Label Zirvesi’ne katılarak son dönemde zincir marketler merkezli yaşanan ‘fahiş fiyat’ tartışmalarıyla ilgili açıklamalarda bulundu.

Perakendecilerin tedarik zincirindeki en son nokta olduğunu vurgulayan Aykaç “Fiyatların hareketlerinden daha önemli bir konu da gıda arzlarında yaşanan daralmadır. Piyasa ekonomisinin temel kuralı fiyatların arz talep ilişkisine göre belirlenmesidir. Bu denge ne kadar güvenilir olursa doğal olarak tüketiciye yansıyan fiyatlar da istikrarlı biçimde, makul ve kabul edilebilir bir seviyede kalabilecektir” dedi.

‘SPEKÜLATÖR ORADA’

Tarım ve gıdanın dünyanın geleceği olduğunu belirten Galip Aykaç “Dolayısıyla ülkemizin de geleceği olduğunu unutmayalım. Çok önemli bir yerin altını çizmek gerekiyor. Üretim ve dolayısıyla üreticiler çok önemli. Üreticilerin mutlaka emeklerinin karşılığını alıyor olmaları, kazanıyor olmaları lazım ki üretmeye devam etsinler. Sonraki süreci de sürdürülebilir verimlilikle yönetmek gerekiyor. Tarım ülkesiyiz fakat mevcut tarım ve hayvancılık sistemimizin geliştirilmeye ihtiyacı olduğunu unutmayalım. Köyde yaşayan ve tarımla ulaşan nüfusun ne yazık ki 2021 yılı sonunda yüzde 6,8’e düştüğünü görüyoruz. Kırsalda yaşamayı özendirici tedbirlere acil ihtiyaç vardır” ifadelerini kullandı.

Aykaç şeker fiyatlarıyla ilgili ise şu açıklamada bulundu:

“Şeker fiyatları, Türkiye Şeker Fabrikaları sitesinin geçen sene bu zamanlardaki fiyatı, 50 kilogramlık çuval fiyatı 212 liraydı. Bugün 950 lira. Bunun perakendedeki fiyat değişiminden biz sorumlu olamayız. Aşağı yukarı üretimin yarısı Türkiye Şeker Kurumu’ndan, diğer yarısı da özel sektörden geliyor. Ama doğru yönetilemediği için geçen sene bir özel sektör şirketinin sahibinin bana söylediklerini aynen tekrar etmek istiyorum: ‘Bu seneki kadar hiçbir zaman kâr etmedik’. Evet işte spekülatör orada. Biz değiliz. Oraya bakmak lazım. Buradan bir kez daha değinmekte fayda görüyorum. Eğer tedbir alınmazsa süt ve et konusunda 2023, bu yıldan daha zorlu geçecektir. Bugünlerde süt hayvanlarının girdi maliyetleri çok yüksek olduğu ve yeterli fiyatı piyasada bulamadığı için inekler kesime gitmiştir. Bu kesilen ineklerin de artık sonlarına gelinmiştir. İneği keserek sadece sütü değil eti de kestik. Et fiyatlarının da artacağı bugünlerde kulağımıza geliyor.”

‘TARLADAN 0 LİRAYA ALSAK BİLE MARKETE GELMESİ 7.5 LİRA’

Aykaç, Türkiye’de 55 milyon tondan fazla sebze ve meyve üretimi gerçekleştirildiğini ve bunun yaklaşık yüzde 30-35 arasındaki kısmının fire olarak ayrıldığını belirtti.

Geriye kalan 35 ila 37 milyon ton arası olan tüketilebilir sebzenin yüzde 15’ini perakendecilerin sattığı bilgisini veren Aykaç “Geriye kalan yüzde 85’i manavlar, pazarlar, ev dışı kanallar vb.de satılıyor. Soruyorum, bu durumda yüzde 15’lik piyasasını oluşturduğu sebze ve meyveyle enflasyonun sebebi biz olabilir miyiz? Bu yanlış algıyı hep beraber ortadan kaldırmamız lazım. Domatesi tarladan 0 liraya yani hiç para vermeden alsak bile onun markete gelmesi 7.5 liradır. Çünkü bu marketin bir çalışma maliyeti vardır. Dükkân kirası var, elektrik masrafı var, personel masrafı var, iletişim masrafı var. Tüm bunları alt alta koyduğunuzda domatesin fiyatı bu noktalara gelecektir. Bizi bunun sorumlusuymuş gibi göstermeye çalışanlar var. Bu yanlış algıdan bu ülkeyi kurtarmak zorundayız. Asıl mesele plansız üretim, girdi maliyetlerinin yüksek olması, birçok konuda dışa bağımlılığın azaltılamaması” dedi.

‘BİR DAHA KARŞIMIZA GELMEYİN’ DİYORUZ

Fırsatçılık yapan marka tedarikçileri bulunduğunu söyleyen Galip Aykaç sözlerine şöyle devam etti:

“Bunların bir kısmı uluslararası. Zaman zaman dışarıya bağımlı oldukları için kârlılıkları azaldığı zaman karlılığı nasıl normal seviyeye çıkarırız diye kabul edilemeyecek gerekçelerle önümüzde fiyatlar getirebiliyorlar. 2023 kârlılığımızı şimdiden öngöremiyoruz diyerek önümüze fiyat koyan böyle fırsatçılar da var. Bu var olanlara biz ‘bir daha karşımıza gelmeyin’ diyoruz.”

Dünyada yaşanan enflasyonu ülkemizde biraz daha ağır yaşadığımıza dikkat çeken Aykaç enflasyonun hem üreten hem de tüketen için sermaye düşmanı olduğunu söyledi.

‘GAZETECİ MÜSVEDDELERİNE SÖYLEYECEKLERİMİZ VAR’

BİM İcra Kurulu Üyesi Aykaç son dönemde marketlere yönelik eleştirilere ilişkin ise şu sert sözleri sarf etti:

“Perakende işletmelerinin enflasyondan arındırılmış ve sadece nominal kâr rakamlarına bakarak olumsuz yorum yapan trollere, maaşlı televizyon yorumcularına, bizi terörist ilan edenlere, bizlere vicdansız hatta kansız diyenlere ve bunları gazetede yayınlayarak ahlaksızca bizi çete ilan edenlere, tabirimi maruz görün gazeteci müsveddelerine söyleyeceklerimiz var.”

“Ülkenin değerlerine saldıranlara, ilan vermiyoruz diye gazete sayfalarını boş bırakanlara, televizyonda ağızlarından salyalar akıtarak küfredenlere, bilmedikleri konularda biliyormuş gibi yorum yapanlara, peyniri yumurtayı sadece sofrasında görüp yorum yapanlara, bu dünyayı size yaşanmaz kılarım diyecek kadar meseleden bihaber olanlara, depo basıp yağları halka dağıtırım diyen iş bilmez yöneticilere, mağaza çalışanlarına ‘söyleyin yöneticilerinize bu işin sonu kötü olacak, size burada ekmek yedirmeyiz’ diyen, kanun nizam tanımayan yerel yöneticilere, özellikle İstanbul Ziraat Odası Başkanı’na, FETÖ örgütü ile ile bizi tehdit eden parti liderlerine söyleyeceklerimiz var. Bu ülkenin güzel insanları sizlerin yalanlarına hiçbir şekilde itibar etmediler. Üç harfliler diye bizleri farklı yere koymaya çalışan ve Müslüman olduğunu iddia eden bu insanlara söyleyeceklerimiz var. Lütfen aynaya baksınlar, kendilerini göreceklerdir. Bunların hepsinde art niyet ve algı yönetimi vardır. Tüketicilerimiz bunlara hiçbir zaman karşılık vermemiştir.”

BU RAKAMLARI BİZ Mİ YANLIŞ OKUYORUZ?

Rakamları söylüyorum, 2022’nin sekizinci ayın tüketici fiyat endeksini TÜİK yüzde 80.21 olarak açıkladı. Üretici fiyat endeksi yüzde yüzde 143.75.

9. ay yüzde 83.45 tüketici, yüzde 151.50 üretici. Bu yılın 10. ayında tüketici fiyatı yüzde 85.51, üretici fiyatı yüzde 157,68.

Soruyorum buradan acaba bu rakamları biz mi yanlış okuyoruz? Doğrusunu söyleyecek olan var mı? Siz hesap da bilmiyorsunuz.

Organize perakende sektörüne yakıştırmalarının tamamını misliyle kendilerine iade ediyoruz. Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz, yayına çıkalım doğrusunu söyleyelim diyoruz, bizi yayına da almıyorsunuz. Organize perakendede kâr edenlerin en yükseğinin ettiği kâr yüzde 4’tür. Onu tamamını da verseniz enflasyon aşağı gelmez. Bunu bile bile 1’alıp 3’e satıyorlar, 4’e satıyorlar diyecek kadar alçalan gazetecilere, oda başkanlarına diyorum ki, bu algı operasyonunuzun vatandaşta karşılığı yoktur. Bizim masraf yapımızı iyi kontrol etmekten gelen bir farkımız vardır. Brüt kâr marjımız yüzde 17,5’tir. Yani 100’e aldığımız bir malı 117,5’e satıyoruz. Nerede bu 1’e alıp 3 katına satmak? Nerede öyle bir ürün? Bu gazetecileri himaye edenlere, perde gerisinde bizi hedef gösterenlere, ‘başaramayacaksınız’ diyorum. Bizim ülkeyi yönetenlerle sorunumuz yok. Olmasına da müsaade etmeyeceğiz. Biz bu ülkenin temel taşlarıyız, bunları yerinden oynatmaya da kimsenin gücü yetmez. Bize bakarak ya bir tuğla da ben koyayım bu binanın temel taşına demeyen, bir tane dikili ağacı olmayan insanlar sizlere ve bizlere bu yakıştırmayı yapıyorlar. Bre ahlaksızlar, bre densizler sizlere bundan sonra sizin tonunuzda cevap vereceğim bilesiniz.”

BİM’in patronu rest çekti: Siz hesap kitap da bilmiyorsunuz!

Abonelik

VeryansınTV'ye destek ol.
Reklamsız haber okumanın keyfini çıkar.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Giriş Yap

8 Yorum

  1. 2 ay önce

    Bunların yaptığı zamlar kesinlikle diğerlerinden fazla. Hiç kıvırmasınlar pazarı domine edip aralarında mesajlaşıp beraber fiyat arttırdıklarını unutturamazlar. Millet bunlardan sakız bile almasın

  2. 2 ay önce

    Ağzını bozduğuna göre, haklı olan kendisi değil! Pandeminin ilk günlerinde, hiç bir girdinin fiyatında artış olmadığı halde fırsatçılık yapıp fiyatları artıran kendileri. Üç harfliler terörünü kendileri başlattılar. Salak değiliz. Not ettik. Ben kendi adıma bu marketten asla alışveriş yapmıyorum.

  3. 2 ay önce

    Antalya dan 20 ton domates yuklesen istanbula getirsen 20 bin lira nakliye versen kilo basina 1 lira biner sen halki kandirmaya calisma urunlere kar payi kotasi uygulanmali kesinlikle

  4. 2 ay önce

    Fiyat artışları konusunda üç harfli marketlerin hedefe oturtulması ama diğer market zincirlerinin hiç gündeme getirilmemesi çok ilginç. Diğer büyük marketlerin fiyatları üç harflilere göre ortalama yüzde kırk civarında daha pahalı. Maliyet enflasyonunu önlemeden, üretimi arttırmadan, üretimde ithal girdiyi azaltmadan, üretici ile tüketici arasındaki aracıları ortadan kaldırmadan fiyatlar düşmez. Eğer bu konuya günah keçisi bulmak için değil de ciddi ciddi fiyat artışlarının sebeplerini araştırmak için eğiliyorlarsa ben birkaç tane ipucu vereyim. Aynı marka iş eldiveni İzmir’in bir ilçesinde 12 TL.ye satılırken 35 kilometre uzaklıktaki diğer ilçesinde 18 TL.ye satılıyorsa fiyat artışlarının sorumluları oradadır. Üç harflilerde dörtlü banyo sabunu 29 TL.ye satılırken tanınmış bir firmanın ürünü 75 TL.ye satılıyorsa sorumlu odur. Üç harflilerde bir markanın altılı 1.5 litrelik pet şişe suyu 18 TL.den satılıyorken diğer markalar altılı ambalajda 1.5 litrelik suyu 35 TL. civarında satıyorsa hiç uzağa gitmeyin hemen yakasına yapışın. Benim her gün gördüğüm fiyat farklılıklarını siz göremiyorsanız istifa edin gidin. Üç harflilerden alışveriş yapmayın diye akıl verenlere de bir çift sözüm var: Eğer ucuza alışveriş yapacağımız başka bir yer biliyor da söylemiyorsanız cidden çok ayıp ediyorsunuz. Biliyorsanız hemen bizlerle paylaşın ki dar gelirli insanlara bir faydanız dokunsun. Hiç semt pazarı falan da demeyin. Çünkü üç harflilerde 8.5 TL. olan patates pazarda 10 TL.

  5. 2 ay önce

    Devletin zincir marketlerinde aynı fiyatlar varken diğer marketleri esnafı tüccarı sanayiciyi suçlamak asıl suçun aşırı para basan iktidarda olduğunu saklayıp aklamaktır. Para basmazsan savaşta bile enflasyon olmaz.

  6. 2 ay önce

    Ee, şimdi herkes terörist ilan edildiğine göre terörist kimdir sorusuna daha kolay cevap verebiliriz artık, değil mi?

Giriş Yap

VeryansınTV ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya abone olun!