Çekirge istilasının sonuçları

Dr. Ceyhun Balcı yazdı

Çekirge istilasının sonuçları

Bir semte, futbol takımına ya da şarkıya ad olduğunda sevimli gelebilir insana. Dünyayı paylaştığımız bir canlıdır. Tek başına sorun değildir. Bir araya gelip sürüler oluşturduklarında tarihe geçmiş olumsuzluklara neden oldukları bilinir.

Korona virüsüyle yatıp kalktığımız şu günlerde gölgede kalan bir haber var! Çekirge istilası! Irak ve İran’a ulaşan çekirge sürüleri karşılarına çıkan besin adına ne varsa tüketiyor. Çekirge istilası yokluk, kıtlık ve belki de açlık demek!

Benim kuşağımın yaşamı boyunca tanıklık etmediği çekirge istilası dünyada ve elbette ülkemizde de yaşanmış!

Bir çöl çekirgesinin bir günde kendi kütlesi kadar besin tüketebildiği göz önüne alındığında ortaya çıkabilecek felaketi kestirmek olasıdır. Yiyecek bulamaması durumunda çekirgelerin hayvan tüy ve kıllarını, insan giysilerini ve hatta beşikte uyuyan bebekleri yediklerine bile tanık olunmuş.

Çekirgeler karşılarına ne çıkarsa yedikleri gibi insanlara da besin olmuşlar pek çok coğrafyada. Özellikle Kuzey Afrika toplumlarının sofralarında yer almış çekirgeler.

Çekirge sürülerinin 2800 km öteye ulaşabildikleri belirlenmiş.

Olağan koşullar altında sürü oluşturmayan çekirgelerin uyluklarındaki tüylerin sürü oluşturma güdüsünü tetiklediği saptanmış. Yiyecek kaynaklarının düzensiz ve kıt olduğu durumlarda tetiklenen bu güdü çekirgelerde sonraki kuşaklara da aktarılan bir özelliğe dönüşmüş.

Hatta, çekirge sürüleri I. Dünya Savaşı sırasında BEŞİNCİ DÜŞMAN olarak bile nitelenmiş.

Anadolu’da çekirge istilasına uğramamış yer neredeyse yok gibi.

1915’te Orta Doğu’da yaşanan çekirge istilası güneş ışığını kapatacak denli yoğun olmuş. Çekirge sürülerinin trenlerin ilerlemesini durduracak güce eriştikleri yazılmış.

Tarihsel belgelere göre ilk çekirge istilalarına IX. yüzyılda rastlanmış. Anadolu’da da sıkça görülmüş çekirge istilaları. 1787’de Osmanlı’da yaşanan istila sırasında halkın yakınmaları karşısında bir kadının şu emirnamesi geçmiş kayıtlara :

“Ey adı çekirge olan kuşlar. Siz ki Allah’ın nebatatını yemek suretiyle zararlı olmaktasınız. Halk bu yüzden sizlerden şikâyetçi olduğu için bu mektup gönderildi. Aldığınızda aklınızı başınıza toplayıp bir daha böyle zararlar yapmayınız; yaparsanız sizi Allah’a havale ederim.”

Osmanlı ordusunda askerlik yapmakta olan İhsan Salih Trujman’ın günlüğüne 29 Mart 1915’te eklediği şu satır çok anlamlı :

“Çekirge istilası 7 gün önce başladı ve gökyüzünü kapladı. Bütün çekirge bulutlarının şehrin üzerinden geçmesi iki saat aldı. Ülkeyi istila ettiklerinden dolayı Allah bizi üç felaketten korusun; savaş, çekirge ve hastalıklar.”

Rastlantıya bakar mısınız?

Savaşı henüz geride bıraktık.

Hastalıkla pençeleşiyoruz!

Yeterince dikkat çekmese de çekirge istilası haberleri ortama düşmeye başladı! Yüz yıl öncenin üçlüsü bir kez daha sahnede.

Çekirge istilaları Milli Mücadele döneminde de sorun yaratmış. Düşmanın yanı sıra çekirgeyle de savaşılmış. Düşman vatan topraklarından çıkartılsa da çekirgeler sürüler halinde varlıklarını sürdürmüşler. Cumhuriyet döneminin en yoğun çekirge istilası ise Büyük Buhran’ı izleyen 1930’da yaşanmış.

İkinci Dünya Savaşı’nda ülkemize düşman saldırısı olmasa da çekirge istilaları sürmüş. Savaşa girilmemiş olmakla birlikte yaşanan kısıtlar çekirgeyle mücadeleye yansımış.

Kaynaklarda Cumhuriyet önünde saygıyla eğilmemizi gerektiren bilgilere rastlamak olası. Örneğin, daha Cumhuriyet kurulmadan önce, yoksul ve yoksun devletimizin Hollanda’da 1923 Haziran’ında yapılan entomoloji kongresine 2 tarımcıyı gönderme özverisinde bulunduğunu öğreniyoruz. Akıl ve bilimi rehber edinmek böyle bir şey olmalı! 1925’te Halep’te yapılan Uluslararası Çekirge Konferansı’na da ülkemiz adına katılım olmuş.

1926’da Çekirge İstihbarat Ofisi’ni kurmuş genç Cumhuriyet’in uzak görüşlü kadroları.

XX. yüzyıl başından başlayarak Cumhuriyet’in kurulması sonrasında pek çok çekirge yasası çıkartılmış.

Çekirgeyle mücadelede halktan, çekirge mücadele taburlarından, öğrencilerden, askerlerden ve mahkûmlardan yararlanılmış. Mücadelenin başarısını artırmak amacıyla ödül-ceza düzenlemeleri yapılmış.

İnsan bedeni için de az nicelikte gerekli olan çinko çekirgelerle savaşımda kullanılmış. Çinko levhalardan oluşturulan hatlar aracılığıyla çekirgeler uçkun duruma gelmeden toprağın derinliklerine gömülmüş.

İlerleyen yıllarda çekirge mücadelesinde arsenik de kullanılmaya başlanmış.

Çekirge istilalarının yol açtığı olumsuz sonuçlar şu şekilde sıralanabilir :

1. KITLIK : Tarlasına buğday ekmiş bir çiftçinin çekirge istilası sonrasında yalnızca saman biçebilecek olması kıtlığın boyutunun anlaşılmasını sağlayabilir. Kıtlığın, halk edebiyatı ve folklorüne de etki ettiği çekirge üzerine yakılmış türkülerden anlaşılabilir. Çekirge geleneksel el sanatı halılarımızda bile kendisine yer bulmuştur. Besin kıtlığı insanların yanı sıra hayvanları da etkilemiştir. Hayvan varlığı belirgin şekilde azalmıştır.

2. İÇ GÖÇLER : Özellikle 1610 ve 1647 Kıbrıs çekirge istilalarında iç göçler yaşanmıştır.

3. PAHALILIK VE KARABORSA

Tarih boyunca Anadolu’yu ilgilendiren çekirge istilaları güney sınırlarımız yoluyla gerçekleşmiş. Güney komşularımızla işbirliği ve dostluk yalnız güvenlik bakımından değil çekirgeyle mücadelede de gerekli bir koşul olarak çıkıyor karşımıza!

Dert zincirine eklenen çekirge tehdidine karşı devletimizin belleğinin diri ve canlı olmasını dilemekten başka şey gelmiyor elden!

Ceyhun Balcı / Veryansın Tv