Çırpınıyor Karadeniz bakıp NATO bayrağına

Çırpınıyor Karadeniz bakıp NATO bayrağına

Türkiye, tıpkı futbol milli takımı gibi inanılmaz başarılara! imza atıyor...

Mavi Vatan’da gol üstüne gol yiyoruz.

Doğu Akdeniz’den çekildik.

Ekolojik olarak Marmara denizini öldürdük. (Kanal İstanbul ile de grand finale?)

Jeopolitik olarak da Karadeniz’i bitiriyoruz.

Nasıl mı?

Biden ile “geri dönen” ABD ve onunla birlikte tabutundan fırlayan NATO’ya biat ederek.

İktidardaki 180 dereceye yakın dönüş, tüm jeopolitik kazanımlarımızı yok ediyor.

Zaten güney sınırlarımızda 1990’dan beri bataklıktayız.

Şimdi Karadeniz’in güvenli liman olmaktan çıkıp, en büyük savaş tehdidi olmasına icazet veriyoruz.

Bakın ABD ve Avrupalı müttefikleri, bir süredir Rusya’yı sürekli taciz ve tehdit ediyor.

Arktik okyanusundan, Barents Denizi’nden, Baltık’tan ve en önemlisi de Karadeniz’den.

Rusya ise etrafında dişlerini kudurmuşçasına çıkarıp hırlayan köpeklere cevap vermeye çalışan iri bir ayı misali, pençelerini bir ona bir buna sallıyor.

Son dönemde ise bu kudurmuş köpekler giderek ayıya daha çok yaklaşıyor.

Ukrayna üzerinden Karadeniz’de önce Amerikan, sonra İngiliz tahrikleri giderek tehlikeli bir hal almaya başladı.

HMS Defender özel olarak Ali Kemal’in torunu Başbakan Boris’in talimatıyla Rus sularını 2 deniz mili ihlal etti ve uçakların uyarı atışına uğradı.

Akabinde HMS Defender savaş gemisinin geçişine Rusya'nın verebileceği tepkilere ilişkin tahminleri içeren gizli savunma belgeleri bir otobüs durağında bulundu.

Devamında Doğu Akdeniz’de Rus Donanması’nın yaptığı tatbikata İngiliz savaş uçakları tacizde bulundu.

İzleyen saatlerde bu kez bir Hollanda savaş gemisi Karadeniz’de gerilime yol açtı. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin çok önemli bir açıklama yaptı.

Dedi ki, “Eğer biz bir İngiliz gemisini batırsak bile 3. Dünya savaşı çıkmaz. NATO’nun beşinci maddesi de çalışmaz. ABD ve İngiltere böyle bir savaşı kazanamayacaklarını iyi biliyorlar”.

Bunun Türkçe meali şudur: “Fazla uğraşmayın bizimle, ibret olsun diye bir iki gemi batırırız valla!”

Ama ABD’yi yöneten neocon ekip niyeti epeydir fena bozdu.

Dün aynı zamanda daha da büyük bir provokasyonun düğmesine basıldı.

Dünyanın dört bir yanından 32 ülkenin katıldığı NATO Seabreeze 2021 tatbikatı başladı.

Adının “Deniz Meltemi” olması sizi yanıltmasın, bu çok ciddi bir provokasyon.  

23 Temmuz’a kadar sürecek tatbikata Türkiye de bir gemiyle katılıyor.

ABD ve NATO çevreleri hala tehlikenin farkında değil. 

Rus lider ‘icabında vururuz’ diyor, Doğu Akdeniz ve Suriye’ye Kinjal füzesi yüklü Migleri gönderiyor. 

KENDİ GERÇEKLİĞİNİ YARATAMAYAN ABD

Her zaman dobra ve muhalif çıkışlarıyla tanınan eski Amerikalı Kongre üyesi (Milletvekili) ve yazar Ron Paul, bu durumu son yazısına koyduğu şu başlıkla açıklıyor: Kendi Propagandanıza İnanmanın Tehlikesi!

Yazıdan bir alıntı yapmalıyım:

“Doğu Ukrayna'da olduğu gibi, Ruslar duruma farklı bir bakış açısı getirdiler. Rus sahil güvenlik gemileri, HMS Defender'a Rus karasularından çıkması emrini verdi - bu emri, açtıkları ateşle güçlendirdiler.

Blöflerinin görüldüğünü anlayan Birleşik Krallık hükümeti, tüm hükümetlerin en iyi yaptığı şeyi yaptı: yalan söyledi. Rusların bir İngiliz savaş gemisine ateş etmediklerini iddia ettiler. Bu, bölgede önceden planlanmış bir Rus askeri tatbikatıydı.

Maalesef Birleşik Krallık hükümeti, Rusya'ya karşı durma konusunda iyi bir propaganda yaratmak için acele ederken, Defender'da doğrucu bir BBC muhabiri vardı: Evet, Rus ordusu birkaç uyarıda bulunmuştu, evet HMS Defender'i uyarmıştı. Ve evet, birçok kez Defender'ın yönünde ateş edilmişti.

Benzer şekilde, ilkbaharda da Rusya, ABD destekli bir Ukrayna askeri yığınağına yanıt olarak hızla sınıra 75.000 asker konuşlandırmıştı. Mesaj açıktı: ABD hükümeti ve müttefikleri sınıra müdahale ederken Rusya artık seyirci kalmayacaktı.

Rusya şimdi, 2014 yılında yapılan referandumda Rusya'ya yeniden katılmak için oy kullanan Kırım'ı koruyacağını gösterdi. Kırım'da oylama, Ukrayna'da ABD destekli darbe tarafından tetiklendi. Buna yabancı müdahaleciliğin “istenmeyen sonuçları” denir.

İngiltere, ABD ve NATO müttefikleriyle ilgili sorun, kendi propagandalarına inanmaları ve buna göre hareket etmeleridir. George W. Bush’un danışmanı Karl Rove'a atfedilen 2004 tarihli ünlü bir alıntı, bu düşünce tarzını açıkça dile getiriyordu. Rove, ‘Artık bir imparatorluğuz ve harekete geçtiğimizde kendi gerçekliğimizi yaratıyoruz’ demişti.

Kabadayı Boris Johnson, Rusya'yı kendi arka bahçesinde itip kakmak gibi bir ergen arzusu yüzünden neredeyse büyük bir savaşı kışkırttı. Bu sefer savaş önlendi, peki ya bir dahaki sefere? Dümende hiç yetişkin birileri olmayacak mı?”

Dünyaya nizam vermek için, kendi bir tarafından uydurduğu “Kurallar Temelli Dünya Düzeni” isimli doktrini kullanan ABD, gerçekten de kendi gerçekliğini hala eskisi gibi yaratacağını sanıyor.

Ron Paul’ün çarpıcı biçimde söylediği gibi, bu ergen gündüz düşleri dünyayı ve de özellikle Türkiye’yi büyük bir tehlikeye sokuyor.

NATO’NUN TEHLİKELİ TATBİKATI: SEA BREEZE 2021

Yazılarını ve üslubunu severek okuduğum yabancı gazetecilerden Pepe Escobar, dün başlayan (29 Haziran) Sea Breeze 2021 tatbikatını şu ifadelerle anlatıyor:

“En son NATO gösterisine hoş geldiniz: Sea Breeze (Deniz Meltemi) bugün başlıyor ve 23 Temmuz'a kadar devam ediyor. Ev sahipleri ABD Altıncı Filosu ve Ukrayna Donanması. Esas oğlan, Daimi NATO Denizcilik Grubu 2'dir.

Gösterinin NATO’cası, masumane “caydırıcılığı ve savunmayı güçlendirmek”. NATO’cadan devam edersek, bize tatbikatın "popülerliğinin arttığını" söylüyorlar ve şu anda "altı kıtadan" 30'dan fazla ulusun 5.000 asker, 32 gemi, 40 uçak ve "18 özel operasyon ve dalış ekibi" konuşlandırılıyor. Hepsi bu büyülü NATO konseptini uygulamaya ve geliştirmeye kararlıdır: “Birlikte çalışabilirlik”.

Şimdi sisi temizleyelim ve meselenin özüne gelelim. NATO, “barış” adına Karadeniz'in seçilmiş bölgelerini ele geçirdiği izlenimini veriyor. NATO'nun son zirvesinde yinelenen en yüksek inanç maddeleri, “Rusya'nın Kırım'ı yasadışı ilhakı” ve “Ukrayna egemenliğine destek”tir. Dolayısıyla NATO için Rusya “barışın” düşmanıdır. Diğer her şey hibrit savaş edebiyatıdır.

NATO kendisini “transatlantik birliğe” bağlı olarak lanse ediyor. Coğrafya bize Karadeniz'in Atlantik'e ilhak edilmediğini söylüyor. Ancak bu, NATO'nun iyi niyeti için bir engel değil – mesela NATO kuzey Afrika'daki Libya'yı milisler tarafından yönetilen bir çorak araziye dönüştürdü. Orta Asya’da (Afganistan’da) ise, NATO ittifakı, çakma Kalaşnikoflu bir grup pejmürde Peştun tarafından beklenmedik bir şekilde tekmelendi.

007 MONTY PYTHON'A DÖNÜŞÜ

Sea Breeze'in ön bölümü, geçen hafta, bir Monty Python (1970’lerdeki meşhur İngiliz absürd komedi film serisi) senaryosu gibi canlandırılan, saçma bir “Britannia Rules The Waves” (1740’ta İngiliz Emperyalist Donanması için yazılmış şarkının ünlü sözleri: ‘Britanya dalgalara hükmeder’) dublörü ile gerçekleşti - ancak potansiyel olarak patlayıcı tonlarla.

Kent şehrinde bir otobüs durağında beklediğinizi ve bir çöp kutusunda, Savunma Bakanlığı'nın Kırım Sivastopol açıklarında, Defender destroyerinin açıkça kışkırtıcı konuşlandırılmasıyla ilgili ayrıntıları içeren gizli belgeleri - yaklaşık 50 sayfa - bulduğunuzu düşünün.

Rus Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Maria Zakharova olaya noktayı koydu: Londra kışkırtıcı eylemini örtbas etmek için bir sürü yalan söyledi. 007 ajanları eskisi gibi değil!”

Kent'te bulunan belgeler, yalnızca Karadeniz’deki provokasyonu değil, Afanistan’daki tezgahı da ortaya çıkardı.

11 Eylül 2021’den sonra İngiliz komandolarının Afganistan’da kalacağını da ortaya çıkardı.

Bu, Anglo-Amerikan-NATO kombinasyonunun Afganistan'ı gerçekten “terk etmeyeceğine” dair ekstra kanıt olarak nitelendirilebilir.

Bu esnada da Türkleri -belki de yeni bir provokasyon için- Taliban’ın önüne atmayı hedefliyor olabilirler pekala.

Doğu Akdeniz’e dönecek olursak...

Demin de söz ettiğim gibi NATO'nun ‘Bizim Deniz/Mare Nostrum’ olarak gördüğü Akdeniz cephesinde, Kinjal hipersonik füzeleri taşıyabilen iki Rus Mig-31k avcı uçağı geçen hafta Suriye'ye yeniden konuşlandırıldı. Sesin 10 katı hıza ulaşabilen balistik Kinjal (hançer) füzelerinin menzili 2000 kilometre.

İdlib’de Suriye ordusu ve Rusya hava kuvvetleri son haftalarda dinci muhalif militanlara saldırıları artırdı.

Daha da artıracak gibi görünüyor. 

Yani ortaya öyle bir durum çıkıyor ki, Türkiye, hem güneyinden, hem kuzeyinden çok ciddi bir tehlike altında. 

Karadeniz’de yaptıklarımız veya yapmadıklarımız işimizi Suriye’de daha zora sokuyor.

Sanırım Rusya Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov da, Antalya’ya bunları Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ile konuşmak için geldi.

Çavuşoğlu’nun bu görüşme sonrası KKTC’ye gidecek olması da manidar.

Tam da İngilizlerin sınıfında en büyüğü olan HMS Queen Elizabeth Uçak Gemisi’nin “Türkiye’yi tehdit eden mesajlarla” Rum kesiminde Limasol’e yanaştığı sırada.

Emperyalizm bir kez daha etrafımızı çeviriyor, büyük güçlerin sinirli itişmesi, tam da en zayıf anımıza, teslimiyetin ve iç cephenin tarumar olduğu bir döneme denk geliyor.

Ve sadece Karadeniz de değil, tüm Mavi Vatan çırpınıyor, kızıp NATO bayrağına!

KAYNAKLAR:

http://ronpaulinstitute.org/archives/featured-articles/2021/june/28/hms-defender-versus-the-russian-military-the-danger-of-believing-your-own-propaganda/

https://www.globalresearch.ca/sea-painted-nato-black/5748829