Gazetecilerin abisi-hamisi Sezgin Baran Korkmaz kimdir?

Gazetecilerin abisi-hamisi Sezgin Baran Korkmaz kimdir?

Tarihin gidişini değiştiren büyük şirketler vardır, British East India Company-İngiliz Doğu Hindistan Ticaret Şirketi, bunların en başında gelir.

17. yüzyılın hemen başında Hindistan'ın denizdeki zayıflığını-yokluğunu fırsat bilen Portekizliler Hollandalılar Uzak Doğu'da cirit atarken çok geçmeden karşılarında İngiliz Doğu Hindistan şirketini bulurlar.

İndia Company bir yüzyılda koca bir ülkeyi ele geçirir. Şöyle, önce deniz ticaretini ve Hintli müslümanların hac ticaretini ele geçirir, sonra küçük küçük imtiyazlar-kapütülasyonlar, sonra, Hindistan'da bir bölgeyi kiralarlar.

Sonra parayla asker alıp ordu kurarlar. Hindistan'a öyle hızlı sirayet ederler ki gün gelir Hindistan'ı yöneten Babür Sultanlarını sıraya koyup atamaya başlarlar, ya da istediklerini sultanlıktan indirirler.

Hatta sultanlıktan ayrılanlara düzenli emekli maaşı ödenir, hatta, emekliye ayrılan sultanlar emekli maaşı artırılsın diye İngiltere'ye gelip kraliçeden ricacı olurlar.

Bir şirketin bir yüzyılda sadece Hindistan değil Basra Körfezi ve Mısır ve Afrika'ya hızla büyümesi sadece yaptığı ticaretle mi alakalı, yoksa, ilişkiye girdiği çıkarcı-menfaatçi sultanlar ve tarikat ve cemaatlerle mi?

Şimdi akıllara seza bu büyümeyi düşününce British East India Company şirketi için tarihte kalmış çok uzak bir örnek diyorsunuzdur, değil.

1980'li yıllarda Ankara Mithatpaşa'da bugün köprü altında İnegöl köftecisi olan yerde düğün davetiyeleri basan Akın İpek çok geçmeden 'altın madeni' sahibi oluverdi.

Çok geçmeden başbakanın yatak odasına gizli kamera koyacak kadar istihbaratı ele geçiren derin ilişkilerde merkezi rol oynadı. Bir düğün davetiyesinden 100 milyar dolarlık servetlere uzandılar.

Nasıl? Bu şirketlere göz yumularak, savcısı hakimi gizlice derinden koruyarak, banka hesaplarını ortaklıklarını servetlerini kazançlarını kırk uzun yıl hiç kimse soruşturmayarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni yıkıp esir edecek hale geldiler, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yüzde doksanına kendi ajanlarını yerleştirerek.

Bu işler, usul usul küçük küçük başlar, önce iyi adamdır bizdendir, denir, sonra çocukları okutuyor, hayır işleri yapıyorlar, denir, sonra, temiz müslümanlardır, kurban kesip dağıtıyorlar, vs. diye diye öne çıkarlar. Sonra, televizyonları olur, yağlı ballı toplantıları davetleri, sonra yazarı-çizeri ödüllendirilir, maaşlanır.

Sonra savcısı karışamaz 'dokunulmaz' 'imtiyazlı' hale gelirler. Sonra bir bakmışsınız ki memleketin anasının .mına sızmışlar memleketin anasının .mına gizli kamera yerleştirmişler, partiler yıkıyorlar iktidar deviriyorlar ve bunları da 'demokrasi ve özgürlük' adına yapıyorlar?!

İşte SBK adında bir holdingin sahibi Sezgin Baran Korkmaz'a iki gün önce kara para aklamacılığı iddiasıyla gözaltı kararları çıktı, Sezgin Baran cep telefonunu yaktı, kendisi de teknesiyle Lübnan'a kaçtı.

Ancak hatırlayın adı “Robin Hood”a çıkmıştı, geçen günlerde bu kadar genç yaşta bu kadar büyük servet sahibi nasıl olunur (tıpkı İyi Partili Buğra Kavuncu'nun 35 yaşında milyar dolarlar sahibi nasıl olduğunu sorduğumuz gibi) sorduğumuzda başımıza gelmeyen kalmadı, önce yayın durdurma kararı aldılar.

Sonra Sezgin Baran'ın binlerce takipçisi saldırmaya başladı. Meyvesi olan ağaç taşlanırmış o yüzden saldırıyormuşuz. Yüzlerce insana yapılan iyilikleri-yardımları görmeyen kötü ruhlu ve faşist ve ırkçı insanlarmışız. Oysa adam ne güzel herkese yardım elini uzatan bir iyilik meleğiymiş.

Hatta bir AKP'li yazar Sezgin Baran için çağımızın Robin Hood'u diye yazdı. Sonra Robin Hood adıyla meşhur oldu, magazin sayfalarında dahi boy gösterdi Bodrum'da halka bedavadan ayran ve lahmacun dağıtan fotoğraf ve haberleri halen Google'da.

Yani işin aslı, Sezgin Baran'ı paravan-kukla olarak kullanmışlar, bu genç çocuğa kara para aklama ve başka bilemediğimiz işler vermişler, ve bu çocuk da kendini Türk halkına bir melek kadar temiz tanıtmaya reklam etmeye başlamış. Bu işler böyle başlar, parasıyla bir isim ve itibar peşine düşüş, bir çok gazeteciyi gazeteyi kafalamış haberler yaptırtmış.

Ve asıl önemlisi, Sezgin Baran Korkmaz denen adam Türk medyasında bir çok gazeteciyle-isimle görüşmüş, hatta arkadaşlıkları olan var, otelinde ağırladıkları, birlikte fotoğrafı olanlar var...

Kimlerle görüşüyor bilmeyen yok, kulaktan kulağa herkes her ismi biliyor, söylüyor, konuşuyor, fotoğraf ve bağlantılardan herkes haberdar, ancak? Yazan çizen yok.

Sezgin Baran Korkmaz'ın SBK holdingine yapılan baskından sonra, hani, iki gün önce TÜRKİYE'nin EN GÜVENİLİR GAZETECİLERİ açıklanmıştı, işte, bu 'kahraman ağbilerden' hiç değilse bildiklerini söylemelerini beklerdik.

En güvenilir demek en korkusuz demek, en güvenilir demek, bu taraklarda bezi hiç olmamak demek, o halde, Sezgin Baran Korkmaz'ın kankileri olan kankilerini bir zahmet söyleyebilseler!

Söyleyemezler!

Çünkü?

Sezgin Baran Korkmaz ve holdingi gibi, BU EN GÜVENİLİR GAZETECİLER DE gerçek değil PARAVAN! Gerçek gazeteciliği yok etmek kapatmak gizlemek için sahtelerine 'güvenilir' damgası yapıştırılıyor.

Sezgin Baran Korkmaz'ı herkes bildiği halde bugün kimse kalkıp şu şu şu'yla görüşüyordu şu şu şu arkadaşıydı iyi kankilerdi neden kimse demiyor, diyemiyor, neyi saklıyorlar.

En azından şüphelerini dile getirebilirler, en azından bu alingirli işlere hiç sıcak bakmadıklarını bu yüzden Sezgin Baran'la kanki olmuşların adlarını asla anmayacaklarını harbice söyleyebilirler ya da Sezgin Baran dostlarının emri altında çalışmayacaklarını pekala yazıp çizebilirler.

Diyebilirler mi, hayır, tıssss yok.

İşte kolpa işadamı Sezgin Baran bahanesiyle böylelikle 'en güvenilir gazetecileri' de 'test etmiş' yani 'sınamış' olduk. Demek ki neymiş, cilaları simleri bir günde kazındı düştü ve güvenirlikleri iki gün sürmedi!..

Tavizler böyle verilir, herkes biliyor ve kimse hakkında konuşamıyorsa Sezgin Baran Korkmaz'dan susma karşılığı çok şey alınmış, yani, Sezgin Baran Korkmaz kapitülasyonları ve dokunulmaz-imtiyazlıklarını bu güvenilir gazetecilerden hep parayla değil bazen de arkadaşlık ilişkileriyle neyse artık bir şekilde almış, demektir.

Şimdi Sezgin Baran'la görüşen kanki gazetecilerine sorsan, röportaj için gittim, diyecek, çok ilginç adamdı tanımak istedim, ben de bu paraların kaynağını soracaktım, gibi, aklımızla oynayan bin türlü yalanlarla kendilerini savunurlar.

Onlar kendilerini savunacak kılıfı hep bulurlar, bize düşen, gerçeği biliyoruz, o halde, bu gazetecileri TV'lerimize çıkartmayalım. Onların ismini gazeteci diye anmayalım. Onlara program yaptırmayalım. Bu gazetecilere yakın arkadaşımız kankimiz, geçen beni aradı konuştuk gibi cümle içinde adlarını geçirmeyelim. Futbolcusu, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayları, hiç değilse ciddiye alıp bu kolpaların programına çıkmayın, nerdeeeee?

Ey en güvenilir gazeteciler, nerdesiniz?

2020 yılı felaketler yılı oldu, ama, iyi bir tarafı da var, işte depremlerdi virüstü kıyametler kopardı ama sonunda usul usul 2020'de çekip gitmesini biliyor, bu akşam, artık 2020 yok.

Ama öyle felaketler var ki iktidarı-gazetecisi güya muhalifi, hiç gitmiyorlar, yazıp-çizmezseniz, üstüne gitmezseniz yargılamazsanız, çekip gidecekleri de yok...

Gitmeyen ve bitmeyen bu felaketlerimiz 2021'de de bizi bekliyor!

Yazımıza Hintliler denizciliği bilmedikleri için yüzlerce yıl sömürgeleşmeden kurtulamadılar diye başladık, şaşırmayın, bugün de "Doğu Akdeniz'de ne işimiz var, Doğu Akdeniz yüzünden AB'yle aramız bozuluyor, Doğu Akdeniz'de güç gösterisinin alemi yok" vb. diyen medyanın liberallerin cemaatlerin arkasında aynı şirketler aynı fonlar aynı güçleri bulacaksınız.