‘Görülmüştür’ filmini gördük

Görülmüştür filminde okunması gereken onca mektubun içinden, cezaevinde yatan kocasına düzenli yazan ve aynı evi paylaşmak zorunda kaldığı eşinin babasından şikayet eden gizemli bir kadının satırlarına odaklanarak onu saplantı yapan Zakir anlatılıyor.

‘Görülmüştür’ filmini gördük

ÖZLEM KALKAN / Veryansintv.com

Sansür, TDK’da “Her türlü yayının, sinema ve tiyatro eserinin hükümetçe önceden denetlenmesi işi, sıkı denetim” olarak tanımlanıyor.

Burada sansürü uygulama amacının genel olarak toplumu gerek ahlaki gerekse hukuki yönden korumak amacı güttüğü söylense bile, bariz bir şekilde ifade özgürlüğünü bastırmak amacı taşır. Bu bir anlamda yönetenin yönetene hukuksuz davrandığı anlamına gelir.

Örneğin, devamında ne geleceğini bildiğiniz bir filmin sahnesinin kesilmesi, göz önünde cereyan eden bir olaya ilişkin tv ve gazete yayın yasağı sizde ne gibi duygular uyandırır?

Sansür sonuçta toplumun akıl ve etik değerlerinin kendi sağduyusunu yaratmak zorunda bırakan ve maalesef bugün içinde yaşadığımız toplumumuzun da vazgeçilmez parçası olan bir olgu!

Sinemamızda ise sansür alanında madalya alacak denli yıllarca “başarı”yla uygulanagelen bir olgu maalesef!

1985 Muş/Varto doğumlu ve “ödüllere abone” genç yönetmen Serhat Karaaslan’ın son filmi ve ilk uzun metrajlı denemesi Görülmüştür‘ü daha net anlatabilmek için “sansür”le başladım.

Karaaslan’ın 2010 yapımı Bisiklet adlı kısa filmini izlemiştim ki o da ödüllerle taçlanmıştı. Yoksul bir çocuğun bisiklet peşindeki zamansız hikayesi olağanüstüydü. Dondurma filmi de yine fakir bir köye odaklanıyordu. (En iyi kurmaca film dalında 22. Ankara film Festivali ve 16 Nürnberg Film Festivali’nde mansiyon ödüllerine layık görülmüşlerdi)

Görülmüştür filmi 30. Ankara Film Festiva’linde SİYAD en iyi film, en iyi senaryo, Berkay Ateş’e en iyi erkek (Zakir), Füsun Demirel’e de anne rolü ile en iyi yardımcı kadın oyuncu ödüllerini kazandırdı.

GÖRÜLMÜŞTÜR FİLMİNİN KONUSU

Genç, bekar bir delikanlı olan Zakir, annesiyle yaşamaktadır.

Filmde ise aslında karakolda ve cezaevi gardiyanları arasında, onlara kıyasla kültür düzeyinin yüksek olduğunu gördüğümüz bu genç adamın edebiyatla yakın ilişkisinden yola çıkarak atanamayan, bir öğretmen olduğunu, atanamadığı için de bir cezaevinin mektup okuma, yani sansür komisyonunda çalışmak zorunda kaldığını çıkarabiliyoruz. Aynı zamanda öykü de yazmaktadır Zakir. ”Konjönktür”ün ne anlama geldiği tartışmaları ve üstünü çizip çizmemekte tereddüt yaşamaları, emperyalizm tehlikesine vurgu yapan bir cümle için de zavallı mektup sayfasının yarısının kurban edilmesi sahneleri çok çarpıcı geldi bana.

Gelen binlerce mektubun içinden sakıncalı bulunan ve şifre sayılabilecek cümleleri ayıklamak için özel kursa da gitmektedir. Anlaşılacağı gibi sansürün bizzat öznesidir Zakir.

İçerideki mahkumların iletişim sürecini de makaslamakla görevlidir. Bu süreçte filmde “özel hayat”a saygı sınırının tartışıldığı ve izleyeni isyan ettiren kareler yansıyor filme. Zakir’in annesinin kendi odasına girip özel notlarını okuması, memur arkadaşının kendisine yaptığı eşek şakaları, eşleri için görüşe gelen kadınların cinsel arzularının aralarında gereksizce konu edilmesi vb.

Okunması gereken onca mektubun içinden, cezaevinde yatan kocasına düzenli yazan ve aynı evi paylaşmak zorunda kaldığı eşinin babasından şikayet eden gizemli bir kadının satırlarına odaklanarak onu saplantı yapan Zakir, hoşlanmadığı sansür ve özelin deşifre edilmesi sıkıntısını, bir başkasının hayatına müdahale edecek noktaya getirerek bu tuzağa düşer. Mektuplarını okudukça kadına bağlanır ve aşık olur.

Sansürden bahsettiğimiz için siyasi bir film olduğunu vurgulamaya gerek yok. Ancak yönetmeninin de filme sansür uyguladığını işte bu noktada söyleyebilirim. Türkiye ‘nin siyasi gerçeği, sıradan bir kadının var olup olmadığı müphem bir sorununa ve onun mektuplarına kurban ediliyor.

Gerçekleri kağıt üzerinde karalayarak yok eden Zakir’in, edebi kimliğine dayanarak da hakikate ulaşmaya çalışması ironisi filme değer katıyor. 

Kadına ulaşmaya çalışırken kursta arkadaşlık ettiği ve yarı flörtü de sayılabilecek Emel adlı bir hemşire üzerinden kadın dünyasının da şifrelerini kırmaya çalışıyor. Kadınlar neden korse giyer? Kadınlar sevdiğini ve ilgisini nasıl belli eder gibi onlarca soru ile gizemli kadının da dünyasına dalıyor.

Görülmüştür filminde oyuncular son derece başarılı. Genç yönetmenin bu konuyu seçerken 1996 yılından bu yana cezaevinde ziyaret ettiği arkadaşının anlattıklarına dayanarak yazdığı senaryo da ufak eksiklerine ve çekingenliklerine nazaran son derece başarılı. Berkay Ateş ve Füsun Demirel’i ve de memurları canlandıran oyuncuların doğallıklarını özel olarak tebrik etmek gerek.

Dipnot olarak: Son zamanlarda bir kesimin  popüler kılmak için özel bir çaba sarf ettiğ, Ankaralı öykü ve roman yazarı Hasan Ali Toptaş’ın adının filme çengelli iğne ile gereksiz bir şekilde eklenmesine anlam veremedim. Daha önce Şener Şen’in son filminde gördüğüm bu ayrıntı bana ”Hasan Ali Toptaş kimdir ve edebiyata ne katmıştır? sorusunu bir kez daha sordurdu (!)

Velhasıl Görülmüştür tarafımdan izlenmiştir ve izlenmeye layık görülmüştür.

İyi Seyirler.

Özlem Kalkan

Veryansintv.com