Gulyabani ve NATO'nun partisi

Nihat Genç yazdı...

Gulyabani ve NATO'nun partisi

BİR

Nihat Genç'in youtube programları bir ay öncesine kadar ortalama yüzbin düzeyindeyken üç hafta önce ortalama 50'e, iki hafta önce ortalama 30 bine, ve son haftada 15 bine düşüverdi.

Hastalanıp hızla on kilo verip halsiz mecalsiz program yaptığım dönemlerde dahi bu kadar sert bir düşüşle karşılaşmamıştım.

20'li yaşlarımdan beri yayıncılık içindeyim, ne satar ne satmaz, kaç satar, hangi olaylar satışları tetikler ya da düşürür, birikim sahibiyim, yani böyle sert düşüş görmedim.

Peki bu son dört haftada ne oldu, ağırlıklı olarak İyi Parti'nin Natocu-Fetöcü Türkçü gençliği üzerine yayınlar yaptık ve hatta yayınımız iki gün üst üste trend/topik yani çok izlenen popüler hale geldi.

Özetle, Nato'nun Fetöcü ve Türkçü kanadının deşifresi ana konumuzdu.

Üstüne Enver Altaylı ve Alman istihbaratı BND ilişkisi de..

Unutmayın, Türkiye'de bir dizi kemalist yazar öldürüldü ve faili meçhul kaldı, yani, bu cinayetleri kim işlediğini kesinlik içinde tam da budur kimse diyemiyor, ancak bizim kanaatimiz nettir gladyo-Fetö şüphe ve şaibeleri üzerinedir!

Tıpkı İtalya'da gladyonun faili meçhul cinayetleri gibi.

Türkiye'de olduğu gibi onlarca yıl İtalya'da da Nato'nun gladyö ayağı üzerine davalar dosyalar yeniden açılmış bir daha açılmış ve ama İtalya'da gladyö dosyalarının hepsi kapatılmış tek kişi tutuklanamamıştır!

Gladyonun İtalya ve Türkiye'de işlediği cinayetlerin hala bilinmemesi ve ama herkesin iyi bilip bir şey yapamaması Nato'nun karanlık gücünü gösteriyor!

Bu güç an itibariyle İyi Parti'yi kurmuş ve destekliyor.

Yani İyi Parti'nin Fetöcü-Türkçü kanadının arkası sağlam!

Alman istihbarat teşkilatı BND ve NATO yabana atılacak burun kıvrılacak güçler değildir, aksine teknolojinin ve siyasetin her yerindedir! BND elemanı Enver Altaylı'nın AKP'li gizemli isim Mücahit Aslan'la dahi bine yakın telefon görüşmesi mahkeme kayıtlarında!

Enver Altaylı yakayı ele verdiğinde kendisini tutuklayan polislere ilk sözü: BND bunun hesabını sizden çok fena sorar, demiş, diyebilmiştir!

BND'nin ve Nato'nun bilişim sektörü içindeki gücünü test etmeniz çok kolaydır, bana mısın demeyen çok iyi raitingi olan youtube kanalları bir kaç hafta üst üste BND ve Enver Altaylı ilişkisi ve İyi Parti ve Fetöcü-Natocu gençler ilişkisi üzerine program yapsın, sonuçları görsün!

Sakın bana bilmiş bilmiş bu tür bir engellemenin mümkün olmadığını söylemeye çalışmayın!

Şimdi yazı yazdığımız internet ve konuştuğumuz youtube vb. yapılar üzerinde kaç zamandır istihbarat güçlerinin karanlıkların hortlağı gulyabani gibi çalıştığını bilmeyen-yazmayan yok!

İyi Parti'nin karanlıklar içinde kalmış uluslararası gulyabanilerini, Fetö yıllarında Fetö tehlikesini bir yirmi yıl kimseye anlatamadığımız gibi şimdi de anlatmamız zor.

Ama biz, notumuzu düşelim!

Paranoya suçlamasıyla bu yazımı saf saf eleştirmeyin, önce istihbaratı tanıyın, paranoyayı kasıtla oluşturan da istihbarat güçleridir. 

İstihbarat güçleri liberal sitelere sadece fonlarla maddi destek vermez başka tür teknolojik imkanlar da açarlar. Tabii ki herşeyi açığa çıkartacak kadar ayarlarla şüphesiz kimse oynayamaz ama minik küçük dokunuşlarla iz bırakmadan yapacak güçleri vardır!

Açıklama yapmayarak iz bırakmayarak dosyaları kaldırtarak gölgeler ve karanlıklar içinde sizi delilsiz belirsizlikler içinde bırakmak istihbaratın temel siyasetidir!

Çünkü herkesin herkesi suçlayacağı belirsizlikler, acaba? kim? vs. gibi siyaseti manipüle bir ortama sürüklemek işleridir, başedemediklerini önce fişlemek, sonra sonra kriminalize etmek yine başedemezlerse, faili meçhullara hazır olun!

İKİ

Levent Köker Murat Belgeli İletişim çevresinden adı iyi bilinen liberal bir hukukçu.

Tarsus Amerikan Lisesi'ni bitirmiş, kendisini yakinen çok iyi tanırım.

Nazik, kibar, beyefendi, şaşıracaksınız, bir insan güzeli'dir!

İşte bu beyefendilik içinde saklanan çakallıklarını anlatan çok uzun bir hikaye yazmayı çok istedim.

Birebir yüz yüze ilişkilerde insan zerafeti ve ama doktrine edilmiş cinlik tezgah peşinde beyinleri!

AKP'ye verdiği destek ve Fetö'nün Abant Toplantıları'na katılmasıyla tarafımızdan zaten işbirlikçi liberal damgasını çoktan yemiştir!

Bugün zaten nerede konuşabilir, sadece fonlanmış sitelerde!

Cumhuriyet Gazatesi'nde Özdemir İnce Levent Köker'in kemalizm için söylediklerini bugün gündeme getirince tekrar aklıma düştü!

Güya okumuş bir insan evladı Cumhuriyet'in varlığına kurumlarına devrimlerine yobaz bir İslamcı gibi vahşi bir saldırıda nasıl bulunabilir!

Akıl alır gibi değil!

Mesela, cumhuriyet demezler 'kemalist' diye kasıtla kodlarlar.

İslamcılar da bu kavramları aynı şekilde işlerine uygun suistimal etmek için çok kullandı, mesela onlar da 'hukuk' demez, 'kemalist hukuk' derler.

Yani karşılarına çıkan evrensel kavramları kendi beyinlerindeki liberal ideolojiye uygun 'etiketlerler'..

Yani şu çalımı atarlar, biz aslında hukuk'a karşı değiliz 'kemalist hukuk'a karşıyız, demek isterler, ki, bugün geldiğimiz yerde narko siyasetçiler ve tarikatçılar korkusundan tek dava açamayan yargı skandalına böyle böyle geldik!

Mesela açılım tezgahında cumhuriyetçileri 'ulusalcı' etiketiyle özellikle vurguladılar.

Bunda ne var diyeceksiniz. Neo-liberalizmin yani küreselleşmenin bütün dünyada at oynattığı 2000'li yıllarda halk ürker diye 'federasyonculuk'u açıktan aleni destekleyemiyorlardı.

Bunu da şöyle çalımlayarak geçmeye çalıştılar, federasyonculuk'un karşıtı 'ulusalcılık'a faşist ırkçı Hitler Nazizm yakıştırmaları yaparak mahküm edip 'federasyonculuk'u tek çıkış özgürlük yolu olarak dolaylı gösteriyorlardı!

Çünkü ulusalcılık federasyonculuk karşıtı, demek, toprak bütünlüğünden yana olmak demek.

Şimdi size komik geliyor değil mi, işte o zamanlar öyle bir federasyonculuk büyüsü, AB'ye giriyoruz büyüsü, küreselleşme büyüsü, yepyeni özgür bir dünya kuruluyor büyüsü, yarattılar ki, ilk aşılması suçlanması kriminalize edilmesi gereken 'ulusalcılık' olmalıydı, öyle de yaptılar!

Levent Köker bey öyle böyle değil çok ciddi 'alkoliktir'.. Öyle içer ki bir altı ay ülkede dünyada neler oldu bitti duymaz görmez!

Böyle şahsi şeyler söylenmez ayıptır, benim de hiç huyum değildir, ancak alkolizmle dünya dışı kalıp yaşadığı altı aylık uykuları hatırlatan laflar ediyor.

Mesela, şu cümleleri hala edebiliyor: 'Kemalizm manevi yaşam alanlarını devlet denetimi altına almasıyla otoriterdir'

Düşünün, tarikat ve cemaatler an itibariyle anayasaya aykırı yani hukuksuz, düşünün, ülkedeki medrese sayıları on binleri merdiven altı medrese öğrencileri milyonu aştı, ve Afganistan Irak Suriye örnekleri ortada... Ve tarikatlar ve cemaatler devlet kadrolarına bakanlıklarına an itibariyle el koymuş! Fetö örneği sonra İsmailağa ve Menzil örneği ortada!.

Buna rağmen.

Hala kalkmış mezheplerin tarikatların cirit attığı bir dünyayı özgürlük ve işte hukuk bu diye alkışlıyor onaylıyor!

Herhalde Leven Köker bey, 2000'li yıllardan sonra neo-liberallerin etnik milliyetçiliği ve mezhepçiliği ve cemaatçiliği gazlayarak-tetikleyerek ve sahaya sürerek Suriye'nin Irak'ın ve Afganistan'ı iç savaşlara bu yüzden gark olduğunu göremeyecek kadar uzun bir süre 'içmiş'...

İçmesi sorun değil de sızıp kalması uzun sürmüş, uyan ağbim uyan, dünya çoktan neo-liberallerin mezhep ve etnik tezgahlarına karşı acı trajedilerle yüzleşip uyandı!

Hala kalkmış, Cumhuriyet'in etnik ve dini farkları yadsımasını eleştiriyor ve bu yüzden anti-demokratik ve baskıcı ve otoritermiş diyebiliyor.

Gerçek bu, Avrupa'da dahi etnik ve dini farklılıklar siyasi sahaya sürülemez, tanınamaz, ancak kültürel ve tarihi geleneksel alanda yaşarlar, ne var bunda? Bu lafları gidip Fransa'da Almanya'da söyle de senin de icabına baksınlar!

Aksine tarih Cumhuriyet'i haklı kıldı, ve bugün kitleler etnik ve mezhep savaşları yüzünden Cumhuriyet diye diye ağlıyor!

Ve ağbimiz hala uyanmamış olmalı neo-liberalizmin şaha kalktığı 2000'li yılların diliyle Cumhuriyet değerlerini etiketliyor, kriminalize ediyor, suçluyor!

Ve Özdemir İnce'nin de dediği gibi, kemalizm dediğin 30'lu yıllarda kaldı, mesela ülkeyi 80 yıldır sağ iktidarlar yönetiyor...

Ve 'hukuk karşısında herkes eşittir' cümlesini dahi kasıtla çarpıtıyor!

Levent Bey,  yoksulları kimsesizleri işçileri köylüleri çalışanları hukuk karşısında güçlü kılabilmek için kooperatifleşmeyi, sosyal sınıfları eşitleyecek kamu politikalarını, ve akim kalan toprak reformu gibi çabaları göz ardı ederek konuşma, yanıltma, lütfen cahil cühela vahşi yobazlar gibi konuşma!

Demek öyle, Levent Köker bey, şu Afganistan gerçeğini gördüğün halde..

Ülkedeki şu cemaat ve tarikatların 'dokunulmaz' hale geldiğini gördüğün halde!

Hala, 'manevi yaşam alanlarını devlet denetimi altına almayı otoriterleşmek olarak' görüyorsun, öyle mi?

İstersen bu söylediklerini biraz daha düşün!

Şeyhlerin kendileri otoriter değil mi?

Etnik milliyetçilerin çete liderleri istediklerinin kafasını kolunu kesecek kadar otoriter değil mi?

Bu yüzden devletin düzenleme hakkı yok mudur, Suriye'den kaçmış on milyon insanı ve kafası kesilerek öldürülen milyonları düşünerek bir daha düşün, Levent bey!

Sizleri hala 2000'li yılların ezberiyle konuşturan kimdir, kimlerdir?

İç savaşlar mezhep savaşlarıyla bütün dünya akıllandı!

Siz hala Fetö'nün Amerikan istihbarat kurumlarının sizi kullandığı kumpasla sahaya sürdüğü aynı yerdesiniz, sayın Levent Köker bey!