Hulusi Akar’ı kim hedef alıyormuş!

Hulusi Akar’ı kim hedef alıyormuş!

Önceki yazılarımda daha çok Askeri Şûra’nın yapısından ve kısmen de asker ile siyaset ilişkisinden bahsetmiştim.

Gelelim Askeri Şûralarda olan bitene…

2013, 2014 ve 2015 şûralarında,çok sayıda militanını terfi ettiren Fetullahçı çete, Türkiye’deki Kara Kuvvetlerine bağlı tugayların birkaçı hariç tamamının tugay komutanlarınınkendi militanlarından olmasını sağlamıştı. Başta Genelkurmay olmak üzere, büyük karargâhlarda ise kritik birimler ellerindeydi.

Sadece jandarmada durum biraz farklıydı. Karargâhta belli oranda etkinlikleri olsa da sahada o kadar güçlü değillerdi. Çünkü jandarmada belirleyici, tugaylar komutanlıkları değil, 81 ilde komutanları genellikle albay olan il jandarma komutanlıklarıydı. 15 Temmuz’da oralarda görev yapan albaylar,daha çok,Fetullahçı çetenin en az nüfuz ettiği 1985-1989 arasındaki devrelerdi.Bunların dışındaki devrelerden de birkaçı hariç fire vermedi. Bu kanlı kalkışmaya net bir duruş sergiledi.

Zaten Fetullahçı çete, kalkışma öncesi bu devrelerin tasfiyesi için çok uğraşmış, bunların erken emekli edilmeleri için çalışma yapmış, hatta özel girişimlerle,tasarının bakanlar kurulundan geçmesini sağlamışlardı. Ancak genel kuruldan geçmesi son anda önlenmişti.

Ama bakın sonra, yani 15 Temmuz ertesinde bu devrelere neler yapıldı, anlatacağım…

15 Temmuz kanlı kalkışma gecesini ülke olarak ucuz atlatmıştık…

15 Temmuz sonrası apar topar 2016 şûrası toplandı. Söylenen,bu şûrada, dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın hiç tesirinin olmadığıydı. Genel olarak Fetullahçı çeteye karşı duruşu net olanlar, PKK’ya karşı mücadele etmiş bulunanlar ile Fetullahçı çetenin kumpaslarıyla cezaevlerinde yatan ve tasfiye edilmekten küçük farkla kurtulan subaylar terfi etmişti. Herkesin ortak fikri, 2016 şûrasının verimli geçtiği şeklindeydi.

15 TEMMUZ SONRASI ŞÛRA

Sadece, hem karargâhta, hem Güneydoğu’da, hem NATO görevlerinde çok başarılı hizmetler vermiş bir komutan olan ve yakından tanıdığım Tümgeneral Ethem Büyükışık gibi bir değerin emekli edilmesine üzülmüştüm.

Onun dışında belirttiğim gibi oldukça olumlu bir hava vardı. Türk Ordusu toparlanıyordu. Sevinmiştik!

Sanırım, bu şûradaki en büyük şans,dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar’ın olaya fazla müdahil olmamasından kaynaklanıyordu. Çünkü 15 Temmuz’da astları, 251 vatandaşımızı katleden, 1200 kişiden fazlasını yaralayan bir komutandı.

Etrafında bulunan, 16 yıldır yanında gezdirdiği, yüreğim dediği, beynim dediği generallerin yanı sıra genel sekreteri, özel sekreteri, emir subayı, astsubayı, danışmanı aklınıza kim gelirse Fetullahçı çete mensubu çıkmıştı. Herhalde onun için olsa gerek, çevresinden aldığımız bilgiler çok sıkıntılı olduğu şeklindeydi.

KOMUTAN NEDEN SORUMLUDUR?

Ancak biz daha Kıta’ya çıktığımız gün bize söylenen, komutanlığın olmazsa olmaz bir ilkesi vardı: “Komutan astlarının yaptığı ve yapamadığı her şeyden sorumludur!” Meslek hayatımız boyunca astlarımızın hataları dolayısıyla çeşitli sıkıntılar yaşadık. Onların yaptığı hataların da hesabını vermek zorunda kaldık. Bu mesleğin bir gereğiydi, o makamın sorumluluğuydu…

Ama 15 Temmuz’la beraber sanırım bu anlayış değişti. Artık komutanlar astlarının sadece yaptığı iyi işlerden sorumlu olacak! Yaptıkları kötü işlerden ise kim sorumlu olursa olsun!

Burada ifade etmeliyim ki 15 Temmuz ile ilgili çoğu kameraların önünde cereyan eden bunca olaya rağmen,bazı kesimlerde öylesine yoğun muhalif duygu vardı ki bir kısmı kalkışmanın başarısız olmasına üzülüyordu adeta. Fetullahçı çete en küçük açığı kaçırmıyor kafaları bulandırmak için akla hayale gelmedik senaryolar, kurgular hazırlıyor, özellikle çok güçlü olduğu sosyal medya hesaplarından, bu yalanları topluma pompalıyorlardı.

‘PERİNÇEKÇİ CUNTA’ HULUSİ AKAR’I MI HEDEF ALDI?

Kendilerine engel olanlara, karşı çıkanlara özellikle “Ergenekoncu, Perinçekçi” yaftalamasıyla saldırıyorlardı. Bunların bu yalanlarına inananların arasında, Atatürkçü kimliği taşıyanlar da vardı. Bu paylaşımları, sahte hesaplarla ama her kesime farklı kimliklerle sunuyorlardı. Bir kısmı Atatürkçü, bir kısmı dindar, bir kısmı solcu, bir kısmı ülkücü vb.

2017 yılına, Fetullahçı çetenin sosyal medya hesaplarından yapılan “Ergenekoncu, ulusalcı, Perinçekçi yapı TSK’da hâkim oldu!” iftiralarının devamlı pompalanmasıyla girdik. Bu hesaplar ayrıca Hulusi Akar’a da atıfta bulunarak onun söz konusu yapı tarafından hedef alındığını ifade ediyorlardı. Ortada ateş yoktu ama ateş olmayan yerden duman çıkartan bir örgüt vardı. Algı onların işiydi! 12 yaşından itibaren hem nur risaleleri okuyor, hem de bir casus gibi yetiştiriliyorlardı.Vesselam biliyorlardı bu işleri!

15 Temmuz’dan sonra güya çok kızdıkları Hulusi Akar’a da örtülü destek vermeyi ihmal etmiyorlardı. FETÖ sosyal medya hesapları arasında en azgın olanlarından Mustafa Yılmaz isimli hesap, bakın 30 Ocak 2017’de attığı tweet’te ne diyor; “Perinçekçi cunta, Hulusi Akar’ı hedef aldı!”

FIRAT’IN HABERİ, KÜTAHYALI VE ALÇI’NIN YAZILARI

Bu arada geçmişte bunlarla birliktelikleri olan, şimdi hükümet yanlısı gözükenler girdi devreye. Gollük pası, Hande Fırat’ın 25 Şubat 2017 tarihli Hürriyet gazetesinde manşet olan “Karargâh rahatsız” haberiyle almışlardı.

Karargâhtan kastedilen Genelkurmay Başkanlığı idi. Konu güya TSK’da kılık kıyafet yönetmeliğinin değişmesiyle getirilen başörtüsünün üniformanın üzerine giyilebileceği kararıydı.

Bu başlık üzerine başta Nagehan Alçı olmak üzere hükümet yanlısı gözüken pek çok gazeteci topa girdi. Sanki bir yerlerden düğmeye basılmıştı.

Önce Rasim Ozan Kütahyalı 27 Şubat tarihli yazısında, “Askerde hareketlenme var” diyordu.

Ondan sadece birkaç gün sonra yani 1 Mart 2017’de bu sefer de eşi Nagehan Alçı, sözde ulusalcı örgütlenmeye atıfta bulunarak,“Askeri hareketlilik var. Genelkurmay Hürriyet üzerinden mesaj verdi” diye yazıyordu.

Bu yazı ve haberler üzerine ben de konuyla ilgili bir yazı kaleme almış ve şunları ifade etmiştim:

“Karargâh rahatsızmış. Karargâh demek Genelkurmay Başkanı demektir. Bu açıklamayı izinsiz başka kim yapabilir? Başkasıysa da ortaya çıkartılsın! Söylentiye gerek yok!

Ulusalcı örgütlenme varmış! Derhal araştırılsın! TSK’nın içinde normal hiyerarşinin dışında hiçbir örgütlenmeye müsaade edilemez! Savcılar hemen devreye girsin! Fısıltıya gerek yok!

Neymiş, askeri hareketlilik varmış! Hemen soruşturma açılsın! Dedikoduya gerek yok!”[1]

‘ULUSALCILAR DARBE YAPABİLİR’ MANŞETİ

Tabii herhangi bir soruşturma açılmadı haliyle. Dedikodu baldan tatlıydı. Algısı daha etkiliydi. İnsanımız daha çok inanıyordu böyle şeylere…

2017 Şûrası yaklaştıkça bu söylentiler, köşe yazıları, manşet haberler daha da arttı.

Bu arada öncesinde 15 Temmuz kanlı kalkışmasına “tiyatro”, “kontrollü darbe” diyen Fetullah Gülen, Mısır’da yayınlanan El Yevm 7 gazetesiyle yaptığı söyleşide, “Darbeyi ulusalcı laik kesim yapmış olabilir” diyerek nasıl bir iftira ve yalan makinesi olduğunu ortaya koymuştu.

Aslında o günlerde ilk işaret fişeğini Pentagon’un adamı FETÖ’cülerin kankası MichelRubin vermiş, “Ulusalcıların Erdoğan’a darbe yapacağını” birden fazla kez dile getirmişti.

Bu ulusalcı dedikodusu dalga dalga yayılıyordu. Bu arada MİT’in ulusalcıları fişlediğiyle ilgili de yoğun dedikodular sürüyordu. Ulusalcılık nedir, ne değildir, tehdit algılamasının neresindedir tartışmaları yazımızın konusu dışındadır.

Artık Askeri Şûraya sayılı günler vardı. Yayınlanmasa da MSB’nin planlanmasına göre şûra 9 Ağustos’ta toplanacaktı. Tam bu sırada Hükümet yanlısı “ışıkçı”[2]Türkiye gazetesi, 26 Temmuz 2017 tarihinde şöyle bir manşet haber geçti: “Yeni darbeyi ulusalcılar yapabilir!”

FETÖvari, hiçbir dayanağı olmayan bu operasyonel yazının maksadı belliydi. Ulusalcı yaftasıyla, Cumhuriyet değerleriyle barışık, devlet hiyerarşisinden başka hiçbir farklı hiyerarşi içinde olmayan askerlerin bu şekilde hedefe konulduğunu anlamak için kâhin olmaya gerek yoktu!

KİM BU S.Ü.?

Haberdeki imza Türkiye’nin en zengin gazetecilerinden olduğu söylenen Nuri Elibol’a aitti. Elibol haberini “güvenlik kaynaklarına” dayandırıyordu. Kimdi bu “güvenlik kaynakları” acaba? İrdeleyelim..

Nuri Elibol’un zengin gazeteci olmasının yanı sıra bir başka özelliği vardı. Eski bir askerdi Elibol. 1981 yılında Kara Harp Okulundan teğmen olmuş, erken sayılacak bir zamanda da ayrılmıştı. Elibol’un aralarının iyi olduğu söylenen bir devre arkadaşı vardı: S.Ü.

S.Ü. kurmay Albay iken Kara Harp Okulu’nda Hulusi Akar’ın emrinde çalışmıştı. Tanıyanlar, Hulusi Akar ile aralarından su sızmadığını ifade ediyorlar.S.Ü. olaylı bir biçimde emekli edildikten sonra devletin en önemli kurumlarından birinde daire başkanı olarak görev yapmaya başlamıştı. Hulusi Akar’ın Genelkurmay Başkanı olması için yoğun lobi faaliyeti içinde olduğunu o zamanlar duymuştum.

Söz konusu haberin içeriğinde Hulusi Akar’a övgü düzülüyor, 15 Temmuz’da gösterdiği “cesaretten” bahsediliyordu. Ne hikmetse vatansever ve devletine bağlı kim varsa, ulusalcı vb. şeklinde yaftalayanların tamamı, yazılarında Hulusi Akar’ı mutlaka cilalıyorlardı.

Bu arada 2017 şûrasının MSB’ce 9 Ağustos’a planlandığı söyleniyordu. Bakın sonra ne oldu?

(DEVAM EDECEK)

[1] Mustafa Önsel, Ulusalcı Askerler Darbe mi Yapacak? Odatv, 11 Mart 2017.

[2]Işıkcılar, Hüseyin Hilmi Işık tarafından kurulan dini bir cemaat. Türkiye gazetesi de Işık’ın damadı olan Enver Ören tarafından kurulmuştu.